Haber Detayı

Sofranın neşeli hafızası sergileniyor
Dünya+ dunya.com
13/02/2026 00:00 (10 saat önce)

Sofranın neşeli hafızası sergileniyor

Odunpazarı Modern Müze’nin uzun soluklu sergisi “Ferahfeza” yeme-içme ve kutlama kültürünü katmanlı bir bakış açısıyla ele alırken hepimizin unuttuğu ve özlediği bir araya gelme, paylaşma ritüellerini hatırlatıyor.

Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comFestivalleri, senfo­ni orkestrası, tiyatro salonları ve müzele­riyle kendi karakterini yara­tan bir kültür sanat ortamı­na sahip nadir şehirlerimiz­den biri Eskişehir.

Elbette bunda Yılmaz Büyükerşen vizyonunun büyük payı var. 2019 yılında açılan Odunpa­zarı Modern Müze de, mo­dern mimarisi ve çoklu içe­riğiyle kente artı değer ka­tan bir başka oluşum.

Şehrin tarihi Odunpazarı evlerinin arasında yer alan binanın ta­sarımı dünyaca ünlü mimar­lık ofisi Kengo Kuma and Associates (KKAA) imzası taşıyor.

Hayata geçiren ise Eskişehirli mimar ve kolek­siyoner Erol Tabanca.

Gün­düz olduğu kadar gece de semte hayat veren yapı, böl­gedeki diğer kent müzeleri ile birlikte bir müze meyda­nı yaratmış adeta.Ziyaret sebebimiz “Fe­rahfeza” sergisi, şu günlerde herkese iyi gelecek bir içe­rikle çıkıyor karşımıza.

Zi­yaretçilerini neşenin, kutla­manın, dostluğun, flörtün, komşuluğun ve paylaşılan tüm anların ardındaki ortak duygulara davet eden sergi, ağırlıklı Türk sanatçılardan ve dünya coğrafyasından farklı disiplinlerdeki isim­lerini de bir araya getiriyor.

Resim, heykel, yerleştirme, fotoğraf, video gibi çoklu bir skalada izlediğimiz yapıt­lar, Abdülmecit Efendi’den günümüz sanatçılarına dek geniş bir zaman seçkisini içeriyor.

İş Yatırım’ın ana destekçi olduğu “Ferahfe­za” sofranın yalnızca yemek yenilen bir alan olmadığını; konuşmanın, kutlamanın, yas tutmanın ve paylaşma­nın merkezinde olduğunu hatırlatıyor bize, bir kez da­ha ve kendi dilinde.

Ara Gü­ler’le bir anlık eski İstanbul akşamına gidiyor, Cihat Bu­rak’la neredeyse sesini duy­duğumuz balık pazarında dolaşıyor, Cevat Dereli’yle unutulan gerçek meyhane­lere, Fikret Mualla’yla onun barlarına, bistrolarına gidi­yoruz… İçimizde şahane bir İtalyan ezgisi çaldıran Slim Aarons’un fotoğrafıyla şık ve sade bir Capri sofrasına davet ediliyor, daha sonra alt katta Robie McIntosh’un fotoğrafına da isim veren göğsü “Tutto Pasta” dövmeli Napoli insanlarını görünce de muzip bir gülümsemeyle yan yana olsalardı keşke de­meden edemiyoruz!Hep birlikte dans edilen düğünler de, kahvaltıdan akşam yemeğine bireysel hafıza tarihimizde yer eden ikonik objeler de, kendi or­dusunu yaratan (!) tall lat­te bardakları da, birlikte ve yalnız, kalabalık ve tek ol­mayı düşündürüyor bize, pek çok soruyla birlikte.İçine farklı müze ve sanat durakları ekleyebileceği­niz bir hafta sonu rotasında TCDD hızlı treniyle İstan­bul’dan 3, Ankara’dan 1.5 sa­atten az sürelerde ulaşabi­leceğiniz Eskişehir’e yolu­nuzu düşürüp 13 Eylül’e dek Ferahfeza sergisini görebi­lirsiniz.Serginin küratörü Yağmur Elif Ertekin’e bu özenli ça­lışmanın detaylarını sorduk.Mottosu ve klasikten güncele uzanan içeriğiy­le farklı izleyicileri bir araya getiren bir sergi Ferahfeza.

