Haber Detayı

Sadece baş ağrısı mı, yoksa beyinde bir alarm mı? Migrene dair bildiklerimiz değişiyor
Aile hurriyet.com.tr
13/02/2026 11:43 (2 saat önce)

Sadece baş ağrısı mı, yoksa beyinde bir alarm mı? Migrene dair bildiklerimiz değişiyor

Migreni çeken bilir. Ancak migrenin kadar zorladığını ve yaşam kalitesini nasıl düşürdüğünü anlamak için migreniniz olmasına gerek yok. Uzmanlar da bu beter hastalığa dair bilgilerimizin artması için çalışmalarını sürdürüyor. Görünen o ki migren hastalığına dair bildiklerimiz nihayet değişmeye başlıyor. Semptomlar, tetikleyiciler ve etkili tedavi geliştirilmesinde beynin hangi bölümlerinin kilit rol oynadığı gibi konularda bildiklerimiz alt üst oluyor.

Migren atakları başladığında kafanızı “çürük yumurta gibi” hissedersiniz.

Kafanızın bir tarafı biraz daha ağır gelir ve kafanızı oynatmak zorunda kalırsanız da ağrı sanki döndüğünüz yönde akar.

Beyninizle kafatasınız arasında kocaman bir boşluk varmış da ağrı sıvılaşıp o boşluğa dolar gibi hissedersiniz.

Yürüdükçe başınız zonklar, sanki kafatasınız beyninize dar geliyormuş gibi bir sıkışma başlar.

Bazen de bıçak gibi saplanan bir ağrı gözünüzün arkasında kendisine yuva yapar, oradan da acı çenenize vurur.

Bu hastalığı çekenlere göre, migren en inatlaşılmaması gereken ağrı türlerinden biri.

Çünkü ilacınızı ne kadar geç alırsanız ağrı o kadar şiddetlenir ve bir o kadar da geç söner.Dünya çapında 1 milyon 200 binden fazla insan migrenden muzdarip.

Bu kadar yaygınlığına ve yıkıcı etkilerine rağmen migren gizemini hala büyük ölçüde koruyor.

Migrenin aslında ne olduğuna, ardında ne tür nedenler yattığına ve bu rahatsızlığı hastaların hayatından çıkarmak içi ne yapmak gerektiğine ilişkin hala cevapsız pek çok soru mevcut.Texas Üniversitesi Davranış ve Beyin Bilimleri Kürsüsü Başkanı Gregory Dussor, migrene ilişkin değerlendirmesinde, “Migren, en az anlaşılan nörolojik rahatsızlıklardan biri ve hatta genel anlamda da en az anlaşılan hastalıklardan biri olduğunu söyleyebilirim” dedi.Araştırmacılar artık migrene neyin neden olduğunu çözmeye başlıyor.

Kısa bir süre önce, migrenin hastanın beyninde elektrik sinyalleri şeklinde nasıl ortaya çıktığını bile canlı canlı görüntüleyebildiler.

Genler, damarlar ve hastanın beynindeki molekülerin karışımı üzerinde yürütülen çalışmalar neticesinde bilim insanları, migrenin neden ortaya çıktığını, nasıl tedavi edilebileceğini ve neden “gıcık” bir baş ağrısı olmaktan öte, tüm vücudu etkileyen kronik bir deneyim olduğunu anlamaya giderek daha da yaklaşıyor.MİGRENİ ARAŞTIRMAK NEDEN BU KADAR ZOR?Migren, 18. ve 19. yüzyıllarda “kadınsı bir kapris” olarak damgalandı: Sadece “migren kişiliğine sahip” zeki, çekici ve güzel kadınları vuran bir durum olduğuna inanıldı.

Migren hastalarının dörtte üçünün kadın olmasından doğan ve yüzyıllarca yaşayan bu önyargı, migren çalışmalarının geri kalmasına ve bu hastalığa fon ayırılmamasına neden oldu.

Miami Sağlık Sistemi Üniversitesi Baş Ağrısı Birimi Başkanı Teshamae Monteith, “İnsanlar migreni bir histeri hastalığı sanıyordu” diye konuştu.

Bugün bile çok az üniversitenin sağlam migren araştırma merkezi var ve diğer bazı nörolojik hastalıklara kıyasla migrene daha az yatırım yapılıyor.Alıntı MetniTeshamae Monteith, BBC’ye verdiği demeçte, migrenin psikolojik, fiziksel ve ekonomik yükünün gerçek olduğunun altını çizdi.

Migren, insan hayatının en verimli olduğu 20’li ve 50’li yaşların ortalarında göründüğünden ötürü, migreni olan kişiler, işten izin almak zorunda kalıyor, hatta bazen işini kaybediyor veya erkenden emekli oluyor.Migren çalışmalarındaki en büyük zorluklardan biri, belirtilerin aralığının çok geniş olması.

Mesela, üreme çağındaki kadınların bir kısmı “regl migreni” olarak isimlendirilen migrenden muzdarip.

Adet döneminde atakları artan regl migreninin tetikleyicisinin hormonlar olduğu ifade ediliyor.Diğer hastalar ise, baş dönmesi, kusma, vertigo, mide ağrısı, sese ve ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler yaşıyor.

Hastaların yarısından fazlası yorgunluk belirtisi yaşarken, bir kısmı da bazı spesifik yemeklere aşeriyor.

Gregory Dussor, bütün migren ataklarının çok karmaşık olduğunu belirterek, “Migren sadece ağrı değil, baş ağrısı başlamadan önce yaşanan olaylar silsilesi” dedi.Migrenin tetikleyicileri de çok çeşitli.

Hastalar arasında uykusuzluk ve açlığın migrenini tetiklediğini söyleyenler de var, çikolata, yıllanmış peynir, kahve ya da şarabı işaret edenler de… Ayrıca, hastaların büyük çoğunluğu stresin atakları tetiklediğini dile getirirken, ilginç bir şekilde stres boşalması da migrenin tetikleyicisi olabiliyor.

O yüzden klasik hafta sonu ataklarının bir nedeninin de bu olduğu kaydediliyor.

Gözden Kaçmasın Elleriniz titremese bile risk var: Parkinson'un bu belirtilerine çok şaşıracaksınız!

Haberi görüntüle TETİKLEYİCİ Mİ, YOKSA ATAKLARIN BELİRTİSİ Mİ?Migren çalışan bilim insanları, uzun zamandır tetikleyicilerin çeşitliliği karşısında şaşkınlık yaşarken, bugün artık araştırmalar, bahse konu tetikleyicilerin büyük çoğunluğunun tetikleyiciden çok erken semptomların izi olabileceğini ileri sürüyor.Otago Üniversitesi’nde farmakoloji ve toksikoloji çalışmaları yürüten Prof.

Dr.

Debbie Hay, bazı hastaların atakların başında örneğin çikolata ya da peynir gibi yiyeceklere aşerdiğini vurgulayarak, “Bu durumda söz konusu yemekleri atağın tetikleyicisi olarak ilişkilendirmek çok kolay.

Ama aslında atak zaten başlamış” dedi.King’s College’dan nörolog Prof.

Dr.

Peter Goadsby de ışığın migrenlerini tetiklediğini düşünen hastaların beyin taramalarını inceledi ve neticeleri, ışığın ağrılarını tetiklemediğini söyleyen hastaların beyin taramalarıyla karşılaştırdı.

Sadece ilk grupta beynin görmekten sorumlu bölgesinde migren atağından önce aşırı aktivite gözlendi.

Bu da söz konusu kişilerin o an biyolojik olarak ışığa karşı hassas olmaya diğerlerinden daha hazır olduğu şeklinde açıklandı.

Goadsby, “Biyolojik bir şeyler olduğu şüphesiz” ifadesini kullandı.

Fakat, altta yatan biyolojik mekanizmayı keşfetme meselesi çok uzun süreç.

MİGRENDE GENETİK NE KADAR ETKİLİ?Öte yandan, ikizlerle yürütülen çalışmalar, migrenin çok güçlü bir genetik unsuru olduğunu ortaya koydu.

Ebeveynlerinizde ya da büyük anne ve büyük babanızda migren varsa, sizin de bu nörolojik hastalığı miras almanızın ihtimali çok yüksek.

Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden genetik bilimci Dale Nyholt, genetik faktörlerin migreni olan kişilerde ortalama yüzde 30 ila 60 oranında rol oynadığına, geri kalanında da hayat hikayesi, çevre ve davranış gibi unsurların etkili olduğuna işaret etti.Nyholt, kontrolden çıkmış genleri tam olarak bulmak için binlerce insanı gözlemledi ve araştırmanın umduklarından daha da kompleks olduğunu vurguladı. 2022’de 100 binden fazla hastanın genlerini tarayan Nyholt , elde ettiklerini migreni olmayan 770 bin kişinin taramalarıyla karşılaştırdı.

Nyholt, çalışmalarında 123 tane “risk bölgesi”, yani DNA kodlarında farklılık keşfettiğine vurgu yaptı.

Gözden Kaçmasın Yeni bir otizm türü mü çıktı?

Uzmanlar, kız çocuklarına neden daha az teşhis koyulduğunu çözdü!

Haberi görüntüle VÜCUTTAKİ DAMARLAR MİGRENİ ETKİLİYOR MU?Migren atakları pek çok kişide beyinde “zonklamaya” yol açtığı için migren ataklarının en yaygın şüphelisi olarak genelde beyne giden damarlarının açılması ve beyne kan akışının artması görülüyor.

Fakat bilim insanları kan akışı ve migren arasında kesin bir bağ bulmuş değil.

Dussor, “Damarlar ‘şöyle şöyle’ şeyler yapar gibi basit olamaz” diyerek, “Dünyadaki her insana kan damarlarının genişlemesine neden olacak bir ilaç verebilirsiniz ama içen herkes migren olmaz” açıklamasını yaptı.

Ancak bu durum damarların migrenle hiç ilişkisi olmadığı anlamına da gelmiyor.

Dale Nyholt, migrenle ilişkili olduğunu keşfettiği riskli genlerin çoğunun, aynı zamanda damarları düzenlemeye yardımcı olan genler de olduğunu kaydetti.

Ataklar sırasında anormal şekilde genişleyen damarlar, migren ağrısını azaltan ilaçlarla daraltılabiliyorlar.

Yani vücudumuzdaki damarlar, kesin olarak migren ataklarına dahil olsalar da doğrudan atakların sebebi olmayabilirler.

Dussor ise, damarların migrene etkilerinin, damar duvarlarında bulunan ve ağrıya neden olan moleküllerin anormal derece salınması veya damarlardan beyne çeşitli sinyaller gönderilmesi gibi diğer faktörlerden kaynaklanabileceğini dile getirdi.PEKİ YA BEYİNDEKİ DALGALAR?Bilim insanlarının migrenin beyinle ilişkisine dair en sağlam teorisi, migren atağının, beyindeki korteks bölgesinde yayılan yavaş ve anormal elektrik dalgaları olduğu varsayımı.

Bu dalga, beyin aktivitesini bastırıyor, yakınındaki acı sinirlerinin harekete geçerek alarm vermesine ve enflamasyonu tetiklemesine neden oluyor.

Harvard Tıp Okulu’ndan nörolog Prof.

Dr.

Michael Moskowitz, söz konusu beyin dalgalarının “bütün kötü molekülleri beyne boşalttığının” altını çiziyor.Peki bu kontrolden çıkan dalgayı ne başlatıyor?

Dalga nerelere yayılıyor?

Bu elektrik dalgaları nasıl birçok semptomun çıkmasına yol açıyor?

Bunları kesin olarak belirlemek hala çok zor.

Ama geçen yıl yaşanan bir olay, bu dalgaları anlamamıza yardımcı olabilir.

Bilim insanları geçen yıl Mart ayında, ameliyata hazırlanan 32 yaşındaki bir hastanın beyninde elektrik dalgalarını eş zamanlı gözlemledi.

Moskowitz, 80 dakika boyunca devam eden dalgaların hastanın korteksinde yayıldığını, bu durumun da neden bazı hastaların ışığa duyarlı olduğunu açıkladığını söyledi.

Gözden Kaçmasın Sağlık yetkilileri alarm veriyor: Antibiyotik direnci her geçen gün büyüyor!

Her yıl 5 milyon ölümle ilişkilendiriliyor Haberi görüntüle BEYİN ZARI VE ALERJİ ETKİSİBeyin zarı, beynimizi korumakla yükümlü bağışıklık hücreleriyle dolu.

Bu hücreler uyarıldıklarında salgıladıkları moleküller, beyin zarının diğer tarafındaki hücreleri etkileyebilecek enflamasyonu tetikleyebiliyor.

Dussor ve diğer bilim insanları, bu aşırı aktif bağışıklık hücrelerinin tepkilerinin migreni tetikleyebileceği kanaatinde.

Bu hipotez de neden migrenin alerjik rinit ve saman nezlesi olan kişilerde yaygın olduğunu, ayrıca neden alerji mevsiminde daha sık görüldüğünü de açıklıyor.Tüm bu değişken faktörlerin büyük ihtimalle birbiriyle iç içe geçmiş şekilde etki ettiği düşünülüyor.

Washington Üniversitesi Klinik Farmakoloji Merkezi Direktörü Amynah Pradhan, “Bence nihayetinde tek bir ortak payda olabilir ancak migrene giden birden fazla yol var” diyor. “Hatta belki bundan da öte; bireyin kendi içinde bile durum böyle.

Migrene yol açan birden fazla yol var ve herkeste, içinde olup biten şeylerden oluşan bir kokteyl mevcut.”

İlgili Sitenin Haberleri