Haber Detayı
Akın Gürlek ve CHP’nin korkusu
Son birkaç gündür Ankara'da hoş olmayan görüntülere rağmen Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek'in, İçişleri Bakanlığı'na da Mustafa Çiftçi'nin atanması bazı siyasi merkezlerin ezberini bozdu. En başta da CHP yönetiminin... CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yakın arkadaşları bir kez daha ölçüsüz...
Son birkaç gündür Ankara'da hoş olmayan görüntülere rağmen Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek'in, İçişleri Bakanlığı'na da Mustafa Çiftçi'nin atanması bazı siyasi merkezlerin ezberini bozdu.
En başta da CHP yönetiminin...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yakın arkadaşları bir kez daha ölçüsüz tepkileriyle yine tarihin yanlış yerinde durdu.
Ne Türkiye'nin nasıl bir yolculuğa çıktığı doğru okundu ne de atamalarla ne yapılmak istendiği.
Bu kez farklı olan, yargı ve kamu bürokrasisinden gelmelerine ve siyasetçi olmamalarına rağmen iki ismin de Türkiye'nin değişimiyle ilgili özgün bir 'duruşu' temsil etmeleri.
Ortada korkulacak bir 'açık' yoksa CHP'lilerin, 'Operasyon yapacaklar' kaygısı da anlamsız.
Çünkü yakın geçmişle kıyaslanmayacak çok pozitif bir dönem başlıyor.
Artık 'terörsüz Türkiye' projesinin hayata geçtiği, 'temiz eller' operasyonuyla da en başta siyasetin 'arınma' sürecine girdiği bir dönemdeyiz.
Henüz hissedilmedi ama bu dönemde son 50 yıla damgasını vuran ve ülkeye ağır bedeller ödeten PKK terör örgütü yok artık.
Bu dönemde terör, ekonomiyi, demokrasiyi ve hukuku zehirleyemeyecek.
İnsanlarımızı kaybetmeyeceğiz ve teröre harcanan paralar içeride kalacak.
Ve en azından PKK kaynaklı terörle iltisaklı ya da kayyum meselesi de tarih olacak.
Bu da yeni bir adalet sisteminin inşa edileceği anlamına geliyor.
Bir başka tarihi adım da bugün Adalet Bakanı olan Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanması ve 'siyasetin finansmanı' soruşturmasıyla atıldı.
Bu da 'terörsüz Türkiye'ye paralel 'yolsuzluklara' neşter atma operasyonuydu.
Bizzat Akın Gürlek'in; 'yüzyılın yolsuzluk dosyası' olarak nitelediği Beşiktaş Belediyesi ve İBB'deki 'İmamoğlu Suç Örgütü'' soruşturmasıyla başlayan süreç, dalga dalga borsa manipülatörlerine, kamu yöneticilerine, medyaya ve uyuşturucu-kumar eksenli organize suç örgütlerine yayıldı ve çok geniş bir 'temiz eller' operasyonuna dönüştü.
İşin bir ayağında da İBB dosyası ve 'şaibeli kurultay' nedeniyle CHP ve siyasetin yolsuzluklardan arınması gerçeği vardı.
Gerçi CHP yönetimi bu 'yolsuzluk' iddialarıyla arasına mesafe koymak yerine tam tersi, 'siyasi operasyon' diyerek siyasetin arınma sürecini ciddiye almadı ve sabote etti.
Hatta Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'i, 'Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine de saldıracak' diye suçladı ve yolsuzluk iddialarını da yine görmezden geldi.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım; ihaleye fesat karıştırıp rüşvet alan, kamu gücünü kendi çıkarı için kullanan CHP içinde yolsuzluk yapanları yargı önüne çıkarmak mı CHP'nin kurumsal kimliğine saldırıdır yoksa Hacı Bektaş-ı Veli'nin 'Eline, beline, diline sahip ol' düsturuna uymayarak her türlü rezilliği yapan, bunlara göz yuman ve CHP içine sızıp 'sistem' kurarak 'suç' işleyenler mi CHP'ye zarar veriyor?
Sahi böyle bir CHP'ye özel operasyon çekmeye gerek var mı?
CHP'liler kendi kendilerine, kimi eliyle, kimi diliyle her türlü zararı veriyor zaten.
Başkan Erdoğan uzun süre CHP yönetiminin bu gerçeği göreceğini ve değişeceğini umdu.
Herhalde artık o umudu taşımıyor ki şöyle diyor: 'Son kepazelikleriyle artık bundan ümidimiz kalmadı.' Eğer bölgemizde olağanüstü bir altüst olmazsa, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, son 50 yılın en ilginç döneminde, terörün bittiği, yolsuzluklar konusunda mesafenin alındığı hatta küresel düzeyde Türkiye rüzgârının estiği yeni bir dönemde bakanlık yapacaklar.
Tıpkı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim çıkışı gibi önümüzdeki süreçte yargı alanında 'Adalete ihtiyacı olanların bakanıyım' diyen Gürlek'ten hiç beklenmeyen ezber bozan hamleler gelmesi şaşırtıcı olmayacak.