Haber Detayı

Mardin'de cümbüş sesiyle geçen bir ömür; Düğünlerden sahnelere
Kültür - sanat artigercek.com
11/02/2026 12:03 (8 saat önce)

Mardin'de cümbüş sesiyle geçen bir ömür; Düğünlerden sahnelere

1978’de ev düğünlerinde cümbüş ve darbukayla müziğe başlayan Sebahattin Onar, 'hem yöresel hem çok dilli repertuvarıyla dikkat çekiyor. Sebahattin Onar, yarım asra yaklaşan müzik serüvenini anlattı.

Artı Gerçek – Mardin’in tanınmış yöresel müzisyenlerinden Sebahattin Onar, müzik serüvenini ve kentteki düğün kültürünün dönüşümünü anlattı.

Onar, müziğe 1978 yılında ev düğünlerinde cümbüş ve darbuka çalarak başladığını söyledi. 1976’da Ankara’da makine mühendisliği eğitimi alamayınca müziğe yöneldiğini belirten Onar, o dönem Mardin’de düğünlerin evlerde ve damlarda yapıldığını anlattı: “Akşam 19.00’da başlardık, sabah 04.00-05.00’e kadar tek başıma çalardım.

Haftanın altı günü işteydim.

O dönem düğünler hem uzun hem de çok eğlenceliydi.” Müziğe profesyonel olarak adım atmasında yakın bir arkadaşının etkili olduğunu dile getiren Onar, şöyle konuştu: “Çok sevdiğim bir arkadaşım, duygulu çaldığımı söyleyip ‘Sebahattin, gel düğünlere çıkalım’ dedi.

Başta istemedim ama sonunda ikna oldum.

İlk düğünden itibaren ilgi gördüm.

Halk beni dinlemek için sıraya giriyordu.

Yıllık ajandam vardı; iş geldikçe kaydederdim.

Hatta bazıları düğün tarihini belirlemeden önce benden randevu alır, davetiyelerini ona göre bastırırdı.” 'ÇEŞİTLİLİK SAYESİNDE TUTULDUM' ANKA Haber Ajansı’na konuşan Onar, o yıllarda teknik müzik eğitiminin sınırlı olduğunu belirterek, “Nota bilgisi yaygın değildi.

Genelde sadece yöresel Mardin müziği icra edilirdi.

Ben ise repertuvarı genişlettim; yöresel eserlerin yanı sıra Arapça, Kürtçe ve fantezi şarkılar da söyledim.

Bu çeşitlilik sayesinde çok ilgi gördüm” ifadelerini kullandı.

Diğer müzisyenlerin haftada bir işe gittiğini, kendisinin ise haftanın altı günü sahne aldığını aktaran Onar, bu durumun zaman zaman kıskançlığa yol açtığını ancak meslektaşlarıyla konuşarak süreci aştıklarını söyledi. 'ETKİLEYEMEYECEKSEM ENSTRÜMANI ELİME ALMAM' Onar, müziğe bakışını ise şu sözlerle anlattı: “Eserlerimi duygularımla icra ederim.

Karşımdakini etkileyemeyeceksem o enstrümanı elime almam.

Sanatın hakkını vermek zorundasınız.

Maddiyat her zaman ikinci plandadır.

Sanatı gerçekten yaparsanız, maddiyat zaten gelir.” Sahne hayatında jübilesini yaptığını ancak müziği kendi ofisinde sürdürdüğünü belirten Onar, “Sahnede 2-3 saat çalardım, burada bazen 5-6 saat sürüyor.

Bir misafir kalkıyor, diğeri geliyor.

Türkiye’nin her yerinden insanlar sırf müzik için geliyor.

Bazen kalabalık dışarı taşıyor.

Bu benim için büyük gurur” dedi. (KÜLTÜR SERVİSİ)

İlgili Sitenin Haberleri