Haber Detayı

Dr. Saliha Merve Kaya: Suça sürüklenen çocukların ebeveynlerine dava açılabilir
Politika haberler.com
10/02/2026 22:38 (4 saat önce)

Dr. Saliha Merve Kaya: Suça sürüklenen çocukların ebeveynlerine dava açılabilir

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda sunum yapan Dr. Saliha Merve Kaya, "Çocuğunun işitme cihazını almış, vermemiş; eğitim hakkını engellediği için 233'ten yargılanan bir baba gördüm.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda sunum yapan Dr.

Saliha Merve Kaya, "Çocuğunun işitme cihazını almış, vermemiş; eğitim hakkını engellediği için 233'ten yargılanan bir baba gördüm.

Onun dışında, eğer terk suçu oluşmuyorsa evinde çocuğunu ailesine bırakıp giden, maddi destek sağlamayan kişiler bakımından bu maddenin uygulandığını gördüm.

Dolayısıyla da tersten düşünecek olursak şöyle bir şey olabilir: Diyelim ki suça sürüklenen çocuğun suç işlediği anlaşıldı, bu çocuk suça sürüklendi ve şuna bakabiliriz: Ebeveynleri acaba, gerçekten, 233 kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiş mi?

Getirmemişse aynı zamanda bundan da dava açılabilir" dedi.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı.

Toplantının açılışında konuşan Durgut, "Çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesi, adalet sistemiyle temas eden çocukların korunması ve onarıcı yaklaşımların güçlendirilmesi komisyonumuzun çalışmalarında temel öncelikler arasında yer almaktadır.

Bu çerçevede, ilk olarak Türkiye ve İngiltere örnekleri üzerinden çocuk adalet sistemlerini karşılaştırmalı olarak ele alacak bir akademik değerlendirmeyi dinleyeceğiz.

Aynı zamanda İngiliz hukuk sistemi bağlamında ceza sorumluluğu yaşı, çocuklara uygulanan yaptırımlar ve ailelere yönelik tedbirler üzerinden önemli bir karşılaştırma sunulacaktır.

İkinci olarak ise çocuklar için koruyucu ve onarıcı yaklaşımları ile bu alandaki dünya örneklerini sahadan ve uygulamadan gelen bir perspektifle dinleme imkanı bulacağız.

Bugünkü sunumların çocuk adalet sistemimizin daha koruyucu, önleyici ve onarıcı bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışmalarımıza önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.

Akademik bilgi ile uygulama deneyimini bir arada ele alacağımız bu toplantının komisyonumuzun politika geliştirme süreçlerine de güçlü bir zemin oluşturmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.'ÇOCUK EN SON ÇARE OLARAK MAHKEME KARŞISINA ÇIKMASI GEREKİYOR'Ardından Dr.

Saliha Merve Kaya, milletvekillerine sunum yaptı.

Kaya, yüksek lisans tezinde 100 dava dosyasını incelediğini ve bu kapsamda 7 çocuk mahkemesi hakimi, polis, sosyal çalışma görevlisi ile görüşmeler yaptığını ekledi.

Kaya, "Dolayısıyla 100 dava dosyasındaki veriler görüştüğüm kişilerin sistem hakkındaki görüşlerinin yer alması nedeniyle çok kıymetliydi.

Orada hakimlerin özellikle söylediği iki husus vardı: Birincisi, 'Suç makinesi haline gelen çocuklardan' bahsettiler ve bunlara ilişkin özel düzenlemelerin yapılması gerektiğini aktardılar.

Mesela 70 davası olan çocuk var, o çocuk suç işlemeye devam ediyor.

O yüzden bunlara özgü düzenlemelerin yapılması gerektiğinden bahsettiler.

İkincisi ise önemle üzerinde durdukları husus şuydu: 'Bir çocuk suça karışır karışmaz kendisini mahkeme karşısında buluyor.

Bu yüzden çocuğun son çare olarak mahkemenin karşısına çıkması gerekiyor' şeklinde bir görüş belirttiler" diye konuştu. 'ÇOCUKLAR HAKKINDA VERİLEN TEDBİR KARAR ORANI ÇOK DÜŞÜK''Suça sürüklenen çocuk' ifadesi yerine 'Suça bulaşmış çocuk' ibaresinin kullanılabileceğini belirten Kaya, 'Çocuk Koruma Kanunu'nun detaylı bir şekilde ele alınması gerektiğini ekledi.

Kaya yaptığı çalışmayı aktararak, "Dosyalarda şunu gördüm: Soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesi dolayısıyla çocuk hakkında verilen tedbir kararlarının birçoğunun infazına başlanılmadan ya da yeni başlanılmışken son verildiğini gördüm. 100 dava dosyasında 0-12 yaş ve 15-18 yaş grubu olmak üzere çocukların sayılarını ayırdım.

