Haber Detayı

TİM Başkanı Gültepe: Anadolu’ya sanayi göçü, nüfus artışı getirir
Ekonomi ekonomim.com
15/02/2026 09:03 (1 saat önce)

TİM Başkanı Gültepe: Anadolu’ya sanayi göçü, nüfus artışı getirir

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “Ülkemiz artık pahalı” sözleriyle herkesin ortak problemini dile getirirken kurtuluş reçetesi olarak Anadolu’yu işaret etti. Hükûmetin ‘sanayiyi Anadolu’ya yayma’ politikasının çok yerinde olduğunu belirten Gültepe “Nüfus artış hızındaki yavaşlamaya dahi sanayinin Anadolu’ya göçü ile çare buluruz” ifadesini kullandı.

Geçmişte ihracatın da itici gücü olan tekstil, yaşamaya devam etmek için çevre ülkelere göç etti.

Üretim maliyeti düştüğü için oradan dünyaya ihraç etmek karlılıklarını artırırken, ülkenin ham madde ihracatına da katkı yapar hâle geldiler.

Zaman zaman Mısır’a göç eden firmalardan ‘pişmanız’ sesleri yükselse de, geri dönmek yerine Kuzey Afrika’nın başka bölgelerinde yatırım yolunu seçenler oldu.

Öte yandan düşük kur sebebiyle ülkemiz dolar bazında pahalı hâle gelirken, tekstil ve hazır giyim üreticilerinden dahi “Şu montu yurt dışından buradakinin yarı fiyatına aldım” benzeri cümleler dile getirilmeye başlandı.

Onlardan biri de tekstil üreticisi olup Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Yönetim Başkanlığı görevini yürüten Mustafa Gültepe... “Ülkemiz artık pahalı” diyen Gültepe, hükûmetin ‘sanayiyi Anadolu’ya yayma’ politikasının çok yerinde olduğunu belirterek “Nüfus artış hızındaki yavaşlamaya dahi sanayinin Anadolu’ya göçü ile çare buluruz” ifadesini kullandı.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye'nin konuya ilişkin sorularını yanıtladı.

Sektöre ilişkin açıklamalarda bulunan Gültepe'nin ilgili röportajının tamamı şu şekilde: Asgari ücret yüzde 560, dolar yüzde 217 Sayın Gültepe, sizin de içerisinde bulunduğunuz tekstil ve hazır giyim, uzun dönemdir problem yaşıyor, ihracatı azalıyor.

Sizden duyabilir miyiz; ne olacak bu tekstilin hâli?

Pandemi ve pandemi sonrası Türkiye’nin üretimi ve ihracatı büyüdü.

Türkiye o dönemde iyi bir frekans yakaladı.

Burada Cumhurbaşkanı’mıza özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Çünkü o zaman şartlar iyi okundu, kararlar hızlı ve yerine alındı.

İzinler alındı, tedbirler hayata geçti.

Türkiye Avrupa’nın tedirak merkezi oldu, ihracatımız yüzde 30 arttı.

Son 20 yılda rekorlar kıra kıra 21 milyar dolara kadar gelmiştik.

Son 2-3 yılda ise yüzde 2 ile 4 arasında büyüme oldu.

Biz orta vadede hazır giyimde 30 milyar doların üzerinde, tekstille birlikte en az 50 milyar dolara yaklaşan bir potansiyel bekliyorduk.

Ama enflasyonla mücadele tarafında döviz bazındaki maliyetlerimizin artışıyla farklı bir noktaya geldik.

Son 4 yılda asgari ücretteki artış yüzde 560, enflasyon oranı yüzde 367, dolardaki artış yüzde 217, avro kuru yüzde 228 arttı.

Enflasyonla kur arasında 150 puanlık fark oluştu.

Her geçen gün ülke daha pahalı hâle geldi.

Doların enflasyonunu müşteriden alabiliyorsun belki ama ondan sonrasını alamıyorsun.

Yani Türkiye kendi enflasyonunu ihraç etmek istedi, ama onlar bunu almadı.

Bu sebeple bazıları başka ülkelere gitti, bazıları küçüldü, kimisi de kapattı.

Kalanlar kapasitelerini düşürdü.

Toplam istihdamımızın yüzde 30’dan fazlasını kaybettik.

Emek yoğun sektörleri oyuna dahil etmek için acil destek gerekiyor.

Oradaki vazgeçiş nasıl oldu, neye yol açtı?

İstediğimiz fiyat için, dolar, avro ya da pound bazında her 6 ayda bir görüşürüz.

Maliyetler o kadar artıyor sen dolar bazında yüzde 2-3 fark istiyorsun.

Onun da verebileceği fiyat var ve alamadı.

O alamayınca otomatik olarak ya başka ülkelerdeki siparişlerini artırdı ya da Türkiye’de birlikte çalıştığı ülkeleri yurt dışında üretime zorladı.

Birlikte gittiler.

Örneğin Mısır.

Türkiye’de ürettiklerini oralara taşıdılar.

Türkiye'de 1 işçi orada 3 işçi mi?

Kalite sağlanabildi mi?

Türkiye’deki bir işçinin yaptığını Mısır’da 3 işçi yapıyor diye duyuyoruz.

Tabii verimlilik farkı var ama 2-3 işçi biraz abartı.

Türkiye’de ortalama verimlilik yüzde 75-80 desek, orada 15 puan daha düşük diyebiliriz. 55-60 verimlilik alabiliyorsunuz.

Zaten Mısır’la da kalmadı.

Oradan Tunus’a giden de var.

Çin’in yaptığı, Bangladeş’in, Sri Lanka’nın yaptığı, Kamboçya’nın yaptığı siparişleri artık çok net şekilde Mısır, Tunus, Cezayir bölgesinde yapar hâle geliyor.

Yatırımlar buralara kayıyor.

Çünkü bunu yapmazsa Türkiye’de rekabet şansı yok.

Üretim tamam ama biz Türkiye’de tasarım yapacağız, teknolojiyi kullanacağız, orayı da üretim üssü olarak kullanacağız.

Yani mutfak Türkiye.

Hızla sanayisizleşiyoruz Yapay zekâ hızla hayatımıza girdi.

Üretimdeki yeri nasıl sizce?

Evet, birçok sektör değişiyor, değişim elzem ama biz çok hızlı, çok erken ‘sanayisizleşme’ yolunda gidiyoruz.

Özellikle hazır giyimde.

Biz de bekliyorduk azalmayı ama çok hızlı etkilendik. 10 sene daha bu sektörün gücünü artırarak sürdüreceğini düşünüyorduk.

Hazır giyim küçülünce tekstil de küçüldü ama büyük bir küçülme yok.

Çünkü yurt dışına giden üreticiler ham maddesini yine Türkiye’den sağlıyor.

Kalıcı bir çözüm için ne yapmak gerekiyor?

Sanayinin Anadolu’ya taşınmasını çok önemli buluyorum.

Bütün sektörlerle ilgili çalışma yapılması lazım.

Hangi sektör nereye taşınacak belirlenmeli.

Bölgelerin potansiyelleri ortaya çıkarılmalı, bölgenin dinamiklerine göre planlama yapılmalı.

İstanbul’da kalması gerekenler kalmalı.

Teşvikleri ona göre planlamalıyız ve hızlı olmalıyız.

Sanayi zarar görmeden daha fazla hasar görmeden yapılmalı.

Biz de elimizden geleni yapmaya hazırız. 24 saat çalışmaya hazırız.

Bu nüfus artışımızı da hızlandıracak.

İstanbul’da yaşamak zor.

O bölgelerde geçim daha kolay olur.

Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 3 çocuk tavsiyesi.

Bu 4 bile olur.

Ailesi ve çevresine yakın olur.

Sosyal bir etki de oluşturur, millî gelir ve refah da artar.

Yurt dışından aldığım giysi bizden yüzde 20 daha ucuz Merak bu ya... “Tekstilci de pahalılıktan şikâyetçi mi?

Kendi ürettiği ürünü vitrinde görünce ‘Yok canım’ diyor mu?

Pahalı geliyor mu?” Ona da “evet” diyor TİM Başkanı Mustafa Gültepe ve ekliyor: Ben hazır giyim üreticisiyim biliyorsunuz.

Üretimimin hepsi yurt dışına gidiyor.

Ve görüyorum ki biz yüzde 50-60 pahalı hâle geldik.

Geçmişte yüzde 20 civarındaydı.

Hiç aklımıza gelmezdi İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya Türkiye’den ucuz olacak diye ama oldu.

Adam uçağa binip gidiyor, alışverişini yapıyor, uçak bileti bedavaya geliyor, bir de seyahat etmiş oluyor.

Ben de bir mont almıştım bir markadan.

Markanın Türkiye fiyatına baktım, yüzde 20-30 daha ucuz olduğunu gördüm.

Bir arkadaşım da 6 bin liraya aldığı ürünün burada 17 bin olduğunu görmüş.

Enflasyonun yarıya yakını psikolojik “Yüksek faiz düşük kur politikası 3 yıldır devam ediyor ve bana göre çok uzadı.

Şu anda yüksek faizle amaçlanan seviyeye düşmeliydi enflasyon.

Kur artışı yüzde 20’lerde, enflasyon yüzde 31 ile kapanmış.

Talep düşürülmeye çalışılıyor.

Kuru baskılayarak enflasyonu düşürmeye çalışmak, faizi yükseltmek gerekli etkiyi yapmadı.

Kur aynı yerde sayıyor ama işçilik maliyetleri, ham madde pahalı, diğer giderler pahalı ve bütün sektörler etkileniyor.

Enflasyonu düşürmek sadece Merkez Bankasının işi değil tabii.

Mesela devletin idare ettiği fiyatlarda hedef enflasyon kadar artışlar yapılsaydı, hatta daha altında da olabilirdi; psikoloji daha iyi yönetilebilirdi.

Ölçmedim ama psikolojinin yarı yarıya etkisi var neredeyse enflasyon üzerinde.

Çünkü şu anda satın alma güdüsü var.

Bugün alayım, yarın daha pahalı almayayım inancı kırılamadı.” Faiz geliri lükse gidiyor enflasyon düşmüyor “Enflasyonun düşmesi için talebin düşmesi lazım ama faizin bu kadar yüksek olduğu bir yerde de talep düşmez.

Çünkü faizi kazanıyor, bunu da harcamaya yönlendiriyor.

Yani yüzde 37, yüzde 40 net faiz kazanan, yüzde 20 artmış olan doları alıyor.

Yüzde 20’yi harcıyor. ‘Haydan gelen huya gider’ misali, faizden geleni kolayca harcıyor.” Artık yeni şeyler söylemek lazım “Enflasyonla mücadele programında 3 yıldır gelinen nokta yüzde 30.

Artık farklı şeyler yapmak gerek diye düşünüyorum.

Aynı şeyi yaparak farklı sonuç elde edemeyiz.

Bir noktada kilitlendi.

Burada hem üretimi artıracak hem ihracatı artıracak yeni hamleler yapılmalı.” Faizle kazanan memnun üretici memnun değil Başkan Gültepe’ye “İş adamı ağlıyor, ücretli ağlıyor, küçük esnaf ağlıyor, bu aşamada kim mutlu?” diye soruyorum, işte cevabı: Faizle kazanan çok memnun bu sistemden.

Devamını izliyor.

Üretici memnun değil, çünkü zorlanıyor.

Finansman bulamıyor, pahalı üretiyor, satamıyor.

Fiyat vermek zor, rekabet zor.

Yüzde 15-20’lik kesimde sıkıntı yok ama dengeyi oturtmak gerek. ‘Bir kap yemek bir mont’ haberimiz TİM Başkanı Gültepe, “Bir kap yemek bir mont ediyor” şeklinde başlıklandırılan haberi de değerlendirdi. “Sizin haberinizin örneği epey ucuz yere gitmiş demek ki.

Orta hâlli diyeceğimiz yerlerde 4 kişi 20 bini buluyor.

Boğaz’da balık yeseniz 8-10 binden aşağı çıkamazsınız bir kişi.

Bu dışarıda yemek çok pahalı hâle geldi.

İzinsiz eğitim yuvalarına yakın takip: 660 bin TL para cezası kesilecekEkonomi Akaryakıt fiyatlarında son durum: İşte 15 Şubat 2026 güncel benzin, motorin ve LPG fiyatlarıEkonomi Sosyal medyada anonimlik sona eriyor, kimlik doğrulama geliyorGündem Meteoroloji'den 9 il için sarı kodlu kuvvetli rüzgar uyarısı!

Yurtta hava nasıl olacak?Gündem  

İlgili Sitenin Haberleri