Haber Detayı
Özel'den Erdoğan'a ramazanda TRT çağrısı: Geç çıkalım
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, "Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır" sözlerine yanıt verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Grup toplantısına çok sayıda milletvekili, belediye başkanı, il ve ilçe yöneticisi de katılım sağladı.
Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün 100. yıl dönümüne istinaden Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınlar da grup toplantısında hazır bulundu.Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a TRT ekranlarına çıkma teklifinde bulunarak, "Gelin ramazanın ilk akşamı, yarın akşam çıkalım TRT stüdyolarına.
Ben bu hesapları getireceğim, sen de gel karşıma de ki "Bunlar yanlış".
Bu ülkede oyu alırken yoksuldan alan, emekliden emekçiden alan, orta direkten alan; sonra da bütün hizmeti zenginler, varsıllar için yapan, yoksula sırtını dönen Erdoğan’a söylüyorum" dedi.ATAŞEHİR'DE MİTİNGÖzel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:İstanbul Adalar'da 88., Muğla Milas'ta 89. eylemlerimizi tarihin en yüksek katılımlarıyla, büyük coşkuyla, büyük bir mücadele ruhuyla, geleceğe umutla yaptık.
Yarın akşam Ataşehir'de, İstanbul'da 39 ilçenin 39. gece mitinginde, eyleminde hep birlikte olacağız.
İstanbulluları, Ataşehirlileri o tarihi akşama katkı sağlamaya ve ayağa kalkmaya davet ediyorum."AKBELEN'DE BİRİLERİ BAĞIRIYOR ÇAĞIRIYOR, ACABA NE YAPIYOR"Yıllardır direnen Akbelenlilerle kucaklaştık.
Pazar günü Milas'taydık ve Akbelenlilerle birlikteydik.
Ülkemizin cennet bir köşesini para hırsı için, bir yandaşa verilen bir sözün tutulması için -o yandaş firmanın ifadesiyle 'Biz maden ruhsatının peşinde değiliz, bize şu kadar milyar liralık yer sözü verdiler, tutmuyorlar.
Paramızı versinler çekilelim gidelim' dedikleri bir yerde- milyonlarca zeytin ağacının katledileceği şekilde maden ruhsatlarının verildiği Akbelen'deydik.
Orada ifade ettim, burada bir kez daha ifade edeyim: Yandaş kanalları izleyenler, hepimizin vergileriyle maaşların ödendiği ama iktidarın sesi olmuş, muhalefeti duymayan, köylüyü duymayan, çevrecileri duymayan, katliama direnişi duymayan TRT'yi izleyenler sanabilirler ki; Akbelen'de birileri bağırıyor çağırıyor, acaba ne yapıyor?
Bilmiyor olabilirler.
Akbelen'de köylüler elinde bastonlu 90 yaşında nineler, dedeler, gencecik torunlarıyla birlikte direniyorlar.
Sebebi dünyanın en güzel coğrafyasına verilen maden ruhsatı ve o ruhsatın genişletilmesi, milyonlarca ağacın yeniden kesilecek olması.
Bu nasıl yapılır?
Zeytin ağacı üzerindeyken olmaz, kanun koruyor.
Geldiler burada kanun çıkardılar.
Dediler ki Akbelen'in koordinatlarını vererek 'Burayı verdik' dediler.
Kanun olunca, kanun kanunla çatışınca fırsattan istifade 'E burası verildi, burayı kesmeye başlayalım.' Akbelenliler buna direniyor.
Biz de bu kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdük.
Anayasa Mahkemesi'nin önünde bekliyor.
Anayasa Mahkemesi'nin önünde beklerken gözü yaşlı Akbelenli teyzelerim, ninelerim, amcalarım Anayasa Mahkemesi'nden haber bekliyor.
Akbelen ormanlarındaki 100'ün üzerindeki farklı bitki, 200'ün üzerindeki hayvan ve kuş türü kulağını kabartmış; Anayasa Mahkemesi'nin hukuka, akla, vicdana uygun bir karar vermesini bekliyor.
Biz bir yandan Anayasa Mahkemesi'nden bir an önce bu kanunu görüşmesini ve şüphesiz anayasaya apaçık aykırı kanunu durdurmasını."BİR GÖZÜ DÖNMÜŞLÜKLE KARŞI KARŞIYAYIZ"Bu ülke neredeyse kurulduğu günden beri Bakanlar Kurullarına, Cumhurbaşkanına verilmiş yetki var.
Diyor ki, acele kamulaştırma yetkisi.
Yurt savunması ve milli güvenliği ilgilendiren pek acil konularda, olağanüstü hallerde cumhurbaşkanı tarafından acele kamulaştırma kararı verilebilir, fiyat takdiri hariç geri kalan bütün işlemler sonra yapılır.
Bu ne biliyor musunuz?
Karşıdan düşman ordusu geliyor.
Sen ülkeyi savunmak için bir yere ihtiyacın var, diyor ki 'Dayı burası benim tarlam giremezsin.' 'Dayı al parayı çekil kenara' maddesi bu.
Al parayı çekil kenara.
Neden?
Milli güvenlik, yurt savunması.
Bu yetki Kıbrıs Barış Harekatı'nda kullanılacak yetki.
Bu yetki topraklarımız tehdit altında veya bir tepe var Türkiye'yi koruyacak uçaksavarlar füzeler ancak oraya konacak, 'Vermem de vermem, satmam da satmam.' Zaman dar, 'Al parayı çekil kenara' yetkisini Recep Tayyip Erdoğan; bu anayasal, bu kutsal, bu çok nadir, bu çok istisnai yetkiyi Anayasa Mahkemesi bozmadan evvel 'Ver parayı çekilsinler kenara yandaş şirket kessin ağaçları' diye kullandı. 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca 1360 maden ruhsatı verilmişken, son 20 yılda 365 bin; yani 365 katı maden ruhsatı vermişler dörtte biri zamanda.
Bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız.
Ordu'nun, Giresun'un yüzde 70'ini, 80'ini, Muğla'nın %65'ini maden ruhsatına açmış, en güzel yerleri maden ruhsatına açmış bir talan girişimiyle karşı karşıyayız.İLİÇ FACİASINDA HUKUK MÜCADELESİ SÜRÜYORMaalesef grup toplantımızdan dört gün önce, 13 Şubat 2024 tarihi Erzincan İliç maden faciasının beşinci ay dönümüydü.
Dokuz işçimizi yitirmiştik korkunç bir şekilde.
O faciada da para hırsı için, maden şirketi daha çok para kazansın diye kapasiteyi artırmışlardı ve insanlar demişti, 'Buraya bir felaket geliyor' diye.
Onu dinlemediler.
Resmen üst üste yığılan maden liçi kaydı, dağ kaydı ve dokuz işçimizi yok etti, yuttu gitti.
Aylar sonra cenazelerine ulaşabildi aileler.
Oradaki hukuk mücadelesi sürüyor.
Bugün mahkeme var Erzincan'da.
Genel Başkan Yardımcımız, Parti Meclisi üyelerimiz, milletvekillerimiz oradalar; o hukuk mücadelesine Erzincan Adliyesi'nde destek veriyorlar.
Buradan AK Parti'nin kara düzeni, yani Akbelen'de madenciyi sincaba tercih eden kara düzen, bugün İliç'te yaşananların baş sorumlusudur.BAHÇELİ'YE "SİYASİ NAMUS" YANITIBugün Sayın Devlet Bahçeli deprem bölgesiyle ilgili -ki ne iyi bir iş yapmışız, bütün grup hep beraber gittik deprem bölgesinde büyük bir çalışma yaptık ve neyi ortaya çıkardık?- faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarının bazılarından faiz almaya niyetlendiklerini, deprem bölgesindeki yapılan dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, evlerle ilgili de boş senetlere imza attırdıklarını...
Biz bunu söyledik, Hatay milletvekillerimiz dedi ki: 'Koşun gelin, millete boş senede imza attırıyorlar.' Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz dedi ki: 'Doğru, senede imza atmayana anahtarını vermiyorlar.' Biz altı günde 55 çalışma yaptık.
Konteyner kentleri gezdik.
Evi alanı, alamayanı dinledik.
Boş senedi gördük ve dedik ki: 'Boş senede imza attırmak tefeci işidir bunu yapmayın, faizi çizene anahtar vermiyorsunuz; faiz almayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın atın.' O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki üzülerek takip ettim Sayın Bahçeli bugün 'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır' demiş.
Sayın Bahçeli, bununla ilgili çok siyaset içinde verilecek çok sert cevaplar var; bir kelime demeyeceğim, bir kelime demeyeceğim.
Burada bühtan varsa Murat Kurum’dadır.
Hezeyan varsa da 'ittifak ortağım' diye onlara inanan, bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi bir siyaset yapıyorsa, bir eleştiri yapıyorsa, bir şey söylüyorsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir ayağı bu kürsüdeyse bir ayağı Hatay’dadır.
Bir ayağı, bir ayağı Gaziantep’tedir, İslahiye’dedir, Nurdağı’ndadır, Adıyaman’dadır, Yaylakonak’tadır.
Ben Sayın Bahçeli'den büyüğümüzdür, özür beklemiyorum bu lafları için.
Sayın Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum.
Sayın Bahçeli'yi Murat Kurum arasın.
Ne olacak biliyor musunuz?
Biz böyle ayakta meydanda oldukça, sahada oldukça, milleti dertlendiren onlar, derdi dinleyen, çözmeyi vadeden, çözülsün diye emek veren bizler oldukça bunlar böyle geri adımlar atacaklar.
Faiz almayacaklarını açıkladılar.
Şimdi diyorlar ki 'Küçük paralar olacak, bilmem ne olacak.' 71 milyar dolar para toplanmış bu milletin vergilerinden, bağışlarından. 40 milyar lirası evlere gitmiş, helali hoş olsun; o boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım."MERASİM SOKAK" KATLİAMIMaalesef bugün bir başka acının da 10. yıl dönümü. 2016 yılında Meclis Genel Kurulu'ndaydık ve bir patlama sesiyle irkildik.
Maalesef hemen yakında, Merasim Sokak'ta askeri personel servisine yapılan terör saldırısında 29 canımızı kaybetmiştik.
Tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz.
Ülkemiz için can veren şehitlerimizin aziz hatıraları bize aittir, bize emanettir; aileleri bu yüce millete ve devlete emanettir.
Geçtiğimiz hafta şehit aileleri dernekleri ki bugüne kadar Türkiye'de genel başkan yardımcımız Yankı Bağcıoğlu ve milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz, 205 şehit ailesi ve gazi derneğini Türkiye coğrafyasının dört bir yanında ayırmadan ziyaret ettiler, etmeye devam ediyorlar- geçtiğimiz hafta da tüm Türkiye'deki şehit aileleri ve gazi derneklerini temsil eden tepedeki üç yapı, çatı örgüt, iki dernek ve bir vakıf bizi ziyaret ettiler.
Biz kendileriyle sürekli, yılda en az üç kez dört kez bir araya geliyoruz.
Hem tutumumuzdan, onlara verdiğimiz sözleri tutmamızdan, gündemde tutmamızdan, vadettiğimiz çizginin uygunluğundan bahisle çok keyifli bir sohbet yaptık.
Ama bir yandan da şunu hatırlattılar: Dediler ki Cumhuriyet Halk Partisi'yle 2024 yılında, Haziran ayında iki günlük Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı yapmıştık.
O çalıştaydan da derlenen 18 kanunda değişiklik yapan bir teklif hazırlamıştık biz.
Bu teklifi Meclis'e sunduk, ilgili komisyonu göreve çağırdık.
Komisyonun başkanı Sayın Akar bu dernekleri çağırdı, üzerinde çalışacaklarını söyledi, zaman istedi.
Ama bugüne kadar komisyonda bir ilerleme yok.
Şehit ailelerimiz diyor ki; 'Komisyon başkanından, mensuplarından, partilerdeki üyelerden bir şikayetimiz yok ama ilerleme yok.
Çünkü sürekli ekonomik sıkıntıları, Maliye'yi, Maliye Bakanı'nı bahane ediyorlar.
Lütfen bunları bir kez daha dile getirin' dediler.
Ben hem Merasim Sokak'ın 10. yıl dönümünde hem bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki hassas gündemlerin eşliğinde; bu memleket için hepimiz yerine can verenlerin aileleri ya da vücutlarının bir parçasını feda edenler için bekleyen 18 kanunun, bu ramazan mübarek günlerde ki Meclis'te sahura kadar çalışma geleneği var, zaman sorunu yok para deseniz büyük bir para tutmadığı gibi buraya kaynak ayırmayacaksınız nereye ayıracaksınız?
