Haber Detayı

Emanete hiyanet özgürlük olamaz!
Yaşam yeniasir.com.tr
12/02/2026 06:50 (17 saat önce)

Emanete hiyanet özgürlük olamaz!

KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER YAZDI... Eğer insan sadece şehvet için yaratılmış olsaydı ve bize verilen bu emanetler ölüm yoluyla sahibine teslim edilmeyecek olsaydı -yani dünya ebedî olsaydı- insan şehvetinin esiri olur, her türlü taşkınlığı meşru görürdü. Üstelik vücudun kendisine ait olduğunu...

KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER YAZDI...

Eğer insan sadece şehvet için yaratılmış olsaydı ve bize verilen bu emanetler ölüm yoluyla sahibine teslim edilmeyecek olsaydı -yani dünya ebedî olsaydı- insan şehvetinin esiri olur, her türlü taşkınlığı meşru görürdü.

Üstelik vücudun kendisine ait olduğunu zanneder, sınır tanımazdı.

Oysa insan sadece şehvet için yaratılmış değildir.

İnsanın önünde ebedî hayat gibi son derece ciddi bir mesele, Allah'ın rızasını kazanmak gibi büyük bir gaye vardır.

Hayırlı bir yuva kurmak, hayırlı evlatlar yetiştirmek, vatana ve millete faydalı eserler bırakmak gibi ağır sorumluluklar omuzlarımızdadır.

Eğer insan yalnızca şehvet için var edilmiş olsaydı, tavşanlar bu konuda çok daha üretken oldukları için sultanımız olurdu.

Hatta mikroplar, dakikalar içinde torunlarının torunlarını görürler.

Demek ki insan; sadece çoğalmak ve haz almak için bu kainata gönderilmemiştir.

İnsan; akıl, şuur ve sorumluluk sahibi bir varlıktır.

Ölümü yok sayıp hesabı inkâr ederek; 'Ben sadece haz için varım; akıl, vicdan, Allah'ın rızası ve topluma fayda gibi kaygılarım yok, kimseye de hesap vermem' demek; insanı insan yapan hakikatlere savaş açmaktır.

TRAKTÖRDEN FERRARİ LGBT; bir hayâsızlık, bir kuralsızlık ve insanın kendi mahiyetini (özünü) inkâr etmesidir.

En küçük bir şehrin bile sinyalizasyon sistemi varken ve kurallara uyulması beklenirken; vücudun yaratıcısı olan Allah, bir nizam ve kural koymasın mı?

LGBT, vücut sinyalizasyonunu bozmak, kırmızı ışıkta kuralsızca geçmektir.

Şehri yönetenler 'kırmızı ışıkta geçme' diyorsa, bu; düzenin ve can güvenliğinin korunması içindir.

Bu kurallar özgürlüğü kısıtlamak değil, hayatı muhafaza etmektir. 'Ben illa bu alçaklığı yapacağım, kural tanımıyorum' diyorsan, bu senin kendi yıkımındır.

Ancak bu 'haltı' kimseyi rahatsız etmeden, yeni nesillere kötü örnek olmadan yap ki; bu fiille kırmızı ışıktan cehennemin dibine geçişin sadece seni bağlasın.

Asıl anlaşılmaz olan ise, bu 'traktörden Ferrari olmaya çalışanlara' destek vererek beraber yürümüş olanlardır.

Sanki yürürken; 'Keşke benim evladım da böyle ne olduğu belirsiz bir günahkâr olsa' der gibiler...

Sahi, birinden ödünç aldığınız bir eşya üzerinde kafanıza göre değişiklik yapabilir misiniz?

Aldığınız bir takım elbiseyi kesip mayoya çevirebilir misiniz?

Bunu yapsanız mal sahibi size hiddet eder, sizi rezil eder.

En basit bir emanette dahi değişiklik yapma hakkımız yokken; varlıklar üstü bir değere sahip olan insan, Allah'tan emanet aldığı bedeninde nasıl keyfi değişiklikler yapabilir?

Nasıl bedenini farklı şekilde kullanabilir?

Lut kavmini o dehşetli afet nasıl helak ettiyse, bu çirkin fiiller toplumu helak etmeden gelin emaneti sahibinin istediği gibi kullanın.

Zira kırmızı ışıkta geçmek, adamın ocağını batırır.

İNSANLIĞIN GEREĞİ Efkarlıyım...

Çünkü Lut kavminden daha ileri giden bu zihniyet, İslam beldesi Türkiye'de dalga geçercesine yürüdüler.

Bu rezil hayat tarzına sahip çıkmak, İlahi nizama kafa tutmaktır.

Efkarlıyım; ahlakın ve kanunun yanında olması gereken siyasiler, vücutların sahibi olan Allah'a inat bu çirkinliğe destek verdiler.

Ahlaksızlığa sahip çıkmak için yürüyenler; Doğu Türkistan, Filistin, Myanmar, Irak ve Suriye'deki mazlumlar için, emperyalizme ve alçak kapitalizme karşı yürümediler.

İçimizdeki 'Bizans artıkları' ve ayaklı cehennemler, Müslümanların üzerine ateş saçıyorlar.

Ayrıca küresel 'üst akıl', Orta Doğu'yu rahatça şekillendirmek ve Türk milletinin hassasiyetlerini dağıtmak için yerli LGBT unsurlarını öne sürerek bir piyon gibi kullandı.

Oysa bakınız; Samanyolu'ndaki yıldızlar ve tüm galaksiler isyan için değil, emre itaat için dönüyor.

Üzüm asması, narin haliyle Allah'a kulluk için salkım salkım yürüyor; başka bir şeye dönüşmek için değil.

Bütün kainat, yaratıcı tarafından hangi vazife takdir edilmişse ona koşuyor.

Akıl ve duyguyla donatılmış insana ne emredilmişse, o da ancak Allah'ı razı etmek için yürür.

Yaradılışa aykırı istekler ve iğrençlikler için yürümez, destek vermez ve fıtrata ihanet etmez!

Eğer kadınlığı veya erkekliği parayla satın almış olsaydınız 'tüketici hakkı' diyerek değişiklik isterdiniz.

Mademki Yaratan, hiçbir borcu olmadığı halde size merhametiyle önce 'insan' olmayı, sonra da 'kadın' veya 'erkek' olmayı takdir etmiş; o halde verilen bu malzemeyi O'nun ruhsat verdiği şekilde kullanmak aklın ve insanlığın gereğidir.

Bunu da anlayamıyorsanız, Lut kavmi çukurlarında yaşıyorsunuz demektir.

ŞİMDİ SADECE SORUYORUM: Adam öldürmek özgürlük müdür?

Hırsızlık ve rüşvet özgürlük müdür?

Başkalarının iffetine zarar vermek özgürlük müdür?

Kanun ve nizam tanımamak özgürlük müdür?

Toplum sağlığı ve huzuruyla oynamak özgürlük müdür?

Bu iğrenç fiil, hırsızlıktan veya kanunsuzluktan daha mı az suçtur?

Böyle bir rezillik için özgürlük istemek medeni bir insana yakışır mı?

Yaratanın koyduğu fıtrat kanununu değiştirmeyi istemek 'özgürlük' olamaz.

Kanun tanımazlık özgürlük değildir.

Hangi polis kırmızı ışıkta geçene 'Geç kardeşim, özgürsün' der?

Böyle bir özgürlük anlayışı, sadece düzeni bozar ve felaket getirir.

İlgili Sitenin Haberleri