Çocuklara koruyucu ve destekleyici tedbirler yargılama sürecinde de verilebilir, soruşturma evresinde de verilebilir.

Dosyalarda koruyucu ve destekleyici tedbir verip verilmediğine baktım. 12-15 yaş grubu suça sürüklenen 22 çocuktan sadece 2'sine verildiğini, 15-18 yaş grubu 97 çocuktan da sadece 1 çocuğa verildiğini gördüm.

Görüştüğüm çocuk savcısına şunu sordum: Ben dava dosyalarını incelerken mahkemenin koruyucu ve destekleyici tedbirleri çok az çocuğa verildiğini gördüm.

Acaba soruşturma evresinde bu çocuklara koruyucu ve destekleyici tedbir verilmiş olabilir mi?

Çünkü benim bunu dosyalardan görmem mümkün değil.

Savcı da dedi ki, '900 çocuktan ortalama 9 çocuk hakkında veriyoruz.' Yani bu çok düşük bir oran, çocuk zaten suça bulaşmışsa koruyucu ve destekleyici tedbire ihtiyacı vardır, dolayısıyla bu oranın çok düşük olduğunu söyleyebiliriz" dedi.'TÜRK CEZA KANUNU EBEVEYNLERE YÜKÜMLÜLÜK YÜKLÜYOR'Kaya, İngiltere hukuk sisteminde ceza yaşının 10 olduğunu ve suç işleyen çocuğun ebeveynlerine yönelik belli şartlara uyması gerektiğini kaydederek, "Burada bir karara baktım, kararda da şöyle bir şey olmuş: Çocuk suç işlemiş, belirli bir saatte de çıkmaması gerekiyormuş ve anlamışlar ki ailesi yükümlülüklerini yerine getirmemiş.

Dolayısıyla uymadığı için de ihlal kararı verilmiş.

İkinci emir ise ebeveyn veya vasiyi bağlayıcı yükümlülük getirme emri.

Mahkeme suçlunun ebeveyninin veya vasinin rızasıyla ebeveyn veya vasinin suçluya uygun şekilde bakmasını ve suçlu üzerinde uygun kontrol ve uygulamasını taahhüt etmesini emrediyor ve bunların neler olduğunu da mahkeme kararında belirtmek zorunda.

Bizde ise aslında, 'Türk Ceza Kanunu'nun 230'uncu maddesinde düzenlenmiş ve ebeveynlere aslında baktığınız zaman bir yükümlülük yüklüyor. 100 karar inceledim ve 'Acaba hangi olaylarda mahkeme veriliyor bu kararı?' diye baktım, şöyle bir karar vardı mesela: Çocuğunun işitme cihazını almış, vermemiş; eğitim hakkını engellediği için 233'ten yargılanan bir baba gördüm.

Onun dışında, eğer terk suçu oluşmuyorsa evinde çocuğunu ailesine bırakıp giden, maddi destek sağlamayan kişiler bakımından bu maddenin uygulandığını gördüm.

Dolayısıyla da tersten düşünecek olursak şöyle bir şey olabilir: Diyelim ki suça sürüklenen çocuğun suç işlediği anlaşıldı, bu çocuk suça sürüklendi ve şuna bakabiliriz: Ebeveynleri acaba, gerçekten, 233 kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmiş mi?

Getirmemişse aynı zamanda bundan da dava açılabilir" değerlendirmesinde bulundu. 'AĞIR ŞİDDET OLAYLARINA KARIŞAN ÇOCUKLARIN DİVERSİYON YÖNTEMLERİNE TABİİ TUTULMASI AMACIMIZ YOK'Adalet Bakanlığı Adli Destek Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya, sistemde ki en büyük açığın iş birliği alanında olduğunu vurguladı ve bazı Avrupa ülkelerinin uyguladıkları modelleri anlattı.

Gökkaya, "Ülke örneklerine baktığımız zaman genellikle ceza ehliyetini 14 ve 21 yaşa kadar uyguluyorlar.

Biz ise yargı reformu strateji belgesi yayınladık.

Orada, '15 yaşından küçük ve ilk defa suç işleyen çocuklar için ve ağır cezalık olmayan suçlar için' diye bir hedef koyduk.

Yani burada çok ağır şiddet olaylarına karışan çocukların diversiyon yöntemlerine tabi tutulması gibi bir amacımız yok.

Şu ana kadar da Türkiye'de uygulanan gerek uzlaştırma olsun gerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi olsun bunda da hep ya 2 ya da 3 yıllık cezanın üst sınırı itibarıyla sınırlar var.

Burada çok ağır bir kasten yaralama eylemine ya da yağma eylemine ya da cinsel saldırı, istismar eylemlerine katılan çocukların diversiyona tabi tutulması gibi bir hedefimiz, amacımız ya da çalışmamız yok" ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri