Haber Detayı
TCMB Başkanı Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda soruları yanıtladı Açıklaması
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, para politikasına ilişkin önceki kararlarda olduğu gibi bundan sonra da veri odaklı gideceklerini belirterek, "Mevcut enflasyon görünümü ve hedeflerimize, talep koşullarına, beklentilere baktığımızda adım büyüklüğünün kısa...
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, para politikasına ilişkin önceki kararlarda olduğu gibi bundan sonra da veri odaklı gideceklerini belirterek, "Mevcut enflasyon görünümü ve hedeflerimize, talep koşullarına, beklentilere baktığımızda adım büyüklüğünün kısa dönemde artması için gereken eşik, bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz." dedi.Fatih Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Osman Cevdet Akçay, Fatma Özkul ve Gazi İshak Kara ile soruları yanıtladı.Bir katılımcının, gıda enflasyonunun gerçekleşmesinin Merkez Bankası varsayımının üstünde gelmesine ilişkin sorusu üzerine Karahan, gıdada mevsimsellik söz konusu olduğunu söyledi.Karahan, mevsimsellik açısından iklim koşulları ve takvim etkileri gibi mevsimsel faktörler nedeniyle gıda fiyatlarının özellikle işlenmemiş gıda kaynaklı dönem dönem öngörülebilir olan bir dalgalanma yaşayabildiğini bildirdi.Son yıllarda sıklıkla yaşanan aşırı hava olayları nedeniyle arz şokları ve lojistik alanlarındaki yapısal sorunların aslında mevsimsel fiyat artışlarının ötesinde bir oynaklığa sebep olduğunu kaydeden Karahan, "Yani burada iklim kaynaklı etkilerin bizdeki birtakım yapısal sorunlar nedeniyle ilave oynaklığa sebep olması söz konusu.
Ayrıca bir diğer unsur da tarımsal girdi maliyetlerinde ithalat bağımlılığımız söz konusu.
Bu da mevsimsel arz-talep dalgalanmalarının fiyatlara çok hızlı bir şekilde yansımasına sebep oluyor.
Özetle birtakım konjonktürel unsurlar var, birtakım da yapısal unsurlar var.
Biz de gıda komitesinin paydaşı olarak burada bu konudaki değerlendirmelerimizi ve çözüm önerilerimizi ilgili paydaşlarla paylaşıyoruz." diye konuştu.Karahan, geçen senenin gıda enflasyonuna değinerek, sene genelinde gıda enflasyonunun yüksek seyretmediğini, sene ortasına kadar gıda enflasyonunun 6 ay kadar süreyle manşetin altında seyrettiğini ve aslında enflasyonu aşağı çeken unsurlardan bir tanesi olduğunu dile getirdi.Karahan, sene sonuna bakıldığında gıda enflasyonunun manşetin sınırlı üstünde olduğunu aktararak, şunları kaydetti:"Temel sebep olarak gıda diyemeyiz ama burada sorun olan buradaki aşırı oynaklık.
Birkaç ayda çok hızlı şekilde gıda fiyatları artınca onun beklentiler üzerinden bir etkisi söz konusu oluyor.
Bunu da öngörmek de çok kolay değil.
İlk 6 aylık veriye baksanız aslında bizim tahminimizde oldukça tutarlı bir gıda enflasyonu söz konusuydu ama sonra o görünümün iki aylık kısa bir süre içinde çok sert bir şekilde tersine döndüğünü gördük.
Bunun öngörülebilirliği yüksek olduğu, yüksek bir kalem olduğunu kabul etmek gerekiyor ve enflasyon üzerinde de iki yönlü risk oluşturduğunu ama daha çok yukarı yönlü risk olduğunu kabul etmek lazım.""Politika faizine ilişkin atılacak adımlara karar verirken enflasyonun ana eğiliminin gerçekleşmesine ve beklentilerine bakıyoruz"Bir gazetecinin "İki yıldır uygulanan pozitif faiz sürecinin sonunda talep odaklı enflasyon açıklamasını sürdürüyor musunuz?" sorusuna yönelik TCMB Başkanı Fatih Karahan, düşünceleri kısmi olarak değiştiği için Aralık PPK'dan bu yana yaşanan süreci biraz anlatmakta fayda olduğunu ifade etti.Karahan, Aralık PPK toplantısına girdiklerinde ellerinde son çeyreğe dair ekim ve kasım aylarına yönelik sınırlı veriler olduğunu, bütün aylara dair verilerin henüz yayınlanmadığını anımsattı.Bu veriler tamamlanınca zaman içinde burada görünümde bir miktar değişiklik olduğunu dile getiren Karahan, şöyle devam etti:"Örneğin perakende satış hacim endeksine baktığımızda ekimde bunun yatay bir seyir izlediğini gördük ama kasımda hızlandı.
Aralık verisi dün yayınlandı, burada baktığımızda perakende satışlar aylık bazda yüzde 1,7 arttı.
Altın hariç baktığımızda bile yine bir miktar güçlü olduğunu söylemek gerekiyor, yüzde 0,8'lik bir artış söz konusu.
Ticaret satış hacim endeksi de ekimde nispeten yataydı, hatta geriliyordu aslında, sonra ilerleyen aylarda bu görünümün yine değiştiğini gördük.
Aralıkta aylık yüzde 2 civarında bir artış kaydetti.
Hizmet üretimine baktığımızda farklı göstergelerde farklı görünümler de var.
Hizmet üretimine baktığımızda ekimde sınırlı aylık azalış vardı, kasımda o bir miktar yataylaştı.
Kartla yapılan reel harcamalar artmaya devam etti ama özetle bakacak olursak, farklı görünüm ima edenler de var ama tüm bunları bir araya koyduğumuzda aslında bütün göstergelerle birlikte talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin devam etmekle birlikte bir miktar azaldığını gördük.
Zaten son PPK kararında da bunun enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurarak adım büyüklüğünü küçültme kararı verdik."Sene sonu enflasyon hedefine ulaşılması için politika faizinde martta duraklamanın değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönündeki bir soru üzerine Karahan, şu yanıtı verdi:"Her zaman söylediğimiz gibi politika faizine ilişkin atılacak adımlara karar verirken enflasyonun ana eğiliminin gerçekleşmesine ve beklentilerine bakıyoruz.
Adımların büyüklüğünü enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçiriyoruz.
Öncü veriler bize ocakta aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde artacağını, ana eğilimde de bir artış olacağını ama bunun bir miktar daha sınırlı olacağını söylüyordu.
Nitekim gerçekleşmeler de öngörülerimizle, o ay içindeki okumalarımızla tutarlı oldu.
Gıda kaynaklı bu artışın ocak ve şubat aylarıyla sınırlı kalacağını değerlendirdik fakat geçici olsa da bu gibi geçici faktörlerin enflasyon beklentileri üzerinden ikincil etkileri olabiliyor.
Bu etkileri de düşünerek adım büyüklüğünü küçültmeye karar verdik.
Önceki kararlarımızda olduğu gibi bundan sonra da veri odaklı gideceğiz.
Mevcut enflasyon görünümü ve hedeflerimize, talep koşullarına, beklentilere baktığımızda adım büyüklüğünün kısa dönemde artması için gereken eşik bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz.""(Enflasyon) Sadece ocak ayına bakarak bu kadar olumsuz bir beklenti oluşturmak çok doğru değil"Fatih Karahan, bir katılımcının politika tepkisinin gereken sıkılığı sağlaması için haziranda karar verilecekse bunun çok geç olup olmayacağını sormasına ilişkin, kararları verirken her zaman bütün verileri etraflıca değerlendirdiklerini vurguladı.Karahan, oradaki vurgusunun piyasanın, son 1-2 enflasyon verisine bakarak bunun aynı şekilde bütün dönem devam edeceğini düşünerek bir enflasyon görünümü oluşturduğunu ve bundan çok etkilendiğini söyledi.Alt detaylara bakıldığında enflasyon görünümünün bu kadar olumsuz olduğunu düşünmediklerini kaydeden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Sadece ocak ayına bakarak bu kadar olumsuz bir beklenti oluşturmak çok doğru değil.
Detaylar her zaman vurguladığımız gibi önemli.
Nasıl veriler beklentilerden iyi geldiğinde rehavete kapılmıyorsak, biraz kötü gerçekleşmeler olduğunda da özellikle bu gerçekleşmeler gıda gibi oynaklığı yüksek kalemlerden gerçekleşiyorsa paniğe kapılmaya çok gerek olmadığını düşünüyoruz.
Belirli projeksiyonlarımız var, burada özellikle hizmet tarafını vurguladım çünkü geçmişte katılık, enflasyondaki düşüşün biraz daha öngörülerden sınırlı olması hizmet kalemlerinden gerçekleşmişti.
Burada son dönem veriler biraz daha umut verici.
Bu projeksiyonumuz var ama bunun etrafında tabii ki riskler de var.
Gerçekleşmeleri de görmek istiyoruz.
