Haber Detayı

Kaptan!
Yazarlar fotomac.com.tr
13/02/2026 06:50 (13 saat önce)

Kaptan!

Yabancı futbolcuların sadece aldıkları ücretler konuşulurken, içlerinde bu ücretin zerresini hak etmeyenler de çıkıyor 'pırlanta gibi' adamlar da. Bu sezon ülkemizdeki en zarif ve en yetenekli adam olarak Fenerbahçeli Asensio'yu izliyorum. Terbiye yetenekten değerlidir ama ikisi birlikte olursa böyle…

Yabancı futbolcuların sadece aldıkları ücretler konuşulurken, içlerinde bu ücretin zerresini hak etmeyenler de çıkıyor 'pırlanta gibi' adamlar da.

Bu sezon ülkemizdeki en zarif ve en yetenekli adam olarak Fenerbahçeli Asensio'yu izliyorum.

Terbiye yetenekten değerlidir ama ikisi birlikte olursa böyle bir futbolcuyu izlemenin tadına doyum olmaz. 'Güzel insan sergilerine futbolcu bulmakta zorlandığımız bir ülkede, takımın direncini arttıracak ve asalet katacak değerler böyle adamların verdiği emeklerle şekillenir.' Bu cümle Asensio'nun sonuca katkısı kadar, zarif duruşuna mahsuben kurulmuş cümledir.

Bundan birkaç yıl önce Fenerbahçe'de yıllarca futbol oynamış ve harika izler bırakmış eski futbolcularla bir yemekteydim.

Hepsi de gençliğimin ya da olgun yıllarımın unutulmaz insanları.

Hepsinin tek tek elini sıkarken düşündüm de tarih; arşivde saklanmış dosyaların içindeki yazılar ve resimlerden ibaret değildir.

Tarih; aynı zamanda yüreklerde bırakılan tertemiz izlerdir.

O futbolcular ki tarih sınavlarında zarafetin ve asaletin simgeleri oldular.

Onların her biri Fenerbahçe'nin ve futbolun göğsüne takılan şeref madalyasıydı ve hala parlıyorlar.

Gelelim kaptanlık meselesine.

Fenerbahçe'de kaptan olmak radyo başında kan anonslarını beklemek gibiydi.

Fenerbahçe'de kaptan olmak rakibin en sert faulüne bile elini uzatıp rakibi utandırmaktı.

Her şeyden önemlisi arkadaşları için yangın merdiveni olmak ve safları sıklaştırmaktı.

Kaptanlık verilen emeklerin, abiliğin ve sportmenliğin simgesiydi.

Lefter'i gördük, Can Bartu'yu, Cemil Turan'ı, Alpaslan Eratlı'yı, Puşkaş Ergun'u, Ogün Altıparmak'ı, Ziya Şengül'ü, Cem Pamiroğlu'nu, Oğuz Çetin'i.

Hepsi de o kaptanlık bandını gururla taktılar.

Onlar çocukların uykularına rüya taşıyan gemilerin de kaptanıydı büyük denizlere açılmanın da.

Rakip takımlar bile her birine saygı duydu.

Sonra ne olduysa oldu, emeğin ve Fenerbahçeli duruşun ikinci plana atıldığı mevsimlere girildi.

Şimdi bu takımın kaptanı Skriniar denen adam.

Zarafetten zerre kadar nasibini almamış, çirkeflik sergisinde horozluk taslayan ve bacaklarının arasına soktuğu eliyle edepten yoksun olduğunu sadece tribünlere değil bütün ülkeye gösteren adam!

Böyle biri kaptanlık bandını koluna takmayı hak edecek ne yaptı?

Hiçbir şey.

Böyle birini hala takımın kaptanı olarak tutmak tarihe de formaya da saygısızlık değilse nedir?

Biri cevap versin!

Suçu üstüne alabilecek yiğitlerin dönmemek üzere atlarına binip gittiğini, futbolun eskisi gibi masum yanının kalmadığını biliyoruz.

Varlığı fark edilmeyen eski güzelliklerin yokluğu da kimseyi ilgilendirmiyor.

O yüzden mazideki değerleri savunanlara eski moda deniyor.

Mazi; çocukken bestelediği şarkıları büyüdüğünde kulaklara fısıldamak için zaman kollar.

Sosyal medya paralı trolleriyle kontrolü ele geçirse de o yıllar su gibi akıp gitse de Asensio gibi birini gördüğüm zaman, aklım mazinin asaletine gidiyor. 'Bu adam Fenerbahçeli çocuklara şimdiki zamanın ödülüdür' diyorum.

Sonuç olarak Fenerbahçe'nin kaptanlık bandı, o bandı taşıyanın kolunda elmas gibi parlamalı.

Belki birileri yazdıklarımdan sonra Fenerbahçe tarihini okur da gerekeni yapar ve Skriniar'dan gibi birinden o bandı alır Asensio'nun koluna takar. 'Çubuklu efsanelere' saygı adına yapılması gereken budur.

Ama o bandın Mert Hakan Yandaş gibi bir adamın koluna bile takıldığını gördükten sonra benim asla umudum yok!

İlgili Sitenin Haberleri