Haber Detayı

Su, politikanın mı yoksa insanlığın konusu mu?
Gündem nefes.com.tr
09/02/2026 06:00 (2 saat önce)

Su, politikanın mı yoksa insanlığın konusu mu?

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı Ankara’nın su sorunundan sorumlu tutmak; Atatürk’ü Rusya–Ukrayna savaşından sorumlu tutmak gibi bir şey.

MEMDUH BAYRAKTAROĞLU / NEFESBU haber analizi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret ettikten sonra yazdım… Yavaş’ı ziyaret etmekteki amacım, kısır siyasi “polemik” konusu olabilecek açıklamalar almak değildi…İktidarı destekleyen medya ve iktidar kanadı siyasetçilerinin “su sıkıntısı” Ankara halkını perişan etmişmiş ve bundan da son 6 yılın Başkanı sorumluymuş gibi yaptığı açıklamalardı…Habercilikte yansızlığı, objektifliği ve adaleti gözeten NEFES Gazetesi okurlarına:Bugün, belki gündemde olduğu ya da gündeme getirildiği için sadece Ankara’da yaşandığı zannedilen su sorununun; tedbir alınmazsa yakın gelecekte hem ülkemizin hem tüm dünyanın sorunu olacağına ilişkin bilgi vermekti…O nedenle iç politika konularını okuyamayacağınız bu analizde Mansur Yavaş’ın birkaç küçük açıklamasını da analizin sonunda sizlerle paylaşacağım…İnsanlık tarihine dönüp baktığımızda medeniyetlerin çoğunun su kenarlarında kurulduğunu görürüz: Nil, Fırat, Dicle v.b…Su varsa hayat vardır, su çekildiğinde ise sadece toprak değil, umut da çatlar…Bugün hem Türkiye hem de dünya, sessiz ama derin bir krizle karşı karşıya: kuraklık…Yanlış hatırlamıyorsam, ilkokul 4. sınıf öğrencisiydim, öğretmenimiz bize tarih dersinde biz Türklerin Orta Asya’dan kuraklık nedeniyle göç ettiğimizi anlatmıştı…Atalarımızın yaşadığı o serencam ne yazık ki biz yeni kuşaklara hiç ders olmamış ki… Kuraklık felâketinin sadece ülkemizin ve hatta dünyanın, daha da öte, insanlığın da sonunu getireceğini öngörememişiz...Türkiye, coğrafi olarak yarı kurak bir kuşakta yer alıyor… Yani aslında biz Türkler, susuz olduğu için kaçtığımız ana yurdumuzdan sonra yerleştiğimiz bu harika topraklarda da “su zengini” bir ülke olmadık...Uzun yıllar kişi başına düşen su miktarıyla idare ettik fakat; nüfus artışının, şehirleşme ve iklim değişikliğinin bu dengeyi hızla bozacağını tahmin edemedik ya da “olası kast” fiili gibi “ne olursa olsun” diyerek tabiatın katline göz yummak bir yana katledilmesine çanak tuttuk…Ve bugün geldiğimiz noktada, baraj doluluk oranlarının dalgalanması, çiftçinin yağmura bakarak üretim plânlaması yapması ve bazı bölgelerde yeraltı sularının tehlikeli biçimde çekilmesi sonucu, Konya Ovası’ndaki obruklar, doğanın attığı imzalar gibi: “beni bu kadar zorlamayın” diye bas bas bağırır hale geldi...Ankara’nın su sorunu kavgayla çözülmezBu uzun girişten sonra işin haber kısmına geleyim…Hafta başında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı makamında ziyaret ettim, amacım siyasi konularda bir röportaj yapmak değil, bizzat Cumhurbaşkanı’nın gündemden düşürmediği “Ankara’nın su sorunu” hakkındaki görüşlerini almak, halkı canından bezdirdiği iddia edilen su sorununun gerçek sebebini NEFES okurlarıyla paylaşmaktı…SİYASET ÜSTÜ TAVIRMansur Yavaş zaten (Anladığım kadarıyla) bugünlerde siyaset üstü kalmak, halkın dikkatini sadece Ankara’nın değil tüm Türkiye’nin yakın gelecekte yaşayacağını öngördüğü su sorununa ve çözümüne çekmek istiyor…Mansur Başkan’ın, Türkiye’nin sorunları söz konusu olduğunda siyaset üstü kalınmasını öneren tavrı şayanı takdirdir… Umarım, başkan seçildiği CHP yönetimi tarafından da aynen benimsenir… Karşılıklı olarak birbirlerini eleştiren ama sorun, ülke ve halkın genel sorunu olduğunda yardımlaşan bir siyaset anlayışına tanık oluruz…Kanaatim o ki, Ankara’nın kısa vadede su sorununun çözülebilmesi için, iki büyük ve güçlü parti (CHP-AK Parti) arasında moderatörlük görevi yapılması gerekiyor. “Bu moderatör kim olmalı?” diye sorarsanız cevabım net: Mansur Yavaş… Demokrasinin gereği giydiği siyasi elbiseyi, sorunun çözümü sürecinde, üzerinden çıkarıp çıkarmayacağının kararını ise elbette Mansur Yavaş verecek… Ancak gördüğüm kadarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın su sorununu çözmek yerine AK Parti Genel Başkanı şapkasıyla aksine daha da zorlaştıracak… CHP yönetimi de (Yine görebildiğim kadarıyla) Erdoğan’la cebelleşmeyi tercih edecek ve… Ankara’nın su sorunu, ülkenin iktidar partisiyle, yerelde iktidar olan parti arasındaki kavga nedeniyle çözülemeyecek.

Ancak şu gerçeği de yazmalıyım: Mansur Yavaş’ı Ankara’nın su sorunundan sorumlu tutmak, Atatürk’ü, Rusya-Ukrayna savaşından sorumlu tutmak gibi bir şeydir…‘İddiaların tamamı yanlış bilgilendirme’- Sayın Başkan, Ankara’nın su sıkıntısı çektiği ve dayanılmaz hal aldığı, bundan da sizin sorumlu olduğunuz iddiaları için ne diyorsunuz?

Bazı siyasiler Ankara’daki su sorununu polemik konusu yapmak istiyorlar ama ben bu konularda polemiğe girmek istemiyorum, siyaset tarzımızda polemik yapmak yok iş yapmak var… Halk arasında bir laf vardır ‘katır defterdar olmuş, eşek de mühürdar’, bunlarınki de o hesap… Bu tür iddialar bir takım iktidar politikacılarının ortaya attığı asılsız iddialardan ibarettir ve tamamen kamuoyunu dezenformasyon yani yanlış yönlendirme amacıyla yapılmaktadır.- “Yani Ankara’da su sıkıntısı yaşanmıyor mu?..”Yalnız Ankara ve Türkiye değil bütün dünya iklim kırılması yaşıyor, bunu görmezden gelerek ortaya atılan iddiaların tamamı yanlış bilgilendirme amacını taşıyor… ‘2050 yılına kadar Ankara’nın su sorununu çözdük’ dediler ama suyun damlası yok… Buna rağmen kamuoyunda dezenformasyon yapıyorlar, bilgiler doğru değil yanıltıcı bilgiler…SON 30 YILIN EN KURAK YILI: 2025Yanda, DSİ Genel Müdürlüğü WEB ana sayfasında 5 Temmuz 2021 tarihli haberini görüyorsunuz…Cumhurbaşkanı Erdoğan o gün, Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Suyun Gücü Milletle Buluşuyor Toplu Açılış Töreni’ne katılmış ve şöyle demişti:“Ankara 2050 yılına kadar içme suyu sorunu yaşamayacak…”.Erdoğan, bakanlığın kendisine verdiği bilgi ve o bilgiye dayanarak yaptığı açıklamaya göre, bugün Ankara’nın su sorunu yaşayacağı yıla daha 24 sene var ama… Su sorunu yaşandığı ise bir gerçek…Gerçek olmayan ne?..İktidar partisi sözcülerinin, Cumhurbaşkanı’nın 2021 yılında, “Ankara’nın 2050 yılına kadar su sorunu yoktur” deyişini unutmuş görünüp bu sorunun ortaya çıkmasında hiç kusuru olmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nı acımasızca eleştirmeleridir…Oysa yandaki resmi tabloya baktığınızda, 1994-2025 arasında Ankara’nın “en kurak yılının” 2025 yılı, yani sadece bir ay önce yolcu ettiğimiz yıl olduğunu göreceksiniz…Keza bir diğer tablodan da anlaşılacağı gibi, 2020’den, 2025 yılı sonuna kadar Gerede’den Çamlıdere Barajı’na gelen yıllık su miktarının en düşük olduğu yıl da yine “2025” yılıdır…21’inci yüzyılın en kritik stratejik meselesi: SuAnkara’nın su sorunu bugün belediyenin tek başına, hele de kısıtlı imkanlarla çözebileceği bir mesele olmaktan çıkmış durumda… Kuraklık kapıda değil; artık kapıdan içeri girmiş bir gerçeklik...Baraj seviyeleri, yağış rejimleri, nüfus artışı ve tüketim alışkanlıkları bize aynı şeyi söylüyor:Su, 21. yüzyıl Türkiye’sinin en kritik stratejik meselesi olacak…Ama biz hâlâ suyu teknik bir konu değil, siyasi bir başlık gibi tartışıyoruz.“Kim yardım istedi, kim vermedi; kim suçlu, kim sorumlu?..”Oysa susuzluk geldiğinde musluktan parti amblemi akmaz… Su ya vardır ya yoktur...

İYani sorun geçici değil, yapısal...Benim dahi bilebildiğim çözümü siyasetçilerin ve belediyecilerin bilmemesi mümkün mü?..Tabii ki değil ama siyaset, halkın geleceğinin önüne geçince çözüm üretmenin yerini sandık savaşları alıyor… Oysa çözüm günlük siyasetin ötesinde olmak zorunda…- Ulusal su politikası şart.

Havza bazlı, bilim temelli, uzun vadeli…- Kayıp-kaçakla mücadele artık tali iş değil, ana gündem olmalı...- Tarımda modern sulama teşvik değil, zorunluluk haline gelmeli...- Atık suyun geri kazanımı ve gri su kullanımı yaygınlaşmalı.- Ve belki en önemlisi: Su, partiler üstü bir güvenlik meselesi olarak görülmeli…DEVLET AKLI GELECEĞİ KURMA SORUMLULUĞUDURDemek istemem o ki:Devlet aklı günü kurtarma sanatı değil, geleceği kurma sorumluluğudur… Erdoğan ve Özel’in, (şimdilik) Ankara’nın su sorunun çözümü konusunda uzlaşıp uzlaşmayacaklarını hep birlikte göreceğiz.

Ya, “Devlet insanı olmuşlar” diyeceğiz ya da “bu ikisiyle asla…”

İlgili Sitenin Haberleri