Belirli temel varsayımlar altında ilerleyeceğiz ama gerçekleşmeler de bizim görüşlerimizi biraz daha rafine etme konusunda faydalı olacak.""Carry stoku toplamda 40 milyar dolara ulaşmış durumda"Karahan, bir katılımcının, yüklü miktarda carry girişi, sıcak para kaynaklı bir rezerv iyileşmesi olduğunu ve küresel bir çalkantı durumunda çok güçlü bir döviz talebi riski göründüğünü, bu durumla alakalı önlemlerin neler ve önemli bir risk olarak görülüp görülmediğine yönelik sorusuna karşılık, şu değerlendirmelerde bulundu:"Sıkı para politikasının etkisiyle uluslararası rezervlerimiz tarihi zirvelere ulaştı. 2025 Nisan'dan bu yana bakacak olursak, bu dönemde yabancı yatırımcıların carry olarak tanımlanabilecek yatırımları yaklaşık 18 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti, artış olarak.
Böylece carry stoku toplamda 40 milyar dolara ulaşmış durumda.
Burada BDDK'nın yayınladığı bir veri bazen kullanılıyor ama bu bankaların bilanço dışı yükümlülükleri, bunlar aynı zamanda yurt içi türev işlemleri de kapsadığı için çok oradaki veriyi böyle carry pozisyonu olarak okumak çok doğru değil.
Şu anda bizim hesaplarımıza göre 40 milyar dolarlık bir carry olarak nitelendirilecek bir stok söz konusu.
Aynı dönemde baktığımızda, 2025 Nisan'dan bu yana, hisse ve DİBS yatırımları da 17 milyar dolara çıkmış durumda.
Yani carry girişi nitelendirebilecek miktar 18, hisse ve DİBS olarak 17 ve bununla birlikte hisse ve DİBS stoku da 67 milyar dolar olmuş durumda, çok daha yüksek.
Dolayısıyla rezervlerimizdeki hem miktar artarken hem de kalitesi arttı ve bu artışta da carry etkisi görece zayıf olarak düşünüyoruz.
Rezervlerimiz hem yapısı hem seviyesi olarak sermaye hareketlerinde yaşanabilecek her türlü oynaklığa karşı yeterli durumda diye düşünüyoruz.""Kararları mevcut enflasyonun ya da beklenen enflasyonun şu anki faiz seviyesiyle arasındaki farka göre veriyoruz"Karahan, bir katılımcının, adım büyüklüğü kapsamında, şu anda yüzde 37 olan politika faizinin 25-50 baz puan indirimleriyle mevcut faiz ortamında sıkı para politikası duruşu olarak görülüp görülmeyeceği sorusu üzerine, burada hedefledikleri bir reel faiz seviyesi olmadığını söyledi.Kararları mevcut enflasyonun ya da beklenen enflasyonun şu anki faiz seviyesiyle arasındaki farka göre verdiklerinin altını çizen Karahan, daha çok enflasyon görünümüne göre, bir de gerçekleşmelere ve beklentilere göre karar aldıklarını belirtti.Karahan, reel faiz tarafında da hesaplarken buna baktıklarını ve takip ettiklerini, daha çok bunun enflasyon görünümü üzerindeki etkileri üzerinden değerlendirdiklerini aktararak, şunları söyledi:"Zaten tek bir reel faiz seviyesi hesaplamak da zor.
Enflasyon düşmekte olduğu için gerçekleşen enflasyona göre hesapladığınızla, beklenen enflasyona göre hesapladığınız arasında çok ciddi bir fark söz konusu.
Bir de beklentiyi aldığınızda farklı kesimlerin beklentileri arasında ciddi farklılaşma var, burada hangisini baz almak lazım, hangisi doğru çok kolay bir soru değil.
Bunun yerine biz biraz daha enflasyondaki ilerleme üzerinden ve bunun temel belirleyicisi olan talep koşulları, beklentiler ve kur gelişmeleri üzerinden değerlendiriyoruz.
Bir de bu adım büyüklüğünü hesaplamanın beklentiler üzerinde etkileri var.
Ocakta enflasyon piyasa beklentilerinin üstünde gerçekleşti, hem bizim piyasa katılımcılarının beklentilerinin hem de dışarıda yapılan çeşitli beklenti anketlerinin üzerinde gerçekleşti.
Şubat ayında da gıda kaynaklı bir miktar yüksek gerçekleşme ihtimali söz konusu.
Bunun enflasyon beklentilerine yansıması durumunda önümüzdeki dönem enflasyon görünümünü de kaybedebiliriz.
Dolayısıyla böyle durumlarda adım büyüklüğünü, para politikası duruşu adım büyüklüğü üzerinden ayarlayarak mesajlarla beklentiyi yönetmek ve buradaki bozulmayı engellemek ya da sınırlı tutmak faydalı diye düşünüyoruz."(Sürecek)