Haber Detayı
İki öğretmene 'dini eğitimi engelleme' gerekçesiyle idari ceza verilmişti: ÇEDES davasında gözler idari yargıda!
Mersin’de, öğrencilerini ders sırasında Müftülük görevlilerince yapılan ÇEDES etkinliğine göndermeyen 2 öğretmen hakkında “dini eğitim engelledikleri” gerekçesiyle maaş kesme cezası verilmesine karşı açılan idari davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşmada öğretmen A.D.’nin avukatı Uğur Uğuz, “Ders saatinde sınıf dışında yapılacak etkinliğe katılacak öğrencilerin velilerinden izin kağıdı alınması gerekirken, bu olayda okul idaresi müftülüğün etkinliğine katılmak istemeyen ailelerden yazı istemiş ve fiili durum oluşturulmuştur. Öğretmenler de bu fiili duruma tepki göstermişlerdir” dedi.
Mersin ’in Akdeniz ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi'ndeki İsa Öner Anadolu Lisesi 'nde 2024 yılında skandal bir olay meydana geldi.
Akdeniz İlçe Müdürlüğü'nden geldiklerini söyleyen bir grup; okulun konferans salonunda öğrencileri topladı.
Ancak görevli öğretmenler A.D. ile E.S , öğrencilerin ders saatinde, veli ve öğretmen izni olmadan toplantıya götürülmesine karşı çıktı.
İki öğretmen, öğrencileri salondan çıkıp sınıflarına gitmeleri için uyardı.
Çoğunluğu Arap Alevi kimliğinden olan mahalle sakinleri de bu gelişmeler üzerine okul idaresine, “ Çocuklarımızı bizden habersiz müftülük etkinliğine götürmeyin ” diye dilekçe verdi.
Okul idaresinin şikâyeti üzerine öğretmenler A.D ve E.S hakkında soruşturma açan Akdeniz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü , önce öğretmenleri okuldan uzaklaştırdı; ardından “dini eğitimi engelledikleri” gerekçesiyle bir maaş kesme cezası verdi.
OĞLUMU SALONDAN ÇIKARDIK, SORAN VELİLERE DE BİLGİ VERDİM Öğretmenlerin örgütlü olduğu Eğitim-İş Sendikası da, bu idari cezaya karşı Mersin 2.
İdare Mahkemesi' nde dava açtı.
Davanın ilk duruşmasında öğretmen A.D., o gün ders saatinde müftülükten geldiklerini söyleyen kişilerin toplantı salonunda öğrencileri topladıklarını, o dönemde 9. sınıfta olan kendi oğlunun da salona götürüldüğünü, salona giderek oğlunu oradan aldığını ve kendisinden izin alınmamasına tepki gösterdiğini anlattı.
A.D., Karaduvar sakinlerinden bazı kişilerin kendisine ulaşması üzerine de “ Okul idaresinin sizden izin yazısı alması gerekir ” diyerek velilere bilgi verdiğini kaydetti. “OKUL İDARESİ WHATSAPP GRUBUNDAN BİLGİ VERMİŞ” Eğitim-İş Sendikası'nın avukatı Uğur Uğuz da, duruşmada Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) okullarda uygulamak istediği ÇEDES projelerinin yasal dayanağının olmadığını söyledi.
Davaya konu etkinliğin, okulun yıllık ve aylık planında olmadığını, öğretmenlerin ders saatindeki bu etkinlikten sonradan haberdar olduklarını ve okul idaresinin Whatsapp grubu üzerinden öğretmenlere bilgi verdiğini kaydeden Uğuz, şöyle konuştu: “ Ders saatinde sınıf dışında yapılacak etkinliğe katılacak öğrencilerin velilerinden izin kağıdı alınması gerekirken bu olayda okul idaresi müftülüğün etkinliğine katılmak istemeyen ailelerden yazı istemiş ve fiili durum oluşturulmuştur.
Müvekkilim A.D de bu fiili duruma tepki göstermiş ve o an salonda olan oğlunu alıp çıkmıştır.
ÇEDES dini eğitim değildir.
Bunu Milli Eğitim Bakanı da açıklamıştır.
Okullarda dini öğretimin kim tarafından nasıl yapılacağı da yasalarla belirlenmiştir.
Bu olayda müvekkilime “dini eğitimi engelleme” gerekçesiyle ceza verilmesinin hukuka uygun olmadığı görüşündeyiz. ” Mersin 2.
İdare Mahkemesi heyeti, kararını 15 gün içinde açıklamak üzere duruşmayı sonlandırdı.
UYGULAMA MÜFTÜLÜK ÜZERİNDEN YÜRÜYOR Duruşma sonrasında açıklama yapan Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin , konuya ilişkin yapğtığı açıklamada, şunları kaydetti: “ÇEDES uygulaması çevre ve değerler eğitimi üzerine düşünülürken bir de baktık ki okullarda uygulama, müftülük üzerinden, lise mezunu, herhangi bir pedogojik formasyon almamış, bir eğitim almamış gençler üzerinden uygulama devam ettirilmeye çalışıldı.
Okuldaki, sınıftaki bütün sorumluluk sınıf öğretmenindedir.
Sınıf öğretmeni izin vermezse hiçbir uygulamaya katılamaz öğrenciler.
ÇEDES bir dini eğitim değildir.
ÇEDES protokol gereği öğrencilerin çevreye duyarlılığını artırmak, milli manevi değerlerini artırmak için yapılan bir eğitimdir.
Bu eğitim zaten okul saatlerinde yapılamaz, ders saatlerinden öğrenciler alınıp yapılamaz.
Ama bakıyoruz ki uygulamada rahatlıkla okulun salonuna toplanıyor ve dini, siyasi eğitim veriliyor.
Gazze şehitlerini anma, ölüm olayını meşrulaştırma, öldüğün zaman cennete gitme kavramlar anaokulu dahil bütün kademelerde veriliyor ve bu eğitimden çocuklar pedogojik olarak olumsuz etkileniyor.”