Haber Detayı
Enflasyonda hedef, tahmin ve ara hedef karmaşası
Servet Yıldırım yazdı: Ortada rakamlar uçuşuyor; yüzde 5, yüzde 16 ve yüzde 15-21. Bir de yüzde 18 telaffuz ediliyor. Doğal olarak vatandaş anlamaya çalışıyor “Hangisi gerçek hedef?” diye.
Ortada rakamlar uçuşuyor; yüzde 5, yüzde 16 ve yüzde 15-21.
Bir de yüzde 18 telaffuz ediliyor.
Doğal olarak vatandaş anlamaya çalışıyor “Hangisi gerçek hedef?” diye.
Geçen hafta Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan Enflasyon Raporu’nu açıklarken gördük ki kafalar biraz karışık.
Bazı kanallar Merkez Bankası’nın enflasyon hedefini revize ettiğini söyledi; bazıları da TCMB’nin TÜFE tahminini yüzde 18’e çıkardığını duyurdu.
Benzer yorumlar ekonomistlerden de geldi.
Oysa Merkez Bankası ne hedefini ne de ara hedefini değiştirmişti.
Sadece tahmin aralığını yukarı yönlü güncellemiş, aralığın genişliğini ise aynen korumuştu."Ara hedef" tam anlaşılamadıAylarca hedef ile tahmin farkını tartıştıktan sonra tam “tahmin aralığı” ve “orta nokta” kavramına alışmışken, geçen yılın ortasında bir de “ara hedef” çıktı.
Ancak bu kavramın tam olarak anlaşıldığını sanmıyorum.
Bu kavramları biraz açmakta fayda var.Merkez Bankası’nın iletişiminde üç farklı kavram bulunuyor.İlki, düzenli olarak her üç ayda bir açıklanan kısa vadeli enflasyon tahminleri.
Banka bunları tek bir rakam yerine bir aralık olarak açıklıyor.
Eskiden bu aralığın orta noktasını da özellikle vurgular ve iletişimde onu referans alırdı.
Bu rakamlar, aslında “mevcut şartlara göre enflasyon şu tarihte şu seviyede olur” şeklindeki bir öngörüdür.
Yani mevcut para politikası duruşu korunursa enflasyonun belirtilen dönem sonunda ulaşması beklenen seviyeyi ifade eder.
Küresel ve ulusal ekonomideki ve siyasetteki gelişmelere ya da olası şoklara bağlı olarak bu tahminler değişebilir.
Dolayısıyla bunların bir hedef değil, bir projeksiyon olduğu unutulmamalıdır.İkinci kavram hedeftir.
Merkez Bankası uzun süredir orta vadeli enflasyon hedefi açıklıyor ve bu hedef uzun zamandır yüzde 5.
Ne yazık ki yıllardır bu hedefe yaklaşamadık; orta vade bir türlü gerçekleşmedi.
Oysa fiyat istikrarını sağlamak, yasayla belirlenmiş temel görevi olan bir merkez bankası için en temel başarı ölçütüdür.
Bu açıdan bakıldığında Banka’nın performansı uzun süredir tartışılıyor.
Yüzde 5 rakamı fiyat istikrarı tanımına karşılık gelen ve uzun vadeli çıpa görevi gören orandır.
Türkiye ekonomisinde kalıcı fiyat istikrarı seviyesini ifade eder.
Bu rakamın bir tahmin değil, hükümetle birlikte belirlenmiş politik bir hedef olduğunun altını çizmek gerekir.Üçüncü kavram ise “ara hedef”tir.
Henüz birçok kesim tarafından tam anlaşılamayan ve biraz da kafa karıştıran bir kavramdır.
Merkez Bankası bunu, orta vadeli hedef olan yüzde 5’e ulaşmak için bir tür “yol haritası” olarak kurgulamak istedi.
Banka'nın enflasyonu kademeli olarak düşüreceğini, bir dezenflasyon patikası izleyeceğini ifade etmektedir.
Çünkü enflasyonun bir anda yüzde 5’e düşmeyeceği açıktır.
Bu nedenle ara hedef bir düşüş patikası sunmaktadır; ancak bu patikanın çerçevesi ve işlevi yeterince net anlaşılabilmiş değildir.
Burada bir de "kontrol ufku" gibi teknik terimler eklenince mesele vatandaşlar için biraz daha komplike hale geliyor.
Kısacası; Türkiye gibi enflasyon geçmişi sorunlu bir ülkede "ara hedef" yaklaşımı biraz fazla sofistike kalmış olabilir.Bir dördüncü kavram daha var; o da Orta Vadeli Program (OVP) hedefi.
Bunu TCMB değil, her yıl Eylül ayında T.C.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı açıklıyor.
Başkanlık tarafından yayımlanan OVP'deki 2026 için yüzde 16, 2027 için yüzde 9 ve 2028 için yüzde 8 gibi oranlar aslında resmi hedef niteliğindedir.
Merkez Bankası'nın ara hedefleri ile bir revizyon olmadıkça uyumludur.Basit iyidirTürkiye gibi enflasyon geçmişi sorunlu bir ülkede, para politikasında sadelik çoğu zaman daha etkilidir.
Hedefler ve tahminler ne kadar açık ve anlaşılır olursa, iletişim de o kadar güçlü olur.
Orta vadeli hedef güven çıpası işlevi görür; ara hedefler ise bu hedefe ulaşma kararlılığını göstermek için tasarlanır.
Ancak yıllardır ıskalanan hedefler, iletişimin inandırıcılığını zayıflatmıştır.Bu nedenle mesele sadece rakamlar değil, güven meselesidir.
Hedef, ara hedef ve tahminler sürekli karıştırılıyorsa iki seçenek vardır: Ya bu kavramlar çok daha sade ve net biçimde anlatılmalı ya da gereksiz karmaşıklık yaratan çerçevelerden vazgeçilmelidir.
Para politikasında güven çoğu zaman teknik sofistikasyondan değil, açıklık ve tutarlılıktan beslenir.