Haber Detayı

Demokrasiler çıkmazda: Sol için romantizm tehlikesi... Gramsci’nin 'kolektif irade' hatırlatması... Nedir bu hiperpolitika
Dünya odatv.com
13/02/2026 09:00 (2 saat önce)

Demokrasiler çıkmazda: Sol için romantizm tehlikesi... Gramsci’nin 'kolektif irade' hatırlatması... Nedir bu hiperpolitika

Tarihçi Anton Jäger’in Hiperpolitika adlı kitabı üzerine New Republic’te çıkan bir yorum solun çıkmazı üzerine duruyor. Berlin Duvarı’ndan başlayan bir hikaye... Sol kesim genellikle büyük kitleleri protestoya teşvik edebilse de bu enerjiyi kalıcı siyasi güç inşa etmek için kullanmakta başarısız.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra konuşulan “siyaset sonrası” dönem 2000’lerin krizleriyle sona erdi. 2010’larda tarih ve büyük ölçekli siyaset geri döndü; protestolar, karşı protestolar ve kitlesel eylemler arttı.

Ancak Jäger’e göre tüm bu hareketlerin ardından kalıcı kurumlar ya da kalıcı zaferler pek ortaya çıkmadı.The New Republic'in haberine göre; Black Lives Matter’dan Stop the Steal’e, Occupy Wall Street’ten Rhodes Must Fall’a kadar çok farklı hareketler, kısa ömürlü olmaları, üye yapılarının zayıf kalması ve disiplin oluşturamaması gibi ortak özellikler gösterdi.

Sonuçta ortaya “sürekli ama koordinasyonsuz heyecan” çıktı: umut yükseliyor, sonra hızla sönüyor.HİPERPOLİTİKA NEDİRJäger’in tanımıyla hiperpolitika, yüksek siyasallaşma ama düşük kurumsallaşma durumudur.

İnsanlar politik olarak çok ilgili ve tepkisel, fakat bu enerji sendikalar, partiler ya da kalıcı örgütler içinde toplanamıyor.Geçmişte kitle partileri ve güçlü sivil toplum hem siyasallaşmanın hem kurumsallaşmanın yüksek olduğu dönemlerdi.

Faşistten sosyaliste kadar farklı ideolojiler güçlü örgüt yapıları kurabiliyordu.

Bugün ise kitlesel heyecan var ama onu taşıyacak kurumlar zayıf.SOL İÇİN DAHA BÜYÜK BİR SORUNJäger, hiperpolitikanın sağa kıyasla solu daha çok zorladığını savunuyor.

Sağ popülizm tam hayallerini gerçekleştiremese de ilerlemeye devam edebiliyor.

Sol ise Antonio Gramsci’nin sözünü ettiği “kolektif irade”yi oluşturmakta zorlanıyor.

Jäger’in benzetmesi çarpıcı:“Solun aşırı politik seferberliği bir nötron bombası gibi patlıyor; binlerce kişi meydandayken bir anda dağılıyor, altyapı yerinde kalıyor.”SENDİKA DAĞILDIDergide yer alan kitap eleştirisinde önemi bazı yazarların (Siyaset bilimci Robert Putnam’ ın Bowling Alone kitabı örnek verilerek) “toplumsal bağların çözülmesi” tezini soldan yeniden okuduğu altı çiziliyor.

Parti ve sınıf örgütlerinin (yani sendikanın) önemi vurgulanıyor.

Jäger sendikaların ve kitle partilerinin zayıflamasını bugünkü dağınık siyasetin temel nedeni olarak görüyor.Eskiden işçi sendikaları yalnızca ekonomik değil, kültürel ve sosyal dünyalar da kuruyordu: gazeteler, kulüpler, korolar, kütüphaneler… Bu ağlar kalın ve kalıcı bağlar yaratıyordu.

Bugün ise “sosyalleşme çoraklığı” hâkim.ÇIKIŞ YOLU: KURUM İNŞASIJäger’e göre çözüm, yüksek siyasallaşmayı yüksek kurumsallaşmayla birleştirmek; yani sendikalar ve partiler gibi yapıları yeniden güçlendirmek.

Sendikalar hâlâ üyeleriyle gerçek bağ kurabilen ve somut sonuç alabilen nadir kurumlar arasında.

Parti siyasetinden de kaçış yok.Bu görüş, 2010 sonrası yatay ve lidersiz hareketlerle çelişiyor.

Occupy’nin yataycılığı ya da karizmatik liderlere dayalı sol popülizm, biçimsel kurumlara mesafeli durdu.

Jäger ise tam tersini savunuyor: örgütsüz coşku yetmez.PARTİLER, SEÇMEN VE GERÇEKLİKAncak soru şu: Bugünün seçmeni ne kadar örgütlenmek istiyor?

Modern sol partiler artık eski işçi sınıfı tabanına güvenemiyor; daha eğitimli ve varlıklı kesimlere yaslanıyor.

Partiler seçmeni şekillendirebilir ama sınırsız değil; aynı zamanda seçmenin bulunduğu yerde onu karşılamak zorunda.

Günümüz seçmeni çoğu zaman koltukta oturup telefonunda geziniyor.GEÇMİŞİN DERSLERİ VE ROMANTİZM TEHLİKESİ19. ve 20. yüzyılın kitle siyaseti –yüksek katılımlı seçimler, sendika destekli partiler, kitlesel yürüyüşler– bugün hem ilham hem de romantizm kaynağı.

Fakat o dönem aynı zamanda sert, disiplinli ve bazen zorlayıcı bir siyaset içeriyordu.

Eski dünyanın cazibesi ile bugünün gerçekliği arasında bir gerilim var.SONUÇ: HEYECANDAN YAPIYAHiperpolitika, 2010’ların coşkusunun ardından 2020’lerin hayal kırıklığını analiz ediyor.

Jäger’e göre zengin demokrasiler bir çıkmazda: sürekli politik heyecan var ama bu enerji kalıcı yapılara dönüşmüyor.

Eğer bir çıkış olacaksa, bu yalnızca duygusal yükselişlerle değil, kurumsal yeniden inşa ile mümkün olabilir.Jäger’in temel tezi net: Siyaset yalnızca protesto değil, aynı zamanda örgütlenme işidir; aksi halde rakipler her zaman avantajlı kalır.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri