Haber Detayı
Makarnadan gelatoya; Kış Olimpiyatları’nın en lezzetli hikayesi
Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları, sofralarda da tarih yazıyor. Tiramisu’dan pizzoccheri’ye, gelato’dan lazanyaya, sporcuların favorileri İtalyan mutfağının zirvesinde!
25'inci Kış Olimpiyatları İtalya'nın Milano ve Cortina şehirlerinde 6 Şubat’ta başladı, 22 Şubat’a kadar devam edecek.
Türkiye'den ikisi kadın sekiz sporcunun katıldığı oyunlarda 16 kategoride toplam 116 madalya sahiplerini buluyor, bulacak.Ev sahibi İtalya olunca sporcuların yiyeceği yemekler gündemde.
Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda eleştirilere neden olan hataların ardından, Milano-Cortina Olimpiyat Oyunları organizatörleri, sporcuların performansını en üst düzeye çıkaracak yemekler sunmak için menülerden mutfak iş akışına kadar her şeyi yeniden düzenledi.Paris Oyunları sırasında bazı ülkelerden katılımcılar yiyeceklerin kalitesi ve miktarı konusunda şikayetlerde bulunmuş, bazı atletler yeterli protein alamadıklarını belirterek ilave taleplerle organizatörlerin kapısını çalmıştı.Buna karşın; Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları yalnızca pistlerde ve buz üzerinde değil, sofralarda da tarih yazıyor.
Sporcuların yemekhanelerde tiramisu peşinde koştuğu bir atmosferden, Fabbrica del Vapore’de dünya liderlerinin aynı tatlıyı paylaştığı bir diplomasi gecesine uzanan bir hikâye bu.Mutfağıyla gurur duyan İtalya’da, sporcuların bu alandaki beklentilerini karşılamak özel bir önem taşıyor.Olimpiyat Komitesi’nin afişleri ayrıca çok ilgi çekiyor.
İtalyan dostlar, “Buzun üzerinde dönen patenci ile tencerede dönen makarna arasında, sandığımızdan çok daha derin bir kültürel bağ var” diyorlar...
İtalya, dünyaya yalnızca bir spor organizasyonu sunmuyor; kendi kültürel kimliğini, gastronomik hafızasını ve estetik anlayışını da sahneye taşıyor.
Çünkü İtalya’da makarna sadece bir yemek değil, tarihsel bir anlatıdır.
Tıpkı opera gibi, Rönesans resmi gibi, tasarım gibi… Bir ulusun zarif ve yaratıcı ruhunun ifadesidir.
Afişteki Olimpiyat halkaları küreselliği temsil ederken, patenin üzerindeki makarna kıvrımı yerelliği simgeliyor. 92 ülkeden gelen yaklaşık 3 bin 500 kişiye servis yapacak yiyecek ve içecek sorumlusu Elisabetta Salvadori, sporcuların yıllarca çalışıp antrenman yaptığını hatırlatarak, “Yemekler, sporcuların performansını artıracak şekilde hazırlanmalı ve servis edilmeli” diyor ve ekliyor: “Yiyecek ve içecek ihtiyaçları farklıdır: sporcular en hassas olanlardır ve köylerde ve yarışma alanlarında bizimle birlikte yemek yerler.”Sporcular için Milano Olimpiyat Köyü'nde her gün 4 bin 500, Cortina'da yaklaşık 4 bin ve Predazzo'da ise 2 bin 300 öğün kahvaltı, öğle ve akşam yemeği hazırlanacak.
İtalya dışındaki medyadan okuduğum kadarıyla Milano–Cortina Kış Olimpiyatları spor kadar mutfağıyla da konuşuluyor.
Daha oyunların ilk günlerinde sosyal medyada dolaşıma giren bir video, aslında her şeyi özetliyor.
İsviçreli snow-boardcu Jonas Hasler kameraya dönüp şöyle diyor: “Sanırım Kış Olimpiyatları’nın çikolatalı muffin’ini buldum… ve o tiramisu!”Paris 2024’te Norveçli yüzücü Henrik Christiansen’in TikTok’ta viral yaptığı çift çikolatalı muffin nasıl olimpiyat köyünün sembol tatlısına dönüşmüşse, Milano’daki kış oyunlarında da tacı tiramisu devralmış görünüyor.
Çikolata sevgisi değişmiyor; sadece bu kez İtalyan geleneğinin en ikonik reçetelerinden biri üzerinden sahneye çıkıyor.OLİMPİYAT DİYETİNE RAĞMEN: “BİR PORSİYON DAHA”Hasler’ın videosu neredeyse bir gastronomi tadım performansı gibi. “Birlikte tadına bakalım” diyerek oturuyor, çatala uzanıyor ve lokma lokma analiz ediyor. “Tiramisu hep bitiyor.
Sadece bir kez görmüştüm, sonunda elime geçirdim.
Hakkında inanılmaz şeyler duymuştum.” Karar hızlı geliyor: “Çok iyi.
Aman Tanrım, bir porsiyon daha alıyorum.”Olimpik diyetlere meydan okuyan bu cümle, aslında sporcu psikolojisinin de bir yansıması.
Yüksek performans, yoğun antrenman ve yarış stresinin ortasında, tanıdık bir lezzet ya da güçlü bir tatlı deneyimi, sporcu için yalnızca kalori değil; moral, ödül ve kültürel temas anlamına geliyor.Tiramisunun başarısı tesadüf değil.
Kahvenin uyarıcı karakteri, mascarpone’nin kremamsı dokusu ve kakao tozunun hafif acılığı… Enerji, konfor ve zarafet aynı tabakta buluşuyor.
İtalyan mutfağının “yumuşak gücü” tam da burada devreye giriyor; sizi doyurmakla kalmıyor, etkiliyor.GÜNLÜK İTALYAN MUTFAĞININ ZAFERİElbette mesele yalnızca tiramisu değil.
Sosyal medyada dolaşan görüntülere bakıldığında menüler adeta bir İtalya panoraması sunuyor… Lazanya, pizza, focaccia, gnocchi, fusilli al sugo, sandviçler…Kanadalı kısa kulvar sürat patencisi Courtney Sarault’nun olimpiyat köyü yemekhanesinde sıcak çikolatalı tortino (molten chocolate cake) karşısındaki “Oh my God” tepkisi viral olurken, bir başka Kanadalı patenci Ivanie Blondin de aynı tatlıyı överek paylaşıyor.Predazzo’daki olimpiyat köyünden gelen bir başka görüntüde ise Güney Afrikalı bir sporcu, “four seasons pizza” diye sunulan, aslında daha çok focaccia’ya benzeyen ürünü “wonderfull” ve “gorgeous” diye övüyor.
Biçim ikinci planda; lezzet birinci sırada.3 Milyon Öğünlük Dev Organizasyon… Olimpiyat mutfağı romantik bir hikâye olduğu kadar dev bir lojistik operasyon.
Üç milyondan fazla öğün planlanıyor.
Milano’daki ana yemekhane 24 saat açık.
Sadece sporcular için değil; teknik ekipler, gönüllüler ve organizasyon çalışanları için de kesintisiz hizmet veriliyor.
Ayrıca seyirciler için 116 ayrı yiyecek alanı bulunuyor.Bu ölçekte bir organizasyonda yemek, artık sadece gastronomi değil; strateji, planlama ve sürdürülebilirlik meselesi.Sürdürülebilirlik ve Kapsayıcılık… Milano–Cortina oyunlarının önemli başlıklarından biri de sürdürülebilirlik.
Tüketilmeyen yiyecekler Banco Alimentare iş birliğiyle ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.
Menülerde helal, vegan ve vejetaryen seçenekler de mevcut.
Hammaddelerin mümkün olduğunca organik ve “kilometre sıfır” (yerel tedarik) olması hedefleniyor.Elisabetta Salvadori’nin de belirttiği gibi, bu yaklaşım yeni değil; Paris 2024’te de kapsayıcı menüler önemliydi.
Ancak İtalya bu konuyu kültürel mirasıyla birleştirerek farklı bir boyuta taşıyor.
Çünkü burada yerellik yalnızca çevresel değil; kimliksel bir mesele.İTALYAN MUTFAĞI: GÜNLÜK HÂLİYLE BİLE KÜRESEL REFERANSKış sporlarının şampiyonları, belki buz üzerinde milisaniyelerle yarışıyorlar.
Ama yemekhane masasındaki ortak paydaları çok net.
İtalyan mutfağına hayranlık.
Bu hayranlık, haute cuisine’den değil; günlük, erişilebilir, kolektif mutfaktan doğuyor.
Lazanyanın katmanlarında sabır, gnocchi’nin yumuşaklığında ev sıcaklığı, tiramisunun kaşığında baştan çıkarıcı bir zarafet var.
İtalya, olimpiyat arenasında yalnızca sporcularıyla değil; makarnası, pizzası, kahvesi ve tatlısıyla da yarışıyor.Ve görünen o ki, madalyasız bir branşta daha altın kazanıyor: Gastronomi.
SPORCULARIN İLK TERCİHİ SADE MAKARNASporcular, hazırlanması yaklaşık bir yıl süren menülerden ne yiyeceklerini seçiyorlar.
Salvadori, Olimpiyat köylerinde sporculara geniş yelpazede yemekler sunulduğunu ancak genellikle sade makarna, basit soslar ve basit proteinler gibi yüksek enerjili, kolay yenen yiyeceklerin tercih edildiğini söylüyor.
Olimpiyat sorumlusu, “makarnanın en popüler yemeklerden biri olduğunu, genellikle sade olarak veya etli ya da domatesli soslarla servis edildiğini” anlattı.Fabbrica del Vapore: Gastronominin diplomasiye dönüştüğü gece… Milano’da Corso Sempione’ye birkaç adım mesafedeki Fabbrica del Vapore, açılış töreni öncesi adeta “kırmızı bölgeye” dönüştürüldü.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) düzenlediği gala yemeği için çevre güvenlik çemberine alındı; araçlar kaldırıldı, duvarlardaki grafitiler silindi.
Endüstriyel mirasın simgesi olan bu mekân, bir geceliğine küresel diplomasinin katedraline dönüştü.
Şu yoruma bakar mısınız: Milano bir geceliğine spor başkenti olmaktan çıkıp dünya başkentine dönüştü.Bu kadar güçlü bir konuk listesine sunulan menü ise bilinçli bir seçimin ürünüydü.
Üç Michelin yıldızlı Da Vittorio restoranının Cerea Kardeşler tarafından hazırlanan Paccheri alla Vittorio, gecenin imza tabağıydı.
Üç çeşit domates, fesleğen, zeytinyağı, tereyağıyla tamamlanan, sadeliğin lezzete dönüştüğü bir İtalyan şaheseri yani.
Güney İtalya kökenli bir makarna formunun Lombardiya merkezli bir yorumla servis edilmesi, aslında İtalya’nın kuzey–güney sentezini sembolize ediyordu.
Ardından “Milano’dan ilham alan” dana eti ve safranlı kremamsı patates geldi.
Safran, risotto alla milanese’nin hafızasını çağırıyor; et ise Lombardiya’nın güçlü mutfak geleneğine gönderme yapıyordu.Ve elbette finalde tiramisu.
Sporcuların olimpiyat köyünde viral yaptığı, Jonas Hasler’ın “Bir porsiyon daha alıyorum” dediği o tatlı… Aynı tiramisu, bu kez dünya liderlerinin önünde.
Yanında ise özenle seçilmiş şaraplar vardı.
Venezia Giulia Dunt’un (beyaz), Maurizio Zanella Rosso del Sebino (kırmızı), Tatlı eşliğinde Ben Rye Donnafugata.
Şarap coğrafyasıyla menü arasında kurulan bağ da dikkat çekiciydi: Friuli’den Sebino’ya, oradan Pantelleria’ya uzanan bir İtalya haritası.OLİMPİYAT MUTFAĞI… Bir tarafta üç milyon öğünlük devasa olimpik lojistik; 24 saat açık yemekhaneler, helal–vegan–vejetaryen seçenekler, Banco Alimentare iş birliğiyle sürdürülebilirlik.Diğer tarafta “Gala Yemeği”.
Ama iki uç arasında keskin bir kopuş yok.
Olimpiyat köyünde sporcuları büyüleyen lazanya, gnocchi ve çikolatalı tortino; Fabbrica del Vapore’de rafine bir sunumla devlet başkanlarının tabağına geliyor.İtalyan mutfağının başarısı burada yatıyor… Gündelik hâliyle de yıldızlı yorumu ile de etkileyici.
Milano’daki görkemli devlet başkanları yemeğinden sonra gözümüzü biraz yukarıya, Alpler’e çevirelim.
Çünkü Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları yalnızca şehir merkezlerinde değil; Lombardiya, Veneto ve Güney Tirol dağlarında da yaşanıyor.
Livigno, Predazzo, Anterselva… Türk okuru için belki isimleri yeni ama bu coğrafya, kış sporları kadar güçlü bir dağ mutfağı kültürüyle öne çıkıyor.
Benim de zaman zaman gezdiğim, aşina olduğum bir coğrafya bu bölge…ALPLER’DE OLİMPİYAT SOFRASI….Milano’dan yaklaşık 3–4 saatlik bir yolculukla ulaşılan Livigno, ahşap evleri ve beyaz örtüsüyle kartpostallık bir kasaba.
Ancak asıl dikkat çekici olan manzara değil, sofralar.
Burası Sondrio vilayetine bağlı ve Valtellina bölgesinin kalbi.
Burada tereyağı, peynir ve kurutulmuş et mutfağın omurgasını oluşturuyor.Pizzoccheri… Karabuğdaylı Dağ Makarnası… Pizzoccheri, karabuğday unundan yapılan, geniş şeritli bir makarna.
İçine patates, lahana, bol peynir (özellikle Casera) ve eritilmiş tereyağı giriyor.
Bir bakıma Doğu Anadolu’nun eriştesi ile Karadeniz’in karalahana geleneğinin Alp versiyonu gibi düşünebiliriz.
Besleyici, kalorili ve soğuk iklime uygun.
Milano’dan Livigno’ya giderken Colico’daki Sci d’Oro gibi restoranlar bu yemeğin en iyi adreslerinden sayılıyor.PEYNİR VE ŞARKÜTERİ KÜLTÜRÜLivigno ve çevresi peynir açısından çok zengin… Bitto (hatta yıllandırılmış Bitto storico), Casera, Scimudin, Latteria, Fiocco di Neve.
Bu peynirleri üreten yerel mandıralar ziyaret edilebiliyor.
Bizde Kars gravyeri nasıl bir bölgesel kimlikse, Bitto da burada öyle.Şarküteri tarafında ise Bresaola öne çıkıyor.
Dana etinin tuzlanıp kurutulmasıyla yapılan bu ürün, pastırmadan daha yumuşak ve baharatsız bir karaktere sahip.
Kadehte ise Nebbiolo üzümünden yapılan güçlü kırmızı şaraplar var.
Uzun yıllanmaya uygun, gövdeli ve dağ mutfağının yoğunluğuna eşlik edecek yapıda.Slow Food üyesi dostlardan aldığım bilgilere göre Olimpiyat vesilesiyle dağ köylerinde gastronomi etkinlikleri düzenleniyor.
Livigno üzerindeki 2.360 metrelik Camanel Dağ Evi’nde kar motoruyla ulaşılan özel akşam yemekleri, Plan de Corones’te “Speck & Wine Emotions” tadımları, Predazzo ve Val di Fiemme’de gün doğumu kahvaltıları ve gün batımı aperitifleri gibi.Bu etkinlikler, spor turizmini bir lezzet deneyimine dönüştürüyor.
Yani ziyaretçi sadece kayak izlemiyor; yerel ürünleri tanıyor.Anterselva (Antholz) bölgesi ise İtalya ile Avusturya kültürünün kesişim noktası.
Tabelalar iki dilli; mutfak da öyle.
Burada öne çıkan ürünler, Speck Alto Adige (tütsülenmiş jambon), Gri peynir (Graukäse), Siyah çavdar ekmeği, bal ve yüksek rakım içkileri.Tipik yemekler arasında canederli (knödel) ve strudel var.
Ünlü şef Norbert Niederkofler’in “Cook the Mountain” (Dağı Pişir) anlayışı ise bu bölgenin gastronomik felsefesini özetliyor: Yerel ürün, mevsimsellik ve minimum israf.Val di Fiemme’de Trentingrana peyniri, Trentodoc köpüklü şarapları ve Val di Cembra’nın “kahraman bağcılığı” (zor yamaçlarda yapılan üzüm üretimi) dikkat çekiyor.Menülerde, Patatesli tortel, arpa çorbası, lahana turşulu fırınlanmış incik, ribesli fortaie (frittelle).
Cavalese’de olimpiyat halkalarının renklerinde beş farklı pasta hazırlanmış.
Spor sembolizmi, pastacılığa kadar uzanmış durumda.Bu tablo bize şunu gösteriyor, Milano–Cortina 2026 yalnızca bir spor organizasyonu değil; İtalya’nın coğrafi çeşitliliğini dünyaya sergilediği bir vitrin.
Milano’daki Michelin yıldızlı gala yemeği ile Livigno’daki dağ sığınağında yenen pizzoccheri aynı stratejinin parçaları.İtalya’nın yaptığı şey basit ama etkili, sporu, turizmi ve yerel mutfağı tek bir hikâyede birleştirmek.
Milano–Cortina oyunlarında buz pistlerinde saniyeler yarışıyor olabilir.
Ama dağ sofralarında yarışan şey yüzyıllık gelenek.
Ve görünen o ki, bu yarışta İtalya oldukça iddialı.YARIŞLAR VE LEZZETLERMilano Cortina 2026’nın sosyal medya kampanyası ve tanıtım materyallerinin parçalarını paylaşmak istiyorum şimdi sizlerle.
Birbirinden ilginç gastro-spor afişleri… İtalyan tatlı/yiyecek kültürünü sporla harmanlayarak hem yerli hem uluslararası izleyiciye çok eğlenceli ve akılda kalıcı hale gelmesi sağlanıyor...Milano Cortina 2026, İtalya’nın yeme-içme kültürünü olimpiyat tanıtımında sıkça kullanan bir organizasyon.
Özellikle cross-country skiing müsabakalarının büyük bölümü Tesero’da (Val di Fiemme bölgesi, Trentino) yapılıyor.
Tesero Cross-Country Skiing Stadium, klasik ve serbest teknikteki tüm bireysel ve takım yarışlarına ev sahipliği yapıyor.
Kış Olimpiyatları’nda çikolatalı kek teması zaten çok popüler olmuş durumda.
Paris 2024’teki viral çikolatalı muffin’den sonra, Milano’daki köyde chocolate lava cake (sıcak çikolatalı kek, içi akışkan) inanılmaz ilgi görüyor ve sporcular tarafından “Paris muffin’inden daha iyi” diye viral oluyor.
Bu tiramisu/kek temalı reklam da o lezzet algısını çok güzel tamamlıyor.
İtalyan tatlısı tiramisu ile sporu birleştiren eğlenceli ve çok başarılı bir reklam olmuş.
Hem yerel kültürü öne çıkarıyor hem de sporu daha “lezzetli” ve akılda kalıcı hale getiriyor.Bu sefer konu Freestyle Skiing (serbest stil kayak) ve İtalya’nın en ikonik yaz lezzetlerinden biri olan gelato (İtalyan dondurması) kullanılmış.
Bir kayakçı Aerials (havada takla/atlayış) yaparken dondurma külahının üstünden uçuyor gibi gösterilmiş. “Gooooo!” yazısı da heyecanı ve seyirci tezahüratını temsil ediyor.
Burada da gelato ile freestyle’ın havada süzülen, eğlenceli, “serin” ve dinamik ruhu yakalanmışAlpine Skiing (Alpin kayak / Dağ kayağı) ve yine İtalya’nın vazgeçilmez lezzetlerinden gelato (İtalyan dondurması) kullanılmış.
Bir kayakçı, dev bir dondurma külahının tepesinden aşağı iniyormuş gibi gösterilmiş; bayraklar da pist kenarına yerleştirilmiş.
Dondurmanın eriyen haliyle kar ve pist hissi yaratılmış, çok eğlenceli ve yaratıcı bir metafor.
Cortina d’Ampezzo ve Bormio, Dolomitler’in en ikonik kayak bölgeleri ve 1956 Kış Olimpiyatları’na da ev sahipliği yapmış yerler. 2026’da bu tarihi mekanlar yeniden ön planda.Bu sefer spor dalı Luge (kızak / skeleton'a benzer ama yüzüstü yatarak yapılan ultra hızlı kızak sporu) ve İtalyan mutfağının en ikonik ürünlerinden biri olan penne makarna kullanılmış.
Minik bir luge sporcusu, sanki dev bir penne üzerinde kızak sürüyormuş gibi tasarlanmış.
Çok eğlenceli ve zekice bir metafor bu.
Hem kızak pistinin düzgün, uzun hattını çağrıştırıyor hem de “hızlı kayma” hissini makarnanın kayganlığıyla bağdaştırıyor.Bu sefer spor dalı Speed Skating (hızlı paten / uzun mesafe buz pateni) ve İtalya’nın en ikonik kahve makinesi olan moka pot (Bialetti marka mokapot / İtalyan kahve cezvesi) kullanılmış.
Minik patenciler, buhar çıkaran moka pot’un üstünde sanki buz pistinde yarışıyormuş gibi konumlandırılmış.
Buhar da hızı ve enerjisini simgeliyor.
Neden moka pot derseniz; İtalyan kahve kültüründe moka evde espresso yapmanın sembolüdür; hızlı, güçlü ve enerjik bir kahve çıkarır.
Speed skating ise buzda çok yüksek hız, patlayıcı güç ve kesintisiz enerji gerektiren bir branş.
Buharlı, “hızlı demlenen” moka ile mükemmel metafor olmuş. “Buongiorno” (günaydın) havası da İtalyan sabah ritüelini çağrıştırıyor; Olimpiyatlar sırasında sosyal medyada “sabah kahvesi olmadan yarış olmaz” esprileri dönüyor zaten.Bunda İtalyan kahve kültürünün en ikonik içeceklerinden biri olan cappuccino (veya latte/cappuccino tarzı sütlü kahve) kullanılmış, tam bir fincan köpüklü, kremalı kahve içinde snowboard yapan minik bir sporcu figürü var.
Kahve sıçrıyor, köpükler havaya uçuşuyor ve snowboard da o dinamik, “uçuşan” havayı yakalıyor.
Snowboard, özellikle halfpipe, big air ve slopestyle gibi branşlarda havada süzülme, dönüşler, sıçramalar ve enerjik, eğlenceli bir stil var.
Kahvenin köpüğü ve sıçraması bu “patlayıcı”, “havada asılı kalan” hissi mükemmel yansıtıyor.
İtalya’da cappuccino sabah ritüelinin kralı; köpüklü, kremsi, enerjik bir içecek.
İlk tercihimdir şahsen.
Snowboard’un da genç, dinamik, “serin” ve biraz asi havasıyla çok uyumlu.Bu kez spor dalı Curling (kızakla buz üzerinde taş kaydırma oyunu, “buz üstünde satranç” diye de bilinir).
Görselde curling taşı (stone) tam bir tekerlek peynir şeklinde tasarlanmış; dış kabuğu sarı-krem renkli, içi kesilmiş ve bir parça koparılmış halde gösteriliyor.
Sap kısmı da klasik mavi-kırmızı renklerde, Olimpiyat halkaları bile peynirin üst kapağına işlenmiş.
Çok zekice bir metafor, çünkü curling taşının yuvarlak, ağır ve “kaygan buzda yavaşça ilerleyen” yapısı, büyük bir peynir tekerleğinin görüntüsüne benzetilmiş.
Bu peynir büyük ihtimalle Grana Padano veya Parmigiano Reggiano (parmesan) esintili bir tasarım.
Görseldeki peynirin sert, granüllü, kırılgan yapısı, uzun süre dinlendirilmiş İtalyan sert peynirlerini çok iyi yansıtıyor, tam da Grana Padano veya Parmigiano Reggiano gibi.
Cortina d’Ampezzo ve kuzey İtalya’nın (Veneto, Lombardia, Emilia-Romagna) bölgesi bu iki peynirin ana üretim alanı.
Grana Padano özellikle Veneto ve Lombardia’da çok yaygın, Parmigiano Reggiano ise biraz daha güneyde ama İtalya’nın “peynir kralı” olarak her yerde simge.
İtalya’da curling taşına benzer yuvarlak peynir tekerlekleri (formaggio a ruota) zaten kültürel bir ikon; bu yüzden tasarım “cheese curling” diye espri konusu bile olmuş.Görselde biatlon sporcusu (yatar pozisyonda nişan alıp atış yapan klasik poz) dev bir dilim lazanya üstünde yatıyor.
Katman katman makarna, ragu (etli sos), beşamel ve erimiş peynirle süper gerçekçi yapılmış.
Çok zekice… Biatlonun yatarak atış pozisyonu lazanyanın katmanlı, “sıcak ve yoğun” yapısı birleşince mükemmel uyum sağlamış.
Biatlonun dayanıklılık ve hassas atış kombinasyonu, lazanyanın katman katman “enerji deposu” gibi ağır ve doyurucu havasıyla eşleşiyor.
Atış anındaki yatma pozu tam lazanya üstünde “uzanmış” gibi görünüyor sanki sporcu “yemek molası” veriyor ama hâlâ nişan alıyor.Çok lezzetli ve çok heyecanlı bir olimpiyat yaşıyoruz.Yemek Kültürü Araştırmacısı ve Yazarı A.
Nedim AtillaA.
Nedim Atilla'nın geçen hafta yayınladığımız yazısını linke tıklayarak okuyabilirsiniz.https://www.odatv.com/gastroda/venedik-karnavalinin-sofralari-120134410Odatv.com