Haber Detayı

Dünyanın konuştuğu skandal... Filmlere yeterince kulak verdik mi: Beyazperdede Epstein fısıltıları
Elçin demiröz odatv.com
07/02/2026 07:44 (3 saat önce)

Dünyanın konuştuğu skandal... Filmlere yeterince kulak verdik mi: Beyazperdede Epstein fısıltıları

Elçin Demiröz yazdı...

Hala bilmiyoruz.Epstein bir “oyun kurucu” mu, yoksa kirli düzenin vitrindeki “aracısı” mı?Kendi kurduğu sistemin içinde boğulan bir kurban mı, yoksa kurban rolüyle özgürleşmiş bir kaçak mı?Onca ihbar, kanıt ve itirafa rağmen hala tam anlamıyla çözemediğimiz şeyleri anlamaya çalışırken şu soruyu sormadan edemiyoruz :Acaba bu skandalı yıllardır bize fısıldayan kitaplara, filmlere, belgesellere yeterince kulak verdik mi?Özellikle de bazı filmler, belki bilinçli bir cesaretle, belki de yalnızca sistemin karanlık yüzünü anlatma dürtüsü ve tesadüfle; kapalı kapılar ardında kurulan bu sadist düzenin izlerini, her şeyin açığa çıkmasından çok daha önce beyaz perdeye taşımıştı.EYES WIDE SHUT / GÖZLERİ TAMAMEN KAPALITabii ki listenin başında bu karanlık dünyanın sinemadaki en çarpıcı yansımalarından biri, Stanley Kubrick imzalı ve aynı zamanda yönetmenin de son filmi olduğunu bilmeden “En iyi filmim” dediği 1999 tarihli Eyes Wide Shut var.

Film, Arthur Schnitzler’in 1925 tarihli Traumnovelle romanına dayanıyor. (ki eserin aynı isimle 1969 ve 2024’de yayımlanan iki ayrı filmi de mevcut.) Rüya ile gerçeğin sınırlarının birbirine karıştığı filmin başrollerini evli bir çifti canlandıran Nicole Kidman ile Tom Cruise paylaşıyor.

Kusursuz görünen ama çatırdamaya meyilli bir evlilik anlatısıyla başlayan hikaye, yaşanan bir kırılmanın ardından arzunun güçle iç içe geçişini, aynı bugünkü gibi anlamlandırmakta zorlandırdığımız bir tarikat ruhu ve ritüel saplantısı üzerinden anlatıyor.

Kısaca maskeler takılıyor, pelerinler giyiliyor ve tören başlıyor.Her ne kadar Eyes Wide Shut ile Epstein arasında kanıtlanmış bir bağ olmasa da şaşırtıcı benzerlikler ve şüpheler dikkat çekici.

Öncelikle Eyes Wide Shut filminde ritüeller, sadece davet ve itaat ile erişilebilen izole bir malikanede geçiyor.

Kişiler arasında maskeler yoluyla ayrılan bir hiyerarşi var ve gerçekte olduğu gibi filmde de sessizlik ana dil.

Aynı çerçeveyi Epstein’in dünyasına da uyarlayabiliriz.

Issız adalar, kapalı partiler, özel uçaklar, üst düzey kadrolaşma, kraliyetten devlete geniş bir misafir listesi ile hepsine verilen sessiz güvence…Eyes Wide Shut’ın çekimleri 3,5 yıl boyunca büyük bir gizlilikle sürüyor.

İddialara göre Nicole Kidman ve Tom Cruise o sıra gerçek hayatta da birbirleriyle evli olmasına rağmen, senaryo ve özellikle tek başlarına oynadıkları sahneler hakkında aralarında bile konuşmaları yasaklanıyor.Kubrick, filminin ham halini ilk olarak Kidman ve Cruise’a izletiyor, hatta bu gösterimde makinistin bile gözlerinin bağlı olduğu biliniyor.

Daha sonra filmi Warner Bros. stüdyolarına, götürdüğünde 24 dakikalık bir kısmın silinmesi şart koşuluyor.

Kubrick ise bunu reddediyor ve sadece 4 gün sonra yatağında ölü olarak bulunuyor.

Kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği söylenen yönetmenin yakınları ise Kubrick’in son anları da dahil olmak üzere oldukça sağlıklı olduğunu belirtiyorlar.Kubrick’in zamansız ama manidar ölümünün ardından Warner Bros., filmin bütün haklarını satın alarak vizyona sokuyor.

Filmin Kubrick’in orijinal filmi mi, yoksa Warner Bros’un bu 24 dakikayı imha ederek yaptığı yeni bir versiyon mu olduğu gizemini hala koruyor.

Filmin senaristlerinden Roger Avary katıldığı bir podcastte, filmin post – prodüksiyon kararlarının kesinlikle Kubrick’in ölümünden sonra verildiğini açıklıyor.

Hatta filmde çalışan bir devamlılık asistanı da filmden 4 sahnenin tamamen çıkarılmış olduğunu doğruluyor.

Keza Nicole Kidman ve Tom Cruise da filmin galasında, onlara izletilenle vizyona giren versiyon arasında farklılıklar olduğunu ifade ediyorlar.

Ancak Kubrick’in kızı filmden silinen bir sahne olmadığını özellikle vurguluyor.

Forum sitesi Reddit ise bu kayıp sahnelerin internete yüklenmesi durumunda 50 bin dolar değerinde Bitcoin verileceğine dair bir çağrı yapıyor ama ne hikmetse bu duyuru da kısa bir zaman önce sitelerinden kaldırılıyor.

Bu arada filmin alt metnini, kullanılan sembol ve göndermeleri yorumlayan birçok kişisel videonun başta Youtube olmak üzere tüm platformlardan kaldırılmış olduğunu da unutmayalım.Bir diğer dikkat çekici detay ise, filmin basın danışmanı Larry Celona’nın filmde öldürülen bir kızın ölüm haberini, daha öldürülmeden gazeteye yetiştiren bir gazeteci olarak kendi adıyla yer alması… İlginçtir ki Celona, gerçek hayatta da hem Kubrick’in hem de Epstein’in ölüm haberini kamuoyuna ilk açıklayan kişi olarak biliniyor.Film sahneleriyle Epstein dosyası arasında sayısız paralellik var.

Bunlardan en ilginci ayin sahnesindeki kırmızı maskeli liderin sinema tarihinin en rahatsız edici karakterlerinden birine benzemesi… O maske, 1931 tarihli M – Bir Şehir Katilini Arıyor adlı filmdeki çocuk istismarcısını canlandıran Peter Lorre’un tıpatıp aynısı.

Bu görsel benzerlik gerçekten bir tesadüf mü, yoksa sessiz bir gönderme mi?Ayrıca filmde geçen Rockefeller Plaza detayı ile partinin olduğu lüks evin Rothschild ailesinin sembol köşkü Mentmore Towers oluşu da manidar.

Bu iki ailenin FED’in (Amerikan Merkez Bankası) kuruluş ve yönetiminde yer aldığı biliniyor.

İşin ilginci filmin yayımlandığı hafta FED’in yetkilerini kısıtlamayı planlayan yasa tasarısını onaylayacak olan dönemin devlet başkanı John F.

Kennedy ise kendi kullandığı uçağın düşmesi sonucu karısı ve baldızı ile birlikte hayatını kaybediyor.Kısaca Eyes Wide Shut’ın Epstein’dan beslendiğine ilişkin kesin bir kanıt yok.

Ama Epstein olayı onu, tüm okları tartışmasız bir biçimde kendine saplatan bir ihbar mektubuna dönüştürmüş olabilir.

Belki de Kubrick’in vasiyeti asıl şimdi açılıyor.SALÒ O LOS 120 DİAS DE SODOMA / SALO VEYA SODOM’UN 120 GÜNÜSinema sahnesinde Epstein olayını hatırlatan başka yapımlar da var.

Bunlardan biri de sinemanın en rahatsız edici yüzlerinden biri olan Pier Paolo Pasolini’nin Salò o Los 120 Dias de Sodoma filmi...

Marquis de Sade’nin aynı isimli romanına dayanan 1975 tarihli bu film birkaç burjuva ve aristokratın, köylerden seçtikleri genç kız ve erkekleri kendilerinin kölesi haline getirdikleri faşist bir düzeni anlatıyor.

İşkence, aşağılanma ve cinsel şiddet bireysel bir sapkınlıktan çok, sistematik bir sadizme dönüşüyor.

Sinema tarihinde izlemesi en zor 10 film arasında gösteriliyor; tıpkı Epstein dosyasında karşımıza çıkan ve okumaya, izlemeye,duymaya dahi tahammül edemediğimiz ayrıntılar gibi… Bu arada Pasolini de filmin yayınlanmasından kısa bir süre sonra sokakta yürürken bir genç tarafından dövülerek öldürülüyor.SOUND OF FREEDOM / ÖZGÜRLÜĞÜN SESİKubrick’in ritüellerle sezdirerek anlattığı, Pasolini’nin sadistçe işkencelerle yansıttığı dünya, Sound of Freedom’da örtüsüz bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor.

Meksikalı yönetmen Alejandro Monteverde imzalı bu 2023 yapımı filmin yayını 5 yıl boyunca engelleniyor.

Küresel çocuk ticareti ağlarının nasıl çalıştığını, kurbanların nasıl “seçilip” izole alanlara taşındığını ve bu taleplerin en tepeden nasıl geldiğini anlatan yapım Epstein vakasındaki ifadelerle yan yana okunduğunda hikayeyi kurgu olmaktan çıkarıyor.

Kısaca konu sadece bir sapıklıktan ibaret değil; herkes organize, sistemli ve uluslararası bir ağ tarafından beslenen sistematik bir suçun parçası…HOSTEL / OTELEpstein belgeleri gün yüzüne çıktıkça bir dönemin korku fantezisi gibi izlenen, Eli Roth’un yazıp yönettiği 2005 tarihli Hostel filmi de başka bir gözle okunmaya başladı.

Filmde zengin ve dokunulmaz bir elit grubun, para karşılığında insanları kaçırıp izole mekanlarda işkenceye maruz bıraktığı kapalı bir düzen anlatılıyor.

Kurbanlar sıradan gençler; sistem ise kusursuz bir organizasyon gibi işliyor.

Davetler yapılıyor, transferler sağlanıyor, kapılar kapanınca ise dış dünya tamamen devre dışı kalıyor.

Bir zamanların abartılı görünen bu karanlık senaryosu, gücün denetimsiz kaldığında neleri mümkün kılabileceğine dair bugüne dair rahatsız edici hatırlatma belki de…EPSTEİN : CEZASIZLIĞIN GARANTİSİEpstein’i yalnızca münferit bir sapkın olarak okumak yeterli değil.

O, kapitalist elitlerin sadist ruhlarına giden yolda bir otoban gibi çalıştı.

Aynı zamanda temsil ettiği kötülüğün cezasızlığının da garantisi olduğu için acımız bu kadar tarifsiz.

Pazarladığı şey her ne kadar körpe bedenler olsa da, onlar üzerinden ulaşılan hazla dokunulmazlık hissinden alınan zevkin başa baş gelişi, güç çukurunun içinde eriyip giden insanlığın en acı özeti…Belki sinemanın da yıllardır farklı dillerle anlatmaya çalıştığı tam olarak bu.

Maskeli ritüeller, izole mekanlar, karaborsa ağlar, yoksulluktan koparılan çocuklar, avlanan bedenler, ruhlar, hayatlar… Hepsi aynı sistemin farklı yüzleri.

Kubrick sezdirerek, Pasolini bağırarak, Monteverde inat ederek, Hostel korkuyla anlattı.Ancak gerçek tüm filmlerden ağır...Tek bir canavar yok, sadist bir küresel pazar var.Ama…Vicdan yoksa ceza da yok!Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri