Haber Detayı

Film gibi bir hikaye: Çerkez Ethem, İttihatçı İzmir Valisi Rahmi Bey’in oğlunu neden kaçırdı
Güncel odatv.com
15/02/2026 16:00 (3 saat önce)

Film gibi bir hikaye: Çerkez Ethem, İttihatçı İzmir Valisi Rahmi Bey’in oğlunu neden kaçırdı

1919’da İzmir’de 8 yaşındaki Alpaslan’ın kaçırılması, o dönem büyük yankı uyandırdı. Çerkez Ethem’in Rahmi Bey’den “ahz-ı intikam” amacıyla gerçekleştirdiği belirtilen olay, Milli Mücadele öncesinin en çarpıcı hadiselerinden biri olarak kayda geçti. Dr. Ahmet Mehmetefendioğlu yazdı...

Millî Mücadele öncesinde, kamuoyu tarafından çok tanınmadığı günlerde Çerkez Ethem, Bandırma ve çevresinde eşkıyalık ile uğraşmaktaydı.

Kendisi de bir Çerkez olan Rauf Bey, Ethem’e yaptıklarının yurt ve millet çıkarlarına aykırı olduğunu anlatarak eşkıyalık yapmaktan vazgeçmesini ister.

Kardeşi Reşit Bey ile de görüşen Rauf Bey, ondan Ethem’in eşkıyalık yapmayacağı sözünü alırsa da Ethem sözünü tutmaz ve Manyaslı Şevket ile birlikte 12 Şubat 1919 tarihinde, o sırada görevden alınmış bulunan eski İzmir Valisi Rahmi Bey’in 8 yaşındaki oğlu Alp’i ya da kamuoyunun tanıdığı şekliyle Alpaslan’ı kaçırırAlpaslan’ın kaçırıldığı sırada önde gelen birçok İttihatçı gibi Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu bulunan Rahmi (Arslan) Bey, İzmir Valiliğine 1913 yılı sonunda atanmış, beş yılı aşkın süren valiliği boyunca İzmir’i Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılarından uzak tutmuş ve bu yolda kararlı bir politika sergilemişti. 24 Ekim 1918 tarihinde görevine son verilen Rahmi Bey oğlunun kaçırıldığı günlerde Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu bulunmaktaydı.İzmir Valisi Rahmi Bey (1873-1947)Alpaslan, Bornova’da daha çok Levanten aile çocuklarının gittiği okulundan Donald Giraud ile dönerken kaçırıldı.Alpaslan, babası Rahmi Bey ve ananesi Nimet Hanım ileAlpaslan, Çerkez Ethem ve adamları tarafından kaçırılışını ölümünden kısa bir süre önce kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle anlatmaktadır:"Ben Bornova'da mektebe gidiyordum.

Daha 8-9 yaşlarındaydım.

Önünde Manisa yoluna ayrılan bir kavşak vardır.

Orada bir payton duruyordu.

Ben de mektepten çıktım...

Paytondan başında kalpaklı, pardösülü iri yarı yakışıklı biri indi, hiç benimle ilgilenmiyor gibiydi.

Tam yanımdan geçerken kolumdan yakaladı.

İsmimi sordu, söyledim.

Tedirgin olmuştum. 'Baban seni istiyor, seni ona götüreceğim' dedi.

Babamın İstanbul'da olduğunu biliyordum ama tevkif edildiğinden haberim yoktu.

Ben de babamın İstanbul'da olduğunu söyledim. 'Annem bekliyor gelemem' dedim.

Sonradan isimlerini de öğrendim.

Birisi Manyaslı Şevket, diğeri de Manyaslı Mahmut'tu.

Paytonun içinde üzeri gocukla örtülü silahlar vardı.

Ethem de bindi, Manisa yoluna hareket ettik.

Anladım ki başım dertteydi."Suat Yalaz'ın çizgileriyle Alpaslan'ın kaçırılması“ERKEKLİĞİMİZDEN UTANDIK”Alpaslan’ının kaçırılması dönemi İzmir ve İstanbul basınında oldukça geniş bir şekilde yer aldı.

İzmir’in önde gelen gazetelerinden Ahenk gazetesi, çocuğu kaçırılanların “Çerkez Şevket Çetesinin kaviyen zan” olunduğunu okuyucularına iletiyordu.

Alpaslan’ın kaçırılması 14 Şubat 1919 tarihli Ahenk gazetesinin başyazısına da konu oldu. “Erkekliğimizden Utandık” başlığını taşıyan ve duygusallığın ön planda olduğu yazıda, “Er olanın adam kadınların göz yaşlarını yürek çırpıntılarını, iniltilerini, feryadlarını vasıtayı intikam addetmekten, dilsûzundan ürkerek onun önünde emelsiz bir oyuncak olur.

Er olan valide olmuş kadının yüreğinde yerleşen evlâd muhabbetinin ulviyeti karşısında secdeye düşer…” denilmekteydi.İstanbul basınını da meşgul eden bu olay, 14-15 Şubat tarihli gazetelerde yer alırken bir başyazıya da konu oldu.

İkdam gazetesinde yer alan ve “Hükümetin En Acil En Mühim Vazifesi” başlığını taşıyan bir kısmı da sansüre uğrayan yazıda, İzmir gibi büyük bir şehirde meydana gelen bu olay karşısında duyulan şaşkınlık dile getirilirken, “Hükümetimizin hususiyle ahvâl-ı hazıra içinde en acil ve en mühim vazifesi memleketimiz için azim olan şu tarz şekâvetin Memâlik-i Osmaniyye’den katiyyen ihracıyla tekrarına imkan” bırakılmaması gerektiği hatırlatılarak hükümetin bir an önce gerekli önlemleri alması isteniyordu.“TAKİBİ BIRAKMAZSANIZ ÇOCUĞUN BAŞINI ÇUVAL İÇİNDE GÖNDERİRİZ”Kemalpaşa istikametine doğru kaçan Ethem ve adamları ile onları takip eden Bornova Jandarma Komutanı Rıza Efendi’nin komutasındaki birlikler arasında Kavaklıdere ve Pasu mevkilerinde yer yer çatışmalar olmasına rağmen sonuç alınamamıştır.

Takipten kurtulan Ethem ve adamları Teşkilat-ı Mahsusa’nın önde gelenlerinden Kuşçubaşı Eşref’in Salihli’deki evinde bir müddet saklandıktan sonra Manyaslı Şevket’in Süleymaniye köyünde bulunan evine yerleşirler.Çerkez Ethem, buradan Rahmi Bey’in eşi Nimet Hanım’a gönderdiği mektupta; takipten vazgeçilmesini, aksi takdirde çocuğun başının çuval içinde gönderileceğini ve Alpaslan’ın para karşılığında serbest bırakılacağını bildirir.Alpaslan'ın kaçırılmasından sonra Çerkez Ethem'in annesi Nimet Hanım'a gönderdiği mektupAlpaslan da annesine gönderdiği İngilizce pusulada iyi olduğunu ve paranın gönderilmesi gerektiğini bildirir.Kaçırıldıktan sonra Alpaslan’ın annesine gönderdiği ingilizce pusula: "İyiyim, fakat parayı hemen gönderin"DEVREYE GİREN ARACILAR VE KURTARMA PLANLARIVali Rahmi Bey’in oğlunun kaçırılmasından sonra çocuğu kurtarmaya yönelik hem Rahmi Bey’in çevresinden hem de eski Teşkilat-ı Mahsusa kadrolarında görev alan bazı kişiler tarafından kurtarma planları yapılsa da para koparmaya yönelik bu girişimler aile tarafından kabul edilmedi.Alpaslan, dedesi Hüseyin Hüsnü Paşa ileAlpaslan’ın kaçırılmasını haber alan dedesi Hüseyin Hüsnü Paşa ve Rahmi Bey’in yakın arkadaşlarından Sapancalı Baki Bey, 17 Şubat 1919 tarihinde İzmir’e gelirler.

Çerkezlerin ileri gelenlerinden Baki Bey, İzmir’e gelir gelmez Ethem ile temasa geçerek Alpaslan’ın serbest bırakılmasını isteyen bir mektup gönderir.Alpaslan'ın serbest bırakılmasında önemli rol oynayan Sapancalı Baki Bey.Çerkez Ethem daha sonra Hukuk-u Beşer’de de yayınlanan cevabında “Rahmi Bey ile olan samimiyetinizi ispat etmek suretiyle ikidir pek muhikk olan teşebbüsatına” engel olduğunu hatırlatarak, “Rahmi Bey’e muvakkat olmamak üzere iyilik yapmak istiyorsanız, maddi ve manevi zararlarımıza mukabil, tazminat-ı layıkaya yanaşmak şartıyla mûmâileyhi ikaz ve intibaha” davet edilmesini bildirir.FİDYE İÇİN YARDIM KAMPANYASI İDDİALARI...

KİM ÖDEDİ?Ethem, fidye olarak ilk önce beş yüz kırk bin lira istemiş ancak, miktarın fazla bulunması ve Baki Bey’in devreye girmesi sonucu “elliüç bin yüzlük evrak-ı nakdiye” ödenmesinde anlaşılmıştır.

Ethem’in istediği fidye Rahmi Bey’in valilik döneminde yakın ilişkiler içerinden bulunduğu, İzmir Ticaret Odası’nın ilk Müslüman başkanı Alanyalızade Mahmut Bey, Milli Mücadele başladıktan sonra ilk maddi katkıyı yapan ve Milli Aydın Bankası’nın (Tarişbank) kurucu üyelerinden Nazmi Topçuoğlu ve Henry Giraud tarafından temin edilmiştir.Birçok kaynakta dile getirildiği gibi fidye için İzmir’de bir yardım kampanyası yapılmamıştır.

Paranın Ethem’e ulaştırılmasında Sapancalı Baki ve Salihli’de gazino işleten bölgedeki insanlar tarafından fanatik bir Rum milliyetçisi olarak tanınan Anastaş adlı bir kişi aracı olmuştur.“GERİ DÖNMEYİ HİÇ İSTEMEMİŞTİM”Para 5 Mart günü Ethem’e ulaştırılmış, 6 Mart günü de Alpaslan Salihli’de serbest bırakılmıştır.

Alpaslan, 6 Mart günü Ethem’in kendisine armağan ettiği kama, kemer ve silah ile birlikte İzmir’e geldi.Çerkez Ethem'in serbest bıraktıktan sonra Alpaslan'a hediye ettiği kama ve silahSerbest bırakılmasından sonra Çerkez Ethem'in Alpaslan'a hediye ettiği fotoğrafıAlpaslan, yıllar sonra o günleri anlatırken Ethem ve adamlarının elinde bulunduğu zaman için ”Geri dönmeyi hiç istememiştim.

Pek güzel eğlendirdiler beni.

Bir sıkıntım vardı o da ayakları çok kokuyordu” şeklinde yakın çevresine anlatırken olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen onlara karşı hiçbir kininin olmadığını da belirtecektir.Alpaslan (1911-1988) kurtarıldıktan sonra babası Rahmi Bey’in Malta’dan dönenmesine kadar İstanbul’da dedesi Hüseyin Hüsnü Paşa’nın yanında kaldı.

Sonrasında eğitim için ailesi tarafından Almanya’ya gönderdi.

Ülkeye döndükten sonra tarım ve ticaret ile uğraştı.Alpaslan ve babası Rahmi Bey“BİZLER ONUN TEESSÜRÜNÜ HİSSETTİKÇE TESELLİ OLACAĞIZ”Alpaslan’ın serbest bırakılmasından sonra Rahmi Bey’in eşi Nimet Hanım’a bir mektup gönderilir.

Çerkez Ethem tarafından oldukça ince bir dille yazıldığı anlaşılan mektupta, “… Şükrediniz ve lütfen zevcinize söyleyiniz.

İade-i haysiyet ve izzet-i nefsi için griftar olduğumuz şu musibette biz puyan oldukça vicdanı var ise mütessir oldun.

Bizler onun teessürünü hissettikçe gezeceğimiz yalçın, haşin, korkunç dağlar arasında teselli olmağa çalışacağız…” diyen Ethem, mektubun son kısmında şunları söylüyordu:“Şüphesiz beyhude telaş etmiş olacaksınız.

Ciğerparenizi olsa olsa kaçtım diyemeyecek kadar biz çizik vurmaktan başka fıtratımız hiçbir şeye müsâde etmezdi.”Ethem kaçırma olayını kendisine ait olduğu belirtilen ama şüpheyle yaklaşılması gereken hatıralarında “işgalden önce Yunan tehlikesi belirdiği vakit İzmir Valisi Rahmi Bey’den ellibin lira ve isyanları bastırma sırasında Adapazarı tüccarlarından Arapzade bilmem kimden ellibin lira bir de Karacabey eşrafından birinden beşbin lira aldığını” anlatmasına ve “Milli Mücadeleye hazırlık” şeklinde yorumlamak istese de bunu başka kaynaklardan ve dönemin tanıklarından doğrulama mümkün olmadı.Yeni ulaştığımız bir kaynak ise bu olayın neden gerçekleştiğini daha iyi ortaya koymaktadır.

Çerkez Ethem’in kardeşi Reşit Bey’in 1919 yılının son aylarında bir İstanbul gazetesine verdiği röportajda kendisi ve kardeşinin İttihatçı olmadığını ve Milli Mücadeleye destek verdiklerini, İzmir Valisi Rahmi Bey’in oğlunun kaçırılması olayını ise bilinenden daha farklı bir şekilde anlatmaktadır.MİLLİ MÜCADELE’YE HAZIRLIK İÇİN Mİ YOKSA İNTİKAM HIRSI MIReşit Bey kaçırma meselesinin büyütüldüğü kadar olmadığını Aydın’da Kuşçubaşı Eşref ile birlikle aldıkları büyük bir çiftliğin hissesinin devri konusunda sorun yaşadığını, Rahmi Bey’in çözüm odaklı hareket etmediğini, çiftlikte silahlı adamlar bulunduğu konusunda kendisine yanlış bilgi verildiğini çiftliği askerlerin bastığını ama çiftlikte bulunanların koyunlarına bakan çobanlar olduğunu bakıma muhtaç olan binlerce koyunun sütten kesildiğini yok pahasına satmak zorunda kaldığını ve elli bin lira zarara ettiğini dile getirerek araya milletvekili ve Talat Paşa’nın girmesine ve kendisinin Rahmi Bey’le yaptığı yüz yüze görüşmeden istediği sonucu alamaması sonrasında kardeşi Ethem’in bu olayı gerçekleştirdiğini dile getiriyor:“Birader hem kendi intikamını almak hem de vilayeti Rahmi’nin istibadından kurtarmak için dağa çıktı.

Mütarekeye kadar Rahmi birkaç defa İstanbul’a gidip gelirken pusuya düştü.

Her seferinde Talat’ın yardımıyla kurtuldu.Mütarekeden sonra Rahmi İstanbul’a döndü bir daha kendisini ele geçirmek mümkün olmadı Fakat uğradığım büyük zararları telafi etmek, intikamı hiç olmazsa onu ısrar etmek suretiyle almak lazım geldi.

Kendisinden 540 bin lira fidye istediler.

Nihayet dostların yardımıyla, yalnız koyunların zararı telafi edilerek çocuk validesine iade edildi."AUDREY HEPBURN’ÜN ÇERKEZ ETHEM’LE NE İLGİSİ VARReşit Bey’in bahsettiği çiftlik Söke’de Fotiadislere ait olan Haydarlı ve Güdüş Çiftiği’ idi.

Fotiadislerin ünlü avukatı God Franko bu olayı yakından takip etmiş, tabiri caizse Reşit Bey ve adamlarının çiftliğe çökmesine Rahmi Bey engel olmuştu.

Bununla beraber Ethem’in bu işi kişisel nedenlerle yaptığı anlaşılmaktadır.

Nitekim Alpaslan’ın kaçırılmasında Birinci Dünya savaşı sırasında Rahmi Bey’le arasında geçen birtakım olayların etkisi olduğu anlaşılmaktadır.

Savaş sırasında Ethem’in Cumaovası yakınlarında Von Heemstra adlı bir Hollandalı’ya ait çiftliği basma girişiminin, olayı haber alan Rahmi Bey tarafından önlenmesi bazı adamlarının öldürülmesi ve bu olaydan kısa bir süre sonra içinde Rahmi Bey’in de bulunduğu Bandırma trenini bombalama girişiminin Sapancalı Baki Bey tarafından etkisiz kılınması da Ethem’in Rahmi Bey’e kin duymasına neden olmuştur.Ünlü sinema sanatçısı Audrey Hepburn’ün ailesine ait olan bu çiftlik Menderes’de Kısıköy ve Ayrancılar arasında yetmiş bin dönümlük bir alandan oluşmaktaydı.

Bu çiftlik daha sonrasında Girit göçmenleri tarafından satın alınarak bugünkü Oğlananası Atatürk Mahallesi kurulmuştur.

Kuşaktan kuşağa bugün dahi bu çitlik basma olayı halen anlatılmaktadır.Ethem’in Alpaslan’ın kaçırılmasından beş gün önce İzmir’e gelmesi de olayın planlı bir hareket olduğunu göstermektedir.HASAN TAHSİN KİMİN TARAFINDAEthem’in, Alpaslan’ın serbest bırakılmasından bir gün sonra, 8 Mart 1919 tarihinde Hasan Tahsin tarafından Hukuk-u Beşer’de “Herşeyden İbret Alalım” başlığı altında yayınlanan mektubunda bu olayı kişisel nedenlerden yaptığını daha iyi anlamaktayız.

Ethem, Alpaslan’ı niçin kaçırdığını şöyle anlatmaktadır:“Hakka istinad eder bir asiyim.

Bornova hadisesinden maksat, tazminat, fidye-i necât almak değil.

Benim ve memleketim aleyhinde istimâl edilecek ve binlerce yetimin ve şehit oğullarının haklarından terekküb etmiş, tabii pek gayr-i meşru toplanmış Rahmi’nin milyonlarını azaltmak, bu vesile ile de iâde-i haysiyet ve şeref etmektir.

