Haber Detayı
Gazi’nin son söylevi -4
Atatürk’ümüzün 1 Kasım 1937 tarihinde TBMM 3.
Yasama Yılı’nı açış konuşmalarını, tarihe bir kez daha geçsin diye dört bölümlük bir yazı dizisi olarak siz okurlarımızla paylaşmak istedim.
Bu makale bu yazı dizisinin dördüncü ve son bölümünü oluşturmaktadır.Kısaltmalar yaparak ve naçizane kendi yorumlarımı da katarak aktaracağım bu Konuşmanın tam metnine aşağıda kaynak olarak vereceğim linkten erişilebilir (*).İçinden yetiştiği Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında Gazi’nin konuşması oldukça net, tutarlı ve anlaşılırdır: Şöyle demektedir: “Ordu, Türk Ordusu...
İşte bütün ulusun göğsünü güven ve gurur duyguları ile kabartan şanlı ad… Onu bu yıl için kısa aralıklarla iki kez, büyük kütleler halinde yakından gördüm (dikkat edilirse burada Orduyu bir bütün canlı mekanizma ve her Mehmetçiği bir evladı gibi görüyor -bk) … derin övünç duydum, takdir ettim.
Ordumuz, Türk birliğinin, Türk gücü ve yeteneğinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir simgesidir… Ordumuz Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için yapmakta olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız güvencesidir…”Gazi 1937 yılında yaptığı bu konuşmada gerçekte bir Hükümet Programını ortaya koyuyor ve (döneminin en ileri ülkeleriyle Türkiye’nin rekabet edebilecek potansiyeli olduğuna yürekten inanıyor. -bk)“Bu yıl içinde denizaltı gemilerini ülkemizde yapmaya başladık.
Hava kuvvetlerimiz için yapılmış olan üç yıllık program, büyük ulusumuzun içten ve bilinçli ilgisi ile şimdiden başarılmış sayılabilir.(Ve savunma sanayinin büyük adımlarını atıyor, önemli müjdeler veriyor Gazi. -bk)“Bundan sonrası için bütün uçaklarımızın ve motorlarının ülkemizde yapılması ve harp hava endüstrimizin de bu temele göre geliştirilmesi gerekir.
Hava kuvvetlerinin aldığı önemi göz önünde tutarak, bu çalışmaları planlamak ve bu konuyu layık olduğu önemle ulusun gözleri önünde canlı tutmak gerekir…”Gazi Mustafa Kemal Atatürk konuşmasının son bölümünü dış politikaya ayırıyor:“Dış politikamız, geçen yıl içinde de, barış ve uluslararası işbirliği yolunda gelişmiş ve yürüdüğümüz yolun değişmez olduğunu bir kez daha belirtmiştir.Milletler cemiyetinin geçirmekte olduğu çetin dönemlerde, cumhuriyet hükümeti, bu uluslararası kuruluşa olan bağlılığını, her alanda göstererek barış idealine en uygun yoldan ayrılmamıştır.Son bir çabasıyla Hatay’ı Anavatana katmak yolundaki ilerlemeleri de paylaşıyor:“Büyük bir milli davamız olan Hatay olayının geçirdiği dönemler tarafınızdan bilinmektedir… Milletler Cemiyeti yüksek yönetimi altında yapılmakta olan görüşmeler, Hatay halkına yaraşan mutlu ve bağımsız yönetime kavuşması yolunda amaçladığımız gayeyi sağlayacak belgelerin kabul ve imzası ile sonuçlanmıştır…Yeni Hatay rejiminin yürürlüğe girmesine kısa bir süre kaldı.
Bu rejimi, kendileri ile dostça bir düşünce doğrultusunda işbirliği yapmış olduğumuz Fransızların, iyi niyetle ve istenen amaca ulaşmayı sağlayacak biçimde uygulamaya başlayacaklarından şüphe edilmemelidir.”(Büyük Kurtarıcı ve Kurucu bir dahi olarak belirlediği savaş sonrası siyasetindeki denge arayışlarına da atıfta bulunarak -bk) :“Cumhuriyet hükümetinin doğuda uygulamakta bulunduğu dostluk ve yakınlık politikası yeni ve güçlü bir adım attı.
Sadabat'ta dostlarımız Afganistan, Irak ve İran ile imza etmiş olduğumuz dörtlü antlaşma, büyük bir sevinçle kayda değer barış eserlerinden biridir…Bu antlaşmanın çevresinde toplanan devletleri, aynı amacı sürdüren ve barış içinde gelişmeyi içtenlikle isteyen hükümetler arasındaki işbirliğinin gelecekte de iyi sonuçlar vereceğinden emin bulunmaktayız…Cumhuriyet hükümetinin, komşularıyla ve diğer büyük küçük devletlerle olan ilişkilerinde uyumlu bir düzen ve gelişme göze çarpmaktadır…Barış yolunda nereden bir çağrı geldiyse, Türkiye onu ilgi ile karşıladı ve yardımlarını esirgemedi……Dünyanın her yanında olduğu gibi, bizi ilgilendiren alanlarda ve bu arada Akdeniz'de barış ve dengenin korunması, bizim yakından ve ilgi ile izlediğimiz bir konudur.Şunu da memnuniyetle söylemek isterim ki, Doğu Akdeniz ve Karadeniz suları ile Balkanlarda ve Yakın Doğuda, geçen yıl belirttiğim ilişkiler aynen sürdürülmüştür.…Bunlar arasında Fransa, İngiltere, Almanya ve Sovyet Rusya ile imzalanan önemli ticari anlaşmalarını özellikle belirtmek isterim.
Hükümetin dış kuruluşlarının, ekonomik kalkınma savaşımızda ilgili daireleri için bilgi ve haber alma ufuklarını genişleten yardımcı birer daire olarak çalışmalarını düzenlemek gereklidir.Ve nihayet altın değerinde bir tesbitte bulunur Gazi: “Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt; bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de, uluslar tarihinin bin bir acıklı olay ve sıkıntı ile dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.”Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu söylevini CHP Programının geçerliliğine olan inancı ve her düşünsel hareketi taşıması gereken bir örgütün olması gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda Türk Devriminin tüm ana hatlarıyla CHP tarafından bir bayrak gibi taşınması beklentisiyle sona erdirmiştir.Benim de son sözüm şudur: Kurban olam yürüdüğün yollara!(*): Kaynak: https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm