Haber Detayı
ESİAD stratejik tehditlere dikkat çekti: Hindistan ile Avrupa pazarında çarpışacağız
ESİAD’ın üye beklenti anketi, 2026’da sanayici için en büyük tehdidin jeopolitik riskler olduğunu ortaya koydu. Ankette AB’nin Hindistan ile anlaşmasının Türk sanayisini sert bir rekabete sürükleyeceği uyarısı yapıldı.
Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından bu yıl sekizinci kez gerçekleştirilen “Türkiye Ekonomisine İlişkin Üye Beklenti Anketi”nin sonuçları açıklandı.
Ankete katılan sanayici ve iş insanları 2026 yılında ekonomideki en büyük tehlikeyi “jeopolitik riskler” olarak görürken, iş insanlarının yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 26.4, dolar kuru beklentisi ise 53.05 oldu.“Gümrük Birliği ihtiyaçlara cevap vermiyor” ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu stratejik tehditlere dikkat çekti.
Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Mercosur ile imzaladığı ticaret anlaşmaları ile “Made in Europe” hamlesinin yaratacağı baskıya işaret eden Zorlu, şöyle devam etti: “Yaşanan küresel karmaşanın ortasında, Türk sanayicisini belki de en çok tehdit eden gelişmeler, ihracatımızın yüzde 42.8’ini gerçekleştirdiğimiz AB tarafında yaşanıyor.
Gümrük Birliğinin zaten Türk ekonomisinin ihtiyaçlarına cevap vermekten giderek uzaklaştığı bir dönemde; Avrupa Birliği farklı coğrafyalarda stratejik ortaklıklar kuruyor. 27 Ocak tarihinde imzalanan AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması, bizim için stratejik bir alarm zili oldu.
AB’nin Hindistan ile el sıkışması, Türk sanayisinin yıllardır Gümrük Birliği sayesinde elde ettiği kazanımların ciddi bir erozyona uğraması demektir.
Pek çok sektörde Hindistan’ın düşük maliyetli ama yüksek teknolojili üretimiyle Avrupa pazarında doğrudan çarpışacağımız bir döneme giriyoruz. 17 Ocak 2026'da imzalanan AB-Mercosur Anlaşması ile Latin Amerika bloku da Avrupa pazarına çok daha avantajlı hale gelmeye başlayacak.”Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu da, Türkiye’nin küresel ölçekte izlediği aktif ve çok boyutlu dış politika stratejisini paylaştı.
Türkiye’nin jeopolitik konjonktürdeki kritik rolüne ve dünyanın en geniş temsil ağlarından birine sahip olduğuna dikkat çeken Kebapçıoğlu, dış politikanın temel felsefesi ve hedeflerini şu sözlerle anlattı: “Dış politika stratejimizi şekillendiren temel hedefleri dört başlık altında sıralayabiliriz.
Bunlar bölgemizde barış ve güvenliğin temin edilmesi, dış ilişkilerimizin kurumsal zeminin güçlendirilmesi, bölgesel refah ortamının geliştirilmesi ve küresel hedeflerimizin ilerletilmesidir.
Şu anda dünyanın üçüncü en geniş temsil alanına sahip ülkeyiz. 264 dış temsilciliğimizle dünyanın hemen her yerinde diplomatik ayak izine sahibiz.”Ayaklar frende ESİAD’ın düzenlediği “Üye Beklenti Anketi”nin sonuçlarını paylaşan Ekonomi Gözlem Grubu Başkanı Muhittin Bilget, 2026 yılına dair beklentilerin oldukça temkinli olduğunu ifade etti.
Anketin, sanayicide henüz bir iyimserliğe işaret etmediğini belirten Bilget, “Hala optimizme, iyimserliğe çok dönüş yok.
En azından 2026'nın ilk yarısı için ayaklar frende” diye konuştu.
Sipariş ve kapasite kullanımı gibi temel göstergelerin durağanlığını koruduğunu dile getiren Bilget, “Siparişler bizim halk deyimiyle idare modunda.
Hakim fikir değişen bir şey olmayacak diyor.
Mevcut jeopolitik riskler, ekonomik şartlar vesaire hepsiyle beraber yatırım konusunda çok iç açıcı bir tablo yok; farklı bir şey de beklemiyorduk” dedi.
Çin’in devlet destekli üretim gücü karşısında sadece maliyetleri düşürerek rekabet etmenin imkansız hale geldiğine dikkat çeken Bilget, iş dünyasına şu kritik uyarıda bulundu: “Sadece düşük işçilik maliyetleriyle rekabet edemezsiniz.
Artı üzerine açık konuşalım; otokratik kapitalizm var, gereken sübvansiyonlar, destekler de veriliyor.
Bu güçle sadece maliyet düşürerek başa çıkamazsınız.”En büyük sorun jeopolitik risklerESİAD’ın 8 yıldır gerçekleştirdiği Türkiye Ekonomisine İlişkin Üye Beklenti Anketi’nden çarpıcı sonuçlar çıktı.
ESİAD üyeleri önümüzdeki dönemde iş dünyasını bekleyen en büyük riskin “jeopolitik riskler” olduğunu belirtirken, bu alandaki sıralama “yüksek borçluluk, yüksek faiz, finansmana erişim, öngörülebilirlik, sosyal kutuplaşma ve gelir eşitsizliği” şeklinde devam etti.
Ankete katılanlar, öncelik verilmesi gereken konuları ise “Hukukun üstünlüğü, ekonomik istikrar, öngörülebilirlik ve finansmana erişim” olarak sıraladı.
Ankete göre, iş dünyasının yatırım kararını etkileyen en önemli konunun “maliyetlerdeki artış ve bunun piyasaya yansımaması” olduğu görüldü. “Finansmana erişim, teşvikler, kurlardaki belirsizlik ve vergi sistemi” de yatırım kararını etkileyen diğer unsurlar oldu.