Haber Detayı

Kars'ın 'Veliaht'ı Kim?
Neşe doster gercekgundem.com
09/02/2026 06:00 (5 saat önce)

Kars'ın 'Veliaht'ı Kim?

Kentimizin doğal dekorunun tanıtımına, esnafın yüzünün gülmesine teşekkürüm, ancak dizinin konusuna itirazım var…

7 göbek Karslı olan, siyasetten ticarete, sağlıktan eğitime her alanda hizmet veren bir aileden gelen, memleketimin dağına taşına şiirler, öyküler, kitaplar yazan, her konuşma teklifine koşarak giden iflah olmaz bir Kars sevdalısı olarak itirazım var.Neye ve niçin derseniz?

Açıklamaya çalışalım.

Show TV ekranlarında perşembe akşamları yayınlanan bir dizi varmış adı 'Veliaht' olan.

Haberim yoktu ve izlememiştim.

Ancak Kars’tan arkadaşlarım arayıp, çekimlerin Kars’ta yapıldığını söyleyince merak ettim…Yönetmenliğini Sinan Öztürk’ün yaptığı, senaryosunu Berrin Tekdemir, Necip Güleçer, Tunahan Kurt ve Gökhan Şeker’in birlikte üstlendiği dizinin konusu Esenler Otogarında başlayıp Kars’ta devam eden bir mafya hesaplaşması…Tiyatro tarihi de dahil olmak üzere farklı disiplinlerde eğitim veren, 16 kitaba imza atan, Kars’la ilgili 4 kitabı olan ve bundan ötürü adı memleketinde bir sokağa verilen biri olarak konuya ve içeriğine itirazım var…Senaryo da olsa temeli olmalı, abartılı olmamalı, kötü örnek olarak alınmamalı, işsiz, aşsız, hayalsiz, moralsiz gençlere rol model olmamalı diyor ve meğer biz Karslılar neymişiz diye kendi kendime ve aziz hemşerilerime soruyorum.'Yüreğim Kars’ta Kaldı' adını taşıyan kitabımda diyorum ki; “Kars gözümüzü açtığımız yerdir, çocukluğumuzdur, gençliğimizdir, geçmişimizdir, gurbette olsak da içimizi çeke çeke ve içimize çeke çeke yaşadığımız, özlediğimiz ve soluduğumuz yerdir.”Böyle tanımladığım memleketimin esnafı, Kahveciler ve Otelciler Odası, dizinin Kars’ın tanıtımına katkı sağladığını, ekonomisine önemli katkılar sunduğunu açıklıyorsa ona itirazım yok.

Benim itirazım şuna; ünü yurt dışına kadar uzanan ve tadına doyulamayan kaşar ve gravyer peynirimizin içine külçe altın konulduğunu ilk kez dizide öğrendik.

Bunca yıldır alırız, yeriz, ikram ederiz, dostlarımıza göğsümüzü gere gere hediye ederiz hiç önümüze külçe altınlı peynir çıkmadı!Yine yokuşlarında düştüğümüz, ayazında üşüdüğümüz, baharını da, kışınıda özlediğimiz memleketimizde kaçakçılığın bu kadar yaygın olduğunu da bilmiyorduk!

Çıldır’ın karlı ovasında, gölün etrafında, uçsuz bucaksız ormanlarımızda mafia ağalarının silahlarıyla altın değiş tokuş yaptıklarını da hiç duymamıştık!'Yarım Kalan Öykü' adlı kitabımda uzun uzun anlattığım ve Kars’a gelenlerin merak ettikleri, son derece özel olarak restore edilen Tuncer Güvensoy evinde mafya liderlerinin senaryo gereği de olsa hesaplaşmasına o kitaba çok emek veren biri olarak itirazım var.

Kendisi hayatta olsa asla izin vermezdi diye düşünüyorum…'Kars Memleketim Benim' adlı kitabımda diyorum ki; “Kars belleğimin duvarlarına astığım yağlı boya bir tablo ve anılarıma tanıklık eden bir resim galerisidir.” Belleğimize ve anılarımıza böylesine kök salmış ilimizin meğer senaristlere ilham veren ne özgün özellikleri varmış da bizlerin haberi yokmuş!'Gurbetten Kars’a Gönül Köprüsü' adlı kitabımda diyorum ki; “Uzakta da olsak biletimizin Kars’tan kesildiğini, Kars’a kesildiğini, hasretin adresinin her daim Kars olduğunu bilen ve unutmayan kuşaktanız.” Demek ki bundan böyle memleketimize giderken biletlerimizi Esenler Otogarı'ndan alıp Zülfikar Karslı’nın başında olduğu Doğu kapı Otogarı'na inecek, içi külçe altın dolu kaşar peynirlerimizi korka, ürke alıp dosta hısım akrabaya hediye edeceğiz öyle mi?Baba oğulun birbirine, akrabaların herkese, yerli ahalinin işaret edilenlere düşman kesildiği dizide silahların, mayın tarlalarının arasında dolaşanların diziye gerilim kattığı dikkate alınırsa fayda ve zarar hesabı yansız bir şekilde yapılırsa bu dizi Nobel mi, Oscar mı alır onu da yapımcılara, oyunculara sormalı?Ama benim Karslı olarak, memleketinin çağdaş yapısıyla onur duyan biri olarak senaryoya da, verilen mesaja da, konuya da itirazım var, esnafın kazancına değil.

Hele de ülkemizin bu kaba, sert, acımasız ve moralsiz ikliminde iki kez itirazım var…Diziyi izlerken içimin ne kadar dolduğunu, yüreğimin ne kadar isyan ettiğini, belleğimin ne kadar itiraz ettiğini kalemim ne kadar yansıttı bilmiyorum.

Bildiğim o ki; keşke senaristler ve yönetmenler yazmadan önce Kars’ı daha çok incelese, tarihi ve demografik yapısını araştırsa, külçe altınla yoğrulan kaşar peynirli dizilerini daha sonra yazsalardı.

Hem daha gerçekçi olur, hem de memleketinin doğal dekoru ve çağdaş yapısıyla hep gurur duyan Karslı yazarlardan eleştiri yerine övgü ve alkış alırlardı…Özetle; kent ekonomisine ve kış turizmine katkısı için, cadde ve sokakların insanlarla dolup taşmasına aracı olduğu için dizi ekibine teşekkür ederken, Kars’ın tarihinde asla olmayan içeriğe itiraz hakkımı muhafaza ediyorum.

İlgili Sitenin Haberleri