Haber Detayı
Son 15 yılın en yüksek çocuk işçi ölümü yaşandı!
A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Yusuf Tekçe, 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 94'ünün çocuk olduğunu açıkladı.
A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Yusuf Tekçe, 2025 yılında yaşanan iş cinayetlerine ilişkin verileri İLKHA muhabiriyle paylaştı.
Tekçe, açıklanan tablonun çalışma hayatındaki ağır bilançosunu gözler önüne serdiğini belirterek, yaşanan ölümlerin "iş kazası" olarak değil "iş cinayeti" olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tekçe, 2025 yılı iş cinayetleri tablosunu kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirterek, ortaya çıkan verilerin çalışma hayatının kanlı bilançosunu gözler önüne serdiğini söyledi.
Tekçe, "Bugün, İş Güvenliği Uzmanı olarak 2025 yılı iş cinayetleri tablosunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ne yazık ki bu tablo, ülkemizde çalışma hayatının kanlı bir bilançosunu ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz 2025 yılında en az 2105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Bu, her gün ortalama 6 işçinin çalışırken öldüğü anlamına geliyor.
Resmî istatistiklerin çok ötesinde, medya haberleri ve doğrudan bildirimlerle derlediğimiz bu sayı bile buzdağının görünen kısmıdır.
Gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu düşünüyoruz." dedi. "94 çocuk işçi hayatını kaybetti" 2025 yılının en çarpıcı gerçeklerinden birinin çocuk işçi ölümleri olduğunu vurgulayan Tekçe, son 15 yılın en yüksek çocuk işçi ölümünün bu yıl yaşandığını ifade ederek şunları söyledi: "2025 yılının en çarpıcı gerçeklerinden biri 94 çocuk işçinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. 14 yaş altı 26 çocuk, 15-17 yaş arası 68 genç yaşamını yitirdi.
Son 15 yılın verilerine baktığımızda en yüksek çocuk işçi ölümü ne yazık ki 2025 yılında gerçekleşti.
Bu artışın başlıca nedenleri MESEM uygulamaları veya düşük ücretlerle sigortasız ya da göstermelik sigortalı olarak çocuk işçilerin sömürülmesidir.
Bunlar iş kazası olarak geçiştirilemez." "Kadın, erkek ve göçmen işçiler de hayatını kaybetti" Hayatını kaybeden işçilerin cinsiyet ve uyruk dağılımına da değinen Tekçe, göçmen işçilerin de ağır kayıplar verdiğini şu sözlerle dile getirdi: "Kadın işçilerden 138, erkeklerden bin 967 can kaybı var.
Göçmen işçilerden en az 91 kişi hayatını kaybetti.
Bunların 33'ü Suriyeli, 12'si Afgan uyrukludur." "En fazla ölüm sanayi, inşaat, hizmet ve tarımda" Sektörel dağılıma ilişkin verileri paylaşan Tekçe, en fazla ölümün sanayi sektöründe yaşandığını belirtti.
Tekçe, "Sektörlere bakarsak sanayi 691, inşaat 521, hizmet 478, tarım 415 ölümle başı çekiyor.
En riskli meslekler inşaat işçileri, tarım işçileri ve şoförlerdir." diye konuştu.
Başlıca ölüm nedenleri İş cinayetlerinin nedenlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Tekçe, trafik ve servis kazalarının ilk sırada yer aldığını söyledi.
Tekçe, "Başlıca nedenler trafik ve servis kazaları 466, göçük ve ezilme 374, yüksekten düşme 354, kalp krizi ve beyin kanaması 299’dur." dedi. "Sendikalı işçi ölümü yalnızca 50 kişi" Sendikalı işçi ölümlerinin toplam içindeki oranına dikkat çeken Tekçe, "Sendikalı işçi ölümü yalnızca 50 kişidir.
Yani toplamın yüzde 2,4’ü.
Örgütlülüğün hayati bir koruma kalkanı olduğunu bir kez daha görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Hafızalara kazınan olaylar 2025 yılında kamuoyunda büyük yankı uyandıran bazı olayları hatırlatan Tekçe, yaşananların ihmal zincirinin sonucu olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: "8 Kasım 2025’te Kocaeli Dilovası’nda bir kozmetik firmasında yangın ve patlama meydana geldi. 7 işçi öldü; bunların 6’sı kadın, 3’ü çocuktu.
Yasadışı şartlarda çalıştırılıyorlardı ve ölüm gününde sigorta yapıldı.
Bu olay kadın ve çocuk işçilerin göz göre göre katledilmesiydi. 1 Mart 2025’te Hatay Antakya’da servis aracı tıra çarptı, 7 işçi öldü; bunların 3’ü çocuktu. 23 Temmuz 2025’te Eskişehir’de orman yangını söndürme çalışmaları sırasında 10 kişi, 5 işçi ve 5 gönüllü, alevler arasında kalarak hayatını kaybetti." "Bunlar iş kazası değil, iş cinayetidir" Yaşanan ölümlerin kader olarak görülemeyeceğini belirten Tekçe, sorumluluğun açık olduğunu ifade etti.
Tekçe, konuşmasını şöyle tamamladı: "Son olarak şunu belirtmek isterim: Bu cinayetler kader değildir.
Patronların kâr hırsı, devletin denetimsizliği ve sendikasızlaştırma politikalarının doğrudan sonucudur. ‘İş kazası’ demeyi reddediyoruz; bunlar iş cinayetidir.
Hayatını kaybeden 2 bin 105 işçiyi, aralarında 94 çocuğun da olduğu bu canları saygıyla anıyoruz.
Bu tabloyu tersine çevirmek bizim elimizde."