Böyle bir ser­gi düzenleme fikri nasıl/ hangi ihtiyaçlarla oluş­tu?

Uzun süredir bir kutlama sergisi yapma fikri üzerine düşünüyorduk.

Bir arada ol­manın yarattığı umut, hafif­lik ve keyif duygusunu ha­tırlatan; sergiden çıkarken izleyicinin içinde iyi bir his bırakan, rahatlatıcı bir seç­ki arayışı vardı.

Bu süreçte sofra, çok erken bir aşama­da serginin merkezine yer­leşti.

Çünkü sofra yalnızca yemek yenilen bir yer değil; insanların bir araya geldi­ği, konuştuğu ya da sustu­ğu, duygularını paylaştığı ve birlikte olma halini dene­yimlediği bir alan.

Özellik­le bu topraklarda ve Akde­niz kültüründe, bir araya ge­linen hemen her durumun arka planında bir sofra var­dır.

İş toplantılarından ce­nazelere, düğünlerden ar­kadaş buluşmalarına; yazlık sitelerden plajlara, lokanta­lardan barlara, meyhane­lerden piknik alanlarına, parklardan bahçelere kadar pek çok farklı ortamda sof­ra karşımıza çıkar.

Her bi­rinin kendine özgü ritüeli ve havası vardır.

Bu yüzden sofra, anlatmak istediğimiz pek çok duygunun ve halin doğal bir ortak noktası ha­line geldi.Sofra/yemek/bir araya gelmek gibi çoklu temala­rı olan sergi “Ferahfeza” adıyla isim bulmuş.

Anla­tır mısınız nedenini?

Ferahfeza, bildiğiniz gibi Türk müziğinde hem neşe veren ama hem de içinde ha­fif bir sızı barındıran bir ma­kam.

Ancak sergi bağlamın­da bizim için asıl belirleyi­ci olan, kelimenin taşıdığı anlamdı: Ferahlatan, geniş­leten ve insanın içini açan.

Serginin ismi baştan veril­miş kesin bir karar değildi; seçki şekillendikçe ve işler yan yana geldikçe, bu keli­menin serginin duygusunu en doğru şekilde karşıladı­ğını fark ettik.

Bir sofra et­rafında bir araya gelmenin, paylaşmanın, konuşmanın ya da bazen sadece birlikte susmanın ardından hisse­dilen o rahatlama ve “göğ­sün genişlemesi” duygusu, Ferahfeza’nın çağrıştırdı­ğı halle örtüşüyordu.

Bu ne­denle Ferahfeza, serginin temasını tanımlamaktan çok, onun ruhunu anlatan bir isim haline geldi.Kutlama fikriyle yola çıktıkAbdülmecid Efendi’den Haluk Akakçe’ye uzanan geniş bir zaman aralığı sunan sergide dünyadan sanatçıların işlerini de görüyoruz.

Sanatçı ve yapıt seçiminde öncelikleriniz neler oldu Ferahfeza bağlamıyla ilişkilendirirken?

Farklı dönemlerden sanatçıların aynı seçki içinde bir araya gelmesi bizim için çok önemliydi.

Bu yaklaşım yalnızca Ferahfeza’ya özgü değil; OMM’da yaptığımız çoğu sergide önemsediğimiz bir tutum.

Ele aldığımız konu ya da tema ne olursa olsun, hem geçmişe hem bugüne bakmanın; değişen, dönüşen, eksilen ya da yeni anlamlar kazanan öğeleri ve duyguları birlikte görebilmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

Farklı dönemlerden aynı meseleye yönelen bakışlara yer vermek, konuyu daha katmanlı ve bütünlüklü bir şekilde ele almamıza imkan tanıyor.

Ferahfeza özelinde ise bir kutlama sergisi fikriyle yola çıktığımız için bu duyguyu tek bir dönemle ya da coğrafyayla sınırlamak istemedik.

Aksine, çeşitliliği artırarak kutlama halini daha kapsayıcı ve evrensel bir noktaya taşımayı amaçladık.

Sofranın ve bir arada olmanın taşıdığı coşkuyu; neşesiyle, kırılganlığıyla ve farklı duygusal katmanlarıyla ancak bu çeşitlilik içinde görünür kılabileceğimizi düşündük.

İlgili Sitenin Haberleri