Haber Detayı
TKP Genel Sekreteri Okuyan, partisinin yeni yol haritasına ilişkin ayrıntıları Cumhuriyet’e anlattı: CHP ve DEM Parti’yle ilgili net tavır koydu
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan; partisinin “Dalgaları karşılayan gemiler gibi: TKP meydan okuyor” programına ilişkin gazetemiz Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Okuyan; “TKP’nin soldan ayrıldığı” açıklamasında ilişki soruya; “Emek meseleleri, emperyalizm, laiklik, Cumhuriyet gibi konularda net olmayan bir sol birlik olsa ne olur olmasa ne olur” yanıtını verdi.
Siyasette son zamanlarda hem iç hem de dış politikada yoğun bir gündem yaşanıyor.
İç siyasette 2.
Çözüm Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonun hazırlayacağı ortak raporda başta terör elebaşısı Abdullah Öcalan’a Umut Hakkı’nın verilip verilmeyeceği ve Kürt Sorunu çerçevesinde atılacak yasal adımların ne olacağı tartışılıyor.
Dış siyasette ise Suriye ve İran merkezli bir gündem hâkim.
SOL-SOSYALİST PARTİLER YENİ PROGRAMLARINI İLAN ETTİ Bu siyasi gündemde ise sol-sosyalist partiler geçen hafta sonu yeni siyasi programlarını açıkladı.
Bu kapsamda SOL Parti 31 Ocak’ta “Türkiye’nin çıkış ve değişim yolu”, Türkiye Komünist Partisi (TKP) de 1 Şubat’ta “Dalgaları karşılayan gemiler gibi: TKP meydan okuyor” adlı siyasi programlarını kamuoyuyla paylaştı.
DOĞRULTU TUTARLILIĞI, YÖN TAYİNİ, İLKELER ÖNEMLİ HALE GELDİ TKP’nin yeni programına ilişkin gazetemiz Cumhuriyet’in sorularını TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yanıtladı.
İşte o röportaj: TKP, 1 Şubat’ta “Dalgaları karşılayan gemiler gibi: TKP meydan okuyor” etkinliği düzenledi.
Kamuoyunun dikkatini çeken bir etkinlik oldu.
Bu etkinliği neden ve ne amaçla düzenlediniz? “Tarihin akışının çok hızlandığı bir dönemden geçiyoruz.
Bu dönemin bir diğer özelliği kaotik olması.
Tam bir karmaşa, curcuna hali… Böylesi dönemlerde doğrultu tutarlılığı, yön tayini, ilkeler daha önemli hale geliyor.
Yoksa savrulup gidersiniz.
TKP bu anlamda kesintisiz bir üretim ve müdahale içinde.
Ancak zaman zaman bu müdahaleyi daha geniş kesimlere taşıyabilmek için yeni dil ve araçlara gereksinim duyarsınız.
Ankara’da gerçekleştirdiğimiz etkinlik içeriğinden adına bu gereksinim doğrultusunda hazırlandı.
Salona gelen binlerce kişinin ötesine geçen bir etki ortaya çıktı; çünkü gerçek bir ihtiyaca denk düşüyordu.
Buna ek olarak partimiz belli aralıklarla kendi siyasal ve örgütsel durumunu sınayacak, testten geçirecek buluşmalar gerçekleştirir.
Bir durum değerlendirmesidir bu. 1 Şubat’ta partinin kendine güveni arttı, sınavdan geçtik.” AKP’NİN KRİTİK AÇIKLAMALARINDA SOL YALPALADI Etkinlikte yaptığınız konuşmada TKP’nin soldan ayrıldığını belirtip; “Biz soldan kopmaya çalışıyorduk, sol gizli AKP'cilikle karşımıza çıktı.
Polemiğe girmekten kurtulamadık” dediniz.
Bu ayrımı daha net açmanız amacıyla; TKP’nin soldan ayrılması ne anlamına geliyor?
TKP’nin mevcut siyasette diğer sol partilerden farkları neler? “Bizim ayrışmak, ayrı durmak gibi bir derdimiz yok.
Ancak çok temel bazı meselelerde ilkelerimizin esnemesini, önemsizleşmesini istemeyiz.
Türkiye’de herkesi içine alan bir ‘demokrasi güçleri’ anlayışı var.
Yıllardır hiçbir işe yaramamış, hiçbir gerçek sonuç alamamış bir yaklaşım.
Neden sonuç alamıyor?
Çünkü doğrultusu yok.
TÜSİAD’ı bir demokrasi gücü olarak görenler de orada, Cumhuriyet’i faşist olarak değerlendirenler de orada, Avrupa Birliği’ni özgürlüklerin güvencesi olarak görenler de orada… AKP iktidara geldiğinden bu yana, onun kritik açılımlarının hepsinde sol fena halde yalpaladı.
Konuşmamda örnekler verdim.
Bunlar basit hatalar değil ve bugün de karşımıza çıkıyor.
Emek meseleleri, emperyalizm, laiklik, Cumhuriyet gibi konularda net olmayan bir sol birlik olsa ne olur olmasa ne olur.
Ben başka partiler için bir şey diyemem.
TKP’nin tutumu budur, ayrı durmayı, ayrı yürümeyi istemiyoruz ama göze alıyoruz.
Biz asla ve asla ilkelerimizi geri çekilmeyeceğiz.” EMEK VE SERMAYENİN KARDEŞLİĞİ SAFSATASI Konuşmanızda; “Türkiye solunu esir alan CHP-HDP/DEM Parti virüsünden kurtulmamız lazım” cümlesi dikkat çeken çıkışlarınızdan biriydi.
Solun; CHP ve DEM Parti’den neden kurtulması gerekiyor?
Bu iki partinin mevcut sol siyasete etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? “Virüsten kastettiğim, bu partilerin sol içindeki etkisidir.
Bu virüsün kaynağı da bu partiler değil solun kendisidir.
Yoksa CHP ya da bir başka partiyi düşman gibi tanımlama niyetimiz yok.
Farklıyız, ayrıyız.
Bütün dünyada bu türden partiler emekçi kitlelerin kendi tarihsel çıkarları doğrultusunda hareket etmesini engelleyen bir siyasal ve ideolojik salgı yaratırlar.
Türkiye örneğinde NATO’culuk, TÜSİAD’çılık, kimlik siyaseti, AB’cilik, emek ve sermayenin kardeşliği safsatası buralardan ürüyor.
Bu partilerin içindeki sol unsurlar ya da bu partileri ittifak unsuru olarak görenler işi iyice zorlaştırıyor. ‘Canım hepimiz solcuyuz’ türünden bir rahatlık var.
Solcu NATO’cu olamaz.
Solcu TÜSİAD’dan medet umamaz.
Solcu Şeyh Sait’e halk önderi diyemez.
Bütün bunları aynı çuvala koyup ‘demokrasi güçlerinin birliği’ dediğinizde ortaya bir şey çıkmıyor.” ‘BU İŞLER İLLA AYRIŞTIRICI BİR ÇERÇEVEYE YERLEŞMEK ZORUNDA DEĞİL’ TKP, 2.
Açılım Süreci’ne başından beri karşı duruş gösteriyor ve neden karşı olunması gerektiğini de açıklıyor.
Konuşmanızdaki bu yöndeki açıklamalarınız da kamuoyunun dikkatini çekti.
Ancak konuşmanızdaki “Türkçenin birleştiriciliği sorgulanamaz ama kimsenin anadilde eğitim hakkı da sorgulanamaz” ifadenizi kamuoyunda çelişkili olarak yorumlayanlar da oldu.
Bu ifadeyle neyi anlatmak istediniz? “TKP bu ülkede birlik ve kardeşliğin ilk koşulunun en büyük bölücülük olan sömürü ilişkilerinin ortadan kalkması olduğunu vurguluyor.
Sermaye egemenliğinin sona ermesi, başka sorunların çözümünü kolaylaştırır.
Çünkü eşitsizliklerin temel nedeni ortadan kalkar.
Bu bir kuruluş felsefesidir.
Bu kuruluş felsefesi bir avuç emek hırsızını dışarıda bırakır, geri kalanı toplar, birleştirir.
Bu kuruluşun birleştirici bir dile gereksinimi vardır.
Tarihsel, toplumsal, siyasal açıdan Türkçenin birleştirici dil olması tartışılmamalıdır.
Buna ek olarak, kuruluşun başka eşitsizlikleri de ortadan kaldırma iddiası olmalıdır.
Kürt yurttaşlarımızın aktif ve içten katkısı olmadan aydınlık, refah içinde bir ülkeye ulaşamayız.
Parti olarak dil konusu üzerine ayrıntılı çalışıyoruz.
Bu çalışmaları kamuoyu ile paylaşacağız.
Anadil öğrenimi ve anadilde eğitim modelleri arasında melez yollar var.
Ancak önce Kürtçeden korkulmaması sağlanmalı, hiçbir dilden korkulmamalı.
Bu işler illa kimlikçi, ayrıştırıcı bir çerçeveye yerleşmek zorunda değil.
Sosyalizmde hesapçılıktan uzak bir biçimde, eşitsizliklerin giderildiği, çeşitliliğin değer kattığı bir ulus devlet yaklaşımıyla bunları kolaylıkla hallederiz.” HERHANGİ BİR OLUŞUMLA İŞBİRLİĞİ SAĞLAYACAK BİR TABLO YOK Etkinlikte TKP’nin herhangi bir seçim işbirliğine girmeyeceğini, kendi milletvekili adaylarını ve Cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını açıkladınız.
Seçime 2 yıla yakın bir süre varken, TKP’nin bu çıkışı etkinlikte dikkat çeken noktalardan biriydi.
Peki; TKP önümüzdeki seçimde nasıl bir politika izleyecek? “Partimiz geride bıraktığımız bir ay boyunca bütün örgütlerinde bu konuyu tartıştı.
Yetkili kurullarımızın hazırlamış olduğu bir yazılı taslak tüm parti üye ve gönüllüleri tarafından değerlendirildi.
Seçimlere dönük genel yaklaşımımız ortaya çıktı.
Bazı başlıklar inceltilebilir ya da zamana bırakılabilir.
Ancak kesin olan şu: TKP çok net bir biçimde kamuoyu ile paylaştığı temel ilkeleri bulanık hale getirecek bir seçim süreci geçirmeyecek.
Yakın geçmiş deneyimimiz ve şimdiki veriler, bugünkü siyasi parti yelpazesindeki herhangi bir oluşumla işbirliğine sıcak bakmamızı sağlayacak bir tablo sunmuyor.
Sol bir dönemi daha CHP ve DEM eksenli politikalarla geçirecek, bu anlaşılıyor.
TKP’nin burada bir yeri yok.
Hatta CHP içindeki taraflaşmaya müdahil olmaya çalışan ya da taraf olan sol kesimler var.
Üzücü.
Bu ülkede işçi sınıfının siyaset sahnesine ağırlık koyması doğrultusunda kazanacağımız her mevzi, milletvekili ya da başka hesaplarla yapılacak ilkesiz ittifaklardan çok daha değerlidir.
Bizi sevenlerin, dostlarımızın bu anlaması gerekir.
Söylediklerim hem Cumhurbaşkanlığı seçimi için hem de milletvekili seçimi için geçerlidir.” TKP SONUÇ ALAN, İLKELİ HER TÜR İŞBİRLİĞİNE AÇIKTIR TKP’nin “Cumhuriyetçilerin birliği” söylemiyle kurulumuna öncülük ettiği Cumhuriyetçiler Kurultayı ile Türkiye Halk Temiscileri Meclisi (THTM) aracılığıyla Kemalistlerle geliştirmek istediği temas da kamuoyunun dikkatini çekiyor.
Bu politikanızı bir işbirliği olarak görebilir miyiz?
Milletvekili adaylarınızı ve Cumhurbaşkanı adayınızı belirlemenizde bu yapıların ve politikanın bir etkisi olacak mı? “Elbette.
TKP sonuç alan, ilkeli her tür işbirliğine açıktır.
Bu bağlamda bir süredir emek verdiğimiz, çaba harcadığımız ‘Cumhuriyetçilerin Birliği’ başlığında değerlendirebileceğimiz etkileşim ve ilişkiyi toplumsal ve siyasal sonuçlar verecek hale getirmek için üzerimize düşeni elbette yapacağız.
Ancak aynı kırmızıçizgiler burada da geçerli.
Bağımsızlık fikrinden, laiklikten, devletçi-planlı ekonomiden, sosyalizmden vazgeçmeyiz.
Daha doğrusu vazgeçemeyiz.
Dik durmayan ya da dalgaları karşısına almaya cesaret edemeyen bir TKP kimseye yaramaz.”