Haber Detayı

AABK 8. olağan genel kurulu sonuç bildirgesi üzerine
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
13/02/2026 13:57 (1 saat önce)

AABK 8. olağan genel kurulu sonuç bildirgesi üzerine

AABK’nın 8. Olağan Genel Kurulu sonrası yayımlanan bildirge tartışma yarattı. Açıklamada Türkiye’ye yönelik “baskı ve asimilasyon” iddiaları öne çıkarken, metinde Aleviliğin konumu ve yurt dışındaki girişimler sert ifadelerle eleştirildi. Kurulda yaşanan iç çekişmeler de dikkat çekti.

Günümüzde Alevilik üzerine düne göre çok daha fazla yayına ulaşmak mümkün.

Ancak bu yayınların çoğunun kaynağı belirsizdir ya da kaynak diye gösterilenler Aleviliği yeterince anlatmaktan yoksundur.

Bilindiği üzere Anadolu Aleviliği Hristiyan ülkelerinde değil Müslüman ülkelerde doğup gelişmiştir.

İslam öncesi ve İslam sonrası doğduğu coğrafyanın tarihsel birikiminden etkilenmesi onu İslam dışına sürüklemez.

Özellikle 1990 sonrası Alevilik üzerine kitap yazanların büyük bölümünü değişik sol gruplar içinde yer alanlar oluşturuyor.

Sol cilalı Alevilik tasviri o yıllarda yaygınlık kazandı ve bunun yansımalarını Avrupa ve Türkiye'de kurulan Alevi etiketli kuruluşlarda görüyoruz.

Solun değişik örgütlerinden kopanların bazıları Alevistancı, Dersimci, Zazacı ve Kürtçü olup çıktılar.

Zira Aleviliği İslam dışında yeni bir din olarak piyasaya sürenlerin ezici çoğunluğunu bunlar oluşturuyor.

TÜRK DEVLETİ DÜŞMANLIĞI Hüseyin Mat’ın yeniden Eşit Başkan seçildiği Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 31 Ocak 2026 tarihinde Almanya'nın güneyinde yer alan Bühl Cemevi’nde 8.

Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi.

Kamuoyuna yayınladıkları Bildiride geçmiş dönemdeki bilinen görüşleri tekrar ettikleri görülüyor.

Yapılan açıklama baştan sona Türkiye'de Alevilerin ne kadar kötü durumda olduklarını ve yok sayıldıklarını sıralıyor. “Genel Kurul, Türkiye’de Alevilere yönelik uzun yıllardır süregelen ve son dönemde yoğunlaşan devlet baskısı, asimilasyon ve inkâr politikalarına karşı ortak, kararlı ve güçlü bir mücadele hattının zorunluluğunu vurgulamıştır” derken Türkiye gerçeğinden ne kadar kopuk olduklarını bir kez daha ilan etmiş oldular. “Son dönemde yoğunlaşan devlet baskısı” cümlesi ise insana pes dedirtecek cinsten.

Hele hele Alevileri “inkâr politikaları” demeleri yok mu; yeter artık bu kadarı demekten başka bir söz bulamıyoruz.

Alevileri inkâr politikası esas olarak bitmiştir ve bu sözün Alevilerde bir karşılığı yoktur.

Alevilere karşı özel bir devlet baskısından söz etmek ise gerçeği görmemek ve art niyetli olmak demektir.

Açıklamada, “Türkiye’de ve Avrupa’da devlet eliyle kurulan veya desteklenen paravan yapılar aracılığıyla Alevi örgütlülüğünün hedef alınması kabul edilemezdir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen politikalar, devletin tüm imkânlarıyla desteklediği bir asimilasyon sürecine dönüşmüştür” deniliyor.

Peki, hangi saiklerden yola çıkarak bu sonuca ulaşılıyor?

Tabi ki emperyalistlerin önlerine koyduğu projelere bakarak!

Alman, Fransız, İngiliz ve Benelüks devletine biat et, boyun eğ, ABD’ye gülümse ama iş yurdumuz Türkiye’ye, T.C. devletine geldiğinde kükre!

İşte bu hiçbir şart altında kabul edilemez.

Ayrıca Türk devletinin Alevilerimizi asimile etme amacını bir daha gündeme getiremeyeceğini herkesin bilmesi lazım.

O dönem geride kaldı.

TÜRKİYE’Yİ ŞİKÂYET Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç, Yol-Erkan kurulu Başkanı Ecevit Emre Dede ABD Kongresi’nde dünya inanç liderlerine verilen resepsiyona katılımını şu sözlerle dile getiriyor; “Katıldığım platformlarda, Suriye’de azınlıklara yönelik katliamlar ile bugün geldiğimiz coğrafyada Cemevlerimizin hâlâ ibadethane olarak kabul görmemesi ve Alevilere karşı yürütülen sistematik asimilasyon politikalarına karşı uluslararası kamuoyunun oluşturulmasının gerekliliğini özellikle vurguladım” dedi.

Kısacası Aleviliği uluslararası sorun haline getirmekten bahsediyor.

PKK, “Kürt meselesini” uluslararası sorun haline getirerek çözmeye çalıştı.

Fakat geldiği yer hiç de hedefledikleri gibi olmadı, tersine döndü.

Amerikan Kongresinde pek çok Amerikalı ve diğer ülkelerden gelenlerle yaptığı görüşmede yukarıdaki “sorunları” ısrarla dile getirmiş, daha doğrusu Türkiye’yi her önüne gelene şikâyet etmiş.

Şu bir gerçeklik haline dönüştü; Türkiye’de çözülmesi gereken bazı eksiklikler, sorunlar var ama Cemevleri kuruldu ve kamuoyunda fiili olarak Alevilerin ibadethaneleri olarak görülüyor.

Alevilerimiz açısından Türkiye gerçeği esasen bu.

Ülkemizde artık can Alevilerimize yönelik “sistematik asimilasyon” diye bir şey kalmadı.

SAHTE DİN ARAYIŞÇILARI Türkiye Alevilerinin başına yeni bir uyduruk din çuvalı geçiremezsiniz.

Batılı emperyalist devletlerin dini nasıl kullandıklarını o ülkelerde yaşayanlar iyi bilir.

Araştırmacı, uzman etiketi altında Sünni ve Alevi vatandaşlarımızın nasıl yoldan çıkarılmaya çalışıldığını Kaynak Yayınları arasında çıkan “Alman İslam’ı” kitabında ve yazılarımızda işlemiştik.

Açıklamada, “Alevilik; kadim, özgün ve bağımsız bir inançtır.

Hiçbir siyasi iktidarın, devlet kurumunun veya başka bir din anlayışının alt başlığı değildir” sözleri başka bir ülkeye değil tamamen Türkiye'ye yönelik sözlerdir.

İslam’ın ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşısında olduklarının açık beyanıdır.

Anadolu Aleviliğine ayrı bir din muamelesi yapanların başında Almanya ve onun yanı başındaki Avusturya geliyor.

İbret olsun diye yaşanan son bir örneği aşağıya alıyoruz: Avusturya'nın başkenti Viyana Belediyesi öncülüğünde kurulan Viyana İnançlar Konseyi, Belediye Başkanı Michael Ludwig’in katılımıyla 29 Ocak 2026 tarihinde imzaladığı Temel İlkeler Deklarasyonu'nda: "Din Konseyi, ırkçılığa, antisemitizme, Alevi düşmanlığına, İslam ve Hristiyan karşıtlığına, dini gerekçelerle şiddete, dışlamaya ve ötekileştirmeye karşı açık bir şekilde cephe almıştır.

Bu yalnızca bir niyet beyanı değil, aynı zamanda kamusal sorumluluk üstlenen resmi bir taahhüttür" denildi.

Peki, Alevilik, İslam'dan ayrı bir din midir? "Alevi düşmanlığına" derken ne kast edilmek isteniyor?

Özel olarak Hristiyanlar Alevilere düşman olmadığına göre İslam mı Alevilere düşman?

Var mı bunun başka bir açıklaması?

Viyana İnançlar Konseyi hangi hak ve yetkiyle Alevileri İslam dışında tutuyor?

AABK ve ona bağlı Federasyonların dayatmalarını esas alan Viyana Belediyesi Aleviler adına hüküm veremez! "Avusturya Aleviliği" girişimleri en sonunda hüsranla sonuçlanacaktır.

SONUÇ YERİNE Alevilere talepleri dışında dayatmalarda bulunanlar er veya geç karşılığını alacaktır!

AABK’nın 8.

Genel Kurulu iç çekişmeleri ve üzerinden atlanılan sorunları çözememiştir.

Örneğin iddia edilen ve medyaya da yansıyan toplanan “deprem paraları” ne oldu?

Kalem kalem açıklanması gerekmez mi? “Genel Kurul, deprem yardımları üzerinden Alevi örgütlülüğünü hedef alan iddiaların tamamen gerçek dışı, kasıtlı ve kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koymuştur” sözleri hiçbir şey ifade etmiyor!

AABK önümüzdeki dönem yığılan onca sorunun üstesinden gelmede zorluklarla karşılaşacaktır.

Son Genel Kurul’da “onursal başkanlık” sıfatının kaldırılması anlamlıdır!

Çünkü AABK kurucu başkanı Turgut Öker ile arası açılan Hüseyin Mat arasındaki kapışma nedeniyle Genel Kurul kararıyla onursal başkanlık kaldırılmıştır.

Bu girişimin karşılıksız kalmayacağı görülüyor.

Alevilerimiz yurt dışında ve Türkiye'de Ökerlerden, Matlardan yakalarını kurtaramadıkları müddetçe, sorunlardan da kurtulamayacaklar.

İlgili Sitenin Haberleri