Haber Detayı
Avrupa Birliği'nde ekonomi çatlağı: Almanya-Fransa arasındaki güven krizi büyüyor!
Avrupa Birliği’nin iki öncü ülkesi Fransa ve Almanya arasında Ukrayna savaşı, Rusya politikası ve MERCOSUR anlaşması başlıklarında görüş ayrılıkları derinleşiyor. Transatlantik ilişkiler ve “stratejik özerklik” yaklaşımı da Paris ile Berlin hattında yeni bir gerilim alanı oluşturdu. AB içinde denge arayışı yeniden gündeme geldi.
Avrupa Birliği’nin (AB) kurucu ve itici gücü olarak görülen Fransa ile Almanya arasındaki görüş ayrılıkları son dönemde belirginleşti.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa entegrasyonunun temelini oluşturan iki ülke, Ukrayna savaşı, Rusya politikası, MERCOSUR anlaşması ve transatlantik ilişkiler başlıklarında farklı pozisyonlar alıyor. 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT) kurulmasıyla temelleri atılan ve Fransa ile Almanya’nın “ motoru ” olarak nitelendirildiği AB’de, Elysee Anlaşması’yla kurumsallaşan işbirliği son yıllarda yeni sınamalardan geçiyor.
ABD’de Donald Trump yönetiminin yeniden göreve gelmesi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sürmesi, iki ülkeyi ilişkileri canlandırmaya yöneltse de stratejik konulardaki ayrışmalar dikkat çekiyor.
DONDURULMUŞ RUS VARLIKLARI KONUSUNDA AYRILIK Ukrayna savaşı, Avrupa’da birlik söylemini güçlendirse de Fransa-Almanya hattında görüş farklılıklarını da beraberinde getirdi.
Özellikle Ukrayna’nın yeniden inşasında dondurulmuş Rus varlıklarının kullanılması meselesi iki ülkeyi karşı karşıya getirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron , Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile temaslarını artırarak Fransız-Alman ilişkilerine ivme kazandırmaya çalıştı.
Ağustos 2025’te iki lider, sanayiden enerjiye, savunmadan teknolojik egemenliğe kadar birçok alanda ortak yol haritası belirledi.
Ancak Aralık 2025’te Brüksel’de düzenlenen AB Liderler Zirvesi’nde Ukrayna’nın finansman ihtiyacının Rusya’nın dondurulmuş varlıkları yerine ortak borçlanma yöntemiyle karşılanması kararlaştırıldı.
Diplomatik kaynaklara göre Fransa’nın bu tutumu Almanya’da güven kırılmasına yol açtı ve bazı çevrelerce “ Macron’un Merz’e ihaneti ” olarak yorumlandı.
Bu gelişme, Almanya’nın Rusya’ya karşı daha sert bir çizgi izlediği; Fransa’nın ise daha “ temkinli ” bir yaklaşım benimsediği değerlendirmelerini beraberinde getirdi.
PUTİN İLE DİYALOG TARTIŞMASI Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik temaslar artarken, Fransa ile Almanya arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan iletişim kurulması konusunda da ayrılık yaşandı.
Macron, AB Liderler Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmede, Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin müzakereler için Putin ile görüşmenin yeniden gerekli hale geleceğini düşündüğünü ” ifade etti.
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov da Putin’in diyaloğa açık olduğunu belirtti. “ Avrupalıların Rusya ile kendi iletişim kanallarını inşa etmesinin önemli olduğunu ” vurgulayan Macron’un aksine Merz, Rusya ile “ ek görüşme kanalları açılmasına gerek görmediğini ” söyledi ve sürecin Avrupa-ABD koordinasyonunda yürütüldüğünü dile getirdi.
MERCOSUR ANLAŞMASI GERİLİMİ ARTIRDI Fransa ile Almanya arasındaki bir diğer önemli görüş ayrılığı, AB ile Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması oldu.
Almanya anlaşmaya destek verirken, Fransa tarım sektörü üzerindeki etkiler ve gıda egemenliği kaygıları nedeniyle karşı çıktı.
Almanya ve İspanya’nın desteklediği, Fransa başta olmak üzere bazı ülkelerin itiraz ettiği anlaşma 17 Ocak’ta imzalandı.
Anlaşma, bazı çevrelerde Almanya’nın Ukrayna meselesinde istediğini alamadığı Fransa’ya karşı bir hamlesi olarak değerlendirildi.
Merz, Macron’u serbest ticaret anlaşmasının “ ince ayrıntılarına takılarak Avrupa için öncelikli meseleleri göz ardı etmekle ” suçladı. “AVRUPA TERCİHİ” VE STRATEJİK ÖZERKLİK Ekonomik vizyon konusunda da iki ülke farklılaşıyor.
Almanya ve İtalya, AB’nin rekabet gücünü koruyarak yabancı yatırımlara açık kalmasını savunurken, Macron “ Avrupa tercihi ” ve “ Avrupalı olanı al ” söylemini güçlendirdi.
Macron’un “ Made in Europe ” vizyonu ve stratejik özerklik vurgusu, Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni cephesinde aynı ölçüde karşılık bulmadı.
Almanya ve İtalya’nın daha az korumacı ve yatırımcı dostu bir çizgi izlediği değerlendiriliyor.
TRANSATLANTİK İLİŞKİLERDE FARKLI YAKLAŞIM Fransa ile Almanya arasındaki ayrışma, ABD ile ilişkilerde de belirginleşti.
Merz, Meloni ile birlikte ABD yönetimiyle ilişkileri dengede tutma ve transatlantik bağları güçlendirme yönünde bir politika izlerken, Macron ABD’ye karşı Avrupa’nın stratejik özerkliğini savunuyor.
Macron, NATO’dan bağımsız bir Avrupa savunması çağrılarını yinelerken; Merz, Avrupa güvenliğinde ABD ile güçlü bağların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Paris merkezli Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) bünyesindeki Fransız-Alman İlişkileri Araştırma Komitesi Genel Sekreteri Paul Maurice , iki ülke arasında tarihsel olarak enerji ve savunma konularında görüş ayrılıkları yaşandığını belirtti.
Maurice, Ukrayna konusunda Almanya’nın pozisyonunun ABD’deki başkan değişikliğiyle bağlantılı olabileceğine işaret ederek, (Eski Almanya Şansölyesi) Olaf Scholz ve Friedrich Merz arasında yeni bir ABD Başkanı oldu ve özellikle transatlantik bağlam Almanya'nın değişimine neden oluyor dedi.
Maurice ayrıca Merz’in de Scholz gibi geleneksel olarak transatlantik bir bakış açısına sahip olduğunu ve savunmada NATO’nun Avrupa için temel güvenlik garantisi olarak görüldüğünü ifade etti.
MERCOSUR anlaşmasına ilişkin olarak ise Maurice, Fransa’nın iç siyasi dinamikler ve çiftçi protestoları nedeniyle anlaşmaya karşı çıktığını; Almanya’nın ise anlaşmayı özellikle otomotiv sektörü açısından ve Çin rekabetine karşı bir fırsat olarak değerlendirdiğini kaydetti.