Haber Detayı

Çok başlı Washington
Ali develioğlu aydinlik.com.tr
08/02/2026 16:20 (3 saat önce)

Çok başlı Washington

Dünya Trump’ı bir dediği diğerini tutmayan saldırgan bir lider olarak tanıdı. İran’a savaş gücü yığarken, herkes bekliyor: “Yarın ne der!” Bunda iktidardaki çok başlılığın rolü var mı?

Dünya Trump’ı bir dediği diğerini tutmayan saldırgan bir lider olarak tanıdı.

İran’a savaş gücü yığarken, herkes bekliyor: “Yarın ne der!” Bunda iktidardaki çok başlılığın rolü var mı? “Trump, Ulusal Savunma Strateji mantığına bağlı kalacaksa, İran’da her ne pahasına olursa olsun çıkmazdan kaçınacak bir yol izlemek zorunda kalacak.”  Geçen gün bu sözlerle açıkladı Trump hükümetinin Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Michael Froman, İran’la savaş istemediğini.

Froman’a göre, İran liderliği, uzun bir savaş olasılığı taşıyan bir Amerikan saldırısının ABD’nin geçenlerde açıkladığı yeni savunma siyasetine aykırı olduğunu bilmekteydi.

Ama bir başka ses, Pentagon’un başındaki Pete Hegseth öyle demiyordu: “İran nükleer silah kapasitesine sahip olmayacak.

Dolayısıyla ya bu konuda müzakere edecekler ya da başka seçeneklerimiz var.”  Trump’ın kendi partisinden neocon senatör Lindsey Graham Hegseth’ten daha hevesliydi savaşa: “Başkan Trump’ın kararlılığı değil soru: Soru şu, böyle bir operasyon yaptığımızda, daha büyük mü yoksa daha küçük mü olmalı?

Bence daha büyük olmalı.” Diğer bir önde gelen Cumhuriyetçi neocon senatör, Tom Cotton: “Başkan Trump'ın açıkça belirttiği gibi: İran'ın terörist rejimi asla nükleer silaha sahip olamaz.

Ayatollahlar ordumuzun yeteneklerinin farkındalar ve Başkan Trump'ın sözlerini ciddiye almaları akıllıca olur,"  Cumhuriyetçi senatör Rand Paul ise isteksizlerdendi.

ABC News demecinde: “ İran’ı bombalamak amaçlanan etkiyi yaratır mı, bilmiyorum.”   Üç hafta önceki bir üniversite anketi Amerikan halkının yüzde 70’inin İran’a askeri müdahaleye karşı olduğunu gösterirken, Beyaz Saray ve Pentagon’daki görüş ayrılığı yukarıdaki gibiydi.

Sadece; neocon-neoliberal Demokrat Parti’den ya da ‘derin devlet’ten ya da başka bir ifadeyle ‘küreselcilerden’ ya da adına ne dersek diyelim, devlete sızmış paralel yapıdan kaynaklanmıyor bu durum.

Trump’ın kendi Cumhuriyetçi partisi de hala Bush zamanından beri saldırgan askeri müdahaleci isimlerle dolu; Lindsey Graham, Tom Cotten, Mitch McConnell…    Son aylarda Amerikan ana medyasında, dış politikada Biden döneminin askeri müdahaleci çizgisine yakın olan isimleri  ‘şahin’, ‘müzakereci’ veya ‘ölçülü’ olanları ise ‘güvercin’ diye adlandırmak moda oldu.

Pentagon’un başına getirilen Savunma Bakanı Pete Hegseth, Dış İşleri Bakanı Marco Rubio, CENTCOM’un başına gelen Brad Cooper şahinlerden… Brad Cooper hatta Biden’cı, geleneksel ‘Büyük Orta Doğu Projesine’ yakın bir şahin olarak biliniyor!

Rubio ve Hegseth ise yeni Trumpçıların ‘Ulusal Savunma Stratejisi’nin şahinleri arasında.

YENİ DIŞ POLİTİKA  Trump’ın,  yeni ‘Ulusal Savunma Stratejisi’nin mimarı Elbridge Colby’yi Savuma Bakanlığı müsteşarı yapması İsrail yanlısı şahinler arasında endişe yaratmıştı.

Yeni strateji, ABD’nin ekonomik ve siyasal açıdan şu sıradaki bir hayli gerilemiş konumuna ve çok kutuplu bir dünyaya girilmiş olması gerçeğine dayanıyor.

NATO’ya dayanarak, (baş düşman) Rusya’yı çökertmeye dayalı eski (Biden’ci) askeri müdahaleler ve turuncu devrimler çizgisi,  yeni güvenlik stratejisinde terkediliyor.

Rusya’nın tarafsızlaştırılması, devasa bir dünya ekonomik gücü haline gelen Çin’in ise baş düşman seçilerek kuşatılması amaçlanıyor.

Son yıllarda Afrika’da ve Güney Amerika’da, pazarlarını ve enerji kaynaklarını Çin’e kaptırdığını farkeden, 38 trilyon borçlu Washington, (henüz) savaşla olmasa da, küresel rekabetle ve güçlerini Hint-Pasifik bölgesine kaydırarak, Çin’in karşısında eski gücünü yeniden kazanmayı amaçlıyor.

Ama bu amaç için, artık pahalı askeri ‘maceralara’ girişerek bir çok yerde birden aynı anda savaşamayan kocamış ABD, Avrupa masraflarını da kısarak, Güney Amerika kıtasındaki yaralarını sarmayı  (Monroe Doktrini dedikleri) acil baş görev olarak seçmeyi içine sindirebiliyor!

Panama, Grönland ve Venezuela örneklerinde yaşadığımız gibi.

Hal böyleyken bazı Washington yanlısı programlar, Venezuela, Grönland ve İran olaylarının arkasından Trump’ı astığı astık kestiği kestik bir dev olarak sundular!

Oysa Trump’ın bu olaylardaki tüm haydutluk becerisi, ABD’nin daha fazla köşeye sıkışmasını önlemeye çalışmaktan başka bir şey değildi.

Pekin’e doğrudan bir askeri saldırıdan çekinen Washington, Çin ekonomisinin can damarı enerjiyi karşılayan dost ülkelerde rejim değişikliği sağlamaya çalışarak, yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni uygulamaya başladı!

Venezuela, İran…  Beyaz Saray açısından Rusya’yı baş düşman almanın devri kapandı,  o Brzezinski stratejisi Çin henüz zayıfken geçerliydi.

Rusya’yı alacak da ne olacaktı, zengin bir ülke değildi; pazarlarda rakip bile değildi, paylaşılacak petrol ve silahı vardı sadece ve bu nükleer devle olası bir savaş Batı’ya çok pahalıya patlardı!

Ama Çin çok zengin, geniş pazarlara sahip bir rakipti.

Pazar ve zenginliklerinin paylaşılması gereken oydu.

Bu yüzden yeni stratejide baş hedef o olmalıydı.

YENİ GÜVENLİK STRATEJİSİNİN MİMARLARI  Çok sayıda uzman kadro tarafından yıllardır titiz bir çalışmayla hazırlanan bu yeni stratejinin mimarı (eski CIA direktörü William Colby’nin oğlu) Elbridge Colby ve çok sayıda arkadaşı bu nedenle önemli görevlere getirildiler.

Çin’e endeksli yeni güvenlik stratejisini savunan Middleeasteye yayınında, ABD’nin onlarca yıldır karıştırdığı Orta Doğu için şöyle deniliyor: "Amerika Birleşik  Devletleri, Orta Doğu'daki stratejik katılımını çok daha önemli ölçüde sınırlandırmalıdır.

Orta Doğu, bir bütün olarak, nispeten önemsizdir; küresel GSYİH'deki payı yüzde 10'dan önemli ölçüde daha azdır."  Trampçı Cumhuriyetçi Colby, geçmişte Irak işgaline ve sonra Ukrayna’ya verilen askeri desteğe karşı çıkmış, İran’a askeri müdahaleyi savunanları da eleştirerek Cumhuriyetçiler arasındaki şahinlerin hedefi olmuştu.

Kendisini ‘gerçekçi’ olarak tanımlayan Colby’e göre Orta Doğu’dan Amerikan askerleri çekilerek Çin Denizi’ne kaydırılmalı, Orta Doğu’da sadece İsrail ve diğer bölge ülkeleri arasında İbrahim anlaşmalarına dayalı bir barış ( Pan Americana) sağlanmalıdır.

Colby’ye göre, örneğin Suriye’de son zamanlarda görüldüğü gibi, Trump hükümeti bu stratejiyi bir süredir uygulamaya çalışıyor, fakat pratik talepler ve siyasi baskılar ( örneğin Netanyahu), ABD’yi sürekli olarak Orta Doğu’ya yönlendiriyor.

ÜST DÜZEY KOLTUKLARDA KARŞIT GÖRÜŞLER   Savunma müsteşarı Colby’nin bu görüşleri şu andaki yeni Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi haline gelmiş durumda olmasına rağmen, Trump’ın, bazen Biden siyasetine yakın şahinleri atadığını gördük.

Örneğin, Brad Cooper!

Pentagon’da neoconların, küreselcilerin, şahinlerin, eski Biden’cıların, silah sanayisinin varlığı biliniyor.

Pentagon, 11 birleşik komutanlıktan oluşur.

CENTCOM (Merkez Komutanlık) ABD’nin (Indo-Pasifik filosuyla birlikte) en aktif askeri gücüdür.

Pentagon’un  karar süreçlerinde, hatta NATO karar süreçlerinde etkilidir.

Orta Doğu CENTCOM’un görev alanıdır, PKK/YPG desteği dahil Irak, Suriye, IŞİD, İran’a karşı operasyonlar hep CENTCOM bağlantılıdır.

Örneğin ABD İran’la savaşacak olsa, CENTCOM devreye girer.

Ve Trump, bu CENTCOM’un başına, Biden döneminden kalma şahin general Kurilla’nın yerine, yine Kurilla kafalı  Bart Cooper’ı atadı!

Durum böyle olunca, nasıl bir Orta Doğu politikası izleyecek?

Yeni Ulusal Stratejiye göre mi?

Yoksa yılların ‘ BOP stratejisine’ göre mi?

Geçen aylarda YPG ve Barzani ile ayrılıkçı görüşmeleri düzenleyen ve katılan Cooper idi!

CENTCOM, Colby’nin yeni ulusal stratejisine uygun bir Suriye ve Irak’tan çekilme eylemini gerçekleştirebilir mi?

Anımsanırsa, Trump’ın önceki iktidarında, Neocon komutanlar Suriye’deki Amerikan askerini çekmemişlerdi ve sonraları Trump bu gerçeği şöyle dile getirmişti: “Çekmeyip, bana çektik diye yalan söylediler!” Trump’ı destekleyen MAGA kitlesinde tepki doğuran bu örneği, yeni Ulusal Strateji’yi savunan askeri müdahale karşıtı şu Amerikan  düşünce kuruluşundan izleyelim.

Responsiblestatecraft :      ‘ŞAHİNLER HENÜZ KAYBETMEDİ’  “CENTCOM komutanı olarak bir başka ateşli İran şahininin (Brad Cooper) atanması, ABD'nin Orta Doğu'ya daha fazla askeri müdahalesini önlemek isteyenler için bir uyarı niteliğinde olmalıdır.

Bu önleyiciler sadece zafer turu atma dürtüsüne direnmekle kalmamalı, aynı zamanda mevcut muharip komuta yapısının hala amaca uygun olup olmadığını da yeniden incelemelidir.

Yönetim içindeki bazı kişilerin Ortadoğu bölgesinin önceliğinin azaltılması yönünde haklı çağrılarda bulunduğu bir dönemde, CENTCOM'un söylemleri Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadede bu bölgeye hapsetme tehdidi oluşturuyor.” İran, Ukrayna, Venezuela konularında şimdiye kadar askeri müdahaleye hep karşı koyan Savunma Bakanlığı müsteşarı Colby’yi ve ekibini  hedef tahtasına  koyanlar işte bu CENTCOM ve Pentagon bünyesindeki ‘Joint Staff (Birleşik Genelkurmaylık)!

Trump’ın çelişkili isimleri atamasına geçen hafta FED örneğinde de tanık olduk.

Bütçe açığını  ödemenin yollarından birini doların değerini düşürmekte gören, ama hep Biden yanlısı FED Başkanı Jerome Powel engeline takılan Trump, onun yerine Kevin Warsh’ı atadı.

Piyasalar şaşırdı!

Çünkü Wash da aynı Powel’in kafasında!

Ama bu atama küresel altın piyasasındaki düşüşte ve altın manipülasyonunda etkili olarak bütçeye 2 trilyon doları aşkın gelir sağladı.

PENTAGON PARALEL YAPI GİBİ İŞLİYOR  Pentagon’un bizzat kendi yapısı yeni Beyaz Saray’ın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi ile çelişiyor.

Her ne kadar şahin bakan Segseth geçen yaz generalleri toplayıp zayıflamalarını, traşlı dolaşmalarını ve kılık kıyafetlerine özen göstermelerini öğütlemişse ve bazı tasfiyelere gitmişse de genelkurmaydaki  Biden dönemi askeri müdahale kafasını değiştirmedi.

Bu nedenle şu sıralarda Amerikan medyasında Pentagon’un yayınladığı yeni Ulusal Savunma Stratejisi hakkında alaycı makaleler yer alıyor.

İki ay önce yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi hükümetin raporuydu.

Usül olarak bunun arkasından Pentagon da bir rapor yayınlar ve burada kendi üzerine düşeni somutlar.

Ancak bu defa, Pentagon’un geçen haftalarda yayınladığı ‘Ulusal Savunma Stratejisi’ adlı raporda ek bir ‘somut’ bilgi yok, ‘belirsizleştirilmiş’ bir rapor!

Hükümetin stratejisiyle aynıymiş gibi görünse de, aslında ordunun ne yapacağını somutlamıyor.

Trump’ı öven cümlelerle Amerikan başkanının pek sevdiği ‘yağcılıkla’ dolu!

Trump’la Pentagon arasındaki sürtüşme tırmanırken. dünyaca tanınmış muhafazakar FORBES Breaking News, Trump’ın Pentagon’a nasıl öfkeyle bağırdığını duyurdu:  “Pentagon'un emirlere karşı gelmesi üzerine Donald Trump'ın öfkeyle bağırdığı ve bunun da ciddi bir sivil-askeri çatışmaya yol açtığı bildiriliyor.

Üst düzey savunma yetkilileri ve üniformalı komutanlar, anayasal sınırlamaları, yasal yetkiyi ve güç istismarını önlemek için tasarlanmış güvencelerini gerekçe göstererek, direktifleri engellemeye çalışıyorlar.” Demokrat Parti’nin de ayrıca körüklediği çatışma, sadece yeni Ulusal Güvenlik  Stratejisi ile de sınırlı değil.

Örneğin Minnesota’da ICE göçmen polisine karşıt kitlesel gösterilere karşı Trump’ın orduyu kullanmak istemesi de neden olmuştu.

Madura’nın kaçırılmasında ise Biden’cılar Amerikan Kongresi’nde kendilerine sorulmamasını kavga konusu yaptılar.

Trump, MAGA tabanını Maduro konusunda ‘dış müdahale değil, uyuşturucuya karşı kolluk görevi yapıyoruz” diyerek zar zor ikna edebildi.

Pentagon’daki şahinler İran’’a saldırı konusunda iki haftadır ‘Tavşana kaç tazıya tut’ taktiğini uyguladılar.

Önce uçak ve roket saldırılarından kara harekatına kadar uzanan çok sayıda saldırı planını Trump’a sundular.

Ama arka planda ise, donanmanın Hürmüz Boğazı’na gelişini yavaşlatarak yeterli savaş gemisi gelişini engellediler.

YENİ ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ’Nİ ŞAHİNLEŞTİRME ÇABALARI  Yeni güvenlik stratejisi, savaşa başvurmadan yeni baş düşman Çin’in  zayıflatılması temeline dayalı.

Ancak Cumhuriyetçi ve Demokrat neocon şahinlerin yayını meşhur Foreign Affairs, Trump hükümetini  askeri bir kuşatma ve müdahale planı yapmaya zorluyor (Eylül, 2025) : “Son yıllarda Pekin, Washington'ın gündemine hakim olsa da, Pentagon henüz ABD liderlerinin 1970'lerde Sovyetler Birliği'ni Orta Avrupa'da yenmek için kurduğu Hava-Kara Muharebesi konseptinin modern bir eşdeğerini geliştirmedi.

Bu geliştirilmelidir.”  Yani Çin’i baş hedef alan yeni stratejiyi savunanların hepsi  Colby gibi ‘savaşsız rekabetle Çin’i altetmek’ niyetinde değil, bir kısmı Soğuk Savaş döneminde SSCB’ye yönelik savaş planı gibi askeri bir konsept geliştirilmesini istiyor.

Bunlara, Ukrayna savaşının arkasındaki Biden’cı şahin neoconların, Trump cephesindeki Çin’le savaş kışkırtıcısı yeni versiyonları denilebilir.

Buna karşılık ‘Amerikan Muhafazakarları’ adı altında bir araya gelen bir grup Trumpçı -Cumhuriyetçi  isim ise, askeri müdahalesiz dış politikada ısrar ederek MAGA’nın idealine sahip  çıkmayı sürdürüyor.

Örneğin, İran konusunda “Şahinleri ciddiye almayın.

İran’a saldırı büyük riskler taşıyor” çağrısında bulundular geçenlerde : “Başkan Donald Trump, İran'a karşı askeri güç kullanmaya, hatta rejim değişikliği için baskı yapmaya meyilli görünüyor.

Bu eğilim anlaşılabilir, ancak karşı konulmalıdır.

Ayetullah'ı devirmeye çalışmak kötü bir siyaset ve daha da kötüsü; Amerikan hayatlarını tehlikeye atar ve Ortadoğu'yu önümüzdeki on yıllar boyunca daha güvensiz hale getirir.

Washington'daki şahinler, on yıllardır Tahran'da rejim değişikliğini savunuyorlar.

Henüz hiçbir başkan onların en aşırı fikirlerini benimsemeye istekli olmadı.

Ancak bugün, kilit değişkenler şahinlerin lehine hizalanıyor ve bu da bazılarının Trump'ın rejime ölümcül bir darbe indirmeye ikna edilebileceği yönünde spekülasyon yapmasına yol açıyor.”  KÜRESELCİ PARALEL YAPI VE  DEMOKRATLAR BOŞ DURMUYOR Küreselcilerin taktikleri şöyle özetlenebilir.

Dış politikada savaşları ve rejim değişikliklerini  provokasyonlarla kışkırtmak ve bunlardan Trump’ın yenilgiyle çıkmasını sağlamak.

Böylece MAGA ve Trump seçmeninde tepki yaratmak.

Bazı AB liderlerleriyle birlikte Ukrayna’da barış anlaşmasını baltalayarak, Trump’ı başarısız kılmak.

İç politikada Trump’ın hukuksuzluklarını sürekli yargıya taşıyarak yıpratmak.

Trump’ın vahşi göçmen politikasına tepkiyi kitle eylemlerine dönüştürmek.

Pentagon, CIA ve diğer bürokrasideki FETÖ tarzı derin örgütlenmeleriyle baltalama ve kaos faaliyetleri.

Hükümeti sık sık kapanmaya zorlamak, maaşları ödenemez hale getirmek.

İç savaşa evrilebilecek eylemler.

Trump yönetiminde şahinler güçleniyor, seçimlerdeki barışçı vaadler silikleşiyor.

Birkaç Colby yanlısı yüksek bürokrat istifaya zorlandı!

Amerika Birleşik Devletleri’nde bugün çok başlı bir iktidar bulunmaktadır ve kimin elinin kimin cebinde olduğu belli değildir!

Seçimler öncesi yaz ve sonbaharın çok sert çatışmalı geçecek, kavgalar, suikastler, provokasyonlar olabilir.

Kıran kırana bir ABD bekleniyor!

Trump yaklaşan 3 Kasım’daki ara seçimlerden korkuyor ve şu an en çok ilgilendiği konunun bu olduğu bildiriliyor. 35 senatörün ve çok sayıda milletvekilinin seçileceği ara seçimlerin sonunda senato ve mecliste azınlığa düşmesi bekleniyor.

Azınlığa düşünce Demokratlar Trump’ı azletmeyi planlıyorlar.

Epstein rezaletinin de eklenmesiyle ABD giderek, Fellini’nin Caligula günlerini anımsatan Satyricon filmine benzerken,  Çin’e karşı ekonomik ve teknolojik yenilgiyle sonuçlanacağı daha şimdiden belli olan kaderini, şahinlerin dünyayı ateşe sürükleyebilecekleri askeri maceralarla kurtarma yanılsamasına düşebilir!

M.S. 70 yılında Masada Kalesi’ni kuşatarak isyancılara karşı bir Pirüs zaferi kazanan Roma ordusunun komutanı Silva, cesetlerin önünde hüzünle durarak fısıldar: “Dünya değişiyor.

Ama Roma’daki maymun bunu anlamıyor.” Girdiğimiz çok kutuplu dünya, uluslararası hukuk yerlerde sürünüyor olsa da, her ne olursa olsun, yeni bir küresel renösansı yaratabilecek kadar rasyonel görünüyor. 

İlgili Sitenin Haberleri