Haber Detayı
Ferhat Göçer: Bu durum, küçük bir artçı şok gibi kalıyor
Türkiye, dijital hırsızlığa karşı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğünde harekete geçti. Müzik meslek birliklerinin hazırladığı programlar, 1 Nisan'da İstanbul'da gerçekleştirilecek olan 'Ulusal Yapay Zekâ Çalıştayı'nda masaya yatırılacak. MSG Başkanı Ferhat Göçer, çalıştay öncesinde konuyla ilgili olarak Habertürk'e açıklamalarda bulundu
Sosyal medyanın karanlık yüzü iyiden iyiye ortaya çıkmaya başlayınca, devlet başkanları devreye girdi. resim#1341801# Uluslararası sosyal medya mecralarının Türkiye de ofislerinin olması, bunlar üzerinden idari ve mali yapılanmalarının ve içeriklerin kontrol edilmelerini gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye de bunu yapmaktan kaçındıklarını şu sözlerle dile getirdi: Asıl üzerinde durmamız gereken konu medya ve sosyal medya mecralarının nasıl olup da böyle bir kokuşmuşluğun aracı haline dönüşmeleridir.
Bir düzene sokulması şarttır.
Bu millete, bu ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor.
Onun için de bir an önce biz bunları parlamentomuza getirip bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz.
Küresel firmalar, temsilcilikler vasıtasıyla her türlü hukuki ve mali sorumluluğu üstleniyorlar.
Türkiye de ise ısrarla bundan kaçınıyorlar.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son bir haftadır gün geçmiyor ki sosyal medyanın karanlık yüzüne dikkat eden bir açıklamada bulunmasın, sosyal medya şirketlerine karşı Kanunlarımıza uyun şeklinde sesini yükseltmesin.Fransa nın yanı sıra; Avustralya, İspanya, İngiltere ve Portekiz de sosyal medyanın karanlık yüzüne karşı etkin mücadele içinde olacaklarını açıkladı.
KURALLARA UYMAYANI ENGELLEMELİYİZ Dijital ortamda geçirilen sürenin her geçen gün arttığına dikkat çeken Emmanuel Macron, çevrim içi platformlarda algı manipülasyonu, dezenformasyon, nefret söylemi, kişisel verilerin ihlali ve dolandırıcılık gibi suçların daha sık yaşandığını belirtti.
Emmanuel Macron, bu konuda; Bunu yapabilmemiz için, kurallarımıza ve düzenlemelerimize açıkça saygı göstermemeye karar verenleri dava etmek üzere daha ileri gitmeliyiz.
Ve uymayı reddeden herkesi engellemeliyiz ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 3 gün önce yaptığı açıklamada çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin; Çalışmalarımızı son aşamaya getirdik.
AK Parti grubumuz yakın zamanda Meclis Başkanlığı na bunu sevk edecektir diyerek düzenlemenin yasallaşması adına adım attıklarını ifade etti.
Sosyal medyanın karanlık yüzünün bir benzeri, gün geçtikçe yapay zekâ uygulamalarında da ortaya çıkmaya başladı.
Yapay zekânın karanlık yüzü, müzik sektöründe de kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.
Başlarda sadece müzik üreticilerini ilgilendiriyor gibi görünse de aslında dijital hırsızlık sorununun herkesin ortak paydası olduğu bilinci, giderek daha da yaygınlaşıyor.
Türkiye, dijital hırsızlığa karşı Kültür ve Turizm Bakanlığı nın öncülüğünde harekete geçti.
Müzik meslek birliklerinin hazırladığı programlar, 1 Nisan da İstanbul da gerçekleştirilecek olan Ulusal Yapay Zekâ Çalıştayı nda masaya yatırılacak.MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) Başkanı sanatçı Ferhat Göçer, Habertürk e verdiği röportajda, çalıştayın amacından, son araştırmalarda insanların algoritmik ürünlere karşı neler düşündüğüyle ilgili verilerine kadar birçok konuda açıklamada bulundu.
