Haber Detayı
Kayıhan Pala: "Yurttaşların Sağlık Hizmetlerine Erişiminin Önündeki Bütün Engelleri Kaldıracağız"
CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, "Bizim temel olarak yapacağımız şey sağlık alanındaki bakışı, anlayışı, temel amacı paradigmayı geliştirmektedir. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi 2003 yılında açıkladığı sağlıkta dönüşüm programıyla sağlık alanını ticareti yapılabilen bir metaya dönüştürdü. Oysa sağlık temel bir insan hakkıdır. Biz sağlık alanını ticarileştiren bütün uygulamaları bir kenara bırakıp en temel insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak yurttaşların hem sağlıklı kişilerin, hem hastaların sağlık hizmetlerine erişiminin önündeki bütün engelleri kaldıracağız" dedi.
(ANKARA)- CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, "Bizim temel olarak yapacağımız şey sağlık alanındaki bakışı, anlayışı, temel amacı paradigmayı geliştirmektedir.
Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi 2003 yılında açıkladığı sağlıkta dönüşüm programıyla sağlık alanını ticareti yapılabilen bir metaya dönüştürdü.
Oysa sağlık temel bir insan hakkıdır.
Biz sağlık alanını ticarileştiren bütün uygulamaları bir kenara bırakıp en temel insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak yurttaşların hem sağlıklı kişilerin, hem hastaların sağlık hizmetlerine erişiminin önündeki bütün engelleri kaldıracağız" dedi.CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde (CAO) düzenlediği basın toplantısında, sağlık sistemindeki mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Pala, şunları söyledi:"Sağlık sistemi bugün artık Türkiye'de yurttaşların gereksinimlerine yanıt verememektedir.
Yanıt verememesine ilişkin birkaç çerçeveyi çizecek olursak örneğin Türkiye'de yaşayanların ömrü Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayanlardan ve OECD ülkelerinin ortalamasından daha kısa.
Sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar var.
Artık randevu krizini adlandırdığımız bir krizden ilaç ve tedaviye erişim sorunlarına kadar geniş bir perspektiften söz edebiliriz.
Sağlık hizmetlerinin kalitesiyle ilgili sorunlar var.
Dünyanın hiçbir yerinde bir hekim hastasına beş dakika ayırarak gerçekten hekimlik alanına ilişkin bilgisini ve becerisini ortaya koyamaz." "Sağlıkta eşitsizlikler derinleşiyor" Sağlık çalışanları aşırı iş yükü altında sağlık alanında eğitim alanların önemli bir bölümü bugün işsiz ve sağlık emek gücü bütünlüklü bir süreç olarak değerlendirilmiyor.
Sağlıkta eşitsizlikler derinleşiyor ve şehir hastaneleri örneğin Sağlık Bakanlığı bütçesini rehin almış durumda.
Sağlık alanındaki sorunlar kuşkusuz bunlarla sınırlı değil.
Ama bunlar aslında sağlık sisteminin gereksinimlere nasıl yanıt veremediğinin göstergelerinden birkaç tanesi.
Türkiye'de yurttaşlar OECD ülkeleri ortalamasından neredeyse dört yıl daha kısa yaşıyorlar ve Türkiye pandemi sonrasında ömrün en fazla azaldığı ülke OECD ülkeleri arasında.
Bunun da daha önce de açıklamaya çalıştığımız gibi pandeminin maalesef ülkemizde iyi yönetilememesiyle doğrudan ilişkisi var.
Şimdi doğumda beklenen yaşam süresi daha kısa diyoruz ama Türkiye böyle bir ülke değildi.
Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği yıllarda Türkiye'de yaşayanların ömrü Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi'nde yaşayanlardan çok daha yüksekti.
Bu 2014'e kadar da böyle sürdü. 2007'den itibaren ömür durağanlaştı.
Avrupa bölgesinde yaşayanlarda doğumda beklenen yaşam ümidi artarken Türkiye'de bu durağanlaşma 2014 yılına kadar sürdü. 2014 yılından sonra ise maalesef azalmaya başladı.
Bugün Türkiye'de yaşayan herkesin ömrü ortalama yaşam süresi Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi'nde yaşayan ülkelerden kısa ve Covid-19 pandemisi sonrasında da bu ara giderek açıldı. "Solunum sistemi hastalıklarından ölümlerde çok ciddi bir artış var" Öte yandan 20 yıllık ölüm nedenlerine baktığımızda solunum sistemi hastalıklarından ölümlerde çok ciddi bir artış var.
Sigaranın, tütünün yanı sıra hava kirliği bu artışta öemli etmenlerden bir tanesi ve maalesef AKP iktidarı, Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı hava kirliliğini ciddiye alarak bunu önlemek üzerine bir planı hayata geçirebilmiş değil.
Bulaşıcı hastalıklardan ölümler, Avrupa'dan yüksek, Covid-19 pandemisiyle ilişkin ölümler ise Avrupa'nın iki katı.
Türkiye'de ciddi sağlıkta eşitsizlikler olduğunu söylemiştik.
Bir tane örnek vermek gerekirse bebek ölüm hızına bakın, Türkiye'de ortalama her yıl doğan bin bebekten 9'u hayatını kaybediyor.
Ama bu sayı örneğin Artvin'de dört civarında, dördün altında ama Gaziantep'te bunun dört katından fazla 177 civarında.
Dolayısıyla her doğan bin bebekten, dört katından daha fazla iller arasındaki bu eşitsizlik Sağlık Bakanlığı'nın gündeminde değil.
Oysa bu işsizlik yıllardır sürüyor.
Gaziantep'te, Şanlıurfa'da, Muş'ta, Bitlis'te, Kilis'te çok yüksek bebek ölümleri varken bunları azaltacak, sağlıkta eşitsizlikleri azaltacak politikalar hayata maalesef geçirilemiyor.
Türkiye'de kaçınılabilir ölümlere baktığımızda da yine OECD ülkeleri ortalamasından, Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasından çok yüksek.
Almanya'yla kıyasladığımızda ne kadar yüksek olduğu çok daha net görünüyor.
Hem önlenebilir nedenlere bağlı ölüm hızı hem de tedavi edilebilir nedenlere bağlı ölüm hızı Türkiye'de çok yüksek maalesef.
Artık bir randevu krizinin yaşandığından söz etmiştim.
Randevu krizi yalnızca merkezi randevu alma sisteminden bir uzmanlık alanında randevu almayla da sınırlı değil.
Bir hekime başvuran hasta, o hekimin önerdiği bir takım tetkikleri, başta tomografi, MR ve ultrason olmak üzere çektirmek istediğinde kimi zaman altı ay, kimi zaman daha uzun süre sonrasına beklemek zorunda kalıyor ki bu da sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından kabul edilebilir bir durum değil. "Bizim artık iyi bir sağlık sistemine ihtiyacımız var" Öte yandan Sağlık Bakanlığı açıkladığı hedefleri hiç tutturamıyor.
Kızamıkla ilgili hedefleri tutturamamışsa bunların yalnızca örneklerinden bir tanesi. ve kendisi faaliyet raporunda bu hedefi tutturamazken diyor ki 'Bunun nedeni biriken aşısız nüfus.' Bu aşısız nüfusu kim biriktirdi acaba?
Sayın Bakan o zaman da yanıt veremedi.
Halen de bu soruya yanıt verememiş durumda.
Ancak bu biriken aşısız nüfus nedeniyle Türkiye'de aşıyla önerilebilir hastalıklar salgın yapıyor.
Örneğin kızamık çok ciddi salgınlarla karşımıza geliyor.
Son günlerde yine aile hekimliği yapan meslektaşlarımızdan kızamık vakaları görüldüğüne ilişkin bilgiler var ama Dünya Sağlık Örgütü veri tabanına baktığımızda son 12 ay içerisinde Sağlık Bakanlığı'nın herhangi bir kızamık bildiriminde bulunmadığını görüyoruz.
Bu da şeffaflıktan uzan bir yönetim anlayışını göstermesi bakımından dramatik...
Türkiye'de iller arasında, bölgeler arasında çok ciddi sağlık eşitsizlikleri var. ve AKP'nin sağlık politikaları bu eşitsizlikleri görmezden gelen bir tutumla gündeme getirildiği için de bu eşitsizlikler yıllar içerisinde derinleşmekte, herhangi bir azalma eğilimi göstermemektedir.
Birazını söylediğimiz, aslında çok daha fazla sorunları olan sağlık sistemine ilişkin değerlendirmede açık olarak ortaya çıkmıştır ki bizim artık iyi bir sağlık sistemine ihtiyacımız var." "İktidarımızda sağlık alanındaki bakışı, anlayışı, temel amacı paradigmayı geliştireceğiz" Pala, CHP iktidarında sağlık sisteminde neler yapılacağını da özetle şöyle anlattı:"Bizim temel olarak yapacağımız şey sağlık alanındaki bakışı, anlayışı, temel amacı paradigmayı geliştirmektedir.
Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi 2003 yılında açıkladığı sağlıkta dönüşüm programıyla sağlık alanını ticareti yapılabilen bir metaya dönüştür.
Oysa sağlık temel bir insan hakkıdır.
Biz sağlık alanını ticarileştiren bütün uygulamaları bi kenara bırakıp en temel insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak yurttaşların hem sağlıklı kişilerin, hem hastaların sağlık hizmetlerine erişiminin önündeki bütün engelleri kaldıracağız.
Bizim temel felsefemiz buna dayalıdır.
Sağlık tanımı biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1946'da yapılmıştır.
Bu tanıma göre bir kişinin sağlıklı olması yalnızca hastalığın ve sakatlığın yokluğuyla değil bununla birlikte bedensel ruhsal, sosyal tam bir iyilik haliyle açıklanır.
Biz buna ekolojik bir iyilik halini de ekleyerek sağlık tanımın ekoloji vurgusunu getiriyoruz.
Ayrıca sağlığın sosyal belirleyicileri de içinde olmak üzere sağlığı yalnızca sağlık hizmeti tedavi edici hizmet boyutuyla ele almıyor, kişinin doğduğu, büyüdüğü, yetiştiği, çalıştığı, yaşadığı koşulların sağlığı üzerine etkisini de ele alarak sağlığı tüm politikalarda sağlık biçiminde bütüncül bir bakışla ele alıyoruz.
Ayrıca tek sağlık yaklaşımını benimsiyoruz.
Çünkü artık sağlık bütün dünyada insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı bağlamıyla birlikte ele alınıyor.
Biz de bu perspektifi benimsiyoruz.
Ayrıca iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerini ele alan afet ve salgınlara dirençli bir sağlık sistemi oluşturmayı da hedefliyoruz." "Ağız ve diş sağlıklarının tamamen ücretsiz olarak sunulması esas olacaktır" Sağlık politikamızın temel unsurları birinci basamak sağlık hizmetlerine odaklanmış, halk sağlığını esas alan kamusal planlama ve kamusal finansman sistemiyle kurgulanacak bir sağlık politikasıdır.
Burada vermek istediğimiz mesaj nettir: Bu ülkede hiçbir hastanın özel sağlık sistemine mecbur kalmayacağı koşulları yaratacağız.
Dolayısıyla temel felsefemiz sağlığı insan hakkı olarak gördüğü için kimsenin özel sektöre gitmek zorunda kalmayacağı bir sağlık sistemini kurgulamak bizim temel amacımızdır.
Sağlık Bakanlığı ne katılımcı ne şeffaf ne de hesap verebilir durumda.
Oysa iyi bir sağlık sisteminde karar verme süreçlerine konunun taraflarının, meslek örgütleri, sendikalar gibi katılımının sağlanması bütün uygulamalarda şeffaflık olması ve hesap verilebilmesi bizim temel yaklaşımlarımızdan bir tanesi.
Bu amaca dönük olarak yerellerde sağlık meclislerini genel olarak da ulusal düzeyde bir sağlık konseyi oluşturarak katılımcı bir yönetim anlayışını benimseyeceğiz.
Sağlık sistemimizin odağında halk sağlığı merkezleri olacak.
Bu merkezlerde birinci basamak hizmetleri geniş kapsamlı bir ekiple sunulacak ve bölge tabanlı bir aile hekimliği uygulamasına geçilecek.
Aile hekimleri bir takım kiralar, elektrik, su ücretleri gibi kendilerinin ödemek zorunda kaldığı ya da kendi yanlarında birini istihdam etmek zorunda kaldıkları bir özel muayenehanecilik gibi adlandırılabilecek sistemle tamamen ilişkileri kesilen kamucu, herkesin kamu çalışanı olduğu iyi ücretlerin alındığı ve ücret güvencesinin olduğu bir sistemi koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici hizmetlerin bir arada sunulduğu bir sistemi kuracağız.
Bu sistem içerisinde ağız ve diş sağlıklarının tamamen elbette ücretsiz olarak sunulması da esas olacaktır. "Halk sağlığı merkezlerinde sorunu çözülemeyen hastaların sevk edileceği ilk kurum semt poliklinikleri olacak" Halk sağlığı merkezlerinde sorunu çözülemeyen hastaların sevk edileceği ilk kurum semt poliklinikleri olacak.
Biliyorsunuz semt poliklinikleri uzun yıllardır Türkiye'de var olan yapılar.
Ama çok az.
Biz bunları yaygınlaştıran ve nüfusa göre belli sayılarda ülkenin her yanında bulunan kurumlar biçimine dönüştüreceğiz.
Çünkü uzman hekimlerin ve laboratuvarların bulunduğu semt polikliniklerinde hizmet sunmak hastanelerle karşılaştırıldığında hem coğrafi erişim açısından daha kolay hem de daha verimli uygulamalar.
Dolayısıyla biz sağlık sisteminin verimliliğini elimizdeki bütçenin uygun kullanımını ön plana çıkartıyoruz.
Basamaklandırılmış bir sevk sistemiyle hastaların ilk önce birinci basamağı halk sağlığı merkezlerindeki kendi aile hekimlerine başvurdukları.
Eğer orada tedavileri mümkün değilse kolaylıkla randevu alabilecekleri bir sistemi gündeme getiriyoruz.
Tabii bu sistemi gündeme getirirken aile hekimi başına düşen kişi sayısının azaltılması da temel yaklaşımlarımızdan birisi olacak.
Sağlık Bakanlığı her basamakta, hem halk sağlığı merkezi hem poliklinik hem devlet hastanesi gibi bütün sağlık kuruluşlarını yeterli sayıda ve iyi nitelikte sağlayacak. "600 yataktan fazla yatağı olan hastanelerin verimsiz olduğu birçok kez kanıtlanmış durumda" Kamu hastanelerini hem verimlilik hem de kolay erişim ilkeleri açısından gözden geçireceğiz. ve kapatılan devlet hastanelerinin bu gözden geçirme sonucunda büyük ölçüde açacağız.
İnsanların çok uzaktaki şehrin dışındaki şehir hastanelerine gitmek zorunda kalmayacakları özel sektöre gitmek zorunda kalmayacakları evlerinin yakınında kolay ulaşabilecekleri semt polikliniklerinin yanı sıra devlet hastanelerinin de onlara hizmet sunacak biçimde inşa edilmesini ve hizmet sunmasını sağlayacağız.
Bu arada kamu hastanelerini 100 yatak, 600 yatak arasında hizmet sunan hastaneler biçimine dönüştürmeyi düşünüyoruz.
Çünkü 600 yataktan fazla yatağı olan hastanelerin verimsiz olduğu birçok kez kanıtlanmış durumda.
AKP'nin bugün yaptığı gibi üç bin dört bin yataklı hastaneler ki biliyorsunuz bazıları bunları artık hastane fabrikaları adını veriyor, hizmet sunumu açısından sağlık çalışanlarının da memnun olmadığı, oradan hizmet almak zorunda kalan insanların da o kargaşa içerisinde hizmete erişim olanaklarının sınırlandığı bir yapı.
Dolayısıyla bu yapıyı sağlık hizmetinin önünde engel olmaktan çıkaran bir tarzda yeni bir yaklaşımla gündeme getireceğiz. "Cezaevlerinde sağlık hizmetlerinde ne Sağlık Bakanlığı ne de Adalet Bakanlığı yeterince sorumluluk üstlenmemektedir" Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'nü yeniden kuracağız.
Bizim iktidarımızda Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü hem ulusal aşı üretim merkezi hem de referans laboratuvarı olarak 1950'li yıllarda Dünya Sağlık Örgütü'nün referans laboratuvarında olduğu gibi bir laboratuvar işlevi üstlenecektir.
İlaç politikası ve eczacılık alanında da yapmamız gerekenler var. 30 binin üzerindeki eczanede hizmet sunan eczacı meslektaşlarımızı birinci basamak sağlık hizmetleri içerisinde hizmet sunacak bir yapıyla bu sistemin içerisinde katmak için bir hazırlık içerisindeyiz.
Geri dönme politikalarının yetersizliğinin farkındayız.
İlaç fiyat kararnamesinin ne eczacıların ne ilaç işverenlerinin ne de hastaların ihtiyaçlarını karşılamada yeterince iyi bir alan sağlayamadığını da görüyoruz.
Bunları değiştireceğiz.
Ayrıca nadir hastalıklar söz konusu olduğunda hem yenilikçi tedavileri hem de yetim ilaçları hastalarla buluşturan bir ilaç politikasıdır geliştireceğiz. ve yerli üretimi destekleyeceğiz.
Toplum ruhsallığı yasası çıkaracağız. ve toplum ruh sağlığı merkezlerini ihtiyaca göre arttıran birinci basamakla entegre eden bir sağlık politikası götüreceğiz.
Cezaevlerinde sağlık, sağlık alanındaki önemli sorunların da bir tanesi bugün itibarıyla örneğin Tayfun Kahraman biliyorsunuz yeniden hastaneye yatırılmak zorunda kalındı, cezaevlerinde bulunanlar işledikleri suç nedeniyle cezalandırıldıkları süre içerisinde bir de sağlık hizmetlerine erişemedikleri için ikinci bir kez cezalandırılıyor gibi bir durum var.
Bu arada suçsuz yere cezaevlerinde bulundurulanları bunun dışında tutarak söylüyorum.
O yüzden bizim cezaevlerinde yaşayanların sağlığını hem koruyan hem geliştiren hem de kısa sürede erken tanıyla tedaviyle buluşturan bir yapıyı da ele almamız gerekir.
Bugün itibariyle cezaevlerinde sağlık hizmetlerinde ne Sağlık Bakanlığı ne de Adalet Bakanlığı yeterince bir sorumluluk ve işlev üstlenmemektedir.
Biz bu alanı çok önemsiyoruz. "Hastalar söz konusu olduğunda acil olan hasta her kuruma kolaylıkla başvurabilecek" Sağlıklı yurttaşlar için örneğin çocuklar için okul sağlığı programını sağlık sisteminin bir parçası haline getiriyoruz.
Erişkinliler için çalışan sağlığı ve güvenliği programını bu sistemin bir parçası haline getiriyoruz ki bugün itibarıyla çalışan sağlığı ve güvenliği yalnızca Çalışma Bakanlığı'nın sorumluluğundadır gibi bir anlayış hakim oysa burada Sağlık Bakanlığı'nın bir işlev üstlenmesi lazım.
Bugüne kadar olmayan ama bizim iktidarımızda yapmaya çalışacağımız bir şey toplum da giderek yaşlandığı için 65 yaşın üstündeki her altı ayda bir evlerinde ziyaret ederek kan basınçlarını, kan şekerlerini kontrol ederek gerek duyarlarsa birinci basamak ya da daha üst basamaklara gitmelerini sağlayarak onların da daha uzun ve daha sağlıklı bir ömür geçirmelerini sağlayacağız.
Hastalar söz konusu olduğunda acil olan hasta her kuruma kolaylıkla başvurabilecek.
Acil olmayan hastalar için basamaklandırılmış bir sevk sistemi kolay randevu alınabilen bir sevk sistemini hayata geçiriyoruz.
Tıbbi rehabilitasyonu sağlık sisteminin temel konularından birisi olarak ele alıp sosyal rehabilitasyonla eş güdüm içerisinde çalışılmasını sağlayacağız.
Demans, Alzheimer başta olmak üzere bu tip uzun süren kronik hastalıklar için hem gündüz hem yatılı hasta bakım evleri organize edeceğiz. ve palyatif bakımı yaygınlaştırarak sağlık sisteminin güçlü bir parçası haline gelmesini sağlayacağız.
Böylece kimi yerlerde yoğun bakım yataklarının daha etkili kullanılmasının da önünü açacağız. "CHP sağlığa içtenlikle en temel insan hakkı olarak bakmaktadır" CHP sağlığa içtenlikle en temel insan hakkı olarak bakmaktadır.
Bu bakış açısıyla bütüncül bir vizyon ortaya koymakta sağlık denildiğinde hastalık, hastalık denildiğinde hastane denilen anlayışı bir kenara itmekte, sağlığın ticarileştirilmesini reddetmekte ve herkese, her yerde ve her zaman sağlık hizmeti sunacak bir kamucu, eşit, ücretsiz erişilebilir nitelikli sağlık sistemini sizlerle paylaşmaktadır.
Yolumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur.
Bakın 1 Mart 1922'de Meclis'te yaptığı konuşmada söylediği gibi sağlık alanında temel amacımız yurttaşların sağlığının korunması ve geliştirilmesidir.
Bu arada herhangi bir şekilde sağlığı korunamayan yurttaşlar eğer hasta olacak olurlarsa en kısa sürede erken tanıyla onların tanısının konması ihtiyaçları duydukları tedaviye eriştirilmesi, gerektiğinde rehabilitasyonun sağlanmasıdır.'"