Haber Detayı

‘Rum’ demek ne demek?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
08/02/2026 04:00 (1 saat önce)

‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım: “Sizlere barışsever çok değerli komşularım demeyeceğim” deyip biraz susmuştum.

Susmam büyük bir şaşkınlık ve tedirginlik yaratmıştı.

Sonra devam etmiştim: “Çünkü sizler benim halam, dayım, amcam ve teyzelerimsiniz...

Çünkü Sisamlılar tarih boyunca Anadolu’ya geldiler, göç ettiler, ticaret yaptılar.

Mübadele dahil Anadolu’dan Sisam’a göçler oldu.

Urla kökenlilerin burada Nea Vurla adlı bir köy kurduklarını da biliyorum.” “Rum” sözcüğü “Grek” ya da “Yunan” sözcüklerinin eşanlamlısı olarak kullanılıyor ama yanlış.

Çocukluğumda, başta Sivaslılar olmak üzere çalışmak için Mersin’e gelen, omuzlarında bir kazma ve kürekle dolaşırken “Bahçe belleten, odun kırdıran?!” diye bağıran insanlara Mersin’de “Urumlu” denirdi.

Üstünü, giysilerini kirleten çocuklara da “Urumluya dönmüşsün!” denirdi. “Urumlu” yani İç Anadolulu.

Bu bilgiler kitaplarda yazmaz.

Diyarı Rum (Rum ülkesi ya da Rum bölgesi) tarihte Müslümanların Anadolu’yu tanımlamak için kullandığı bir deyimdir.

Buradaki Rumdan kasıt genel olarak Roma ya da Romalı, özel olarak da Doğu Roma ya da Doğu Romalı olmaktadır.

Roma ve Romalı anlamına gelen “Rom” zamanla “Rum” a dönüşmüş.

Anadolu’nun yüzlerce yıl Roma etkisi ve egemenliği altında kalması, özellikle de Doğu Roma’nın asıl topraklarını oluşturması ve onun insan kaynağını öncelikli olarak karşılaması (birçok Doğu Roma hükümdarı, komutanı, bürokratı, din adamı, bilim insanı vs.

Anadolu kökenlidir), onun bu isimle adlandırılmasını açıklar.

Türkler Anadolu’ya geldikten sonra da bu ismi kullanmışlardır.

Öyle ki kendilerine Anadolulu anlamında Rum ya da Rumi (örneğin Mevlana Celaleddin Rumi ) dedikleri olmuştur.

Tarihçilerin Anadolu Selçukluları dediği devletin o zamanki asıl ismi de Rum Selçuklular ıdır.

Sonraki zamanlarda da Müslümanlar Anadolulu Türklere Rum ya da Rumi demeye devam ettiler.

Bu aynı zamanda onları diğer Türklerden (Azeri, Kıpçak, Uygur vs.) ayıran bir isimdi.

Anadolu Türklerinin şu anda diğer Türkler gibi (örneğin Özbek Türkleri, Kazak Türkleri, Kırgız Türkleri) özel bir ismi olmayıp onlara direkt Türk denmektedir.

Bu da zaman zaman anlam karmaşasına neden olmaktadır. (İnternetten alıntı) Şimdi yıllar önce bir kitap üzerine yazdığım yazıyı birlikte okuyalım: ANADOLU RUMLARI NERELİ? 1 Adam gibi bir adamın, şerefli bir yazarın elinden çıkmış bir kitap. 2 Tarih kitabı.

Ama yazar tarihçi değil.

Belki Dr.

Georgios Nacracas ’ın tarihçi olmaması ele aldığı konu için en büyük şans.

Yazarın çok belirgin bir amacı var: Anadolu Rumlarının, Anadolu’dan mübadele ile Yunanistan’a giden göçmenlerin soy kökenleri.

Bu bağlamdaki yorumlar Yunan tarihçiliğinin ve milliyetçiliğinin en önemli hurafesini oluşturmakta: Anadolu Rumları, üç bin yıllık süreklilik içinde Eski Yunan kolonicilerinin, İonların vb’nin katışıksız torunlarıdır ve bunlar Yunan ulusal bilincini değiştirmeksizin korumuşlardır.

Bunun anlamı şu: Türlü nedenlerle bundan 3 bin yıl önce Anadolu’nun Ege kıyılarında koloni kuran eski Greklerin ulusal bilinci günümüze kadar gelmiştir.

Dr.

Nacracas, Yunan halkının 1922 yılında düştüğü tuzağa tekrar düşmemesi için, zaman zaman Yunanistan Yunanlığına da değinerek Anadolu Rumluğunun 3 bin yıllık sürekli Helenizmle bir ilişkisi olmadığını kanıtlamaya çalışıyor ve bence bunu çarpıcı bir inandırıcılıkla başarıyor.

Dr.

Nacracas’ın kanıtlamaya çalıştığı düşünce Yunan varlığı kadar Anadolu Türklüğünü de ilgilendiriyor.

Dolayısıyla kitabı Türkler için de son derece önemli, büyük bir dikkatle okunması gereken bir çalışma. “Batı Avrupa halklarının aydınlar sınıfı, ‘arkeon imon progonon’ yani ‘eski atalarımızın torunlarıyız’ diye düşünülebilecek bir Avrupa halkının bulunmadığını çok iyi bilmektedir.” 3 Bunun “böyle” olduğunu anlamak için yapmamız gerekeni yapacağız ve tarihteki insan hareketlerinde ulus kavramı ile soy ve ırk kavramlarını birbirinden ayırmayı öğreneceğiz.

Tarihsel zaman içinde belki “varlık” olarak varlığını sürdürmesine karşın hiçbir soy ve ırk ad, ve unvan olarak sürekli değildir; kültürel, ekonomik ve siyasal egemenliğini yitiren halk zaman içinde bir başkası olur, kılık değiştirir.

Yunan milliyetçiliğinin günümüz Yunan halkının Antik Yunanın devamı olduğu savını Alman tarihçi Jacob Philipp Fallmerayer yerle bir ediyor: Fallmerayer’e göre eski Yunan soyu kaybolmuş ve onun yerini Helenleşmiş Slavlar ve öteki halkların karışımı almıştır. 4 İnsanların yurtları patates-insan tarlaları değildir ama 3 bin yıllık sürekli Helen varlığı savını irdelemek için Anadolu’nun insan yapısını betimlememiz gerekiyor.

Bilinen tarih içinde Anadolu egemenleri ve halklar: Hitit dönemi, Frig dönemi, Kimmerler dönemi, Lidler dönemi, Med (Pers) dönemi.

Anadolu tam anlamıyla bir kavimler kapısı, göçmen barınağı, sanki dönemin ABD’si.

Hitit Devleti elbette İÖ 1200 yılında ortadan kalktı ama Hititler yerlerinde ya da bir başka yerleşim yerinde ama Anadolu’da yaşamayı sürdürdüler.

Her yeni gelen insan dalgası, Anadolu’nun türlü tenceresine girdi ve bir daha oradan çıkmadı.

Şimdi sıra geldi Osmanlı padişahlarının (sultanlarının) tam unvanına: Sultan-ı Âzâm Sultan es Selatin Hüdavendigâr Hakan Kağan İslam Halifesi Kayser-i Rum.

İlgili Sitenin Haberleri