Haber Detayı

Kim kime yaklaşıyor, kim kimden uzaklaşıyor
Yazarlar hurriyet.com.tr
17/02/2026 06:15 (5 saat önce)

Kim kime yaklaşıyor, kim kimden uzaklaşıyor

“İSTANBUL Ekonomi Araştırma” (İEA) ekonomik, siyasi ve toplumsal konularda araştırmalar yürütmek amacıyla 2016’da kuruldu.

İEA’nın başında Can Selçuki var.

Birçok alanda araştırmalar yapıyorlar ve raporlar sunuyorlar.

Her cuma da “Susam Bülten”i yayımlıyorlar.Son hafta, Trump’ın ikinci dönemiyle ilgili önemli bir tespitte bulundular.Trump’ın ikinci dönem başkanlığıyla birlikte ABD’nin küresel stratejisi yeniden gündemin merkezine oturdu.

Kasım 2025 tarihli ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi de yönetimin “Batı yarımkürede Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etme” ve bölgede “kritik coğrafyalara erişimi koruma” hedeflerini açık biçimde vurguluyor.

Buna karşılık, onlarca yıla yayılan BM Genel Kurulu oylamalarını kullanan yeni bir analiz, jeopolitik “ağırlık merkezinin” bu açıdan da ABD’den Çin’e doğru kaymakta olduğunu; bunda özellikle Trump dönemlerinde Avrupa’nın ABD’den belirgin biçimde uzaklaşmasının etkili olduğunu gösteriyor.Buradaki yöntem basit bir “aynı yönde oy verme” hesabı değil.

Ülkelerin BM oylamalarında ABD ve Çin’le yıllık bazda ağırlıklandırılmış korelasyon katsayıları hesaplanıyor.

Oylar, ne kadar bölücü olduklarına göre ağırlıklandırılıyor.

Oybirliğiyle geçen kararlar neredeyse sıfır etki yaratırken, keskin ayrışma yaratan dosyalar en yüksek ağırlığı alıyor.

Bu ölçüm, ülkelerin “haklı-haksız” pozisyonunu değil, BM dosyalarında kiminle ne kadar benzeştiklerini gösteriyor.Sonra bütün ülkeler, ABD’nin (-1), Çin’in (+1) olarak sabitlendiği bir eksende konumlandırılıyor.Ortaya çıkan tablo ilginç.Trump’ın ilk döneminde Avrupa’nın ABD’den belirgin biçimde uzaklaştığı görülüyor.

İkinci dönemde bu eğilimin daha da netleştiğine dair işaretler var.

Yani mesele sadece Washington–Pekin rekabeti değil; Batı içindeki çözülme de en az o kadar belirleyici.Türkiye açısından ise daha da dikkatli okunması gereken bir veri var.

BM oylamalarında “Batı’ya yakınlaşma” gibi görünen sonuç, aslında Batılı ülkelerin Türkiye’nin pozisyonuna yaklaşmasından da kaynaklanabiliyor.

Örneğin Kanada, Obama döneminde Türkiye’den oldukça uzak bir çizgideyken, Trump’ın ikinci döneminde Türkiye’ye en çok benzeşen ülkelerden biri haline geliyor.

Bu örnek, “yakınlaşma” kadar “uzaklaşma” yönünün de okunması gerektiğini hatırlatıyor.Bu da bize şunu söylüyor.Uluslararası siyasette sabit bloklar yok.Haritalar değişiyor.

Eksenler kayıyor. “Kim kime yaklaşıyor?” sorusu bazen “Kim kimden uzaklaşıyor?” sorusundan daha anlamlı hale geliyor.Trump’ın ikinci dönemi belki de yeni bir Amerikan yüzyılının başlangıcı değil.Ama kesin olan şu.

Dünya artık tek merkezli değil.

Ve güç dengesi, oy pusulalarındaki küçük kaymalarla sessizce yeniden yazılıyor.DAWSON LEERY’NİN YILLARCA AŞKI ARAMASI… GENÇLİMİZİN TANIKLIK YILLARIYDIBENİM sevdiğim ve takip ettiğim dizilerden biriydi Dawson’s Creek...Dizinin yıldızı James Van Der Beek, 48 yaşında kolon kanserinden hayatını kaybetti.Sosyal medyayı yakından takip etme gibi bir huyum yok ama ilginç öyküleri izlerim.Beek Ailesi’ni de takip etmemin elbette bir nedeni vardı.Oyuncu, eşi Kimberly ile dört kız ve iki erkek çocuğunun babasıydı.

Aile hayatından anları sık sık paylaşıyordu.6 sarışın, birbirinden sevimli çocuk...James Van Der Beek’in Kimberly Brook ile olan aşk ilişkisi, hayalperest ve umutsuz romantik karakteri Dawson Leery için rüyaların gerçekleşmesi gibiydi.Öykü şöyle...2009 yazında, Beek altı yıllık evliliğinden sonra Heather McComb’dan yeni ayrılmış ve bir seyahate çıkmıştı.Uçakta bir arkadaşıyla yeni bekar hayatı, gelecek planları ve bir gün aile kurma umutları hakkında dertleşiyordu.

Bu sohbeti masum bir soruyla bir ses böldü.

Beek arkasını döndü ve kızıl saçlı bir model olan Kimberly Brook ile o an karşılaştı.Birkaç gün sonra, güzel Kimberly ile buluştu ve ona bir ilişkide ne aradığını sordu.

Kimberly’nin cevabı “Bir ilişki aramıyorum” oldu.Ancak “Aşk Tanrısı”nın başka planları vardı ve bu karşılaşmayı alışılmadık bir aşk hikâyesine dönüştürecekti.

Tanıştıktan tam bir yıl sonra çift 1 Ağustos 2010’da evlendi.Olivia ilk kız çocuklarıydı.Çiftin ikinci çocuğu ve ilk oğlu Joshua, Mart 2012’de dünyaya geldi.

Aileye her iki yılda bir; bir küçük sarışın daha katıldı.

Annabel 2014’te, Emilia 2016’da ve Gwendolyn 2018’de doğdu.

Ailenin en yeni üyesi Jeremiah da Kasım 2021’de doğdu.Ben de Beek Ailesi’nin her ferdini ve onların samimi hikâyelerini takip ediyordum.Rutin bir kolonoskopi sırasında kolon kanseri olduğunu öğrendi James ve hayat da tersine döndü.Bir anda set ışıkları söndü.Kameralar kapandı.Kanser sadece bedeni değil, hayatın planını da değiştiriyor.Tedavi masrafları arttıkça, yıllarca biriktirdiği bazı hatıra eşyalarını satışa çıkarmak zorunda kaldı.

Bir oyuncunun kariyerinden kalan sembolik parçalar...

Oysa o eşyalar bir dönemin gençliğini temsil ediyordu.Şimdi ölümünden sonra arkadaşları, geride kalan altı çocuğu ve eşine destek olmak için internet üzerinden bir kampanya başlattı. 2.5 milyon dolar toplandı.Ama beni etkileyen ise bir ekran yıldızının ötesinde, iyi bir eş ve iyi bir baba olarak hatırlanması...Belki de hayatın en büyük başarısı bu.Dawson Leery yıllarca ekranda aşkı aradı.James Van Der Beek ise gerçek hayatta onu buldu.Ve geriye, altı çocuğun gözlerinde yaşayacak bir hikâye bıraktı.FUTBOLDAN SOĞUTTULARİNANIN artık insan, gönül verdiği takımın maçını bile açmak istemiyor.Eskiden maç saati bir heyecandı; şimdi bir gerilim.Maç bitiyor ama mesele bitmiyor.

Saatlerce, günlerce; yeni haftanın ilk düdüğüne kadar aynı tartışmalar sürüyor.Hakem.

VAR.

Futbol konuşulmuyor artık.Benim gibi birçok arkadaşım bu döngüden yoruldu.Bir spor dalı, bu kadar gerilim üretmemeli.

Bu kadar kutuplaşma yaratmamalı.Hele hele küçük çocukların bile ekrana bakıp “Bu lig tiyatro” demesi insanın içini daha çok acıtıyor.O yüzden bir süredir şunu yapıyoruz.

Maç bitince sosyal medyayı kapatıyoruz.

Yorumları okumuyoruz.

Alevlenen tartışmalara girmiyoruz.Kendimize şunu hatırlatıyoruz.

Hayat futboldan ibaret değil.Belki de en doğrusu bu.Bu kadar sansasyonun, bu kadar karmaşanın içinde biraz geri çekilmek.Sosyal medya detoksu yapmak.Çünkü futbol bir oyun.Ama hayat, gerçek.

İlgili Sitenin Haberleri