Haber Detayı

İzmir'de barajlar dolu olsa bile rahat değiliz: Yeraltı sularını kurutmayın!
İzmir yeniasir.com.tr
12/02/2026 06:50 (3 saat önce)

İzmir'de barajlar dolu olsa bile rahat değiliz: Yeraltı sularını kurutmayın!

TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’de yeraltı sularının kontrolsüz kullanımına dikkat çekti. Prof. Dr. Yaşar, Barajlarda su oranının sıfıra düşmesi ya da kuraklık sorun değil. Asıl sorun sürekli yeraltından su çekiyor olmamız dedi.

Türkiye'nin birçok ilinde olduğu gibi İzmir'de aylardır süren susuzluk sorunu, etkili yağışların ardından bir nebze de olsa giderildi.

Prof.

Dr.

Doğan Yaşar, kuraklık ve susuzluk konusunda Yeni Asır'a özel açıklamalarda bulundu.

Uzun yıllardır uyarılarda bulunduğunu belirten Yaşar, 'Ben 'Kuraklık geliyor, 2007-2008 yıllarına dikkat' diye 2004 yılından beri konuşuyordum ama bugüne kadar hiçbir hazırlık yapılmadı' dedi. 'TUNÇ SOYER'İ UYARMIŞTIM' 2009 yılında Dursun Yıldız ile birlikte 'Küresel Isıtılan Dünya ve Su' kitabında da bu uyarıları yaptığını dile getiren Yaşar, hatta 2020 yılı için de ciddi kuraklık uyarısı yaptığını belirterek, o dönemde baraj sularının enerji mi yoksa tarım için mi kullanılacağı sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti.

İklim olaylarının rastgele olmadığını vurgulayan Yaşar, 'İklimler olağanüstü ve rastgele doğa olayları değil; aksine olağanüstü ve düzgün doğa olaylarıdır' ifadelerini kullandı.

Yaşar, 2020 yılında dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e kuraklık ve İzmir Körfezi'ndeki kirlilik riskine ilişkin mektup gönderdiğini belirterek, 'Bakın kuraklık geliyor.

B ve C planlarınızı yapın.

Beraberinde kirlilik açısından İzmir Körfezi de ciddi şekilde etkilenecek dedim' diye konuştu. '2035'TE KURAKLIK OLACAK' Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) 2026 Ocak-Nisan dönemi için ENSO nötr faza geçiş olasılığına ilişkin tahminlerini değerlendiren Yaşar, bunun Türkiye açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.

Nötr fazın, El Nino ile La Nina arasında bir denge durumu olduğunu belirten Yaşar, bu koşullarda Türkiye'nin genellikle iyi yağış aldığının altını çizerek, 'Biz bu durumda çok güzel yağışlar alırız ki, alıyoruz.

Rekor üstüne rekorlar kırılıyor' dedi.

Prof.

Dr.

Yaşar, 2032-2033 yıllarına kadar sürecek 6-8 yıllık periyodun en az 4-5 yılı ortalamanın üzerinde yağışlı geçeceğini ancak 2035'li yıllarda yeniden kurak bir döneme girileceğini öngördüğünü vurguladı.

İzmir'in yıllık ortalama yağışının 710 kilogram olduğunu hatırlatan Yaşar, geçen yıl toplam yağışın 450 kilogramda kaldığını, bu yıl ise 350 kilogram seviyelerine kısa sürede ulaşıldığını kaydetti. '2026, SELLER YILI OLABİLİR' Prof.

Dr.

Yaşar 'Son 88 yılın Ocak ayı rekoru kırıldı.

Şubat ayında da kırılacak gibi görünüyor' dedi. 2008 yılının son 60 yılın en kurak yılı, 2009'un ise en yağışlı yılı olduğunu hatırlatan Yaşar, şiddetli kuraklığın ardından genellikle çok yağışlı bir dönemin geldiğini söyleyerek, 'Bu yıl seller yılı olabilir. 2009'a benziyor' bilgisini verdi.

İzmir'in altyapısının yetersiz olduğunu savunan Prof.

Dr.

Yaşar, aşırı yağışlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Baraj doluluk oranlarının tek başına bir kuraklık ya da su bolluğu göstergesi olmadığını da belirten Yaşar, yeraltı sularının kontrolsüz kullanımına dikkat çekerek, 'Barajlar sıfır seviyesinde de olsa yeraltından su çekersiniz ama derinlere indikçe enerji maliyeti artar.

Fatura 5-6'ya katlanır.

Ayrıca ağır metal riski ortaya çıkar ve arıtma maliyeti yükselir' ifadelerini kullandı. 'HİDROJEOLOJİK HARİTA ŞART' 1997 yılında Tahtalı Barajı'nın devreye girmesiyle İzmir'in rahatladığını ancak yeraltı sularının halen yoğun şekilde kullanıldığını söyleyen Yaşar, Manisa'da su seviyesinin 70 metreden 400 metreye kadar indiğine ilişkin Devlet Su İşleri'nin iki yıl önceki açıklamasını hatırlatarak, 'Obruklar başladı, Gölmarmara kurudu.

Daha ne olsun?

Yeter bu kadar yeraltından su çekilmez' dedi.

Kentlerin hidrojeolojik haritalarının çıkarılması gerektiğinin altını çizen Yaşar, 'Nerede ne kadar su var?

Yüzeydeki suyun ne kadarını kullanabiliriz?

Bunların hepsi hesaplanmalı.

Yerel yönetimler üniversitelerin Jeoloji Mühendisliği bölümleri ve Ziraat Odaları ile birlikte çalışma yapmalı.

Meteorolojik kuraklık geçiyor ama önemli olan hidrolojik kuraklık.

Esas sorun planlama ve yeraltı su yönetimi' şeklinde konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri