Haber Detayı
Eğitimde 'sil baştan' krizi: Türkiye'de sayılar iç açıcı değil... Bu üç ülkeye dikkat
Dilara Demirbulak yazdı...
Eşitlik ilkesi, modern bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur çünkü "İnsanlar doğuştan özgür, eşit ve bağımsızdır" (Locke, 2020). 20. yüzyılda kadının insan hakları ve eşitliği konusunda büyük ilerleme sağlanmıştır.Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan önce, tüm vatandaşların cinsiyet ayrımı olmaksızın aynı eğitim sisteminde eğitim alması gerektiğini vurgulamış ve şöyle demiştir: "Efendiler, memleket evlatlarının ve birbirine eş değerde kazanıma mecbur oldukları ilimler ve fenler vardır.
Yüksek meslek ile uzmanların ayrılabileceği tahsil derecelerine kadar eğitim ve öğretimde birlik, sosyal yapımızın ilerlemesi ve yükselmesi bakış açısından pek önemlidir."EĞİTİM'DE BİRLİK YASASASI1924'te Eğitimde Birlik Yasası'nın fırsat eşitliği yönünü Atatürk, "Eğitim ve öğretim birleşmedikçe aynı düşüncede, aynı anlayışta bireylerden oluşan millet yapmaya imkân olur mu?" sözleriyle vurgulamıştır (Nutuk).
Bu yasa özel okulları kapatmamış, ancak yenilerinin açılmasını engellemiştir.
Ata'mızın "Hukuk işlerini oluruna bırakmak ve hurafelere bağlılık, milletlerin uyanmalarını engelleyen en ağır kâbustur." diye belirtmesi üzerine evlilikte tek eşlilik, mirasta kadın erkek eşitliği, boşanmada eşit haklar, kadınlara istediği mesleği girme ve eğitim hakkı verilmesine yönelik yasal düzenlemeler ile kadınların üretime ve sosyal yaşama katılmasının önü açan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu 1926'da kabul edilmiştir.
Bir taraftan yasalarla kadının insan hakları güvence altına alınırken diğer taraftan adil fırsat eşitliğinin günlük yaşama geçirilebilmesi için eğitim seferberliği başlatılmıştır.1936 yılında kırsal kesimdeki vatandaşlar ile kenttekilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak adına yürütülen Köy Eğitmeni Projesi ile 1940 yılında ilkokullara öğretmen yetiştirmek için Köy Enstitüleri, 1942'de ise bu enstitülere öğretmen, bölge okullarına yönetici, gezici öğretmen, ilköğretim müfettişi yetiştirmek amacıyla 5 yıllık karma-eğitim uygulanan Yüksek Köy Enstitüsü açılmıştır.
Bu okulların en önemli özelliği ülkemizdeki ilk yatılı okul olarak karma eğitime geçmeleridir.Ailelerin kızlarını karma yatılı okula göndermekten çekinmeleri nedeniyle ilk yıllarda kız öğrenci sayısı az kalmıştır.
Kız öğrencilerin sayılarına arttırmak adına farklı yöntemler denenmiştir.
Okula kayıt yaptırmak isteyen erkek öğrencinin Köy Enstitüsü’ne alınması için bir kız öğrenciyi yanında getirmesi şartı bu yöntemlerden biridir.
Karma eğitimde okuyan kız ve erkek öğrenciler birlikte okumayı, yemek yemeyi, oyun oynamayı, çalışmayı, iş yapmayı öğrenmiş ve karşı cinsle normal arkadaşlık ilişkileri kurulabileceklerini anlamışlardır (Esen ve Akandere, 2021).Anadolu’nun, Aydınlanma ve Kalkınma Projesi maalesef 1950 yılında kapatılmıştır.
Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç tarafından 1936'da geliştirilen Köy Enstitüleri modelinin çok benzeri olan Uluslararası Bakalorya (IB) programı dünyada 1960 yılında tüm uygulanmaya konulmuştur (IB, 2017).
Bugün ülkemizde de dahil olmak üzere bir çok ülkede, tanınmış okullarda ücret karşılığında satın alınarak uygulanmaktadır.Yukarıdaki resme baktığınızda sol tarafta maçı rahat seyredebilmeleri için üç seyirciye de eşit yükseklikte basamak verildiği görülmektedir.
Peki üç kişi de maçı rahat seyredebiliyorlar mı?
Yanıt doğal olarak "hayır"dır.
Sağ taraftaki resim ise adil fırsat eşitliğini gösteriyor.
Peki üç kişi de maçı rahat seyredebiliyorlar mı sorusunun yanıtı doğal olarak "evet"tir.
Oyun kuramı ve differansiyel geometri alanında köklü değişikler yapmış Profesör John Nash "eşit paylaşımların adalet zannedilmesi, aslında bir matematik mahrumiyetinin işaretidir.
Çünkü adalet çoğu kez orandadır, oysaki eşitlik, rakamda..
Bu nedenle "Matematiğin iyi olmadığı yerde adalet olmaz" (2015).1924-1950 YILLARINDA FIRSAT EŞİTLİĞİ1924-1950 yılları kadınlar için fırsat eşitliğinin yasallaştığı süreçtir.
Köy okul ve enstitüleri de bu fırsat eşitliğinin günlük yaşamda adil olmasını sağlayan kurumlardır.
İşte bu adil fırsat eşitliği sayesinde Leman Bozkurt Altınçekiç ve hayallerine ulaşmak isteyen 12 yaşında bir çocuk, trenle tek başlarına Kars'tan İstanbul'a gelerek havacı jet pilotu olmuşlar, Kanada'da pilotaj eğitimi almışlar ve üst rütbelere yükselmişlerdir.
Yine bu adil fırsat eşitliği ile Sabiha Gürayman, 1933'te İstanbul Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümünden mezun olmuş, Anıtkabir'in inşaatında kontrol şefi olarak çalışmış, sadece erkek oyunculardan oluşan Fenerbahçe voleybol takımında forma giymiş ilk kadın voleybolcu olmuş ve taraftarlarca "Uçan Parmaklar" olarak anılmıştır.1950¸den günümüze geldiğimizde gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de kadınların eğitim seviyesi arttıkça işgücüne katılım ve istihdam oranlarının yükseldiği görülmektedir (Ağar, 2025).
Ancak günümüzde hem genel hem de kadın nüfus açısından eğitim istatistikleri pek parlak değildir.
Bugün ülkemizde:- Eğitim çağındaki 221 bin 739 kız çocuk eğitim sürecinde yer almıyor. (CEIM, 2025)- Ne eğitim de ne de işte olan gençlerin oranı %22,9'dur. (TUİK, 2025).- Dijital araçlara erişimde ise kız çocukları ve kadınlar yine erkeklerin gerisindedir. (CEIM, 2025)- Evli genç (15-24 yaş) kadın oranı, evli genç erkek oranından 3,5 kat fazladır. (TUİK Istatiklerle Gençlik, 2025).- Resmi nikahsız beraber yaşayanların oranı ise bilinmemektedir.- Kadınların işgücüne katılım oranı OECD ülkeleri arasında en düşük (35,8) orana sahiptir.- 15-17 yaşta kız çocukların istihdama katılımı oranı %13,7'tir. (TUİK, 2025)- Yoksul kadınların beşte biri okuma yazma bilmemektedir. (CEIM, 2025)- Her 10 erkeğe karşılık sadece 3 kadının programlama alanında çalıştığı. (CEIM, 2025)- Hem eğitim hem de istihdamda yer alamayan kadınların oranı yüzde 30,1. (CEIM, 2025)Yukarıda sunulan verilere bakılınca kız çocukların ve kadınların eğitime erişiminde, sosyal sınıf ve toplumsal cinsiyet gibi etmenlerden dolayı fırsat eşitsizliği yaşadıkları söylenebilir.
Bu sorunun çözümü de ancak sürdürülebilir bir eğitim programı uygulamasıyla mümkündür.
Zira eğitim programları eğitim felsefelerine dayanarak "nasıl bir yurttaş, birey yetiştirilmeli?" sorusunu yanıtlar.
Eğitim programlarında, felsefenin öngördüğü ölçütlere uygun hedefler belirlenir ve bu hedefler doğrultusunda eğitim ve toplum şekillenir.
Dolayısıyla eğitim programları, toplumun her kesiminin işbirliği ve uzlaşmaları sonucunda geliştirildiği takdirde etkili ve verimli ve olabilir.DİĞER ÜLKELERDE DURUMFinlandiya, Güney Kore, Singapur gibi ülkeler "Düşünen okullar, öğrenen ulus ve daha az öğret, daha çok öğren" yaklaşımına dayanan ilerlemeci felsefe odaklı milli eğitim programları sayesinde 21. yüzyılda hem iktisadi hem de eğitim sahasında öncü konuma yükselmişlerdir.EĞİTİM SÜRELERİNDE SÜREKLİ DEĞİŞİMSürekli "sil baştan" eğitim programları uygulanarak eğitim süreleri değişmektedir.
Toplumsal uzlaşı olmadan yapılan değişim, gelişimin göstergesi değildir ve toplumdan da gerekli desteği alamaz, amacına ulaşamaz.
Değişim ancak güçlü destek olursa ve toplum tarafından desteklenirse gelişimi sağlar.
Türk eğitim sistemi, bir yandan hızla artan nüfusun, eğitim gereksinimini karşılama çabası gösterirken, bir yandan da nüfusun, en etkili ve verimli şekilde eğitilebilmesi için işbirlikli yaklaşımı benimsemek zorundadır.(Atatürk'ün önerdiği Petrov'un Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabında uzun yıllar ulus kimliğine sahip olamamış, işgaller, toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk ve türlü güçlüklerle boğuşmuş küçücük bir ülkenin her yönden kalkınmasının hikâyesi büyük bir hayranlık ve sevgiyle anlatılmaktadır.
Bu kitabı mutlaka okumamız hatta başucu kitabı yapmamız gerektiğine gönülden inanıyorum).Dilara DemirbulakOdatv.com