Haber Detayı
Ümit Özdağ: Hatay'daki Sorunlar Sürekli Artıyor
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Hatay’da binlerce yurttaşın hala konteynerlerde yaşadığını, yolların ve altyapının kullanılamaz durumda olduğunu belirterek, teslim edilen TOKİ konutlarının eksiklerine ve deprem bölgesindeki esnafın artan ekonomik sıkıntılarına dikkat çekti. Özdağ, "Hatay ne yazık ki bir çamur deryası içinde. İnsanları evlerinin yıkıldığı ve ailelerinin yüzlerce yıl yaşamış olduğu muhitlerden 20-30 kilometre ötede yapılmış olan sosyal konutlara, TOKİ konutlarına yollanmak istiyorlar" dedi.
Haber: Batuhan DÜKEL- Kamera: Cemal Berk AYTEKİN(HATAY) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Hatay'da binlerce yurttaşın hala konteynerlerde yaşadığını, yolların ve altyapının kullanılamaz durumda olduğunu belirterek, teslim edilen TOKİ konutlarının eksiklerine ve deprem bölgesindeki esnafın artan ekonomik sıkıntılarına dikkat çekti.
Özdağ, "Hatay ne yazık ki bir çamur deryası içinde.
İnsanları evlerinin yıkıldığı ve ailelerinin yüzlerce yıl yaşamış olduğu muhitlerden 20-30 kilometre ötede yapılmış olan sosyal konutlara, TOKİ konutlarına yollanmak istiyorlar" dedi.Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin Hatay İl Başkanlığı binasının açılışında konuştu.
Özdağ, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Hatay'da barınma, altyapı ve ekonomik sorunların devam ettiğini söyledi.
Özdağ, özellikle deprem bölgesindeki esnafın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti."6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki Hatay'da Hataylıların acıları, sıkıntıları, dertleri devam ediyor" diyen Özdağ, şöyle konuştu:""Bakın, şuradan dışarıya baktığımız zaman konteyner kentin varlığını sürdürdüğünü görüyoruz.
Samandağ gibi nispeten küçük bir ilçede bile hala 7 bin insan konteynerlerde yaşamaya devam ediyor.
Şehir içerisinde bir yerden diğer yerleşim merkezine gidiş veya aynı ilçe içerisinde seyahat bile bütün Hataylılar için ızdırap haline gelmiş durumda.
Çünkü bütün yollar adeta delik deşik ve Hataylı sürücüler bundan dolayı her hafta, bilemediniz 3 haftada bir sanayiye araçlarını götürmek zorunda kalıyorlar.
Hatay ne yazık ki bir çamur deryası içinde.
İnsanları evlerinin yıkıldığı ve ailelerinin yüzlerce yıl yaşamış olduğu muhitlerden 20-30 kilometre ötede yapılmış olan sosyal konutlara, TOKİ konutlarına yollanmak istiyorlar.
Teslim edilen anahtarlar ve anahtarın teslim edildiği anda kesilen kira yardımları var ama o anahtarın açtığı kapının arkasında bir yuva, bir ev yok.
Natamam şekilde teslim edilen TOKİ konutlarını vatandaşa ulaştık anlamında yorumluyorlar ve öyle anlatıyorlar ama gerçek durum bu değil.
Üstelik vatandaşın kendi imkanlarıyla bile inşaat yapmak istese evinin yıkıldığı yerde 'riskli alan' diyerek vatandaşa izin vermeyenlerin, vatandaşın bu arazisinden vazgeçmesi durumunda onun bıraktığı araziye, riskli alan ilan edilen araziye daha sonra başkaları için inşaat izni verildiği, verileceği açıklaması da bütün Hataylıları aşırı derecede tedirgin ediyor.
Özetle, 3 yıl içinde yapılan bazı şeyler var ama bütün bunların Hatay için yeterli olduğunu ifade etmek mümkün değil." "Hatay esnafı bugün bütün Türkiye'deki esnafın karşı karşıya olduğu ağır sıkıntıların iki katıyla karşı karşıyadır" Nasıl Türkiye ekonomisi 9 yıldan beri küçülüyor, nasıl esnaf ve vatandaş alım gücünün düşmesi neticesinde fakirleşiyorsa, bu Hatay'da karşımıza kat ve kat güçlü bir şekilde çıkıyor. 2011'den bu yana Suriye'den gelen büyük göçün, 100 binlerce insanın yükünü omuzlayan sevgili Hataylılar şimdi bir de depremle birlikte yükü daha da artan ekonomik krizin baskısı altında eziliyorlar.
Esnaf sayısı azalıyor, yeni açılan mağazaların, dükkanların sayısında düşüş var ve buna rağmen Hatay'da ve diğer deprem bölgelerinde esnaf için esnafın talep ettiği düzenlemeler bir türlü gerçekleştirilmiyor.
Konunun Cumhurbaşkanı Yardımcısına iletildiğini biliyoruz.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın bu konuyu takip ederek Hatay esnafının haklı taleplerini yerine getirmesinin sağlanmasını istiyoruz.
Çünkü bir şehirde ve bir ülkede ekonomi esnafın üzerinden döner.
Esnaf bel kemiğini, kan damarlarını oluşturur.
Mal ve para esnaf sayesinde döner.
Esnaf hem kendisi çalışır, hem işveren olarak çalıştırır, hem istihdam yaratır, hem vergi öder.
Özetle, esnaf olmadan ekonomi dönmez ve Hatay esnafı bugün bütün Türkiye'deki esnafların karşı karşıya olduğu ağır sıkıntıların iki katıyla karşı karşıyadır.
Onun için özel bir ilgiyi hak etmektedir.
Keza, Adıyaman ve Kahramanmaraş'ta da esnaf özel bir ilgiyi ve desteği hak etmektedir.
Malum firmalara vergi afları sürekli gelirken ve trilyonlarca TL vergi affı, vergi muafiyeti çıkartılırken burada, Hatay'da 12 metrekarede 3 tane ayakkabı satmaya çalışan bir Hataylı ayakkabıcıdan alacağınız, vereceğiniz ne olabilir sizin?
Ne olabilir?
Niye bu insanların gırtlağına bu kadar basıyorsunuz?
Biz Zafer Partisi olarak Hatay'ın ve diğer depremde büyük acılar çekmiş, büyük kayıplara uğramış şehirlerimizin meselelerinin, dertlerinin yanındayız.
Yanında olmaya devam edeceğiz."Şeyh Said'in hatırasına hakaretten 6 bin 500 lira adli para cezasına çarptırıldığını hatırlatan Özdağ, bu konuya ilişkin şunları söyledi: "Biz haine 'hain' demeye devam edeceğiz" "Genç Cumhuriyet'e karşı İngiliz emperyalizminin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Musul vilayetine yönelik bir operasyon hazırlığı içerisinde olduğunu öğrenerek bu operasyonu engellemek amacıyla kışkırtarak isyana sevk ettiği Şeyh Said ve yanındakiler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici gücü karşısında alçakça katliamlarından ve saldırılarından ve terör eylemlerinden sonra ezilmiş ve Şeyh Said yakalanarak Diyarbakır'da İstiklal Mahkemesi'nde hak ettiği cezaya çarptırılmış ve idam edilmiştir."Aynısının Abdullah Öcalan'la yapılması gerekirdi yakalandığı zaman.
Şeyh Said'in vatan haini olduğunu söylediğim için Erzurum Hınıs'ta bir mahkeme, avukatımın 'savunma yapacağız' şeklinde yazılı beyanına rağmen Şeyh Said'in hatırasına hakaretten beni 6 bin 500 lira para cezasına çarptırmış ve bunu da ertelemiştir.
Gavura 'gavur' demek yasak oldu galiba.
Biz haine 'hain' demeye devam edeceğiz.
Şeyh Said'in hatırasını, Şeyh Said tarafından katledilen sivillerimizin, askerlerimizin aileleri, torunları anılarında nasıl yaşatıyorsa, biz de milli vicdanımızda, Cumhuriyetimizin tarihinde nasıl yaşatılıyorsa, öyle yaşatmaya devam edeceğiz."