Haber Detayı

Şehir plancılarından deprem açıklaması: Güvenli barınma ayrıcalık değildir
Gündem nefes.com.tr
06/02/2026 17:07 (2 saat önce)

Şehir plancılarından deprem açıklaması: Güvenli barınma ayrıcalık değildir

6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında TMMOB Şehir Plancıları Odası açıklama yaptı ve eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini vurguladı. Toplumsal iyileşmenin adaletle mümkün olduğu belirtilen açıklamada "Güvenli barınma, sağlıklı çevre ve afetlere karşı korunma hakkı bir ayrıcalık değil, devletin herkese eşit biçimde sağlamakla yükümlü olduğu evrensel bir insan hakkıdır" dedi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından yapılan 10 maddelik açıklamada, 3 yıl geçmesine rağmen 6 Şubat depremleri için adalet talebi yinelendi.

Açıklamada "Adalet, varsayımlar üzerine kurulmaz; kanıta dayanır.

Yıkımın nedenleri, alınmayan önlemler ve ihmal zinciri ortaya konulmadıkça adalet tesis edilemez." denildi.Açıklama madde madde şöyle:"Güvenli yaşama hakkı, herkes için eşit ve eksiksiz şekilde sağlanmalıdır""1 - Deprem herkesi eşit etkilemedi; mekansal, sınıfsal ve toplumsal eşitsizlikler yıkımın ve kayıpların etkisini toplumun bazı kesimleri için çok daha ağırlaştırdı.

Bu gerçeklik, adalet mücadelesinin nereden başlaması gerektiğini açıkça gösteriyor.

Güvenli yaşama hakkı, herkes için eşit ve eksiksiz şekilde sağlanmalıdır.

Adalet, eşitliği soyut bir ilke değil, somut bir hak olarak savunmaktır.2 - Güvenli barınma, sağlıklı çevre ve afetlere karşı korunma hakkı bir ayrıcalık değil, devletin herkese eşit biçimde sağlamakla yükümlü olduğu evrensel bir insan hakkıdır.

Deprem bölgesinde bu hakkın eşit sağlanmadığı açıktır.

Yaşam hakkının korunması, hiçbir toplumsal kesim için bir ayrıcalık olamaz.

Adalet, herkesin eşit korunma hakkını koşulsuz güvence altına almaktır.3 - Adalet, varsayımlar üzerine kurulmaz; kanıta dayanır.

Yıkımın nedenleri, alınmayan önlemler ve ihmal zinciri ortaya konulmadıkça adalet tesis edilemez.

Hakikat, adaletin ön koşulu değil; onun dayandığı zemindir.

Gerçekler açıklanmadığı sürece adalet yerini bulamaz.

Depremle ilgili verilerin, süreçlerin, hazırlıkların ve sorumlulukların eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılması, hesap verilebilir bir düzenin temel koşuludur.

Adalet, sorumluluğu kanıtlayan gerçeklerin eksiksiz biçimde ortaya konulmasını gerektirir.EŞİTSİZLİK VURGUSU4 - Devletin temel görevi, risk altında yaşayan herkesi eşit şekilde korumaktır.

Bu yükümlülük, kentlerimizin güvenli yaşam alanlarına sahip olması için gerekli afet öncesi risk yönetimi, müdahale aşamaları, sonrası iyileştirme süreçlerinin tamamında eksiksiz biçimde yerine getirilmeli; hiçbir topluluk geride bırakılmamalıdır.

Kamusal sorumluluk, zamana, koşullara ya da önceliklere göre askıya alınamaz.Adalet, kamusal sorumluluğun gecikmeden, eksiksiz ve ciddiyetle üstlenilmesidir.5 - Yoksulluk, göçmenlik ve sosyal güvencesizlik, deprem etkisini katlayan en belirgin kırılganlık alanlarıydı.

Bu topluluklar hem depremden önce hem de sonra en savunmasız kesimler olarak bırakıldı.

Eşitsizlik, afetin kendisi değil; afetin sonuçlarını ağırlaştıran asli etkendir.

En kırılgan olanın en savunmasız bırakıldığı yerde adalet tesis edilemez.

Adalet, eşitliği kırılgan olanı önceleyen politikalarla hayata geçirmektir.6 - Depremde sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlara yönelik hukuki süreçlerin belirsizliği devam ediyor.

Gerçek sorunların tespit edilmediği, kamusal sorumluluğun alınmadığı, yaptırımların uygulanmadığı, sorumluların hesap vermediği bir ortamda adaletten söz etmek mümkün değildir.

Soruşturma ve yargılama mekanizmalarının işlemediği her gün güvensizlik büyür.

Adalet, sorumluların hesap vermesi ve yaptırımların uygulanması ile mümkündür.7 - Deprem sonrası yeniden inşa süreci, eşitsizlikleri azaltacak açık ölçütler yerine, plansız bir inşaat, birçok yerde belirsiz öncelikler ve parçalı uygulamalar üzerinden ilerledi.

Bazı bölgelerde ilerleme hızlanırken, bazı yerlerde en temel ihtiyaçların sürekliliği dahi sağlanamadı.

İhtiyacın en yüksek olduğu yerlerin en az kaynakla baş başa bırakılması, yeniden inşayı yeni bir adaletsizlik alanına dönüştürüyor.

Adalet, yeniden inşanın seçici değil, hakkaniyetli olmasını zorunlu kılar.'TOPLUMSAL İYİLEŞME ADALETLE MÜMKÜN'8 - Herkesin güvenli, erişilebilir, sağlıklı ve nitelikli hizmetlere sahip kentlerde yaşama hakkı vardır.

Deprem bölgesinde bu hak ciddi şekilde ihlal edilmiş; yurttaşlar eşit olmayan mekansal, sosyal ve ekonomik koşullara mecbur bırakılmıştır.

Kent hakkı, sadece barınmayı değil; yaşam kalitesini belirleyen güvenli yapıları, sağlıklı bir çevreyi, erişilebilir kamusal hizmetleri, altyapıyı, ulaşımı ve birlikte yaşamı mümkün kılan tüm unsurları içerir.

Adalet, kent hakkının tüm yurttaşlar için eksiksiz tanınmasıdır.9 - İyileşme, zamanın kendiliğinden getirdiği bir süreç değildir.

Toplumsal iyileşme ancak adaletle mümkündür.

Yaraların sarılabilmesi, kayıpların anılabilmesi ve güvenli bir geleceğin kurulabilmesi için sorumlulukların açığa çıkması ve adaletin tesis edilmesi zorunludur.

Aksi halde eşitsizlik derinleşir, güvensizlik kalıcı hale gelir.

Adalet, iyileşmenin ön koşuludur.10 - Bu felaketin yarattığı acıların unutulmaması, sorumluların hesap vermesi ve herkesin eşit yaşam hakkına sahip olabilmesi için adalet talebimizi yineliyoruz.

Bu talep, geçmişin acılarına ve gelecekte aynı yıkımların yaşanmaması sorumluluğuna dayanır.

Bu talep hem kaybettiklerimize hem de geleceğimize karşı borcumuzdur.

İlgili Sitenin Haberleri