Haber Detayı
Kimse maliyete göre fiyatını belirlemiyor
Enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek için para politikasının dışında bambaşka enstrümanların devreye alınmasını öneren MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye’de kimsenin maliyete göre fiyatını belirlemediğini söyledi. Özdemir, tam maliyet temelli fiyatlama mekanizması önerdi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, enflasyonla mücadeleden finansmana erişim sorununa, kentsel düşünümden tüketim ürünleri ithalatına kadar bir dizi konuda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Geçen günlerde düzenlenen özel bir basın sohbet toplantısında enflasyonla mücadele için para politikası ile gidilecek mesafenin sınırına gelindiğini bundan sonra ise bambaşka enstrümanların devreye alınmasını öneren Özdemir, “Bizim ülkemizde fiyatlamaları kontrol edemediğimizi düşünüyorum.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı dışında hiçbir kurum tam maliyet temelli fiyatlama çalışması yapmıyor.
Fiyatlamalar maliyete göre değin ünlü markaya göre belirleniyor.
Örneğin bir dondurma markası dondurmanın kilosuna bin 500 lira diyor.
Köşedeki dükkan bin lira yapıyor.
Mahalle arasındaki de 750 lira.
Ama bir kilo dondurmanın maliyetini soran yok!” dedi.
Bir bardak çayın, şehir ve mekana göre maliyetinin kat kat üzerinde fiyata satılmasını eleştiren Özdemir, “Anadolu’da belediyelerin etkisinin olduğu mekânlarda fiyat belirlenmeli.
Devletin bir tam maliyet fiyatı koyması lazım.
Nasıl mesela ordu evleri, öğretmen evleri daha makul” ifadelerini kullandı.Türkiye’deki konut sahipliği ve ücretli kesimin erişim sorununa da değinen Özdemir, “Ne zaman 250 bin dolara vatandaşlık verdik o zaman fiyatlar arttı.
Vatandaşlık alanların çok önemli kısmı daha yüksek fiyata satıp çıktı.
Bir toplum kendi aydınına böyle davranmamalı.
Bir doktor, bir mühendis kazandığı parayla bir ev alamıyor” diye konuştu.Zombi şirket deyip batırmak yerine işlevine bakmak lazım Türkiye’de kentsel dönüşümden ziyade rantsal dönüşüm olduğunu ifade eden Özdemir, sanayi yatırımları konusunda da radikal bir çıkış yaparak, “Yüksek teknolojili ürün üretimi dışında yeni temellerin atılmasına ihtiyaç yok” mesajı verdi.
Bu konudaki görüşlerine detaylandıran Özdemir, şunları söyledi: “Benim gezdiğim fabrikalarda tezgahlar boş.
Örneğin 300 kişilik fabrikada 100 kişi çalışıyor.
Biz hâlâ yatırım yapın, temel atın diyoruz!
Yeni yeni fabrikalar kurmanın manası yok.
İhracatımızın yüzde 35-40’ı düşük teknolojili ürünler.
Teşvik paketi açıklandı diye bir ayda roket vidası yapılması beklenemez.
Bizde bir geçiş planlaması yok.
Savunma sanayi önemli ama istihdamın yüzde 35-40’ı özel sektörden, kalanı devlet.
Ama tekstil 1,2 milyondan 900 bine geldiği durumda bile savunmanın 10 katı insan istihdam ediyor.
Bundan çıkalım demekle olmuyor.
İlgili bakanlıklarımızın bir envanter çıkarması lazım; bu ülkede kaç tane CNC tezgahı var biliyor muyuz?
İmalatın milli gelir içindeki payı tarihi düşük seviyelere geldi.”Kamuoyunda gündeme getirilen “zombi şirketler” söylemine ilişkin görüşlerini sorduğumuz Burhan Özdemir, şu yorumları yaptı: “Herkes şirket sahibi olup herkes bir şey yaptığını iddia ettiği için böyle bir durum var ama zombi kavramı ne kadar doğru?
Sistem için üretim yapan ama belli nedenlerle kendini çeviremeyen ama piyasaya lazım olan şirketler var.
Bunların batırılması doğru değil.
Çok fazla faaliyet yapmayıp yüksek cirolar ve kârlar yapanlar var onlara da bakmak lazım.
Yüz personel çalıştırıp hammadde maliyeti ve finansman zorluğu altında ezilen firmaya; bu batsın, zombi demek yerine desteklemek lazım.
Her şeyi ciro endeksli düşünmemek, kâr maksimizasyonu eksenli düşünmemek lazım.
Bu çok kapitalist bir bakış açısı olur.
Bu zombi iddiasını birileri söylüyorsa o zaman başkalarının yaptığı yüksek kârları da konuşmak lazım.
Fiyat diyelim 10 lira.
Malı 9,5’e üretiyorum.
Genel giderlerle maliyet 10’u aşıyor ama satmak zorundayım.
Çünkü 100 adam çalıştırıyorum, 100 adam evine ekmek götürüyor.
Bunlara zombi deyip, batsın diyorsak o zaman yüksek kâr edenleri de regüle edelim.” Halka arzlar konusuna da değinen MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir, halka arzların finansman sorununu çözmekten ziyade büyümek için yapılmasının daha doğru olacağını ifade etti.
Özdemir, “Bundan 2 sene önce maliyeti ne olursa olsun finansmana erişim problemdi.
Artık finansman maliyeti esas problem” dedi.BM ile mülteciler için iş birliğiMÜSİAD ile Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye Temsilciliği arasında kapsamlı iş birliği anlaşması imzalandı.
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in basın sohbet toplantısının ardından UNHCR Türkiye Temsilcisi Angela Li Rosi ile İstanbul’da imzaladığı anlaşma uyarınca, mülteci ve ev sahibi toplulukların ekonomik dayanıklılığının artırılması, iş gücü piyasasına katılımlarının desteklenmesi ve sosyal uyumun güçlendirilmesi sağlanacak.
Mültecilerin yer aldığı şehirlerde MÜSİAD üye iş yerlerinin desteği ile eğitimler verilecek, istihdam olanakları artırılacak.
Öte yandan MÜSİAD olarak New York’ta bir finans zirvesi gerçekleştirmeyi planladıklarını açıklayan Burhan Özdemir, Birleşmiş Milletler Finans toplantıları ile eş zamanlı olacak şekilde bu zirveyi yapacaklarını söyledi.
Önümüzdeki dönemde uluslararası alanda daha aktif bir MÜSİAD göreceğimizi kaydeden Özdemir, yurt dışında yıllardır hep aynı kişilerin katıldığı ve artık “Türkler’in Türkler ile toplantısı” niteliğinden öte geçemeyen etkinler yerine geniş ve nitelikli etkinlikler için çalışacaklarını ifade etti.“Kritik sektörlerde Çin’e engel konulmalı” Son dönemde sosyal medyada belli kesimlerin eleştirisine neden olan ve e-ithalat yoluyla gelen ürünlerde 30 euro istisnasının kaldırılmasına yönelik görüşlerini açıklayan MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, “Bunun yapılmasını biz istedik.
Bence birçok sektörde ve belli kritik sektörlerde Çin’in engellenmesi lazım.
Son kullanım ürünlerinde engellenmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Başkan Özdemir’in dikkat çektiği tüketim ürünleri ithalatına baktığımızda 2023 yılında 42,2 milyar dolar olan tutar 2025’te 53 milyar doları aştı.
Çin’den yapılan tüketim malları ithalatı 2023’te 5,3 milyar dolarken geçen yıl 7,5 milyar doları aştı.
Böylece Türkiye’nin tüketim malları ithalatı içinde Çin’in payı yüzde 12,7’den yüzde 14,2’ye yükseldi.