Çünkü, Rahmi’yi hükümet tevfik etti."Olayın hemen arkasından Ethem’in mektubunun Hukuk-u Beşer’de yayınlanması dikkat çekicidir.

Mektuptan anlaşıldığı kadarıyla Ethem aldığı fidye ile Rahmi Bey’i memleket aleyhine kullanılan parasını azaltmış, İngiliz casusu diye hırpalanan Hasan adlı kişinin de intikamını almıştır.

Ethem, Rahmi Bey’in oğlu Alpaslan’ı kaçırarak şeref ve haysiyetini yeniden kazandığını belirtmektedir.“ÇERKESLERİN VE MÜSLÜMANLARIN EN SAMİMİ HAMİSİ”İşin ilginç yanı Hasan Tahsin’in “Herşeyden İbret Alalım” yazısında Çerkezliği ve Çerkez Ethem’i övüp, Rahmi Bey’i suçlamasıdır.

Hasan Tahsin Alpaslan’ın kaçırılmasını Almancı olan İttihatçıların baş adamı Rahmi’nin nüfuzunun kırılması şeklinde yorumlamaktadır.

Yazısında İtilaf Devletlerinin çıkarları konusunda yorumda bulunan ve İngilizler için “Çerkezlerin ve Müslümanların en samimi hamisi” diyen Hasan Tahsin, yazısının sonunda da şunları söylüyordu:“Şimdi Bornova vakası tavazzuh etmiş bulunuyor.

Meselede endişe-i vatan gayesiyle müthiş bir teşkilatın ruhu olan bir uzva maddî ve manevî bir darbe indirmek ve sonradan el’an İttihat ve Terakki illetiyle musâb bir çok halkımızın ve hele Düvel-i itilâfiye’nin murahhaslarının nazarı dikkatlerini teşkilatın gizli kuvvetlerini manevraları üzerine celb etmektir."Hasa TahsinHasan Tahsin’in bu tutumunda valiliği döneminde Rahmi Bey’in Hasan Tahsin’i Bolşeviklik propagandası yaptığı gerekçesiyle suçlaması ve ticaret hayatında yardım görmemesinin etkili olduğu kadar özel bir görevle geldiği İzmir’deki çalışmalarını kamufle etmek amacıyla da olduğu anlaşılmaktadır.Bununla beraber Alpaslan’ın kaçırılmasından sonraki günler içerisinde kendisinin de bu olaya karıştığı yolundaki söylentilerin artması üzerine Hasan Tahsin, Alpaslan’ın serbest bırakıldığı 7 Şubat 1919 tarihinde şunları yazıyordu: “Rahmi’nin çocuğu meselesinde benim meşgul olduğumu, alakadar bulunduğumu iddia edenlere sefil, habis ve namert derim”.Çerkez Ethem “Rahmi Bey’den ahz-ı intikam maksadıyla mahdumu Alpaslan Bey’i dağa kaldırarak elliüç bin adet yüzlük evrak-ı nakdiye fidye-i necat ahz” eylediği gerekçesiyle İzmir’de gıyabında yargılanarak 22 Temmuz 1339(1923) tarihinde olaya karışan Manyaslı Çerkez Şevket’le beraber idam cezasına çarptırılır.

Olaya katılan kardeşi Reşit, Kozma ve Atanaş adlı kişiler de “tevfik olunacakları tarihten itibaren onar sene müddetle” kürek cezasına mahkûm edilirler.

Olaya katılanların gıyabında alınan bu cezalar suçluların yakalanmadığı için uygulanamamıştır.O günlerde kişisel nedenlerle İttihatçı düşmanı kesilen Çerkez Ethem’in Alpaslan’ı kaçırmasının hatıralarında dile getirdiği gibi “Mili mücadeleye hazırlık” olmadığını düşmanlık sonucu oluğunu ve Rahmi Bey’den “ahz-ı intikam” maksadıyla gerçekleştirdiği sonucu ortaya çıkmaktadır.Serbest bırakılmasından sonra Alpaslan'ın kuzeni Mehmet Ali Aybar'ın gönderdiği mektubun çevirisi:"Sevgili kuzenim Alp,Haydutların seni bıraktığını öğrenince güzel bir gün geçiridim.Dışarıya gitmeden önce seni görmeyi umut ediyor, cevap bekliyor, seni çok kucaklıyorum.

Kardeşin Mehmet Ali."Not: Bu makalede kullanılan görsel malzeme aile arşivinden alınmıştır.

Kaynak gösterilmek suretiyle kullanılabilir.Dr.

Ahmet MehmetefendioğluOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri