Haber Detayı
Ödemelerin 3'te 2'si ABD kontrolünde
Visa ve Mastercard’ın Euro Bölgesi kartlı işlemlerinin üçte ikisini kontrol etmesi, Avrupa’da finansal egemenlik tartışmalarını alevlendirdi.
Son dönemde Avrupa-ABD ilişkilerinde yaşanan gerilimlerin gölgesinde, Avrupa’da ABD’li ödeme şirketlerine artan bağımlılık konusunda kaygılar derinleşiyor.
Kıtanın en hayati alanlarından biri olan ödeme sistemlerinin büyük ölçüde Amerikan şirketlerinin kontrolünde olması, egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 2022 verilerine göre, ABD’li ödeme devleri Visa ve Mastercard, Euro Bölgesi’ndeki kartlı işlemlerin yaklaşık üçte ikisini kontrol ediyor.
Bu tablo, modern ekonominin en hassas sektörlerinden biri olan ödeme altyapısının önemli ölçüde Avrupa denetimi dışında kaldığını ve kıtanın finansal mimarisinde ciddi bir egemenlik açığı bulunduğunu ortaya koyuyor Artan Avrupa açığı Financial Times’ta yayımlanan vhabere göre, nakit kullanımının azalmasıyla birlikte Avrupalı yetkililer, ABD’li ödeme şirketlerinin etkisinin olası siyasi krizlerde bir baskı aracına dönüşebileceğinden endişe ediyor.
Eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, derin entegrasyonun tüm ortakların müttefik olmadığı durumlarda istismar edilebilecek bağımlılıklar yarattığını söyledi.
Draghi’ye göre bir zamanlar karşılıklı denge unsuru olarak görülen karşılıklı bağımlılık, artık nüfuz ve kontrol aracına dönüşebilir.
AB üyesi 13 ülkenin ABD’li ödeme sağlayıcılarına alternatif herhangi bir ulusal sistemi bulunmuyor.
Yerel sistemlerin olduğu ülkelerde ise kullanım oranları düşüşte.
ECB, ABD’li şirketlere rakip kart sistemleri kurmaya yönelik özel sektör girişimlerinin (bunlar arasında Avrupa Ödeme Girişimi (EPI) de var) koordinasyon ve ortak standart oluşturma zorlukları nedeniyle ciddi engellerle karşılaştığını belirtiyor.
BNP Paribas ve Deutsche Bank gibi kurumların yer aldığı EPI, 2024’te Apple Pay’e Avrupa alternatifi olarak sunulan Wero hizmetini başlattı.
Wero’nun Belçika, Fransa ve Almanya’da yaklaşık 48,5 milyon kullanıcısı bulunuyor ve 2027’ye kadar çevrimiçi ve mağaza içi ödemelere genişlemesi planlanıyor.
Çözüm olarak dijital euro Bu çerçevede Avrupa Merkez Bankası, Visa ve Mastercard’a eşdeğer bir Avrupa ödeme altyapısı oluşturmayı amaçlayan “dijital euro” projesini stratejik bir adım olarak öne çıkarıyor.
Projenin amacı, dijital ödemeleri kolaylaştırmak ve parasal egemenliği güçlendirmek.
Ancak dijital euro siyasi tartışmalara yol açıyor.
Bazı finans kuruluşları, bunun özel sektör girişimlerini zayıflatacağını savunarak projeye karşı çıkıyor.
Avrupa Parlamentosu’nda bu yıl yapılması planlanan oylama, ödeme sistemlerinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Projenin kabul edilmesi halinde, Euro Bölgesi’ndeki işletmelerin 2029’dan itibaren dijital euroyu hem mağazalarda hem çevrimiçi ortamda kabul etmesi gerekecek.
ECB’nin aynı yıl dijital para ihraç etmeyi planladığı belirtiliyor.
ECB Yönetim Kurulu üyesi ve dijital euro projesinden sorumlu Piero Cipollone, Avrupalıların kontrolü dışında kalan ödeme sistemlerine aşırı bağımlılıktan kaçınmak istediğini vurguladı.
Avrupa Parlamentosu Ekonomi Komitesi Başkanı Aurore Lalucq ise dijital euronun, birleşik bir Avrupa Visa veya Mastercard’ının temeli olabileceğini savunuyor. “Geç kalınmış bir hamle” EPI CEO’su Martina Weimert, dijital euronun iki yıl içinde hayata geçirilmesinin planlandığını, ancak olası jeopolitik gerilimlerin daha hızlı tırmanması halinde bunun geç kalınmış bir çözüm olabileceğini söylüyor.
Weimert’e göre Avrupa’nın güçlü ulusal ödeme sistemleri var, ancak sınır ötesi entegre çözümler eksik.
Geçmişte bu tür bir Avrupa çapında ödeme ağına duyulan ihtiyaç genel bir farkındalık düzeyindeydi; ancak mevcut jeopolitik ortam projeyi acil bir mesele haline getirdi.
Ödeme sistemleri: Ekonominin atardamarı Dijital ödeme çözümleri artık yalnızca işlem kolaylaştıran araçlar değil; modern ekonominin temel altyapısı ve stratejik bir egemenlik unsuru.
Ödeme sistemlerini kontrol etmek, para akışını, finansal verileri ve kriz anlarında ekonomik sürekliliği kontrol etmek anlamına geliyor.
Nakit kullanımının azalmasıyla birlikte ödeme sistemleri, enerji ve iletişim altyapısı kadar kritik hale geldi.
Yerel sistemler, ülkelerin jeopolitik baskılara karşı ekonomilerini koruma kapasitesini artırıyor.
Avrupa’nın ikilemi Bankacılık danışmanı Elias Massad’a göre, Avrupa’daki kartlı ödemelerin büyük kısmının ABD kontrolünde olması, Washington’a Avrupa ekonomisinin günlük işleyişi üzerinde dolaylı bir etki gücü veriyor.
Bu durum, geleneksel baskı araçlarına gerek kalmadan ekonomik faaliyetleri etkileyebilme kapasitesi anlamına geliyor.
Massad, Avrupa’nın piyasanın kendi başına alternatif üreteceği yönündeki varsayımının hatalı olduğunu savunuyor.
Ödeme sistemleri güçlü ağ etkilerine sahip; sistem ne kadar yaygınsa o kadar güçlü hale geliyor.
ABD şirketleri yalnızca teknik üstünlükle değil, erken hareket edip küresel standartları birleştirerek başarı elde etti.
Avrupa ise düzenleyici parçalanmışlık ve bürokrasi nedeniyle geri kaldı.
Massad’a göre dijital euro doğru yönde bir adım, ancak tek başına yeterli değil.
Başarı, özel sektörün üzerine inşa edebileceği açık bir platform tasarımına ve kullanımın teşvik edilmesine bağlı.
Veri gücü ve gerçek risk Para politikası uzmanı Elie Khoury ise meselenin yalnızca işlem kontrolü değil, veri kontrolü olduğunu belirtiyor.
Visa ve Mastercard aracılığıyla ABD’nin Avrupa’daki tüketim kalıplarını analiz edebilme kapasitesi, stratejik bir avantaj sağlıyor.
Khoury’ye göre Avrupa, ulusal çıkarları koruma adına ortak bir kart standardı oluşturmakta gecikti ve bu boşluk ABD şirketleri tarafından dolduruldu.
Küresel kabul avantajı da ABD sistemlerini neredeyse vazgeçilmez kılıyor.
Ayrıca Avrupa’daki ticari bankalar, dijital euro gibi projelere temkinli yaklaşıyor; işlem ücretlerini ve mevduat kontrolünü kaybetme endişesi, finansal egemenlik arayışını zorlaştırıyor.
Gerçekçi bir yol haritası Khoury, çözümün Visa ve Mastercard’dan tamamen kopmak değil, bağımlılığı kademeli olarak azaltmak olduğunu savunuyor.
Kamu sektöründe Avrupa çözümlerinin zorunlu hale getirilmesi, teknik standartların AB genelinde uyumlaştırılması ve yerel sistemlerin sınır ötesi platformlara entegre edilmesi öneriliyor.
Dijital euro da egemen ödeme sisteminin merkezinde konumlandırılmalı.
Böylece Avrupa, para akışını ve finansal verileri bağımsız biçimde yönetebilecek ve yabancı taraflara bağımlılıktan kaynaklanan riskleri azaltabilecek.
Uzmanlara göre, ödeme sistemlerinin artık “piyasa meselesi” değil, açık bir siyasi ve stratejik tercih olarak “egemen altyapı” kategorisinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Aksi halde Avrupa, ekonomik büyüklüğüne rağmen başkalarının platformlarını tüketmeye devam edecek.