Haber Detayı
Hatimoğulları: Komisyon raporu temennilerin ötesine geçmeli
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barış sürecinin demokrasiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, komisyon raporunun özgürlük yasaları ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermesi çağrısında bulundu.
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
Hatimoğulları sözlerine, 6 Şubat depreminde yaşamını kaybedenleri anarak başladı.
Deprem sonrasında iktidarın pratiklerini eleştiren Hatimoğulları, depremzedelerin aradan geçen 3 yıla rağmen hâlâ konteynerlerde yaşadığına dikkat çekti ve “21 metrekareye 3 yıldır sığdırılmış hayatlar söz konusu” dedi. 'TÜRKİYE'DEKİ BARIŞ SÜRECİ SURİYE'YE BAĞLANDI' Hatimoğulları sözlerinin devamında Kürt sorunun çözümü kapsamında başlatılan sürece değindi, sürecin en önemli aktörünün Öcalan olduğunu ifade edip buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi: "Değerli yurttaşlarımız, Türkiye'deki barış ihtiyacı uzunca bir süredir Suriye, Rojava'ya ve sınır ötesindeki gelişmelere bağlandı.
Her defasında önce orası, önce orası denildi.
Barış sürecinde somut adımlar atılmadı.
Biz DEM Parti olarak defalarca söyledik, Türkiye'de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin dedik. '30 OCAK MUTABAKATI SABOTE EDİLMEMELİ' Bugün gelinen noktada SDG ve Şam yönetimi arasında 30 Ocak mutabakatı imzalandı.
Pratikte bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde pratik çalışmalar yürütülüyor.
Uluslararası topluma düşen görev, bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır.
Türkiye'ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli, komşu ülke Suriye'de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı.
Bu hem Suriye'nin hem Türkiye'nin geleceği için hayati önemdedir. 'KOMİSYON RAPORU TEMENNİLERİN ÖNÜNE GEÇMELİ' Gelelim Türkiye'deki sürece.
Bakın, 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor.
Artık Türkiye'deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı.
Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor.
Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir.
Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır.
Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. 'SÜRECİ ÜÇ PERSPEKTİFTEN ELE ALIYORUZ' Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz.
Birincisi demokratikleşmedir.
Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir.
Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır.
Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyım uygulamaları kaldırılmalıdır.
Seçilmişler makamlarına, kayyımlar kendi görevlerine dönmelidir.
Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. 'BARIŞ DAĞDA, SÜRGÜNDE OLANLARIN YAŞAMA KATILIMINI SAĞLAMALIDIR' Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir.
Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir.
Anadilde eğitim bir lütuf değildir.
Bir haktır.
Kültürel inkar sürdükçe barış kök salaması.
Kalıcı güvence ise Anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır.
SİYASİ TUTUKLULAR İkincisi hukuktur.
Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz.
AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor.
Bakın sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, tüm Kobani Davası tutsakları, Osman Kavala, Can Atalay, Taysun Kahraman, Çiğdem Mater ve bütün siyasi mahbuslar içerideyken barış sağlam bir zemine oturamaz.
Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar, bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır. 'TMK DEĞİŞMELİ' Komisyon raporu TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikleri önermelidir.
TMK Demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı.
İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli.
Umut hakkı Sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmada hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır.
Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalandır ve buna göre hareket edilmelidir.
Üçüncüsü ise özgürlükler.
Barış toplumun nefes alması demektir.
Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz.
İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır.
Aleviler başta olmak üzere bu ülkede yaşayan farklı halklardan ve inançlardan yurttaşlarımızın özgürce ibadetlerini yerine getirebilecekleri, kendini bu toprakların üvey evladı değil, öz evladı olarak hissedebilecekleri bir uygulama hayata geçmelidir.
Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel sosyal haklar üzerinde mutlaka çalışılmalıdır.
Kadınların ve çocukların yaşam hakkı korunmalıdır.
Şiddet ve istismara karşın etkin bir mücadele yürütülmelidir.
Zira kadın cinayetlerini durduracağız platformunun yeni yaptığı açıklamada sadece Ocak ayında 22 kadın cinayeti, 14 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş.
Bugün yol alınacaksa demokrasi, hukuk ve özgürlükler ertelenmemelidir.
Biz DEM Parti olarak çok netiz.
Barış iktidarın ya da bir başkasının kullanacağı bir aparat olamaz.
Barış demokrasi ile birlikte yürüyen, hukukla birlikte güvence altına alınan, özgürlüklerle güçlenen bir halk iradesidir." Güncelleniyor...