Haber Detayı
2026 Kış Olimpiyatları, moda sahnesine dönüştü
Milano-Cortina 2026 Kış Olimpiyatları, bu yıl spor sınırlarını aşarak modanın ve kültürel anlatının küresel sahnesi haline geliyor. Milli takım kıyafetleri artık yalnızca işlevsel üniformalar değil; ülkelerin kimliklerini, estetik duruşlarını ve hikâyelerini dünyaya aktardıkları güçlü bir ifade aracına dönüşüyor. Bu yönüyle olimpiyatlar, pistlerdeki rekabetin ötesinde, stil, temsil ve anlam üzerinden de kazanılan bir mücadele alanı olarak öne çıkıyor.
Kış sporlarının en büyük yarışması olan Kış Olimpiyatları, 6-22 Şubat 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Milano ve Cortina d’Ampezzo şehirlerinde düzenleniyor. 93 ülkeden, 3 bin 500 sporcunun 6 olimpik disiplinde yarıştığı bu küresel spor şöleni, günümüzde yalnızca sporcuların performanslarıyla değil, ülkelerin kendi kültürel kimliklerini ve estetik anlayışlarını moda aracılığıyla dünyaya anlatımıyla da dikkat çekiyor.
Olimpiyat açılış töreninden milli takım formalarına, sporcuların stadyum içindeki kıyafetlerinden yarış dışındaki stillerine kadar her görünüm; ülkelerin kültürünü ve estetik anlayışını yansıtan bir vitrine dönüşüyor.
Bu yıl bu vitrin, her zamankinden daha güçlü.
Ülkeler adeta moda olimpiyatlarına da hazırlanmış gibi görünüyor.
ABD’nin Ralph Lauren, Kanada’nın Lululemon, Brezilya’nın ise Moncler ile yaptığı marka işbirlikleri dikkat çekiyor.
Sizlerle özellikle paylaşmak istediğim iki ülke ise sporcu kıyafetlerinin tasarımlarında kültürel kimliği çağdaş bir dille yorumlayan Moğolistan ve Haiti.
KÜLTÜRÜNÜ ANLATAN TASARIMLAR Moğolistan milli takımının resmi sporcu kıyafetleri, olimpiyatların yalnızca performansla sınırlı olmadığını; aynı zamanda güçlü bir kültürel anlatı alanı olduğunu gösteriyor.
Moğolistan’ın sporcu tasarımları, ülkenin göçebe yaşam kültürünü, sert coğrafyasını ve yüzyıllar boyunca oluşmuş estetik dilini yansıtıyor.
Ülkenin en köklü kaşmir üreticilerinden Goyol Kaşmir markasının imzasını taşıyan koleksiyon, -40 dereceleri bulan kış koşullarında hayatta kalmayı mümkün kılan yerel kaşmiri merkeze alıyor.
Geleneksel deel’den (Moğolistan’da yüzyıllardır giyilen, soğuğa ve hareketli yaşama uygun, kuşaklı geleneksel kıyafet) ilham alan yüksek yakalar, hareket özgürlüğü sağlayan açıklıklar ve rafine terzilik detayları, göçebe yaşamın pratik zekâsını bugünün çağdaş tasarım diliyle buluşturuyor.
İpek biyeler, boynuz motifleri ise bu kıyafetleri yalnızca teknik bir forma olmaktan çıkarıp kimlik taşıyan bir kıyafete dönüştürüyor.
Koleksiyonun asıl gücü, tüm bu kültürel unsurların folklorik bir kostüm hissi yaratmadan son derece çağdaş bir siluet olarak karşımıza çıkmasında yatıyor. 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda Moğolistan’ı yalnızca üç sporcu temsil ediyor ancak güçlü görsel ve kültürel anlatısı, ülkeyi olimpiyat arenasının en çok konuşulanları arasına taşıyor.
Moğolistan’ın bu yaklaşımına benzer bir etkiyi, bu yıl yaratan bir diğer ülke ise Haiti oldu.
Haiti’nin Milano-Cortina 2026 için hazırlanan yarışma ve seremoni formaları, bu yıl olimpiyat sahnesinin en çok konuşulan tasarımları arasında yer aldı çünkü bu kıyafetler yalnızca estetik bir görünüm değil, aynı zamanda Haiti’nin kültürel kimliğini ve tarihini taşıyan bir anlatıya dönüştü.
İtalyan-Haitili tasarımcı Stella Jean imzasını taşıyan ve İtalya’da, elde boyanarak üretilen formalar, olimpiyatlarda tamamen el işçiliğiyle hazırlanan ilk tasarım oldu.
Haiti, MilanoCortina 2026’da yalnızca iki sporcu ile yer alıyor, ancak küçük bir ekibin bu denli güçlü bir görsel kimlikle açılışta görünür olması, formaların viral etkisini daha da artırdı.
Tasarımların etrafında oluşan tartışmalar da bu etkiyi besledi.
Tasarımın ilk versiyonunda Haiti’nin devrimci liderlerinden Toussaint Louverture’a yapılan gönderme, “politik sembol” gerekçesiyle kabul edilmedi.
Stella Jean ise mesajı tamamen silmeden daha sembolik bir dile dönüştürmeyi seçti.
Mitoloji ve tarih referanslarından ilham alınıp Karayip renkleri ve imgelerle şekillenen bu formalar, adeta bir sanat işi gibi algılandı.
Sonuçta Haiti, olimpiyatlarda madalyadan önce hikâyesiyle kazanan ülkelerden biri oldu.
TÜRKİYE’NİN GÖRSEL HİKÂYESİ NEREDE?
Haiti ve Moğolistan’ın yarattığı bu güçlü görsel ve kültürel etki, ister istemez kendi olimpiyat anlatımıza dönüp bakmamıza neden oluyor.
Türkiye’yi Kış Olimpiyatları’nda 8 sporcumuz, alp disiplini, cross-country kayak, kısa kulvar sürat pateni ve kayakla atlama branşlarında temsil ediyor.
Ancak bu temsil, ne yazık ki güçlü bir görsel ve kültürel anlatıyla desteklenmiyor.
Böylesine zengin bir tarihsel, kültürel ve estetik mirasa sahip olmamıza karşın, bu birikimi sporcularımız için özgün bir tasarım diline dönüştürememek önemli bir eksik.
Oysa Türkiye’de hem yaratıcı moda tasarımcıları hem de bu alanda işbirliği yapılabilecek güçlü tekstil markalarımız var.
Olimpiyatlar artık yalnızca sportif bir rekabet alanı değil, ülkelerin kimliklerini görünür kıldığı küresel bir kültür ve moda sahnesi.
Bir sonraki olimpiyatlarda, bu sahnede yalnızca sporcularımızla değil, anlatacak güçlü bir hikâyeyle de yer almayı hak ediyoruz.