Haber Detayı
Bankayı yıktın mı devleti sallarsın: Dolarla çökertme nasıl oluyor?
ABD’nin ‘dolar kıtlığı oluşturduk’ itirafı, İran’da krizin nasıl tasarlandığını gösteriyor; ödeme kanalı kesiliyor, banka kırılıyor, para basımı enflasyonu patlatıyor ve sokak kaçınılmaz hale geliyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in açıklaması, modern jeopolitikte savaşın artık yalnızca tank ve füze ile değil, likidite, ödeme kanalları, bankacılık güveni ve beklenti yönetimi üzerinden yürüdüğünü açık biçimde ortaya koyuyor. “İran’da dolar kıtlığı oluşturduk; süreç hızlı kırılmayla sonuçlandı… banka hücumu… Merkez Bankası para basmak zorunda kaldı… para birimi düştü… enflasyon patladı… halk sokağa çıktı” çizgisi, klasik bir finansal kırılma senaryosu. “Dolar kıtlığı” ne demektir? “Dolar kıtlığı”, piyasada fiziksel banknot yokluğu değil; dolar cinsi ödeme ve finansmana erişimin daralmasıdır.
Bu daralma iki kanaldan çalışır: Dış kanal: ticaret finansmanı ve muhabir bankacılık Modern ticaret, “sat–al” kadar basit değildir.
Akreditif, sigorta, navlun, aracı bankalar, garanti mektupları ve risk değerlendirmeleri vardır.
Dolar, bu zincirin “varsayılan dili”dir.
Siz bir ülkeyi dolar sisteminden dışladığınızda ithalatçı firma ödemeyi güvenle yapamaz, satıcı firma parasını alacağından emin olmaz, bankalar işlemden kaçınır (itibar ve ikincil yaptırım riski), maliyet artar, gecikmeler artar, tedarik bozulur.
Dolar kıtlığı, burada ticaretin temposunu düşüren ve maliyetini yükselten bir fren işlevi görür.
İç kanal: finansal güvenin kırılması Dolar, yaptırımlı ülkelerde bir “para”dan çok “güven endeksi”ne dönüşür.
Yerel para zayıfladıkça, ekonomik aktörlerin zihninde tek soru belirir: “Yarın daha pahalı olacak mı?” Bu beklenti, para politikasından daha güçlüdür.
Dolar kıtlığı derinleştiğinde döviz kuru hızla yükselir, fiyatlama davranışı bozulur, şirketler maliyet şokunu fiyatlara yansıtır, hanehalkı tasarrufunu dövize/altına kaydırır, bankalardan mevduat çekimi hızlanır.
Dolar kıtlığı şokun hem sebebi hem hızlandırıcısıdır; kur yükselir, yükseldikçe daha çok kaçış olur.
Bankacılık krizi neden “zirve” noktasıdır?
Bessent’in anlatısında “Aralık’ta büyük bir bankanın banka hücumu sonrası çökmesiyle zirve yaptı” vurgusu, teknik olarak çok anlamlı.
Çünkü bankalar, ekonomideki tüm stresin toplandığı yerdir.
Banka hücumu (bank run) = güvenin fiziki biçimi Banka hücumu, “şubede sıra”dan ibaret değildir.
Asıl mesele şu İnsanlar aynı anda paralarını çekmek isterse, bankanın bilançosu buna dayanmaz; çünkü bankaların varlıkları uzun vadeli kredilerde, borç senetlerinde, gayrimenkulde vs. kilitlidir.
Mevduat ise kısa vadeli bir yükümlülüktür.
Yani sistem şunu varsayar Herkes aynı anda gelmez.
Yaptırım ve kur şoku ise tam tersini üretir herkes aynı anda gelir.
Bankaların yaptırımlı ekonomilerdeki kronik zayıflıkları İran gibi ekonomilerde bankacılığın tipik riskleri şunlardır kötü krediler (tahsil kabiliyeti düşük, siyasi bağlantılı kredi tahsisleri), kamuya veya kamuya yakın yapılara yüksek maruz kalma, varlıkların şeffaf olmayan değerlemesi, kur şokuna hassas bilanço yapısı, düşük güven / yüksek dolarizasyon.
Bu zayıflıklar “normal zamanlarda” idare edilebilir görünür.
Ancak dolar kıtlığı ve kur şoku geldiğinde, bankalar hem likidite hem sermaye açısından aynı anda sıkışır.
Merkez Bankası neden “para basmak zorunda kalır”?
Ve bu neden enflasyonu patlatır?
Bankacılık krizi geldiğinde devletin önünde üç seçenek vardır; Bankayı batır (bulaşıcılık riskini göze al) Bankayı kurtar (maliyeti kamuya yükle) Bankayı birleştir / zorla yapılandır (gizli maliyet, güven aşınması) Yaptırımlı ve kırılgan ekonomilerde birinci seçenek çoğu zaman “sistemik çöküş” riski taşır.
İkinci seçenek ise para basımıyla finanse edilirse, şu dinamik devreye girer Bankalara likidite verilir ve para arzı artar, Kur zaten baskı altındadır ve daha da yükselir, kur yükselince ithalat maliyeti artar ve enflasyon yükselir.
Enflasyon yükselince halk daha hızlı dövize kaçar ve kur daha da yükselir Bu, kur–enflasyon–beklenti üçgeninde kendini besleyen bir sarmaldır.
Bu sarmalın bir noktadan sonra sosyal alana taşması “sokak” fenomenini doğurur: Enflasyon, yalnızca ekonomik değil, sınıfsal ve siyasal bir şoktur.
Bu tablo neyi gösteriyor?
Bu zincir bize şu dersi verir; bir ülkeyi doğrudan “bombalamadan” zayıflatmanın en etkili yolu, ödeme kanallarını daraltmak ve finansal güveni kırmaktır.
Ve bu, yalnızca İran’a özgü değil; doların sistemdeki rolü sürdükçe, benzer araçlar başka ülkelere karşı da teorik olarak kullanılabilir.
Bu yüzden “ortak para birimi” tartışmaları sadece ekonomi değil; egemenlik ve güvenlik tartışmasıdır.
Ortak para birimi mümkün mü?
Teorik olarak evet.
Birden fazla ülke, ortak bir merkez bankası ve ortak para politikası altında tek para birimine geçebilir.
Bunun iki avantajı vardır blok içi ticarette kur maliyeti azalır, dış baskılara karşı “ölçek” kazanılır tek ülkeye uygulanan baskı, bloğa uygulanmak zorunda kalır.
Pratikte ise “çok pahalı” bir projedir.
Ortak para, ortak egemenlik demektir.
Bu, şu fedakârlıkları gerektirir; faiz oranını tek başına belirleyememek, para arzını tek başına yönetememek, bütçe disiplinini ortak kurallara bağlamak, bankacılık krizlerinde ortak kurtarma mekanizması kurmak, kriz anında “kim kimi kurtaracak?” sorusuna siyaseten cevap vermek Bu koşullar sağlanmadan çıkarılan “ortak para”, çoğu zaman ya kağıt üzerinde kalır ya da ilk büyük şokta dağılır.
O halde ülkeler neden “ortak para” yerine başka şeyler yapıyor?
Çünkü ortak para “en üst seviye” entegrasyondur.
Çoğu blok, o noktaya gelmeden önce daha düşük maliyetli araçlara yönelir.
Yerel parayla ticaret (faturalama ve ödeme), Swap anlaşmaları (merkez bankaları arası likidite hattı), Clearing/mahsuplaşma mekanizması (çok taraflı hesap kapama), alternatif ödeme mesajlaşma ağları (SWIFT’e bağımlılığı azaltma), dijital para altyapıları (CBDC köprüleri) Bunlar “ortak para” değildir ama dolar bağımlılığını parça parça azaltabilir.
Hangi topluluklar “ortak para” fikrini gündeme aldı?
Burada kritik ayrım gerçek tek para hedefleyenler ile dolar dışı ödeme hedefleyenler aynı şey değil.
Euro benzeri örnek (tam entegrasyon) Gerçek tek para örneği, ileri kurumsal ve siyasi entegrasyonla mümkün olmuş bir modeldir. “Tek para” ancak devletimsi kurumlarla yaşar.
Körfez (GCC): denendi ama siyasi/egemenlik maliyetinde tıkandı Körfez’de ortak para fikri uzun süre konuşuldu.
Ancak tek para, “kim merkez olacak?” ve “kim hangi kurala uyacak?” sorularında tıkanır.
Ulusal öncelik ve egemenlik devri, projeyi dondurur.
Batı Afrika (ECOWAS): hedef var ama makro uyum yok Batı Afrika’da ortak para fikri yıllardır masadadır.
Ancak enflasyon farkları, bütçe disiplinleri ve siyasi ayrışmalar, ortak para için gerekli “yakınsamayı” zorlaştırır.
BRICS: “tek para”dan çok “doları azaltma araçları” BRICS başlığı çoğu zaman “ortak para” diye duyulur; fakat pratikte daha çok yerel parayla ticaret, ödeme altyapısı, dijital finans işbirliği gibi “modüler” adımlar konuşulur.
Çünkü BRICS’te ekonomik yapılar çok farklıdır kimi enerji ihracatçısı, kimi dev ithalatçı, kimi yüksek enflasyonlu, kimi düşük enflasyonlu.
Bu heterojenlik, tek para fikrini zorlar.
Avrasya (EAEU) ve benzeri bloklar: daha çok yerel para payı Bu tür birliklerde de “tek para” zaman zaman konuşulur ama fiiliyatta ulusal paraların kullanımını artırmak daha gerçekçidir.
Ortak para, “dolar kıtlığı” saldırısını boşa çıkarır mı?
Tam boşa çıkarmaz; ancak etkisini azaltabilir.
Çünkü “dolar kıtlığı” sadece para birimi meselesi değil; aynı zamanda finansal ağlara erişim, yaptırım riskinin fiyatlanması, sigorta ve risk yönetimi, yatırım finansmanı gibi katmanları olan bir sistemdir.
Ortak para, bloğun içinde işleyebilir; fakat bloğun dışıyla etkileşimde hala küresel finansın kuralları belirleyicidir.
Yani ortak para, bir “kalkan” olabilir ama “tam zırh” değildir.
Bu nedenle dünya, şimdilik tek paraya değil; dolar bağımlılığını azaltacak parçalı ama uygulanabilir araçlara yöneliyor yerel parayla ticaret, swap ve clearing, alternatif ödeme altyapıları, dijital para köprüleri.
Bu, “doların sonu” değil; doların çevresinde yeni koridorlar açma çabasıdır.
Ve bu koridorlar ne kadar güçlenirse, “dolar kıtlığı” şoku o kadar sınırlanır.