Haber Detayı
Türk mutfakçılardan korumacılık yerine iş birliği çağrısı: Çin rakibimiz değil, stratejik ortağımız olsun
Türk mutfak ve mutfak ürünleri sektörü, küresel pazarda sadece üretim gücüyle değil, yeni nesil stratejileriyle de boy gösteriyor. EVSİD Başkanı Talha Özger, uzak pazarlara odaklanırken yakın pazarların kaybedilmemesi gerektiğini vurgularken, Çinli firmalarla kurulacak ortaklıkların sektör için yeni bir sıçrama getirebileceğine dikkat çekti.
Nurdoğan A.
ERGÜN/FRANKFURTnurdogan.arslan@dunya.comTürk mutfak ve ev eşyaları sektörü, dünyanın sayılı tüketim ürünleri fuarı Ambiente 2026’ya çıkarma yaptı.
Plastik mutfak eşyalarından pişirme gruplarına, sofra ürünlerinden banyo ve ev düzenleme çözümlerine kadar geniş bir ürün yelpazesiyle fuarda yer alan Türk firmaları, ihracatta geçen yıl yaşanan kaybı kapatmak için harekete geçti. 2025 yılını 5.5 milyar dolarlık ihracatla kapatan Türk mutfak ve ev eşyaları sektörü, geçen yıl değerde yüzde 3, miktarda da yüzde 10’luk ihracat kaybı yaşamıştı. 270 milyar dolarlık dünya ithalat hacminden daha fazla pay almak isteyen sektör, pazarın yüzde 60’ını domine eden Çin’e ‘stratejik ortaklık’ için yeşil ışık yakıyor.
Ambiente Fuarı’nda gazetecilerle bir araya gelen İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Talha Özger, Türkiye’nin en büyük rakibi olan Çin’in ‘stratejik’ bir ortak olabileceğine işaret etti.Korumacılık tedbirleri caydırıcı olmuyor Çinli firmalarla yalnızca rekabet değil, doğru zeminlerde iş birliği modellerinin gündemde olması gerektiğini ifade eden Özger, “Çinli firmaların Türkiye’ye ihracatı giderek artıyor.
Korumacılık tedbirleriyle bunu önlemeye çalışıyoruz ama ondan ziyade üreticiler olarak biraz daha teknolojiye, tasarıma, yatırım yaparak bunu önleyebiliriz.
Aslında bu noktada Çinli firmalar bizim için önemli fırsat da sunuyor.
Onlarla rakip olmak yerine, bazı alanlarda güçlerimizi birleştirmek, sektörümüzü daha hızlı ileri taşıyabilir.
Çinlilerin üretim gücü ile bizim pazarlama kabiliyetimizi ve esnek üretim yapımızı bir araya getirecek iş birlikleri, orta ve uzun vadede önemli fırsatlar yaratabilir.
Onlar da bizim gibi sorunları çözebilme becerilerine sahipler” ifadelerini kullandı.“Kaybettiğimiz pazarları geri alalım” Türk mutfak eşyaları sektörünün küresel ölçekte kalıcı başarı elde etmesi için uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç olduğunun altını çizen Özger, bunun sadece firmaların çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Özger, “Bu iş, günü kurtaran adımlarla çözülecek bir konu değil.
Orta, uzun ve daha da uzun vadeli bir stratejiye ihtiyaç var.
Markalaşma, algı yönetimi ve küresel konumlandırma, sektörün tüm paydaşlarını kapsayan bir yaklaşımla ele alınmalı” vurgusu yaptı.
İhracatta geçtiğimiz yıldan gelen sorunların devam ettiğini belirten Özger, bu sene hedefi mevcudu korumak ve mümkünse az da olsa üzerine çıkmak olarak belirlediklerini söyledi.
Özger, “Biraz gerçekçi olmak gerekiyor.
Onun için de biz diyoruz ki mevcudu koruyalım, ufak da olsa bir artış gösterelim.
Kaybetmiş olduğumuz pazarları tekrar geri alalım ve bu pazarlarda orta vadede de tekrardan kalıcı olalım” diye konuştu.“Firmalarımız, bu dönemde bile yenilikler yaptı” İhracatçılar için bu sene en büyük riskin finansal olarak zora düşmeden seneyi kapatmak olduğunu belirten Özger, “Bizler döviz kredilerini hep ihracat gelirlerine istinaden kullanıyoruz.
En büyük tehdit de işte bu finansal zorluğa düşmeden seneyi atlatmak.
Çünkü hepimiz farklı sorunlarla karşı karşıyayken ve yatırımda bu sürece yakalandık.
Eğer bu seneyi atlatırsak yarınlar daha güzel olacak” öngörüsünde bulundu.
Türk firmalarının zorlu küresel koşullara rağmen yenilikten vazgeçmediğini dile getiren Özger, şunları söyledi: “Fuarda bulunan 226 firmamızın tamamında en az iki-üç somut yenilik görmek mümkün.
Bu kadar belirsizliğin, sıkıntının ve maliyet baskısının olduğu bir dönemde dahi firmalarımız tasarım, teknoloji ve ürün geliştirme konusunda büyük bir çaba ortaya koyuyor.” Ambiente 2026’nın, Türk mutfak ve ev eşyaları sektörünün küresel vitrinlerinden biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Özger, fuarda kurulan temasların yalnızca bugünü değil, önümüzdeki yılların ihracat performansını da şekillendireceğini söyledi.“Avrupa’yı kaybetme lüksümüz yok”Küresel rekabetin her geçen gün daha da sertleştiğine dikkat çeken Talha Özger, “Geçmişte ‘Çin denince fiyat, İtalya denince tasarım’ denirdi.
Bugün Çin, fiyat, kalite ve tasarımı aynı anda sunabiliyor.
Bu tablo bize asla rehavete kapılma lüksümüzün olmadığını söylüyor.
Yakın pazarlarda güçlü olduğumuzu düşünerek gardımızı düşürdüğümüzde, rakipler bu alanı çok hızlı doldurabiliyor.
Almanya bende, İtalya bende, Fransa bende gibi rehavete kapılırsanız rakip gelip onu alıyor.
Bu nedenle geleneksel pazarlarımızı daima diri tutmak, sıcak tutmak gerekiyor.
Uzak pazarlara odaklanırken yakın coğrafyayı kaybetmemek zorundayız.
İhracat önce yakın pazarda başlar, sonra uzak pazarlara yayılır.
Bugün yakın pazarlardaki ve Avrupa’daki küçük kayıplar bile toplam ihracat performansını ciddi şekilde etkileyebiliyor” dedi.Hintli firmalar Çin’i geride bıraktıMutfak ve ev ürünleri alanında dünyanın sayılı fuarlarından olan Ambiente 2026’da Türkiye 29’uncu kez 82’si milli katılım, 144’ü bireysel olmak üzere toplam 226 firma ile fuarda yer aldı.
Fuarda bu yıl Hintli firmaların ağırlığı dikkat çekti. 6-11 Şubat tarihleri arasında Frankfurt’ta düzenlenen fuarda, Hindistan 515 katılımcı firma ile ilk sırada yer alırken, geçen yılın birincisi Çin bu yıl 372 firma ile ikinci sıraya düştü. 367 firma ile ev sahibi Almanya üçüncü, 308 firma ile İtalya dördüncü, 227 firma ile Hong Kong beşinci ve 226 firma ile Türkiye altıncı sırada yer aldı.
Fransa’dan fuara katılan firma sayısı ise 126 oldu.Sektörün geleceğini neler şekillendirecek?Çin ile stratejik ortaklık modeli: Sadece korumacılık tedbirleri yeterli değil, Çin ile teknoloji odaklı iş birlikleri sektörü hızlandırır.Yakın pazar rehaveti uyarısı: İhracatın kalesi olan Avrupa pazarında “nasıl olsa biz güçlüyüz” diyerek gardın düşürülmemesi gerekiyor.İhracatta kan kaybı ve hedefler: Geçen yıl ihracatta miktar bazlı yüzde 10 kayıp yaşandı, 2026 hedefi “mevcudu korumak ve kaybedilen pazarları geri almak”Finansal dayanıklılık riski: Özellikle yatırım sürecinde bu krize yakalanan firmaların finansal sağlığı hayati önem taşıyor.İnovasyon ve tasarım direnci: Türk firmalarının kalıcı başarı için uzun vadeli markalaşma stratejisi şart.Küresel rekabette yeni dengeler: Hindistan’ın Çin’i de geride bırakarak oyuna girmesi, küresel tedarik zincirindeki oyuncuların yer değiştirdiğini gösteriyor.