Yapay zekâ modelleri, milyonlarca telifli şarkıyı dinledikten sonra ortaya algoritmik ürünler çıkarıyor.
Yapay zekâ modellerinin, sanatçıların eserlerini rızaları olmadan dinlenmesi sonucunda algoritmik ürünler çıkarmasıyla meydana gelen dijital hırsızlığa karşı sesler büyük ölçüde yükselmeye başladı.Seslerin yükselme nedeni; algoritmik ürünlerle müziğin tek tipleşeceği yönündeki riskler ve telif haklarına tecavüz edilecek olması.
Avrupa Birliği, yapay zekâyla müzik üretimine oldukça sıkı bir yaklaşım sergiliyor. 2024 te yürürlüğe giren, 2026 itibarıyla tam anlamıyla uygulanmaya başlanan kurallar, hem üreticileri hem de teknoloji şirketlerini doğrudan etkiliyor.
AB, NASIL ÖNLEM ALDI? ♦ Yapay zekâ tarafından üretilen algoritmik ürünlerin yapay olduğunun açıkça belirtilmesi gerekiyor.
Yapay zekâyla oluşturulan ses dosyalarına, bunun bir makine çıktısı olduğunu belirten dijital izler eklenmesi zorunlu hale geldi.
Bir dinleyici, dinlediği şarkının yapay zekâyla ortaya çıkarılmış algoritmik bir ürün mü yoksa insan eseri mi olduğunu bilme hakkına sahip oldu. ♦ Eğer yapay zekâ, telif haklarını sistematik olarak ihlal edecek şekilde tasarlanmışsa veya bir sanatçının ağzından sahte siyasi şarkılar söyletmek gib dezenformasyon riski taşıyorsa bu sistemler çok daha sıkı denetimlere tabi tutulmaya başlandı. ♦ Denetim kurallarına uymayan şirketler, küresel cirolarının % 7 sine kadar veya 35 milyon Euro ya varan para cezaya maruz kalabilecek.
MSG Başkanı Ferhat Göçer, Ulusal Yapay Zekâ Çalıştayı nın dijital hırsızlığa karşı alınacak önlemler açısından oldukça önemli olduğunu belirtirken, hazırladıkları programların birçok ülkeye örnek teşkil edeceğini söyledi. resim#1341783# ELBETTE BİR DENGEYE OTURACAKTIR ♦ Deneyimli bir sanatçı ve onbinlerce üyesi olan bir meslek birliğinin başkanı olarak öngörün nedir?2000’li yılların başında plak, CD, kaset gibi fiziksel kayıttan, dijital platformlara geçişte yaşadığımız sarsıntı, bugün yapay zekâyla yaşadığımızın yanında küçük bir artçı şok gibi kalıyor.
Şu an, o dönemin en az iki katı büyüklüğünde bir teknolojik deprem içerisindeyiz.
Bu süreçteki temel beklentimiz tek bir kelimeyle özetlenebilir; adalet..
Yapay zekânın; kontrol edilebilir, adil ve mevcut insan üretim dengesini sarsmayacak şekilde sisteme adapte edilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Başlangıçta yapay zekâ destekli üretimler büyük bir heyecan dalgası yaratsa da, rüzgârın yön değiştirmeye başladığını gözlemliyoruz.
Dinleyici, bir eserin tamamen yapay zekâ ürünü olduğunu anladığı an, o eserle kurduğu samimi bağı kaybediyor.
Sektör elbette bir dengeye oturacaktır ancak şuna inancım tam.
İçinde insan duygusunu, yaşanmışlığını ve özgün üretkenliğini barındırmayan hiçbir eser kalıcı olmayacaktır. ÖNERİ PAKETİNİ ŞEKİLLENDİRECEĞİZ ♦ Büyük bir yenilik gibi görünen yapay zekânın; gelir adaletsizliği yaratma, insan emeğini, hiçe sayma adına aslında mesleğinize verdiği / vereceği zararı ölçmek ne kadar mümkün?
Yapay zekâ teknolojileri hem devasa bir tehdit hem de büyük bir kolaylaştırıcı olarak karşımızda duruyor.
Müzik sektöründe gerçek emeği destekleyen bir asistan olarak kullanılması büyük bir fırsatken, insan üretiminin yerini alması kabul edilemez bir risktir.
Bu noktada temel mottomuz nettir; Önce insan.
Küresel ölçekte yaklaşımlar keskin bir biçimde ayrışıyor.
ABD, Çin ile girdiği teknolojik yarışta geride kalmamak adına etik kuralları ve telif haklarını esnetme, hatta bazı riskleri göz ardı etme eğiliminde.
Buna karşılık, Türkiye nin de içinde bulunduğu Kıta Avrupası bloku; yapay zekâ şirketlerinin hukuki boşluklardan faydalanarak emek gaspı yapmasına engel olmaya odaklanıyor.
Türkiye olarak henüz bu sisteme teslim olmuş değiliz; bu da bize Avrupa ülkelerine dahi örnek teşkil edebilecek, proaktif tedbirler alma avantajı sağlıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığımızın desteğiyle, 1 Nisan da İstanbul da gerçekleştireceğimiz çalıştayda bu koruma kalkanını oluşturacak öneri paketini şekillendireceğiz.
HEDEFİMİZ, SANATÇILARIN HAKKINI TESLİM ETMEKTİR ♦ Çalıştayda özellikle hangi konuların altını çizeceksiniz?Çalıştayımızın en kritik hedeflerinden biri, yapay zekâ marifetiyle oluşturulan tüm ürünlerin kontrol ve lisans altına alınması için gerekli yasal zemini oluşturmaktır.
Temel iddiamız şudur; Yapay zekâ, özgün bir eser üretme yeteneğine sahip değildir.
O yalnızca muazzam bir birikimi taklit eder.
Bu birikimin içinde; Münir Nurettin Selçuk’tan Barış Manço’ya, Cem Karaca’dan Pir Sultan Abdal’a kadar insan emeği, bilgisi ve duygusuyla yoğrulmuş devasa bir miras yatmaktadır.
Bu emeğin yapay zekâ tarafından emilerek yeni bir eser gibi sunulması, etik kuralların açık bir ihlalidir.
Bu istismarı engellemek adına, bir eserin ne kadarının yapay zekâ çıktısı olduğunu ve hangi kaynaklardan esinlendiğini en küçük tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit eden denetim yazılımları geliştiriyoruz.
Hedefimiz, teknolojik şeffaflık yoluyla gerçek sanatçının hakkını teslim etmektir.
ANINDA RAPORLAYABİLECEĞİZ ♦ O halde bir nevi iz sürücü de olacak...
Bu kadar titiz bir program geliştirmeye neden gereksinim duyuldu?Geliştirdiğimiz sistemler sayesinde, bir ürünün yüzde kaçının yapay zekâ çıktısı olduğunu ve hangi eserlerden esinlendiğini anında raporlayabileceğiz.
Fransa ve Hollanda gibi ülkelerdeki meslek birliklerinin de benzer yazılımlar üzerinde çalışması, meselenin evrensel boyutunu göstermektedir.
İstisnalar dışında tüm dünya bugün aynı temel sorunla karşı karşıyadır; fikri mülkiyet hırsızlığı...
Eğer bir ürünün menşesini, yani hangi kaynaklardan beslendiğini şeffaf bir şekilde kontrol edemezseniz, bu durum kaçınılmaz olarak emek hırsızlığına yol açar.
Bizim hedefimiz, bu iz sürme yöntemiyle sanatın kaynağını koruma altına almak ve belirsizliğin yarattığı haksız kazancın önüne geçmektir.
HUKUKİ SONUÇLARI OLUR ♦ Diyelim ki birisi, tamamen yapay zekâyla algoritmik bir ürün ortaya çıkardı.
Sana da bunu ortaya nasıl çıkardığını beyan etti.
Sen de o şarkıyı çok beğenip seslendirdin.
Böyle bir durumda, her ikiniz için de telif hakkı olacak mı?
Sektör paydaşlarımıza çağrımızdır; yapay zekâ kullanımı konusunda meslek birliklerine yapılacak beyanlarda tam şeffaflık ilkesi benimsenmelidir.
Yanlış veya yanıltıcı beyanlardan kaçınılmalıdır.
Zira geriye dönük yapılacak teknik incelemeler, bu tür girişimlerin ağır hukuki sonuçlar doğurmasına ve sektörde geri dönülemez bir güvensizlik iklimine neden olacaktır.
Telif hakkı boyutunda ise temel bir ayrım kaçınılmazdır.
Tamamen insan yaratıcılığıyla ortaya konan bir eser ile algoritmik bir ürün arasında telif hakkı ve koruma süreleri açısından belirgin bir fark olacaktır.
Emeğin korunması, ancak üretimin niteliğine uygun bir derecelendirme ile mümkündür.
KAYNAĞINI HERKES BİLMELİ ♦ Dinleyiciler, şarkıların tamamının veya bir kısmının yapay zekâyla üretildiğini bilmeli mi?Yapay zekâ konusundaki yaklaşımımızı sadece sektörel kaygılar değil, somut veriler de şekillendiriyor.
Yapılan iki kapsamlı araştırma çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor.
İlk etapta dinleyicilerin % 97’si yapay zekâyla insan üretimini ayırt edemese de, ikinci aşamada kitlenin % 70’i dinlediği eserin kaynağını sorgulamaya başlıyor.
Yani dinleyici, Ben ne dinliyorum? sorusunu soruyor ve eserin arkasındaki mutfağı bilmek istiyor.
Dinleyicilerin büyük çoğunluğunun talep ettiği bu şeffaflığı sağlamak, sektörel bir ödevdir. 1 Nisan’daki çalıştayımızın ana eksenini de bu oluşturuyor.
Yapay zekâ kullanımını beyan etmek ve dinleyiciye arzu ettiği o dürüstlüğü sunmak.
Şeffaflık, sanatçıyla dinleyici arasındaki sarsılan güven bağını yeniden inşa etmenin tek yoludur.
RAKAMLAR, TARİHİ BİR NOKTAYA ULAŞTI ♦ Geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy açıkladı. 2025 te; 3 milyar lira telif toplanmış.
Bu iyi bir rakam mıdır?
Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile eş güdümlü olarak yürüttüğümüz çalışmalar, özellikle otel ve umumi mahal lisanslamalarında tarihi bir noktaya ulaştı.
Bugün geldiğimiz aşamada, 4 - 5 yıl öncesiyle kıyaslandığında sektör adına çok ciddi bir ivme yakaladığımızı görüyoruz.
Mevcut rakamlar, geçmiş dönemlere oranla mucizevi olarak nitelendirilebilecek bir başarıyı temsil ediyor.
Elbette ulaştığımız bu nokta bizim için nihai hedef değil ancak geçmişin eksikliklerini hızla kapatan bu tablo, gelecekteki hedeflerimiz için en büyük motivasyon kaynağımızdır.
DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK ♦ Bu yükselişin ana nedeni ne oldu?
Bu başarının arkasındaki en temel itici güç, bakanlığımızın bu süreçte elini taşın altına koyarak üstlendiği kararlı tutumdur.
Geçmişte meslek birliklerinin dağınık ve bağımsız hareket ettiği yapı, son 4 - 5 yılda bakanlığımızın etkin koordinatörlüğü ile yerini güçlü bir sinerjiye bırakmıştır.
Bakanlığımız, kullanıcıyla üretici arasında kurduğu köprüyle sadece yerel bir çözüm üretmekle kalmamış, uluslararası teşkilatlar tarafından parmakla gösterilen bir örnek model oluşturmuştur.
Yapay zekâ konusundaki çalışmalarımızla da bu liderliği pekiştiriyoruz.
Şu an üzerinde çalıştığımız projeler, diğer ülkeler için bir yol haritası niteliğindedir. 1 Nisan’daki çalıştayımız, Türkiye’nin yapay zekâ ve telif hakları konusunda dünyaya ihraç edeceği örnek projenin miladı olacaktır.
HAKLI MÜCADELEMİZ, KARARLILIKLA SÜRECEK ♦ Spotify ile ilgili sorunlarda son durum nedir?Bakanlığımızla meslek birliklerimizin sergilediği ortak irade, dijital platformlarla yürüttüğümüz ilişkilerde meyvelerini vermeye başladı.
Bu başarının en somut örneği Spotify ile yürüttüğümüz süreçtir. 26 Şubat’ta Türkiye’ye dördüncü ziyaretlerini gerçekleştirecek olan Spotify yetkilileriyle; yerel bir ofis açılması ve koordineli çalışma disiplini konusunda büyük bir mesafe katettik.
Şu an karşılıklı güvene dayalı, son derece sağlıklı bir ilişki yürütüyoruz.
Aynı kurumsal temeli ve hakkaniyetli yapıyı Apple ve YouTube gibi diğer dev platformlarda da tesis etmeyi hedefliyoruz.
Bu mecralarda, başta abonelik ücretlerinin adil dağıtımı olmak üzere, eserin gerçek sahibine hakkını teslim edecek bir sistemin sancılarını çekmekteyiz.
Spotify ile ulaştığımız çözüm modelinin, Apple ve YouTube için de bir standart teşkil etmesi temel beklentimizdir.
Sektörümüzün bu yöndeki haklı mücadelesi kararlılıkla sürecektir.
BERABERİNDE BAZI RİSKLERİ DE GETİRDİ ♦ Rap müziğin popun önüne geçtiği yönünde görüşler var. Öyle midir?
Türkiye, dünya müzik trendlerini yaklaşık 15 - 20 yıllık bir gecikmeyle takip etse de benzer bir dönüşüm sürecinden geçiyor.
Pop müziğin kendi yıldızlarını üretmekte zorlandığı ve yenilenemediği bir dönemde, yeni jenerasyonun tercihiyle Rap ve Trap müzik yükselişe geçti.
Sektör bu değişimi, Pop sanatçılarıyla Rap / Trap icracılarını birleştirerek, türler arası güçlü sentezler oluşturarak aşmayı başardı.
Bu sayede Pop müzik, yeniden ivme kazanma ve hayat bulma imkânı yakaladı.
Ancak bu yükseliş, beraberinde bazı riskleri de getirdi.
Rap ve Trap çatısı altında, etik değerleri hiçe sayan ve toplumsal yapıda risk teşkil edebilecek şarkılar da üretildi.
Tabii güzel şarkılar da üretildi.
Burada temel sorumluluğumuz; bu türlerin tamamını zan altında bırakmadan, yapay zekâ meselesindeki gibi denetim mekanizmalarını işletmektir.
Nitelikli üretimi desteklerken, ahlaki çöküşe zemin hazırlayan içeriklere karşı caydırıcı yaptırımlar uygulamak, karar verici mercilerin asli vazifesidir.
UYANIK OLMALIYIZ ♦ Dijital platformların bot yükleme yapıp yapmadığını kim denetliyor?Dünya genelinde kontrol mekanizmaları, ne yazık ki genellikle usulsüzlüklerin ve etik dışı uygulamaların arkasından gelmektedir.
Dijital pazarın oluşum sürecinde, özellikle video paylaşım platformlarında Şişirme rakamlar üzerinden suni talepler yaratılmış; bu durum haksız kazançlara ve ciddi ekonomik kayıplara yol açmıştır.
Zamanla alınan önlemlerle bu pazar dengelenmiş olsa da geçmişin tecrübeleri bize denetimin önemini kanıtlamıştır.
Yapay zekâ ve dijitalleşmenin yeni evresinde, devletin düzenleyici rolü kadar meslek birliklerinin uyanık ve proaktif olması hayati önem taşımaktadır.
Denetleme mekanizmalarında pasif kalmak, yeni bir haksız kazanç ekonomisine davetiye çıkarmaktır.
Meslek birlikleri olarak sorumluluğumuz; usulsüzlüklerin gerçekleşmesini beklemek değil, onları engelleyecek bariyerleri bugünden inşa etmektir.