Haber Detayı
AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'den "Made in Europe" vurgusu
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Made in Europe" olarak adlandırılan kamu alımlarında Avrupalı tercihi girişiminin stratejik sektörlerde Avrupa'nın üretim gücünü artırmak için gerekli olduğunu ancak bunun sağlam ekonomik analizlere dayanması ve...
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Made in Europe" olarak adlandırılan kamu alımlarında Avrupalı tercihi girişiminin stratejik sektörlerde Avrupa'nın üretim gücünü artırmak için gerekli olduğunu ancak bunun sağlam ekonomik analizlere dayanması ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olması gerektiğini söyledi.Von der Leyen, Strazburg'da düzenlenen Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurul oturumunda ekonomi alanında öncelik verilmesi gereken konulara ilişkin konuşma yaptı."Küresel arenadaki gücümüz büyük ölçüde ekonomik alandaki gücümüze bağlıdır." diyen von der Leyen, rekabetçiliğin refah, güvenlik ve demokrasilerinin temeli olduğunu anlattı.Von der Leyen, AB'nin bu aşamada ticaret, Tek Pazar ve basitleştirme konularına odaklanacağına işaret etti.Sadece rekabetçi ekonomiye sahip bir Avrupa'nın bağımsız olabileceğine dikkati çeken von der Leyen, "Bugün bağımlılıklar, baskı aracı haline gelme riski taşıyor.
Bu nedenle, en stratejik değer zincirlerimizdeki darboğazları ortadan kaldırmalıyız.
Bunu da Avrupa'da üretimi artırarak ve güvenilir ortak ağımızı genişleterek yapabiliriz.
İşte bu yüzden ticaret çok önemli." dedi.Von der Leyen, şirketler için büyüme fırsatları ve yeni pazarlar açmaya odaklanmaları gerektiğini belirterek, "Benzer düşüncelere sahip ortaklarla daha fazla kurala dayalı, güvenilir ticarete ihtiyacımız var." diye konuştu.Yakın zamanda MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan'la ticaret anlaşmaları yaptıklarını hatırlatan von der Leyen, "Avustralya, Tayland, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri ile de ticaret anlaşmaları yolda.
Avrupa'nın bağımsızlığa giden yol bu." dedi.Von der Leyen, AB ülkeleri arasında gümrük vergilerinin, teknik engellerin ve fiziksel sınırların kaldırıldığı, malların, hizmetlerin, sermayenin ve insanların serbest dolaşımını sağlayan gelişmiş ekonomik bütünleşme türü olan Tek Pazar'ın daha da derinleştirilmesinin önemini vurguladı.AB AŞ sistemi gelecekAB'nin dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip olmasına rağmen gerektiği hızda ilerleyemediğini anlatan von der Leyen, "Tek Pazar'a odaklanmamız gerekiyor.
Engelleri tek tek ortadan kaldırmamız gerekiyor.
Bu nedenle, önümüzdeki ay 28. rejimi önereceğiz.
Buna AB AŞ diyoruz.
Bu Birliğimizin her yerinde sorunsuz bir şekilde uygulanacak.
Böylece işletmeler üye ülkeler arasında çok daha kolay faaliyet gösterebilecek." ifadelerini kullandı.Von der Leyen, "AB AŞ ile girişimcilerimiz, herhangi bir üye ülkede 48 saat içinde tamamen çevrim içi olarak şirket kaydı yaptırabilecekler." dedi.Bu sistemin şirketlerin ve büyüme aşamalarında finansmana erişimi kolaylaştıracağını anlatan von der Leyen, sınır ötesi işlemlerin sorunsuz ve kolayca gerçekleşeceğini söyledi.Sermaye piyasaları parçalanmışVon der Leyen, AB'nin sermaye piyasalarının bütünlüğünü de artırmasının önemine dikkati çekerek, "Avrupa'da, her birinin kendi denetleyicisi olan 27 farklı finansal sisteme sahip olmanın yanı sıra Birliğimiz genelinde 300'den fazla işlem platformu bulunuyor." diye konuştu.Avrupa'da sermaye piyasalarının aşırı derecede parçalanmış olduğunu vurgulayan von der Leyen, "Büyük, derin ve likit bir sermaye piyasasına ihtiyacımız var.
