Haber Detayı
AB, kamu ihalelerinde kendi şirketlerini öne çıkaracak
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kamu ihalelerinin büyük bir finansal güç taşıdığını, Avrupa şirketlerini desteklemek için stratejik sektörlerde AB içeriği ve düşük karbon şartı getireceklerini söyledi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, Belçika'nın Anvers şehrinde düzenlenen Avrupa Sanayi Zirvesi programında konuştu.
Avrupa ülkelerinin temiz enerji, ilaç, ileri imalat gibi çeşitli alanlarda öncü olduğunu ve dünya standartlarında değer zincirleri kurduğunu anlatan von der Leyen, "Rekabet yoğunlaşıyor ve haksız rekabet de artıyor.
Büyük sübvansiyonlar, devlet destekli aşırı kapasite ve piyasa bozulmaları görüyoruz.
Bu, Avrupa endüstrisinin eşit şartlarda rekabet etmesini giderek zorlaştırıyor.
Çin artık bizden neredeyse iki kat daha fazla temiz teknoloji ihraç ediyor." diye konuştu.
Von der Leyen, üretimi artırmak için hıza, daha fazla yatırım çekmek için ölçeğe, tedarik zincirlerini güçlendirmek ve riskleri azaltmak için yeni pazarlara ve uygun fiyatlı enerjiye ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Yeni küresel ekonomide yer almak için mücadele ettiklerine dikkati çeken von der Leyen, "Acımasız bir dünyada rekabet edebilmek için hıza, ölçeğe, güce ve yeni pazarlara ihtiyacınız var." dedi.
Fabrika izin süreci inşasından uzun zaman alıyor Von der Leyen, "Küresel yarışta gecikme, yatırım kayıpları anlamına gelir.
Bugün, yeni bir fabrikanın inşasından daha uzun sürebilen izin süreçleri yaşanabiliyor.
Enerji projeleri, finansman hazır olsa bile onay almak için yıllarca bekleyebiliyor.
Bu durum değişmeli." ifadelerini kullandı.
AB içinde kamu alımlarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 14'ünü bulduğunu anımsatan von der Leyen, "Kamu ihaleleri Avrupa hükümetleri tarafından kontrol edilen muazzam bir finansal güçtür.
Kamu alıcılarımız çok sık olarak yüksek kaliteli Avrupa alternatifleri yerine sübvansiyonlu yabancı ürünleri almak zorunda kalıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuyla ilgili şubat ayı sonlarında Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifini sunacaklarına işaret eden von der Leyen, "Stratejik sektörler için özel AB içerik şartları getireceğiz.
Bu, kamu alımlarında düşük karbon gereksinimlerini de içerecek." dedi.
Von der Leyen, AB içinde yatırımların daha da artırılması gerektiğini belirterek, acilen düşük maliyetli sermayeye daha fazla erişime ihtiyaç duyulduğunu, bunun için derin ve likit bir sermaye piyasası kurmaları gerektiğini vurguladı.
AB Emisyon Ticaret Sisteminin (ETS) faydalı olduğunu savunan von der Leyen, "ETS, 2005 yılında uygulamaya konulduğundan beri emisyonlar yüzde 39 azalırken, bu kapsamdaki sektörlerde ekonomi yüzde 71 büyüdü.
Bu, karbonsuzlaşma ve rekabet gücünün birlikte olabileceğini gösteriyor.
ETS'den 260 milyar avronun üzerinde gelir elde edildi ve Avrupa seviyesindeki gelirlerin tamamı inovasyona yeniden yatırıldı." ifadelerini kullandı.
Yüksek enerji maliyeti Von der Leyen, sanayinin "güvenilir ve uygun fiyatlı" enerjiye ihtiyaç duyduğuna dikkati çekerek, "Enerji fiyatları hala çok yüksek ve çok değişken." dedi.
Enerji fiyatlarını istikrara kavuşturmak ve düşürmek için daha fazlasını yapmaları gerektiğini anlatan von der Leyen, "Önümüzdeki birkaç yıl çok önemli.
Doğal gaz fiyatlarının önümüzdeki 3-4 yıl içinde düşmesi bekleniyor.
Bu zamanı, fosil yakıt fiyatları tekrar yükseldiğinde bizi koruyacak düşük karbonlu bir enerji sistemine yatırım yapmak için kullanmalıyız.
Bunun için gerçek bir Enerji Birliği altyapısına ihtiyacımız var." değerlendirmesinde bulundu.
Von der Leyen, enerji vergilendirme sisteminin kökten modernize edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: "Enerji maliyetleri düşerken ulusal enerji vergileri artıyor.
Sanayinin elektrik için ödediği vergiler, doğal gaz vergilerinden 15 kat daha yüksek.
Bu kesinlikle yanlış.
Bu nedenle vergi yükünü azaltmak ve fiyatları düşürmek için ulusal hükümetlerle birlikte çalışıyoruz." diye konuştu.
AB Komisyonunun, Avrupa sanayisini desteklemek için "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" teklifini şubat ayı içinde açıklaması bekleniyor.
Teklifin AB ülkelerinin kamu alımlarında "Made in Europe" şartının yer aldığı unsurları da içermesi öngörülüyor.
Fransa, AB içinde bu girişimin öncü konumunda yer alırken bazı AB ülkeleri yerel ürün satın alma şartlarının yatırımı caydırabileceği, kamu ihalelerinde fiyatları artırabileceği ve AB'nin küresel rekabet gücüne zarar verebileceği görüşünü taşıyor.
Türkiye, Gümrük Birliği, mevcut ekonomik entegrasyon seviyesi, mevzuat uyumu gibi unsurların dikkate alınarak Türk üreticilerin de "Made in Europe" kavramı içinde yer alması gerektiğini savunuyor.