Haber Detayı
Su Bitiyor, Toprak Çöküyor: Tarımda Felaket Kapıda
Türkiye’nin 2 bin dönümde tarım yapan tek kadın çiftçisi Ayten Çöl, “Plansız ve denetimsiz tarım, ülkeyi susuzluğa sürüklüyor” dedi. “Devlet üretimi planlamazsa hem çiftçi hem toprak kaybedecek” uyarısında bulundu.
Yaklaşık 60 yıldır Türkiye’de 2 bin dönümlük arazide tarım yapan ve aynı zamanda tohum üretimiyle yurtiçi ve yurtdışına satış yapan Türkiye’nin tek kadın büyük çiftçisi Ayten Çöl, plansız ve denetimsiz tarım uygulamalarının ülkeyi ciddi bir su kriziyle karşı karşıya bıraktığını öne sürdü.
Çöl, “ Türkiye susuz bir ülke olma yolunda ilerliyor.
Eğer bugün önlem almazsak yarın çok geç olacak” diye konuştu.
Amasya’nın Suluova ilçesinde 16 yaşında babasından devraldığı 2 bin dönümlük arazide üretim yapan Ayten Çöl, mısır, şeker pancarı, sebze, soya, buğday, soğan ve patates gibi ürünlerin yanı sıra bu ürünlerin tohumlarını da yetiştiriyor.
Tarıma hayatını adayan Çöl, “Ben 60 yıldır toprağın üzerindeyim.
Her karışını ektim, biçtim.
Şunu açıkça söylüyorum: Tarımda plan yok, denetim yok.
Kim ne isterse ekiyor.
Herkes kısa vadede para getiren ürüne yöneliyor.
Sonuç ne oluyor?
Su kaynakları bitiyor, yeraltı boşalıyor, obruklar oluşuyor.
Bunu durdurmazsak bindiğimiz daldan düşeceğiz” dedi.
Son yıllarda özellikle İç Anadolu bölgesinde yeraltı sularının aşırı kullanımı nedeniyle obrukların artış gösterdiğine dikkat çeken Çöl, “Konya’da obrukları gördük, şimdi aynı şey Afyon’da yaşanıyor.
Neden?
Çünkü çiftçi en çok su isteyen ürünü ekiyor.
O ürün para kazandırıyor ama kaynakları tüketiyor.
Toprak altı boşalıyor, sonra çöküyor.
Devletin buna müdahale etmesi şart.
Üretim planlaması yapılmalı.
Konya tahıl ambarıysa orada buğday ekilecek.
Çiftçiye diyecekler ki, ‘Sen buğdaydan 1 lira kazanıyorsan, mısır 75 kuruş fazla mı getiriyordu?
O farkı ben sana destek olarak vereceğim.’ Sen buğday ekmeye devam et diyecek.
Böyle olursa çiftçi aynı kazancı sağlar, toprak ve su korunur” ifadelerini kullandı.
Son yıllarda her bölgede aynı ürün aynı anda ekiliyor Amasya Suluova’daki durumun da kritik seviyede olduğunu belirten Çöl, “Adı Suluova ama su yok.
Tarımın sıkı bir denetime ihtiyacı var.
Sulama Birliği’nin alamadığın suya bile ‘sulamışsın gibi’ para ödüyorsun.
Bu kadar adaletsizlik olur mu?
Su yok, ürün kuruyor ama çiftçi parasını ödüyor.
Böyle bir sistemle ne su kalır ne üretim” diye konuştu.
Üretim dengesinin bozulduğunu belirten Çöl, “Eskiden her şeyin bir zamanı vardı.
Soğan örneğin; ilk turfanda biterdi, sonra Amasya Geldingen Ovası devreye girerdi.
Üç hafta boyunca Türkiye’yi biz beslerdik, ardından Ağustos’ta Hacıköy tarafı devreye girerdi.
Sistem işlerdi.
Ama son yıllarda herkes aynı anda ekiyor, aynı anda hasat yapıyor.
Şimdi soğanın bir çeşidi Eylül’de ekiliyor, Haziran başında hasat oluyor.
Antakya ile bizim ürün aynı döneme denk geliyor.
Fiyat düşüyor, çiftçi zarar ediyor, ama asıl büyük zararı barajlar görüyor.
Çünkü zamansız yapılan yoğun sulama barajlardaki suyu tüketiyor, yeraltı kaynaklarını kurutuyor.
Bir sonraki yıla su kalmıyor” dedi.
Sulama sistemleri kapalı olmalı Açık sulama sistemlerinin de büyük kayıplara neden olduğunu vurgulayan Ayten Çöl, “Açık kanallardan gelen su kirli, tarımda kullanılamıyor.
Yazın buharlaşma ile kayboluyor.
Oysa bu sistemlerin kapalı olması gerekiyor.
Su doğru yerden ve temiz gelmeli.
Pis suyla yağmurlama veya damlama tarım yapılamaz.
Sistemler tıkanıyor.
Ya suyu dinlendirip göndereceksin ya da kapalı sistem kuracaksın.
Biz temiz su istiyoruz çünkü elimizdeki sistemler temiz suya göre yapılmış” dedi.
Çöl, tarımda üretim planlamasının hem çiftçi hem ülke için acil ihtiyaç olduğunu belirterek, “Devlet hangi bölgede hangi ürünün ekileceğini belirlemeli.
Çiftçi ne kazanacağını bilsin, su kaynakları da korunsun.
Bugün bir karışıklık var.
Ürün bir yıl para ediyor, ertesi yıl herkes ekiyor para etmiyor.
Sonuçta herkes kaybediyor, en çok da Türkiye kaybediyor.
Su yoksa tarım da yok, hayat da yok. 60 yıldır bu toprağın üzerindeyim, her dönümünü bilirim.
Biz bu ülkenin suyunu da toprağını da hoyratça harcıyoruz.
Eğer bu gidiş durmazsa torunlarımız suya hasret kalacak” diye konuştu