Tasarruf ve Yatırım Birliğimizin amacı da bu." dedi.Piyasa entegrasyonu ve denetimi konusunda mevzuat teklifleri sunduklarını anımsatan von der Leyen, bunların sonuçlandırılması gerektiğini ve şirketlerin derhal sermayeye ihtiyacı olduğunu söyledi.Güçlendirilmiş işbirliği vurgusuVon der Leyen, iki vitesli Avrupa olarak da bilinen AB bünyesinde en az 9 üye ülkenin, diğer üyelerin katılımı olmadan belirli bir alanda daha ileri entegrasyon veya işbirliği kurmasına olanak tanıyan güçlendirilmiş işbirliği mekanizmasını daha fazla kullanabileceklerini belirterek, "A planı 27 ülke olarak ilerlemek.
Ancak bu mümkün değilse AB Antlaşması güçlendirilmiş işbirliğine izin veriyor.
İlerleme kaydetmeli ve gerçek bir küresel dev olmamızı engelleyen engelleri ortadan kaldırmalıyız." dedi.AB'nin enerji fiyatlarını da düşürmesi gerektiğini anımsatan von der Leyen, yenilenebilir enerjiye ve altyapıya daha fazla yatırım yapılmasının önemine işaret etti.Made in Europe girişimiVon der Leyen, kamu alımlarında Avrupa şirketlerine öncelik verilmesini içeren "Made in Europe" girişimi hakkında, "Avrupa tercihinin, stratejik sektörlerde Avrupa'nın kendi üretim tabanını güçlendirmeye katkıda bulunacak gerekli bir araç olduğuna inanıyorum.
Bu, söz konusu sektörlerde öncü pazarlar oluşturmaya ve Avrupa üretim kapasitelerinin ölçeklendirilmesini desteklemeye yardımcı olabilir.
Ancak bunun ince bir çizgi olduğunu açıkça belirtmek istiyorum.
Her şey herkese uymaz.
Bu nedenle her teklif sağlam ekonomik analizlerle desteklenmeli ve uluslararası yükümlülüklerimizle uyumlu olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.Bürokratik işlemler azaltılacakBürokratik işlemleri basitleştirmenin de önemli olduğunu anımsatan von der Leyen, "Avrupalı şirketler bize, araştırma ve geliştirmeye harcadıkları kadar parayı neredeyse bürokrasiye harcadıklarını söylüyorlar.
Bu kabul edilemez.
Sadeleştirmeyi temel odak noktamız haline getirdik." dedi.Von der Leyen, "Basitleştirme konusunda ciddiysek, gereksiz ayrıntılara ve parçalanmaya son vermeliyiz.
Her seviyede kapsamlı bir düzenleyici temizliğe ihtiyaç var." diye konuştu.AB Komisyonunun, Avrupa sanayisini desteklemek için yakın zamanda "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" teklifini açıklaması bekleniyor.
Teklifin AB ülkelerinin kamu alımlarında "Made in Europe" şartını içerecek unsurları da içermesi öngörülüyor.Fransa, AB içinde bu girişimin öncü konumunda yer alırken bazı AB ülkeleri yerel ürün satın alma şartlarının yatırımı caydırabileceği, kamu ihalelerinde fiyatları artırabileceği ve AB'nin küresel rekabet gücüne zarar verebileceği görüşünü taşıyor.Türkiye, Gümrük Birliği, mevcut ekonomik entegrasyon seviyesi, mevzuat uyumu gibi unsurların dikkate alınarak, Türk üreticilerin de "Made in Europe" kavramı içinde yer alması gerektiğini savunuyor.