Haber Detayı

Söylem artıyor, dönüşüm sınırlı
Tekstil ekonomim.com
13/02/2026 00:00 (15 saat önce)

Söylem artıyor, dönüşüm sınırlı

Veriler, sürdürülebilirlikte üret-kullan-at modelinin hâlâ baskın olduğunu gösterirken; tasarımcılar, üreticiler ve genç kuşak sürdürülebilirliğin artık bir etiket değil, sistem değişikliği gerektiren bir zorunluluk olduğunda hemfikir. Moda endüstrisi için kritik soru şu: Gerçek dönüşüm ne zaman başlayacak?

FERZAN ÇAKIR Son yıllarda tekstilde sürdürülebilirlik, herkesin diline yerleşmiş bir kavram haline geldi.

Ancak sürdürülebilirlik, sektör için yalnızca bir iletişim dili mi, yoksa sahada gerçek bir karşılığı var mı? 4-7 Şubat tarihleri arasında düzenlenen IFCO Hazır Giyim ve Moda Fuarı sırasında sürdürülebilirliğin izini sürdük.

BLUPROJECTS Kurucusu Sinem Çelik: Atık bir tasarım hatasıdır ● “Son 10 yılda moda ve tekstil sektöründe sürdürülebilirliği konuşmayan marka, üretici ya da platform neredeyse kalmadı.

Ancak verilere baktığımızda, bu yoğun söyleme rağmen kayda değer bir ilerlemeden söz etmek zor.

Tüketici nezdinde inandırıcılık düşük, malzeme, proses ve üretim tarafındaki göstergeler de pozitif bir tablo ortaya koymuyor.

Son 15 yılda ürünlerin giyim ömrü yüzde 35 oranında kısaldı.

Bugün global ölçekte bir ürünün bir yıl içinde ortalama giyilme sayısı yalnızca 7.

Yani satın alınan bir ürün 7 kez giyildikten sonra atığa dönüşüyor.

Tekstil endüstrisi her yıl üretilen her 10 üründen 7’sini bir sonraki yıla taşıyamıyor.

Bu ürünlerin önemli bir bölümü ya ihtiyaç fazlası üretim olduğu için ya da pazarlama eksenli bir anlayışın sonucu olarak kullanımı sona ermiş oluyor.

Bazıları ise tüketiciye bile ulaşmadan doğrudan atığa dönüşüyor.

Sektör uzun yıllar üret-kullan-at modeliyle büyüdü.

Geri dönüşüm bir çözüm olarak sunulsa da bugün tekstilden tekstile geri dönüşüm oranı yüzde 1’in üzerine çıkamıyor.

Mevcut ayrıştırma ve geri dönüşüm teknolojileriyle bu oranın anlamlı ölçüde artması oldukça zor.

Mağazalarda gördüğümüz toplama kutuları, tüketicide ürünlerin geri dönüştürüldüğü algısını yaratıyor.

Oysa gerçek böyle değil.

Tasarım artık yalnızca estetikle ilgili değil, bir sorun çözme pratiği olmak zorunda.

Atık oluştuktan sonra değil, atık oluşmadan önce ne yapılabileceğini konuşmamız gerekiyor.

Tasarım ve ürün geliştirme sürecinde yapılan denemelerin ortalama yüzde 30’u, daha üretim aşamasında atığa dönüşüyor.

Yapay zekanın bu sürece tam entegrasyonu, sistemi kökten değiştirme potansiyeline sahip.

Sektördeki regülasyonların artması ve Z kuşağının sorgulayıcı yaklaşımı da markalar üzerindeki baskıyı arttırıyor.

Artık sürdürülebilirlik, niyet beyanıyla ya da etiketle geçiştirilebilecek bir alan değil.” Ozmoz ve Clean&Safe Kurucusu Mukadder Özden: ‘Zor oyunu bozar’ sözü giderek daha sık dillendiriliyor ● “Sürdürülebilirlik pazarlama için eklenmiş bir kavram değil, yıllar içinde oluşmuş bir üretim kültürü. 2000’li yıllarda büyük alıcıların getirdiği etik ticaret ve çalışma koşullarına ilişkin standartlar sektörde önemli bir dönüşüm yarattı.

Bugün ihracat yapan firmalarda bu ihlallerin görülmemesi, bu sürecin ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.

Organik ve sertifikalı üretim bir yük olarak görülmemeli.

Bu yaklaşım uzun vadede kaliteyi ve izlenebilirliği arttırıyor.

Ancak artan maliyetler ve fiyat baskısı, sürdürülebilir üretimi giderek zorlaştırıyor.

Türkiye’de yükselen enflasyon, artan işçilik ve girdi maliyetlerine karşın kurun aynı oranda artmaması üreticiyi ciddi biçimde sıkıştırıyor.

Sürdürülebilir üretim yapan birçok firma sertifikalarını askıya almaya, bazıları ise bu alandan tamamen vazgeçmeye başladı.

Sektörde ‘zor oyunu bozar’ sözü giderek daha sık dillendiriliyor.

Biz hâlâ bu işten vazgeçmedik.

Denetimlerden geçmeye, belgelerimizi yenilemeye devam ediyoruz.

Ancak sürdürülebilirliğin yaygın ve kalıcı olabilmesi için, bu standartları talep eden markaların da fiyat beklentilerini ticari gerçeklerle uyumlu hale getirmesi gerekiyor.

Aksi halde sürdürülebilirlik, üretici tarafında iyi niyetle başlayan ama sürdürülemez hale gelen bir çabaya dönüşüyor.” İstanbul Moda Akademisi Kreatif Direktörü Raf Stesmans: Z kuşağı sürdürülebilirliği ciddiye alıyor ● “Modada sürdürülebilirliğin temellerini bizler ve bizden önceki kuşaklar attı.

Ancak bugün öğrencilerimde net biçimde gördüğüm şey, Z kuşağının bu konuyu yalnızca söylem olarak değil tasarım pratiği olarak ele aldığı.

Öğrenciler, projelerinde doğada çözünebilen selüloz bazlı kumaşları, geri dönüştürülmüş iplikleri, atık tekstillerden yeniden üretilmiş yüzeyleri ve kimyasal yükü düşük boyama tekniklerini bilinçli biçimde tercih ediyor.

Sürdürülebilirlik, onlar için estetikten ayrı bir başlık değil, tasarımın başlangıç noktası.

Türkiye de güçlü tekstil altyapısı ve genç tasarımcıların bu yaklaşımıyla modada sürdürülebilirlik açısından ciddi bir potansiyel taşıyor.”

İlgili Sitenin Haberleri