Haber Detayı
TBMM Genel Kurulu'nda, Partilerin Grup Başkanvekilleri Gündeme İlişkin Konuştu
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Akın Gürlek'in hazırladığı bütün iddianamelerin içi bomboş, deliller çöp değerinde. Eninde sonunda ortaya çıkacak bunlar ama ağır bedeller ödüyoruz, demokrasimiz adına ağır bedeller ödüyoruz. Varsa cesaretiniz tutuksuz yargılayın. Siz bu kişileri tutuklayınca sadece onları, ailelerini cezalandırmış olmuyorsunuz, onlara oy veren milyonları da cezalandırmış oluyorsunuz, darbe yapmış oluyorsunuz, millî iradeyi ayaklar altına almış oluyorsunuz. İşte, bu yüzden biz sizin tutuklu yargılamalarınıza karşı 'protesto' ediyoruz ve boyun eğmiyoruz, eğmeyeceğiz" dedi.
(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Akın Gürlek'in hazırladığı bütün iddianamelerin içi bomboş, deliller çöp değerinde.
Eninde sonunda ortaya çıkacak bunlar ama ağır bedeller ödüyoruz, demokrasimiz adına ağır bedeller ödüyoruz.
Varsa cesaretiniz tutuksuz yargılayın.
Siz bu kişileri tutuklayınca sadece onları, ailelerini cezalandırmış olmuyorsunuz, onlara oy veren milyonları da cezalandırmış oluyorsunuz, darbe yapmış oluyorsunuz, milli iradeyi ayaklar altına almış oluyorsunuz.
İşte, bu yüzden biz sizin tutuklu yargılamalarınıza karşı 'protesto' ediyoruz ve boyun eğmiyoruz, eğmeyeceğiz" dedi.TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında, Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 29. maddesinin görüşmelerine devam etmek üzere toplandı.
Genel Kurul'da siyasi partilerin Grup Başkanvekilleri gündeme ilişkin söz aldı.Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, "Bugün günü Türk tipi başkanlık sisteminin örneklerinden biriyle daha uyandık" sözleriyle İçişleri ve Adalet bakanlıklarında yapılan görev değişikliğine ilişkin konuştu.
Ekmen, şunları kaydetti:"Resmi Gazete'de gece yarısı yayımlanan bir kararnameyle 2 sayın bakanın görevlilerinden aflarını talep ettikleri ve bu taleplerin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildiği duyuruldu.
Ben, öncelikle, Sayın Ali Yerlikaya ve Yılmaz Tunç'a tezkerelerinin, tahliyelerinin hayırlı olmasını diliyorum.
Bugünden itibaren 2 sayın bakan da artık talimat ile vicdan, operasyon ile hukuku arasında sıkışmadan özgür bir şekilde yaşayacaklardır.
Ümit ediyorum ki geride bıraktıkları miraslarının da siyasi tarihimizde nasıl yer alacağı konusunda bir muhasebede bulunurlar.
Sayın Başkanım, istifa ve görevden alma bir siyaset kurumunun en sağlıklı iki mekanizmasından biridir.
İstifa, bir kişinin üstlendiği görevin gereklerini yerine getiremediğini düşündüğünde ya da görevini icra ederken ciddi sorunlarla karşılaştığında istifa etmeyi tercih etmesi çoğu zaman olumlu olarak değerlendirilir.
Bu, bazen bir yükten kurtulma, bazen de onurlu bir duruşun ve çıkışın yoludur.
Ne var ki, Türk tipi başkanlık sisteminde yöneticilerin istifa etme hakları dahi ellerinden alınmıştır.
Görevden alma bir yöneticinin en doğal haklarından biridir.
Herhangi bir kişinin bir göreve getirilmesi birtakım objektif koşullara dayanmalıdır.
Aynı şekilde, bu koşullar ve kendisinden beklenen görevler yerine getirilmediğinde o kişinin görevden alınabilmesi de gerekir."Bu iki Sayın Bakanın görevden aflarını gerektirecek günahları nedir acaba?
Hangi günahı işlediler de hangi hatayı işlediler de hangi talimata karşı vicdanlarının direnciyle karşılaştılar da görevden aflarını talep ettiler?Sayın Başkanım, bir buçuk yıldır İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ve İstanbul yargı çevresinin operasyonları veya soruşturmaları veyahut da yargılamaları nedeniyle Türk siyasi hayatı adeta büyük bir ambargo altında.
Doğrusu, Sayın Başsavcının bakanlık görevine atanması burada devam edegelen anlayışın Türkiye'deki bütün yargı çevrelerine de sirayet edip edemeyeceği noktasında çok derin ve haklı bir endişemiz vardır, bunu kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz." "Önümüzdeki yıl, 2026 içerisinde tam 185 milyar liralık bir özelleştirme yapılacak" İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Orta vadeli plana bakıldığında 2026 için önce 30 milyar liralık bir özelleştirme öngörüldüğü, fakat bu rakamın bir süre sonra tam 5 kat artırılarak, 185 milyar liraya çıktığını söyledi.Çömez, "Yani önümüzdeki yıl, 2026 içerisinde tam 185 milyar liralık bir özelleştirme yapılacak.
Bu özelleştirmelerin neler olacağını bilmiyoruz fakat Amerikan gazetelerinden öğrendiğimiz kadarıyla bunlar otoyollar, köprüler olacak ve yaklaşık 4 milyar dolarlık bir özelleştirme gelirinden bahsediliyor.
Amerikan gazetelerindeki haberlere göre aracı firma da İngiliz'miş; çok seviyorsunuz İngilizleri, onlarla iş yapmayı da çok seviyorsunuz.
Muhtemelen tahkim mahkemesi olarak da yine İngiliz mahkemelerini belirleyeceksiniz, bir de Kanadalı firma bulmuşsunuz.
Yani bütün bu özelleştirme projesinin içerisine Amerikalıları, İngilizleri koymuşsunuz, Kanadalıları koymuşsunuz ama Türkiye'den kimse yok" diye konuştu. "Bizler Cumhur İttifakı olarak devletin bekasını ve milletin huzurunu her şeyin üstünde tutuyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili ve Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'e başarı diledi.PTT çatısı altında aynı görevi paylaştığı halde özlük hakları noktasında birbirinden çok farklı şartlarda çalışanların bulunduğunu söyleyen Kılıç, şunları söyledi:"Cumhur İttifakı olarak devletin bekasını ve milletin huzurunu her şeyin üstünde tutuyoruz.
Şuna yürekten inanıyoruz ki güçlü bir devlet ancak huzurlu çalışanlarla inşa edilir.
Kamuda sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi konusunda atılan o tarihi adımların PTT'deki idari hizmet sözleşmeli kardeşlerimiz için de atılacağına dair inancımız tamdır.
Ayşe kardeşlerimizin geleceği güvence altına alınmalı, kadro hakları teslim edilmelidir.
Diğer yandan, Sami Beylerin ise havuz haklı ve mevcut kazanımları korunarak diğer kurumlara geçiş süreçleri hızlandırılmalıdır.
PTT gibi stratejik bir kurumun yükü taşeron sistemine bırakılmamalı, bu yük devletin asil evlatları ve asli kadroları eliyle taşınmalıdır." "Vay Ankara'nın haline" DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de İçişleri ve Adalet bakanlıklarının değişmesine ilişkin, "Sayın Yerlikaya ve Sayın Tunç görevlerinden alındılar.
Şimdi sorsak Sayın Yerlikaya'ya ve Tunç'a neden görevden alındınız diye bir yanıt vereceklerini düşünmüyorum.
Kimse de bilmiyor neden görevden alındıklarını.
Eğer başarısız oldukları için alındılarsa bence hepsi alınmalıydı.
Ben olsam Fidan ve Şimşek'ten başlardım.
Dolayısıyla, bir başarıya göre değil, kim bilir hangi hesapla görevden alındılar, açıkçası bilemiyoruz" dedi.Yeni bakanların, önemli sorunları çözen adımları atacak bakanlar olup olmayacağı konusunda şüpheleri bulunduğunu dile getiren Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:"İçişleri Bakanı bu ülke tarihinin belki de en kritik adresi olan Erzurum kongre binasını yıkmaya kalkmış bir Bakan.
Dolayısıyla, bu yeni"Bakanın bu icraatı bile bizim şüphelerimizi fazlasıyla besleyen bir icraat.
Ona daha sonra geleceğiz çünkü Akın Gürlek'in bagajı o kadar dolu ki, öncelikle mutlaka Akın Gürlek konuşulmalı, burada konuşulmalı çünkü biraz sonra gelip yemin edecekler.
Fakat, nasıl bir bagaj?
Bakın, sevgili Selahattin Demirtaş'ı ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder'i uydurma bir davayla yargılanıp ceza almalarına neden olup onları yasaklı hale getirmek için aslında rol almış bir insan.
Tam bu davadan tahliye olacakları gün Kobani kumpas davasını yaratan bir akıldan bahsediyoruz.
Yani, bir kumpas aklıyla hukuka yaklaşan, yargıya yaklaşan bir insandan bahsediyoruz.
Bagaj o kadar dolu ki hatırlamakta yarar var.
Dink davasının kararına imza atan, bu kararı hayata geçiren ve bu karar sayesinde de bu suçtan dolayı 28 sanığın hepsine beraat veren bir insandan bahsediyoruz.
Selçuk Kozağaçlı'nın tutuklanmasını sağlayan birisinden bahsediyoruz.
Selçuk Kozağaçlı bu ülkede gerçekten ortaya koymuş olduğu o avukatlık anlayışıyla hep yoksulun, mağdurun yanında oldu.
İşte, Soma orada...Barış akademisyenleri, 'Bu suça ortak olmayacağız' dediler.
Barıştan suç yaratmış bir insandan bahsediyoruz Adalet Bakanı olarak bugün karşımıza gelecek olan şahsın.
Bitmiyor, kent uzlaşısı...
Kent uzlaşısını bir suç olarak topluma anlatmaya çalıştı.
Oysa kent uzlaşısı demokraside çok çok önemli bir adımdı ve inanın İstanbul'dan daha yeni ayrıldı, İstanbul'a adalet esintileri geldi, kent uzlaşısında tahliye kararı verildi.
Vay Ankara'nın haline. "Bir menajerden bu devleti yıkacak bir insan çıkardı" Menajer Ayşe Barım...
Bakın, bagajı açtıkça neler çıkıyor?
Bir menajerden bu devleti yıkacak bir insan çıkardı.
Bu devleti düşünün, bir menajer bu devleti yıkabilir demek ki, iddianamesi böyle, yaratmış olduğu tablo bu ve tabii, Sayın İmamoğlu'yla ilgili yapmış olduğu icraat, resmi belgede sahtecilik yani diploma davası yaratıyor.
Bakın, daha yeni Fransa'da, Galatasaray Üniversitesi hocası hakkında verilen karar bile bu davaların ne kadar uydurma olduğunu bize gösteriyor.
Dolayısıyla, şimdi, adalet konusunda çok ciddi sorunları olan bu ülke içinde bulunduğumuz dönemde çok önemli yasalara imza atacak, çok önemli yasalar burada görüşülecek.
İşte, 'çözüm yasası' dediğimiz, 'infaz yasası' dediğimiz yasa, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu...
Şimdi, böyle bir Adalet Bakanı profiliyle biz önümüzdeki döneme nasıl bakalım?
İşte, şüphelerimiz burada.
Dolayısıyla neden Tunç gidiyor, neden Bakan değişiyor, bunun yanıtını vermek zorundayız; bunun yanıtını veremediğimiz sürece aslında burada bu güvensizlik, bu şüpheler devam edecek.
Biz güvenmiyoruz, şüphe duymaya devam edeceğiz çünkü bugüne kadar ortaya koymuş olduğu icraatları bunun delilini yeterince ortaya koyuyor." "Cumhurbaşkanı kendisini Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri ile kendini kıyaslıyor" CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, deprem bölgesindeki çaresizliğin, depremzedelerin hala konutlarına geçemeyişinin üzerini örtmek için Cumhuriyet Halk Partisine saldırmayı tercih ettiğini söyledi.Erdoğan'ın, CHP'li belediyelerle kendini kıyasladığını belirten Emir, şöyle konuştu:"Aslında biz bundan memnunuz, bu kıyasa varız çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler depremin ilk anından itibaren ellerini uzattılar, oradalar ve vatandaşın her türlü sorununu çözdüler, çözmeye devam ediyorlar ancak siz siyasi iktidarsınız, siz yirmi üç yılda 3 trilyon dolar vergi topladınız, 65 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız, sadece 46 milyar dolar deprem vergisi topladınız, deprem vergisi; depreme karşı dayanıklı kentler yapmak üzere 46 milyar dolar topladınız ama sözünüzün hiçbiri tutmadınız.
Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı? 'İlk bir yılda 350 bin konut, hiç kimse dışarıda kalmayacak' demişti.
Oldu mu?
Tutabildiniz mi sözünüzü?
Hayır.
Üç yıl sonra 450 bin anahtar verildi; konut verilmedi, mesken verilmedi, 450 bin anahtar verildi.
O anahtarı alan vatandaşlar konutlarını aradılar, bulamıyorlar; konutunu bulanlar içeri giriyorlar, birçok eksiği var, taşınılacak durumda değil.
Sizin varsa cesaretiniz gidin, konteynerleri gelsin, o çamurlu sahaları gezin; ayağınız bir çamura değsin, ondan sonra 'Deprem bölgesini ihya ettik' deyin.
Siz Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir taraftan silkeleyeceksiniz, bir taraftan yargı darbesi yapacaksınız, öbür taraftan da koskoca Türkiye Cumhuriyeti'yle kıyaslayacaksınız; bu olmaz arkadaşlar, bu olmaz."Kent Uzlaşısı davasında bazı sanıkların tahliye edildiğini hatırlatan Emir, şunları kaydetti:"Buna sevinmeli miyiz?
Öyle bir yerdeyiz ki seviniyoruz.
Peki, bu arkadaşlarımız bir yıla yakındır niye tutuklular?
Niye tutuklular biliyor musunuz?
Duymayanlar için söylüyorum, iddianameden söylüyorum: 'Kürt vatandaşlar seçilme olasılığı olmaksızın kent uzlaşısıyla seçilmesi de belediye meclisinde belli bir denge sağlayarak kararlara etki edebilme gücünü elde etmişlerdir' diyor, bunu suç sayıyor.
Bunu suç sayan kim?
Akın Gürlek."Emrah Şahan, bizim Şişli Belediye Başkanımız, baktılar ki tahliye olacak, Şişli'yi geri vermek lazım, alelacele bir iftiracı bulundu, İBB soruşturmasının peşine takıldı ve yedek dava açıldı, yedek dava.
Sebebi de o hapiste kalsın ve Şişli'deki kayyumu değiştirmek zorunda kalmasın diye yani Şişli'ye çökmeye devam etmek için bunu bile yaptınız.
İşte, bunu yapanlar gelecekler, burada 'Bağımsız yargı' diyecekler, 'Adalet' diyecekler, 'Hukuk devleti' diyecekler, 'Bize güvenin' diyecekler; Bakanlık yapacaklar, yemin edecekler, bu Meclise gelip bütçe isteyecekler.
Biz bunu kabul etmiyoruz, biz bunu kabul etmeyeceğiz; bunu da böyle bilin.
Ayşe Barım'dan, on iki yıl sonra bir darbeci çıkaran bir akıl var, Ayşe Barım'dan ve bugün ceza aldı Ayşe Barım.
Suçu ne?
Hükümeti etkisiz kılmak, görevden almak için darbe teşebbüsü.
Ya, buna kargalar bile güler.
İşte, bu iddianameleri yazan siyasi darbeciyi bugün Bakan yapıyorsunuz.
Aynı şekilde, Ekrem İmamoğlu için bir casusluk davası açıldı, hatırlayın.
Suçları söylüyorum size: Cumhuriyet Halk Partisini ele geçirmek, iktidara gelmek istemek, Cumhurbaşkanlığı adaylığını tasarlamak.
Evet, biz bunu yapıyoruz, haberiniz olsun; Sayın Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacak, haberiniz olsun; biz bunun için her türlü çalışmayı yapıyoruz, haberiniz olsun, bu darbecilikse darbeciyiz, haberiniz olsun; aklınızdan çıkarmayın, gece uykularınıza girsin.
Akın Gürlek'in hazırladığı bütün iddianamelerin içi bomboş, deliller çöp değerinde.
Eninde sonunda ortaya çıkacak bunlar ama ağır bedeller ödüyoruz, demokrasimiz adına ağır bedeller ödüyoruz.
Varsa cesaretiniz tutuksuz yargılayın.
Siz bu kişileri tutuklayınca sadece onları, ailelerini cezalandırmış olmuyorsunuz, onlara oy veren milyonları da cezalandırmış oluyorsunuz, darbe yapmış oluyorsunuz, milli iradeyi ayaklar altına almış oluyorsunuz.
İşte, bu yüzden biz sizin tutuklu yargılamalarınıza karşı 'protesto' ediyoruz ve boyun eğmiyoruz, eğmeyeceğiz de. "Yanında bir kişiyle gelmiş, danışman.
Kim biliyor musunuz?
Furkan Torlak" Bakın, yeni Bakanınızın bir marifetini şimdiden söyleyeyim: Gelmiş, yanında bir kişi var.
Bakın, yanında bir kişiyle gelmiş görsün herkes, kameralar da görsün yanında birisi var, danışman.
Kim biliyor musunuz?
Furkan Torlak; parlak gazeteciniz.
Daha geçenlerde uyuşturucu soruşturmasında adı geçti, Dezenformasyonla Mücadele Merkezindeki görevinden istifa etti yani Akın Gürlek bir taraftan uyuşturucu soruşturması yürütüyor...
Birilerini tutukluyor, birilerini de yanında İstanbul'dan Ankara'ya danışmanı diye getiriyor.
Hayırlı olsun.
Böyle gruba böyle Bakan; hayırlı olsun" "Ali Yerlikaya'ya, Yılmaz Tunç'a da yapmış oldukları gayretli çalışmalar için AK Parti Grubumuz adına çok teşekkür ediyoruz" AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise sözlerine Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4'üncü Genel Başkanı Deniz Baykal'ın vefat yıl dönümünü anarak başladı.
Gül, "Ben merhum Deniz Baykal'ı, Türk siyasetinin duayen isimlerinden ve duruşu itibarıyla da tüm kesimlerin takdir ettiği Cumhuriyet Halk Partisinin 4'üncü Genel Başkanını rahmetle yad ediyorum, mekanı cennet olsun" dedi.Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi'yi tebrik eden Gül, "Hükümet ve kabinedeki değişiklikler milletimizin helal oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa'dan kaynaklanan bir yetkisidir, her zaman bu konularla ilgili takdirler yapılabilir.
Millete karşı sorumluluğunu her zaman yerine getirmiş, sandıkta da her zaman hesabını vermiş bir Cumhurbaşkanımız var dolayısıyla milletten almış olduğu bu yetkiyi kullandı diye bu anlamda yapılan eleştirileri, bu konuda yapılan değerlendirmeleri kabul etmiyoruz.
Biz milletten başka hiçbir yere, hiçbir merciye hesap vermeyiz, milletten aldığımız yetkiyi de haklarımızı da sonunu kadar kullanırız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci çok güçlü bir şekilde devam ediyor.
Özellikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın Suriye politikasının başından itibaren ne kadar rasyonel olduğunu, ne kadar insani olduğunu, ne kadar merhamet esaslı olduğunu bütün dünya yakından gördü" ifadelerini kullandı.