Haber Detayı
Ne Kurtlar Vadisi'nin Çakır'ı ne EDHO'nun Hızır'ı… Yeraltı'nın yeni lideri: Bozo
Sina Koloğlu yazdı...
Ekranda yeraltı üçlemesi; Çakır, sonra Hızır ve şimdi Bozo...
Yeraltı dizisi başlarken “New age Kurtlar Vadisi” yorumu ilginçti.
Sanki bir üçlemenin son halkası geliyor gibiydi.
Baktığımızda senaryoya imzalar bu üçlüyü işaret ediyordu.
Peki yer, zaman, mekan ve siyaset denkleminde nerelerdeydi bu karakterler?
Mafya ve çeteleşmeye özendiriyor kolaycılığı mıydı, yoksa hele şu geçtiğimiz yıl tavan yapan bir gerçeğin ekran yansıması mıydı?AYNI HİKAYENİN ÜÇ AYRI YAŞIBir dönem Kurtlar Vadisi ile başlayan, ardından Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ile şekillenen yeraltı karakterleri sanki, aynı hikâyenin üç ayrı yaşı gibi ilerledi.
Bugün gelinen noktada Bozo, bu çizginin son halkası gibi duruyor.
Çakır gençliği, Hızır olgunluğu temsil ediyorsa; Bozo erken gelen zirveyi, yani “her şeye sahip olabilecek yaş”ı temsil ediyor.ÇAKIR: YOKLUKTAN GELEN DELİKANLIÇakır’ın hikâyesi yokluk ve yoksulluktan gelen bıçkın bir delikanlının yaptığı evlilikle bir üst lige çıkma çabasını ve bu yükseliş sırasında yaşadığı bocalamayı anlatıyordu.
Sonu trajikti.
Seksenlerin kabadayı anlatılarında sık rastlanan o kırılgan kader… Yükselirken kaybolan adam profili.
Çakır, bir bakıma Türkiye’nin 80’leri gibiydi; sert, romantik ve kısa süren bir ihtişam.HIZIR: DÜZEN KURAN ADAMHızır köklü bir Karadeniz ailesinden gelmesine rağmen, gençliğinden itibaren çalışarak, yükselen bir figürdü.
Aşk evliliği yapmış, ailesini güvenli sulara çekmiş, kardeşini ve yeğenini koruyacak bir düzen kurmuştu.
Onun trajedisi ise güç kaybı değil, kayıpların kendisiydi.
Sevdiği üç kadını; kızını, karısını ve annesini ölümle yitirmesi, karakterin en büyük kırılma noktası oldu.
Hızır’ın hikâyesi, çok şeye sahip olsan da yalnız doğup yalnız öleceğin fikrini taşıyordu.
Çakır 80’lerse, Hızır 90’lardı.BOZO: MİLENYUMUN TEHLİKELİ ZİRVESİBozo ise milenyumun çocuğu.
İyi eğitimli, zeki, feodal kökleri olan ama modern duran bir karakter.
Farklı giyinen, farklı bakan, daha eğlenceli ama aynı zamanda daha tekinsiz.
Nerede ne yapacağı belli değil.
Onun trajedisi ise; güçsüzlük değil, ulaşamadığı duygular.
Sevdiği kadının başkasını sevmesi, her şeye sahip olabileceği bir dünyada bile, her istediğine sahip olamayacağını gösteriyor.
Bozo’nun enerjisi, zekâsı, eğlencesi ve tehlikesi onu seyirlik anlamda, diğerlerinden daha büyük kılıyor.
Yeni Türkiye gibi; zengin, huzursuz ama umut vadeden bir portre… Burada bir konuya daha açıklık getirmek lazım.
Bozo da dahil olmak üzere ortak bir eleştiri noktası oluştu; Mafya dizileri gençlere kötü örnek oluyor.
Son yaşadıklarımız şu sokak çeteleri ve suç işleyen çocuklar ya da mafya hesaplaşmaları ya da uyuşturucu kaçakçılığı… İşin kolay yolu topu dizilere atmak.
Adaletin tartışıldığı bir ülkede suç ve onun tarafları her daim at koşturacaktır.
Dizilerin, "kötü yola sürüklüyor", "kolay yol" eleştirişi kadar, bir fotoğraf çekme görevi olduğunu, hatta yer yer belgesel niteliğini de unutmamak lazım.
Zaman zaman çizginin aştığı durumlar olmadı mı?
Oldu.
Türk toplumunun izlediği diziyi gerçek zannettiği gerçeği bu diziler için de geçerli olmadı mı?
Oldu.
Kendini Çakır ve Hızır zannedenler olmadı mı?
Oldu.
Bugün aynı şey Bozo için geçerli mi?
Geçerli.
Önemli olan senaryo.
Neyi ne şekilde anlatmak istediği.Odatv.com