Haber Detayı
Yasaklar iktidarın ömrünü uzatır mı?
İçişleri ve Adalet Bakanlarının değişmesi, muhalefette bir “korku iklimi” algısı yarattı. Sadece muhalefet siyasetçilerinde değil...
İçişleri ve Adalet Bakanlarının değişmesi, muhalefette bir “korku iklimi” algısı yarattı.
Sadece muhalefet siyasetçilerinde değil, muhalefet tabanında da adalete ulaşma konusunda gelecek dönemin geride kalan dönemi aratacak kadar sert geçeceği beklentisi hâkim.Bunun nedeni de yeni Bakan Akın Gürlek’in Başsavcılık dönemindeki sert tavrı ve hukuk devleti ilkeleri açısından tartışılan uygulamalarıydı.Örnek vermek gerekirse,- Tutukluluğun istisna olmaktan çıkarılıp rutin hale getirilmesi,- Delilden suçluya değil şüpheliden delile gitme uygulamaları,- Soruşturma ve kovuşturmalarda yapılan önemli usul hataları,- Anayasa Mahkemesi kararlarının yerel mahkemeler tarafından tanınmaması,- Gizli tanık ve itirafçılık uygulamalarının Ergenekon-Balyoz davalarını hatırlatırcasına yaygınlaşması,- Siyasi davaların artması, ifade özgürlüğü ihlalleri, hasta mahkumların sorunları gibi insan hakları ihlallerinin çoğalması gibi başlıkları sıralayabiliriz.***Ben şahsen muhalefetin yeni bakan üzerinden bir korku iklimi yaratma çabasını yanlış buluyorum.
Bizler her durumda demokrasiyi, hukuk devletini, temel insan haklarını savunmak zorundayız.İktidarlar bu alanlarda yoğun ihlallere imza attığında, dünyanın sonu gelmiş gibi hareket edip şikâyet etmek yerine demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler ve insan hakları gibi alanlarda mücadele etmek daha doğru olsa gerek.Bu mantıkla muhalefetten de benzer bir yaklaşım bekliyor insan.Muhalefet liderlerinin “yarın bugünden kötü olacak” algısını pekiştirmek yerine, “ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkede demokrasiyi, hukuk devletini, özgürlükleri, temel insan haklarını yaşatmak için mücadele edeceğiz.
Yarın bugünlerden daha iyi olacak” mesajını vermesi, muhalefet tabanında korku yerine mücadele ve cesaret duygusunu geliştirecektir.***Bu görüşlerimin bazı siyasiler, izleyiciler ve okuyucular tarafından “Ne yani, bütün bu ihlalleri görmezden mi geleceğiz” tepkisiyle karşılaştığının farkındayım.Ancak ben “görmezden gelelim” demiyorum.Bilakis, özgürlükten mahrum kalmak gibi ağır bedellerin ödendiği çok zor bir dönemden geçtiğimizi kabul ediyorum.Buna karşın bu ülkede çok daha sert zamanların yaşandığını, demokrasi sevdalıların o zamanlarda da sonuna kadar mücadele ederek sonuç aldıklarını anımsıyorum.“Güçlünün hukukunun her zaman egemen olacağı” algısı da doğru değildir.Süreçler doğru yönetildiğinde, doğru anlatıldığında, millet hukukun gücünün egemen olması için mücadele eder.
Buna yakın tarihimizde defalarca tanık olduk.Üstelik, varlıklarını sürdürmek için otoriter yöntemlere başvuran, yargı ve kolluk gücünü bir baskı aracına dönüştüren iktidarların seçimlerde hep başarısız olduğu da deneyimlediğimiz konuların başında gelir.İktidar ömrünü uzatmak için cümle yasaktan medet umabilir ama ne Türkiye ne dünya tarihinde yasakçı iktidarların millet nezdinde hep destek kaybettiğini unutmamak gerek.Mahir Ünal’ın yeşil topları gibi mi olacak?Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, iktidara yakın bir televizyon kanalında bakanlığı döneminde izleyeceği yol haritasını açıkladı.Üzerinde durduğu konulardan biri de sosyal medya alanında yapılacak yasal düzenlemelerdi.
Bakan Gürlek bu konuda şu açıklamayı yaptı:“Sosyal medyada bir şahıs yazı yazacaksa yorum yapacaksa kesinlikle kimliği belli olacak.
Kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından fake (sahte) hesapla bunlara yapacak.
Biliyoruz ki herkese itibar suikastı oluyor.
Hâkim savcılara oluyor.
Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar.
Bunlar yanlış, sosyal medyada şahıs bir şey paylaşıyorsa birilerini hedef alıyorsa kimliği belli olacak.
Sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.”Bu açıklamaya itiraz etmek imkânsız.Zira sosyal medyanın kötü niyetli kullanımı hepimizin malumu ve sorunu.Ancak iki sorun var:1) Sosyal medya profilleri küresel şirketler tarafından belirleniyor ve Türkiye’nin küresel şirketlerin uygulamalarını değiştirme şansı çok yok.2) Sosyal medyayla ilgili plan yapmak çok kolay ama uygulamaya geçilirken beklenmedik sorunlar ortaya çıkıyor.Örnek olsun diye Akın Gürlek’in unuttuğu bir detayı paylaşayım:Sosyal medyayı benzer şekilde kullanan, muhalefet siyasetçilerine, gazetecilere itibar suikastları yapan azımsanmayacak sayıda iktidar destekçisi hesap var.
Aynı hesapların oluşturduğu sosyal medya mahkemeleri de ayrı bir sorun. “Yargıyı etkilemek” demişken, “şunu tutuklayın, bunu tutuklayın” tarzı mesajların yargı mensuplarını nasıl yönlendirdiğine dair de onlarca örnek verilebilir.Gürlek, muhalif hesaplara ayrı, iktidar hesaplarına ayrı muamele yapamayacağına göre, gizli, fake ve robot hesaplarla itibar suikastı yapan iktidar trollerinin kimliklerini de ortaya çıkaracak mı?
O kullanıcılar da eşit yargı süreçlerinden geçecek mi?(Bu arada hatırlarsanız, Mahir Ünal, AK Parti’nin medyadan sorumlu genel başkan yardımcısıyken sosyal medyadaki destekçilerin yeşil top kullanmasını istemişti ve profillerine yeşil top koyan birçok kullanıcının trol hesabın iktidarla bağı teşhir olmuştu.
Ünal hayli zor durumda kalmıştı).