Haber Detayı

Nurculardan Odatv'ye itiraz... Nurcular, Nurculardan bıktı: Onlar Nurcuysa biz değiliz!
Güncel odatv.com
14/02/2026 18:18 (3 saat önce)

Nurculardan Odatv'ye itiraz... Nurcular, Nurculardan bıktı: Onlar Nurcuysa biz değiliz!

Odatv’nin “Nurcular yine birbirine girdi... Konu: Mehdilik... Said Nursi’nin talebesinin talebesi: Haşa ben değilim!” başlıklı haberine Nurculardan itiraz geldi. İtiraz metninde Odatv'nin Okuyucu /Yazıcı bölünmesi ezberinden kurtulması gerektiği artık yeni dinamiklerin sahne aldıkları belirtildi.

Odatv’nin 3 Şubat tarihinde yayınladığı “Nurcular yine birbirine girdi...

Konu: Mehdilik...

Said Nursi’nin talebesinin talebesi: Haşa ben değilim!” başlıklı habere Nurculardan itiraz geldi.

Haberimizde, yeniden alevlenen Mehdilik tartışmasının Muhammed Doğan etrafında döndüğünü, Doğan’ın Said Nursi’nin son talebelerinden Hulusi Yahyagil’in talebesi olduğunu belirtmiştik. 81 yaşındaki Muhammed Doğan Komünizmle Mücadele Dernekleri ekseninde ilerleyen tüm Nurcu gruplara karşı çıkıyor.

Onları NATO’cu Nurcu olarak tanımlıyor.

Risale-i Nur’un tahrif edildiğini savunuyor.

Batı’nın emperyalist dayatmalarına karşı çıkıyor.

Nurcu kaynaklardan öğrendiğimize göre Doğan’ın ‘kendini Mehdi ilan ettiği’ iddiası özellikle Emniyet içerisindeki KÖZ’cü diye nitelenen gruplar tarafından yayılıyor.

Haberimizde bu tartışmaya büyüteç tutmuştuk.

Molla Muhammed Doğan’a yakın isimler bu haberden sonra Odatv’ye itiraz metni gönderdi.

Aktaralım:NE YAPMAK İSTEDİĞİNİZİN FARKINDAYIZ “Haberinizde belirttiğiniz hususlar eksiktir.

Bir niyet taşımaktadır.

İtiraz metnimizi yayınlamanız hakkaniyet gereğidir.

Molla Muhammed Doğan’ı Risale Haber sitesi hedef aldı.

Doğan Hocamızın açıklamasını “Nurcu ve Mehdi değilim ama Hz.

İsa’yı ben karşılayacağım” başlığıyla yayımladılar.

Oysa Doğan, Hulusi Yahyagil’e atfedilen “Bu molla cemaatiyle birlikte Hz.

İsa’yı karşılayacak” ifadesini tevil etmiş; sözlerinin “sadece şahsını karşılayacak” şeklinde sunulmasını açıkça reddetmiş ve bu çarpıtmayı devam ettirenlere hakkını helal etmeyeceğini belirtmişti.Molla Muhammed Doğan’ın çevresi, Nurcu gruplar içinde sayı ya da ekonomik güç bakımından belirleyici bir yer tutmuyor.

Buna rağmen 2000’li yıllar boyunca yayımladığı ilmî reddiyelerle, özellikle FETÖ ve genel Nurculuk yapılanmasının teolojik ve yöntemsel sapmalarını hedef aldı.

Bu reddiyelere ilmî cevap üretilemeyince, Tahşiye Kumpası devreye sokuldu.FETÖ’nün devlet içindeki imkânlarını kullanarak kurguladığı bu kumpas, küçük ama “rahatsız edici” bir halkayı tasfiye etmeyi amaçlıyordu.

Ancak süreç tersine işledi.

Tahşiye dosyası, Fetullah Gülen’in somut delillerle zincirleme bir suça bağlanabildiği tek dava olarak, FETÖ’nün çökertilmesinde kritik bir hukuki dayanak haline geldi.GÖREMEYEN, İŞİTEMEYEN HOCAMIZDAN MI KORKUYORSUNUZ?

Odatv’nin Nurcu grupları birbirine düşürmeye çalıştığının farkındayız.

Haberlerden sonra herkesin köşesinde muhakeme yapmasını beklerken, Molla Muhammed Doğan Hocamıza yönelik itibarsızlaştırma çalışmalarının devam ettiğini görüyoruz. 1945 doğumlu olan Molla Muhammed Doğan, MS hastası.

Bugün görme yetisini tamamen kaybetmiş, işitme yetisinde ciddi zafiyet yaşayan, namazın farzlarını ancak iki kişinin yardımıyla ayakta eda edebilen bir isim.

Buna rağmen ilmî çalışmalarını ve derslerini Muş, Şanlıurfa ve İstanbul’daki ders halkalarında imkânlar ölçüsünde sürdürüyor.

Bu kişiden mi korkuyorsunuz ey Said-i Nursi’yi çarpıtanlar ve Nurculuğu ezbere laflarla ele alan Odatvciler.KELİMEİ TEVHİD'DEN "MUHAMMEDÜN RESULULLAH"I ÇIKARDILAR Molla Muhammed Doğan’ın Tahşiye Kumpası’nda hedef alınmasının nedeni 2000’li yıllarda yayımladığı Rumuzu’l-Kur’an, Reddü’l-Evham ve özellikle zekât konulu eserlerdir.

Bu çalışmalarda, FETÖ ve genel Nurculuk yapılanmasının en temel finansman alanlarından biri olan zekât meselesine açık bir itiraz getirmiş.

Doğan’a göre zekât, yalnızca gerçek kişilere verilebilir; vakıf, dernek, medya organları, okullar ve benzeri tüzel kişilikler zekât alamaz.

Ayrıca Gülen’in öncülük ettiği dinlerarası diyalog projelerine, Kelime-i Tevhid’den “Muhammedün Resulullah” vurgusunun fiilen çıkarılmasına ve “herkesin ahirette kurtulabileceği” algısına da sert reddiyeleri bulunuyor.

Yine faiz ve tesettür konusunda FETÖ’nün ve Nurcuların tavrına karşı yayınladığı reddiyeler ve eserleri var.ODATV ARABAYI ATIN ÖNÜNE KOYMUŞ Bu reddiyelerden sonra FETÖ, ‘siz misiniz bana itiraz eden’ diyerek olayı siyasi zemine sürükledi ve kumpası buna dayandırdı.

Dolayısıyla Odatv haberinde arabayı atın önüne koymuş.Cihat konusundaki yaklaşımı ise net: Ülke içinde silahlı mücadele caiz değildir; ancak İslam’ın cihat hükmü Nurcuların iddia ettiği gibi kalkmamıştır ve bu görev devlete aittir.

Molla Muhammed, buna rağmen “silahlı mücadeleyi savunuyor” ithamlarıyla hedef alınmış ve kumpasın merkezine yerleştirilmiştir.OKUYUCU / YAZICI YAPILANMASINA İTİRAZ: ÜÇÜNCÜ YOLNurculuk genellikle “Okuyucular” ve “Yazıcılar” şeklinde iki ana kola ayrılır.

Molla Muhammed Doğan bu iki yapının da dışında durur.

Kendini “Nurcu” olarak değil, “Kur’an ve Sünnet’e hizmet eden bir Müslüman” olarak tanımlar.

Bediüzzaman ve Hulusi Yahyagil’in “Kur’an’a Hadimlik” çizgisini esas aldığını, şahıs ya da cemaat merkezli bir kimlik inşa etmediğini vurguluyor.CEMAAT VE TARİKAT DEĞİL ÜMMET VE MİLLETBu çizgide cemaat, tarikat, parti ya da grup kimliği yerine ümmet ve millet vurgusu öne çıkıyor. “Ezandaki Davet” kitabında da davetin dini grup, cemaat ve tarikatlara değil, doğrudan İslam’a, namaza ve camiye olması gerektiğini savunuyor.KÖZ GRUBU NEDEN MOLLA MUHAMMED DOĞAN'I HEDEF ALIYORMolla Muhammed Doğan “KÖZ” olarak tanımlanan Kemalettin Özdemir’i ve onunla birlikte hareket ettiğini düşündükleri isimleri defalarca ilgili makamlara bildirdiler, Tahşiye Kumpası’na katılan ancak yıllardır korunan bazı isimler için de iki kez suç duyurusu yaptılar.

Ancak hiçbir netice alamadılar.

Burayı araştırsanıza Odatvciler?

Madem devlette FETÖ vari yapılanma istemiyorsunuz o zaman KÖZ’ü araştırın!NURCULARIN TARİHİNİ ÖĞRENİN ONDAN SONRA HABERİNİ YAZIN Molla Muhammed’e yakın isimler 1970’li yıllardan itibaren düzenli olarak gerçekleştirilen “Bediüzzaman Mevlitleri” ve 1991 yılından beri düzenlenen “Bediüzzaman Sempozyumları”nın asıl amacının farklı olduğunu ileri sürüyor.

Onlara göre sempozyumlar Vatikan, CIA, MI6 ve Mossad güdümündeki “masa elemanları” ve akademisyenlerle buluşma, Mevlid organizasyonları da dışarıdan bakıldığında ayrı ayrı cemaatlermiş gibi görünen Nurcu grupların aslında perde gerisinde birlikte hareket eden “abi”lerinin yıllık toplantı vesileleri idi.50 SENE GİZLİ TUTULAN BELGE1974 yılında Bediüzzaman’ın “mutlak vekil”i iddiasındaki isimler Hizmet Vakfı bünyesinde bir araya gelerek gizli bir protokol imzalıyor.

İmzacılar arasında Bediüzzaman hayattayken, bizzat Kürt olduğu için ziyaret etmediğini kendisi ifade eden Gülen de bulunuyor.

O dönem Bediüzzaman’ı görmüş ve hizmetinde bulunmuş çok sayıda önemli isim olmasına rağmen en yüksek “şûra heyeti”ne Gülen’in dahil edilmesi son derece garip.

Bu belge 50 sene boyunca gizli tutuluyor.

Bir Nurcu web sitesi farkında olmadan bu belgeyi yayınlayınca Nurculuk Yüksek Şûrası’ndaki Gülen’in rolü ortaya çıkıyor.

Kamuoyu önünde “Mutlak Vekil” iddialı altı isim gözüküyor: “Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayramoğlu, Mustafa Sungur ve Said Özdemir”.

Hepsi ayrı ayrı cemaatlerin liderleri olarak biliniyor.

Aynı şekilde 1974 yılında Fetullah Gülen’in “Nur Camiası”ndan ayrılıp cemaatiyle kendi yolunu çizdiği zannediliyordu.

Bu belge perde arkasındaki iş birliğini gözler önüne seriyor.HEPSİ BİR HULUSİ YAHYAGİL TEKGülen’le birlikte aynı metne imza atıp birlikte hareket etme sözü veren Bediüzzaman’ın altı hizmetkârının asıl misyonunun o gün itibariyle hayatta olan ve Bediüzzaman’ın “Vefatımdan sonraki hakikatli vârisim” dediği Hulusi Yahyagil’i enterne etmek olduğu anlaşılıyor.

Yerli, bağımsız ve tavizsiz bir İslami hizmet hareketi bu ittifakla sonuçta küresel sisteme entegre edilmiş oluyor.

İttihad ve Yeni Asya gazeteleri de dindar bir kitlenin sekülerleşmesinde önemli bir rol oynuyor.ÖZEL HARP DAİRESİ'NDE NURCU ÇALIŞMASINursi hayattayken kurulamadığı anlaşılan dış mihraklarla temas, Hulusi Yahyagil’in de “Mutlak Vekiller” komitesi tarafından refüze edilmesiyle kısa sürede kuruluyor.

Nursi’nin talebelerinden Üzeyir Şenler’in tanıklığıyla Bekir Berk, Nur camiasının tüm listesini toplayıp bağlı olduğu Özel Harp Dairesi’ne teslim ediyor ve “becerikli” olarak seçtiği Anadolu’daki nurcu isimleri de ÖHD’ye entegre ediyor.

Bu durum Şükran Özkaya’nın terekesinden çıkan belgeyle de tescil edilmiş durumda.

O belgeye göre, yurttaşlar Bekir Berk ve Fetullah Gülen’i irticai faaliyetlerinden dolayı Senato’ya dilekçe ile şikayet ediyor.

Özkaya, MİT ile yazışıyor, oradan gelen yanıtta, “Bu iki ismin Özel Harp Dairesi tarafından Nurcuların içerisine istihbaratçı olarak görev yaptığı ve herhangi bir işleme gerek olmadığı arz edilmiştir” ifadesi yer alıyor.BİR YANDA SAİT MOLLA DİĞER YANDA SAİD NURSİBirinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan işgal döneminde, Sait Molla ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti açık bir işbirlikçi çizgi izlerken, Said Nursi Hutuvat-ı Sitte ile emperyalizme karşı net bir duruş sergilemiştir.

Bu duruş, ABD, İngiltere ve Fransa’ya karşı açık bir anti-emperyalist tavrı da içeriyor.

Odatv bu cümleleri kesmeden yayınlayabilir misin?Nursi sonrası Nurculuk, giderek devletlerle gizli ilişkiler kuran, dış güçlerle angajmana açık, siyaseti araçsallaştıran bir yapıya evrilmiş durumda."ŞAHSİ KARİZMA YERİNE İLMİ EHLİYET"Muşlu Molla Muhammed Doğan çizgisi, klasik Ehl-i Sünnet medrese geleneğine dayanıyor.

Temel kıstasları, Kur’an, Sünnet, İcmâ, fıkıh mezhepleri ve âlimler silsilesi oluşturuyor.

Risale-i Nur, akaid ve tasavvuf alanında “tecdid” vazifesi gören bir Kur’an tefsiri olarak okunuyor, ancak dinin her alanında “mutlak ve tek referans” olarak görülmüyor.

Şahsî karizma yerine ilmî ehliyet ve geleneğe bağlılık öne çıkıyor.

FETÖ ve onu destekleyen genel Nurculuk çizgisinde ise Risale-i Nur neredeyse “Kutsal Kitab”a döndürülmüş durumda.

Artık defin merasimlerinde kabir başlarında bile Risale-i Nur okunuyor.

Dersanelerinde ise başka dini kitapların okunması hoş görülmüyor."BİZDE GİZLİLİK TAKİYE, KADROLAŞMA, SIZMA OLMAZ"Molla Muhammed Doğan, Said Nursi ve Hulusi Yahyagil çizgisinin devamı olarak, devletle hep mesafeli ama gizli ajandası olmayan açık bir duruş sergiliyor.

Gizlilik, takiyye, kadrolaşma, kritik bürokrasiye sızma, üniversite öğrencilerinin kalacağı dersaneler ya da yurtlar kurarak kitle çoğaltımına dönük yöntemler “sun’i” olarak görülüyor.

FETÖ ve onunla 50 yıldır birlikte hareket eden Nurculuk yapılanması ise gizlenerek devlete sızma ve kadrolaşma gibi yöntemlerden kurtulabilmiş değil.

Bu da ister istemez “paralel” bir hiyerarşik yapılanma sonucunu doğuruyor.

Molla Muhammed Doğan’ın sohbet halkasında, yerel ve yüz yüze ilişkiler hâkim.

Grubu içinde itaat değil istişare esas. “Dikey hiyerarşik” bir yapılanma yok.

FETÖ ve “Paralel Nurculuk” yapılanmasında ise, sert ve katı bir hiyerarşi bulunuyor.

DİYANET RAPORUNA BAK ODATVMolla Muhammed Doğan’la ilgili Diyanet’in “Dini Yönelişler” başlıklı gizli raporunda olumlu bahsedilmesi bile diğer nurcu gruplar ve tarikatların tepkisiyle karşılanmıştı.

Yaşananlar, din hizmetinin siyasallaştığı yerde kaçınılmaz olarak yozlaşmanın başladığını bir kez daha gösteriyor.

Bakalım bu samimi beyanlarımızı yayınlayabilecek misin Odatv..."Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri