Haber Detayı
Trump'ın planı hangi oyundan çıktı
Trump’ın ikinci dönemindeki ABD, krizleri araçsallaştıran dili, “eski güzel günler” nostaljisi ve ayrıştırıcı siyasetiyle bir süper güçten çok Fallout evrenini andırıyor. Gerçek siyaset, kara mizah ve distopya arasında gidip geliyor.
20 Ocak 2025 tarihinde ikinci dönemine başlayan ABD Başkanı Donald Trump'ın sürpriz çıkışları ve alışılmışın dışına çıkan politika tarzı onu sık sık gündeme getirdi.Ancak bugün asıl şaşırtıcı olan, onun bu sarsıcı politika tarzı değil; attığı adımların yıllar öncesinden bir kurgunun içine işlenmiş olması.
Trump'ın hem ilk hem de bu yeni döneminde yaşanan bazı kritik hadiseler ile efsanevi bilgisayar oyunu "Fallout" evreni arasındaki benzerlikler gözden kaçamayacak kadar derin.FALLOUT NEDİRABD menşeli Fallout, 1950'liler ABD'sinin estetiğini ön plana çıkaran bir bilgisayar oyunu serisidir.
Yan oyunları saymazsak toplamda beş oyunu (Fallout, Fallout 2, Fallout 3, Fallout 4, Fallout 76) bulunan seri, nükleer bir kıyamet sonrası ABD'de geçen, karanlık mizahla harmanlanmış bir hayatta kalma hikayesidir.Oyun, gerçek hayatta yaşanmış olayları farklı açılardan ele alarak alternatif bir gerçeklik kurar.
Örneğin, oyunun hikayesinde, 1961 yılında Carl Bell adında bir ABD'li uzaya çıkan ilk kişi olur.
Ancak gerçekte, 1961 yılında Rus kozmonot Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk kişi olmuştur.TRUMP'IN DÜNYASI BİR FALLOUT YANKISIYukarıda bahsedildiği gibi Fallout evreni, ABD'nin "altın çağı" olarak da nitelendirilen 1950'lileri idealize eder. 50’ler, İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik büyüme, istihdam ve tüketim artışı sayesinde ABD'de geniş bir kesim için güvenli ve umutlu bir dönem olarak görülüyor.
Bu algı, dönemin refahından dışlanan siyahlar, kadınlar, siyasi muhalifler ve alt sınıfların yaşadığı eşitsizliklerin ve baskıların kolektif hafızada geri plana itilmesiyle oluşmuştur.Trump'ın ağzından hiç eksilmeyen "Amerika'yı Tekrar Harika/Büyük Yap" (Make America Great Again) sloganı, aynı mantıkla çalışır. "Ne zaman büyük?
Kime göre büyük?
Kimin pahasına büyük?" sorularını yanıtlamaz, sadece geçmişe dönmeyi teklif eder.DÜŞMANLAŞTIRMA DA CABASITrump’ın siyaset dili, tıpkı Fallout evrenindeki distopik ABD yönetimi gibi, meşruiyetini sürekli bir "varoluşsal tehdit" kurgusu üzerinden besler.
Dış politikada sürekli Rusya ve Çin’i işaret etmesi, içerdeyse Amerikan bürokrasisini "derin devlet" adı altında bir iç düşman olarak kodlaması, kitlesini sürekli seferberlik hâlinde tutmak için bir algı çalışmasıdır.Fallout dünyasındaki gruplardan Enclave'in üstünlükçülük anlayışı da Trump'ın söyleminde zuhur eder.
Enclave'in "Biz gerçek Amerika’yız", "Geri kalanlar kirli", "Temizlenmeleri gerekiyor" anlayışıyla, Trump'ın "Gerçek Amerikalılar", "Sessiz çoğunluk", "Ülkesini sevenler" gibi söylemleri adeta kan bağı taşıyor.VENEZUELA'NIN İŞGALİOyunun hikayesine göre, 2051 yılında ABD, Meksika'daki politik istikrarsızlık ve kirliliğin kendileri için tehdit oluşturduğunu bahane ederek Meksika'ya ilk yaptırım uygular, sonra işgal eder.
İşgal sırasında ABD, asıl niyetini belli ederek petrol üretim tesislerini hedef alır ve petrolün ABD'ye akmasını sağlar.Trump'ın ikinci döneminde ABD-Venezuela ilişkisi aynı anlatı etrafında şekillendi. 2006 yılında ABD, terörizmle mücadelede iş birliği eksikliğini gerekçe göstererek Venezuela'ya silah ve ABD yapımı askeri teçhizat satışını yasakladı.
Washington daha sonra, 2014, 2017, 2019 yıllarında Venezuela'daki politik gelişmeleri öne sürerek yaptırımlarını genişletti.
En sonunda 2026'da ABD, uyuşturucu kaçakçılarını finanse ederek suç işlediği iddiasıyla Venezuela'ya saldırdı ve devlet başkanını kaçırdı.Trump, aylar boyunca süren düşmanlaştırma yöntemiyle işgalin arka planını hazırladı.
Arka plân hazırlanırken, asıl vurgu "dış tehdit" algısındaydı.
Ancak saldırının düzenlendiği gün Trump, görevi devralan geçici başkan ile anlaşarak ABD'li petrol şirketlerinin ülkenin enerji sektörüne girmesinin yolunu açtı ve asıl niyetini belli etti.BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'İN ÇÖKÜŞÜOyunun hikayesine göre, 2052 yılında "Kaynak Savaşları" çıkar.
Bu sebeple, dünya bir keşmekeşe sürüklenir ve Birleşmiş Milletler (BM) etkisini yitirir.
İşlevsiz kalan BM, savaşları önleyemez duruma gelir ve kısa sürede güçlünün hakimiyet kazandığı bir dünya düzeni oluşur.Uluslararası nizamı korumakla yükümlü BM'nin çökmesi Trump'ın ikinci döneminde ortaya çıkan bir tartışma konusu olarak yer alıyor.
Kaynak arayışına giren ABD'nin Venezuela saldırısı ve Grönland üzerinde hak iddia etmesi üzerine çıkan tartışmalar kapsamında Kanada Başbakanı Mark Carney, "kurallara dayalı uluslararası düzenin hâlâ anlatıldığı gibi işliyormuş gibi konuşmayı bırakmak" gerektiğini söyledi.Davos'ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da yeni düzeni şu sözlerle tanımladı:"Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, kuralların olmadığı bir dünyaya doğru bir kayma; yalnızca en güçlünün hukukunun geçerli olduğu ve emperyal emellerin yeniden su yüzüne çıktığı bir düzen."Bu çıkışların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da "küresel nizamın kökten çatırdadığını" söyledi.Oyunda, BM'nin çöküşü Meksika'nın işgalinden bir yıl sonra yaşanırken, gerçekte söz konusu tartışmalar Venezuela işgalinden bir ay sonra yaşanmış oldu.PANDEMİ BİLMECESİOyunun hikâyesinde dikkati çeken bir diğer nokta ise pandeminin patlak vermesi.
On binlerin canını alan virüs salgınının çıkış sebebi belli değildir.
Bu yüzden, ana tartışma konusu ve iddialar, virüsün insan eliyle üretildiği çevresinde döner.Covid-19 salgını Trump'ın ilk döneminde patlak vermişti. 2026 yılı verilerine göre virüs, sadece ABD'de 1 milyon 232 bin 898 kişinin ölümüne neden olmuştu.
Bu dönemde, birçok kişi virüsün insan yapımı olduğunu öne sürmüş, hatta Trump birçok defa "Çin virüsü" olarak nitelendirmişti.ALASKA'NIN İŞGALİOyunun hikâyesinde Çin, petrol kıtlığı yaşadığı için ABD'nin kuzey eyaleti Alaska üzerinde hak iddia eder.
Ancak asıl amaç bölgedeki petrol rezervinin kontrolünü sağlamaktır.
Fallout evreninde Çin’in Alaska retoriği, enerji kıtlığının müzakereyi geçersiz kıldığı ve güç siyasetinin devreye girdiği bir kırılma anını temsil eder.Benzer durum, Trump'ın son haftalarda Grönland'ı satın almak, olmazsa işgal etmek istemesiyle sık sık gündeme geldi.
Trump’ın Grönland çıkışı da benzer biçimde, klasik diplomasi sınırlarının zorlandığı bir jeopolitik tahayyülü yansıtıyor.Buradaki paralellik, stratejik bölgelerin küresel güç dengeleri açısından yeniden tanımlanmasında ortaya çıkıyor.
Bu yönüyle Trump’ın söylemi, Fallout’taki aynı güç siyaseti refleksini çağrıştırıyor.KANADA'NIN İŞGALİOyuna göre Kanada-ABD ilişkileri çalkantılıdır.
Kanada'nın geniş doğal kaynakları ve el değmemiş arazileri, ABD'nin iştahını kabartıyordu.
Başlangıçta diplomatik ve ekonomik baskı uygulayan ABD, Kanada'yı "arka bahçesi" olarak görmeye başladı.
Öyle ki Kanada, bir süre sonra "Küçük Amerika" olarak adlandırılmaya başlandı.Aynı zihniyeti Trump yönetiminin de taşıdığı görülüyor.
Nitekim Trump, "Neden Kanada ABD'nin 51. eyaleti olmuyor?", "Kanada-ABD birleşmesi harika bir evlilik olur" sözleriyle ikinci döneminde büyük yankı uyandırdı.Ayrıca Trump, ABD’nin Kanada’yı ticaret ve savunma açısından “taşıdığını”, bu yüzden mevcut ilişkinin anlamsız olduğunu öne sürdü.
Bu çıkışlar bir şaka ya da dil sürçmesi değil, Trump’ın müzakere baskısı kurmaya yönelik bilinçli ve provokatif bir siyasi söylemi olarak görüldü.SÖZÜN ÖZÜBugün Trump'ın dünyası, Fallout’un anlattığı dünyanın öncesini yansıtır.
Oyundaki gibi nükleer savaş çıkmadı, yeraltı sığınaklarına girmedik ama aynı cümleleri kuruyoruz, aynı düşmanları işaret ediyoruz, aynı “biz ve onlar” ayrımını yaratıyoruz.Odatv.com