Haber Detayı

Mardin'de Cümbüş Sesiyle Geçen Bir Ömür... 76 Yaşındaki Usta Sanatçı Sebahattin Onar Müziği Ofisinde Sürdü...
Yerel haberler.com
11/02/2026 11:25 (6 saat önce)

Mardin'de Cümbüş Sesiyle Geçen Bir Ömür... 76 Yaşındaki Usta Sanatçı Sebahattin Onar Müziği Ofisinde Sürdü...

Mardin'de yaşayan 76 yaşındaki cümbüş sanatçısı Sebahattin Onar, müziğini ofisinde sürdürüyor. Dinleyicilerini kendine çeken Onar, geçmişten günümüze Mardin müziğini canlı tutmaya çalışıyor. Müzikle dolu hayatında, ev düğünlerinden başlayarak müzik kariyerine yön verdi.

Gülten Akgül (MARDİN) - Mardin'de yaşayan 76 yaşındaki cümbüş sanatçısı Sebahattin Onar, müziği ofisinde sürdürüyor.

Kendisini dinlemek isteyenlerin birçok yerden Mardin'e geldiğini kaydeden Onar, "Oturup çalıp söylüyoruz; kimileri ağlıyor, kimileri eğleniyor.

Yarım saatlik bir müzikte bile misafirlerin hepsi ayağa kalkıp 'bir daha' diyor.

Bu ofis beni ayakta tutuyor.

Sahnelerde jübilemi yaptım ama ofisimde müziği daha yoğun sürdürüyorum.

Bazen kalabalık dışarıya taşıyor, bu da gurur verici bir durum" dedi.Mardin'in tanınmış yöresel müzisyenlerinden Onar, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, müziğe 1978'de ev düğünlerinde çalarak başladığını belirtti.

O dönemlerin uzun ve eğlenceli düğünlerini, "O zamanlar düğünler evlerde yapılırdı.

Sabahın 04.00'üne, 05.00'ine kadar tek başıma cümbüş ve darbukamla çalardım.

Haftanın altı günü işteydim" sözleriyle anlatan Onar, 1976'da Ankara'da makine mühendisliği eğitimi alamayınca kendisini müziğe kaptırdığını ifade etti.Daha sonra Mardin'e gelip ikamet etmeye başladığını bildiren Onar, şunları söyledi:"Çok sevdiğim, kan kardeşim olan bir arkadaşım vardı.

Çok duygulu çaldığım ve içten söylediğim için bana, 'Sebahattin, sen ne yapıyorsun?

Gel düğünlere çıkalım' dedi.

Başta itiraz etsem de sonunda beni ikna etti ve düğünlere çıkmaya başladık. 1978 yılıydı, sahne değil de ev düğünleri yapıyorduk.

Akşam 19.00'da başlardık.

İlk çaldığım düğünden itibaren popüler oldum.

Halk beni dinlemek için sıraya giriyordu.

Yıllık ajanda kullanırdım, iş geldiği zaman hemen kaydederdim.

Bazıları düğün tarihlerini belirlemeden önce benden randevu aldıktan sonra davetiyelerini basıyorlardı.

Tarihlerini bana göre ayarlıyorlardı." "Haftanın altı günü gidiyordum" Mardin'de geçmişte düğünlerin evlerde, damlarda yapıldığını anlatan Onar, "Müzik kültürü eskiden beri çok iyi gidiyordu.

Evlerde, damlarda düğünler yapılırdı.

Ancak teknik anlamda pek ileriye gidiş olmadı.

Çünkü o zamanlar nota yoktu, aşırı bir müzik teknik bilgisi yoktu.

Sadece yöresel Mardin müziğini icra ediyorlardı.

Ben piyasaya çıkınca hem yöresel hem Arapça hem Kürtçe hem de fantezi eserlerle program yapıyordum.

Bu çeşitlilik sayesinde bayağı tutuldum.

Diğer müzisyenler haftada bir işe giderken, ben haftanın altı günü gidiyordum.

Bu durum kıskançlık yarattı.

Onlarla oturup konuştum, 'İsterseniz müziği bırakayım' dedim.

Onlar da beni anlayışla karşıladılar" dedi. "Karşımdakini etkileyemeyeceksem o enstrümanı elime almam" Mardin'deki müzisyenlerin neredeyse yüzde 80'inin kendisini örnek aldığını söyleyen Onar, şunları kaydetti: "Sanat müziğini pek icra eden yok, daha çok Mardin eserleri ve yöresel müzikler üzerine yoğunlaştılar.

Eserlerimi duygularımla icra ederim.

Karşımdakini etkileyemeyeceksem o enstrümanı elime almam.

Her tür sanatın aynı titizlikle yapılması gerekir.

Ben cümbüş çalıyorum, eğer hakkını vermezsem bu yaptığım iş sanata girmez.

Hakkını vermek zorundayım, aksi takdirde alay konusu olurum.

Bu, tüm sanatkarlar için geçerlidir.

Nasıl ki bir mobilyacıdan sipariş edilen ürün güzel ve ilgi çekiciyse usta sanatının hakkını vermiş sayılır, müzikte de durum aynıdır.

Maddiyat her zaman ikinci plandadır.

Sanatı sanat için yaparsanız, maddiyat kendiliğinden gelir. "Türkiye'nin her yerinden insanlar geliyor" Oturup çalıp söylüyoruz; kimileri ağlıyor, kimileri eğleniyor.

Yarım saatlik bir müzikte bile misafirlerin hepsi ayağa kalkıp 'Bir daha' diyor.

Bu ofis beni ayakta tutuyor.

Sahnelerde jübilemi yaptım ama ofisimde müziği daha yoğun sürdürüyorum.

Sahnede 2-3 saat çalarken, burada süre bazen 5-6 saate çıkıyor.

Bir misafir kalkıyor, diğeri geliyor.

Müzik için geliyorlar, ben de onları kırmıyorum.

Bazen kalabalık dışarıya taşıyor, bu da gurur verici bir durum.

Türkiye'nin her yerinden insanlar geliyor."

İlgili Sitenin Haberleri