Nereye ayıracaksınız?
Onun için de özellikle gaziler arasındaki maaş eşitsizlikleri ki büyük bir utançtır hepimiz için şehit aileleri arasındaki eşitsizlikler büyük bir utançtır.
Terörle mücadelede yaralanmasına rağmen gazi sayılmayan kahramanlarımızın mağduriyetleri, haklı talepleri hala karşılıksız kalmıştır.
Er ve erbaş şehitlerin aileleri, gaziler için söz verilen emsal maaş uygulaması hala hayata geçirilmemiştir.
Sağlıkta, ulaşımda, istihdamda, eğitimde tanınan hakların uygulanmasında ciddi aksaklıklar ve eşitsizlikler vardır.
Ortez-protez hizmetlerinde bunun tek hastaneyle sınırlandırılması, bürokratik engeller hak kayıplarına sebebiyet vermektedir.
Şehit yakınları ve gazilerle ilgili yetki ve sorumlulukların Aile Bakanlığı'nda olması yerine Milli Savunma Bakanlığı'nda olması talep edilmektedir."15 TEMMUZ'A KARŞI CHP'NİN TUTUMUNU BİLMEYEN YOK"Bir de bugün aramızda evladını gerekirse bu ülke için şehit olsun diye orduya teslim etmiş, gözünü kırpmadan ölümü göze almış gencecik askerlerin, erlerin, teğmenlerin anneleri var. 15 Temmuz darbesine karşı Özgür Özel'in tutumunu bilmeyen yok, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun tutumunu bilmeyen yok.
O darbeyi planlayanların, yapanların, o günlere gelene kadar bunları kritik mevkilere yerleştirenlerin, bunlara para sağlayanların, bu milletin bölünmez bütünlüğüne karşı, anayasasına karşı, meclisine karşı silaha sarılanların Allah bin kere belasını versin.
Ancak emir komuta zinciri içinde kursiyer, teğmen, asteğmen, asker kalk oğlum kalkmış, yürü oğlum yürümüş, çık köprüye çıkmış, bin otobüse binmiş, otobüsün içinde durmuş, inmemiş, adamı çevirip Silivri'de müebbet hapse mahkum edenlere söylüyorum.
Burada büyük bir kul hakkı vardır.
Hem bu süreçte hem KHK ile ihraç edilip mahkemede haklı çıkan, bazen mahkemede yargılanmasına bile gerek görülmeyenlerin hala görevlerine iade edilmedikleri yerlerde kul hakkı vardır.
Darbeyle mücadele, darbeciyi cezalandırmak ayrı bir şeydir, buradan başka bir mağduriyet çıkarmak, gözü yaşlı anneler yaratmak başka bir şeydir.
Bu ayıbı mutlaka temizlemek gerekir.
Mutlaka temizlemek gerekir.VETERİNERLERİN SORUNLARIBugün farklı illerden veteriner hekim odası başkanlarımız aramızda.
Veteriner hekimler kanunda sağlık çalışanı olarak geçiyorlar ama neredeyse özlük haklarında yarı yarıyadan da kötü durumdalar.
Adalet ve Kalkınma Partisi bu konuda yasal düzenlemelerden kaçıyor.
Ayrıca pandemide, daha doğrusu bu çağda belki de önümüzdeki dönemde de karşılaşılacak pandemilerde bir şeyi öğrenmiş olmak lazım.
Bu hayvandan insana geçen virüsler veterinerlerin uzmanlık alanıdır.
Bulaşıcı hastalıklar veterinerlerin uzmanlık alanıdır.
Veterinerlerin konusu, alanı halk sağlığını, hepimizin sağlığını en doğrudan etkileyen hem güvenli gıda açısından hem de hastalıklardan korunma açısından son derece önemlidir.
Bunun için bir 'Tek Sağlık' prensibi dünyada gelişmiştir.
Modern dünya bunu kabul etmiştir.
Bunun için de biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yaklaşımı önemsiyoruz.
Ayrıca bir utancı hep birlikte itiraf edelim.
Böyle bir ülkenin bu yüce meclisinde seçilen 600 milletvekilinden hiçbiri veteriner değildi.
Hiçbir siyasi partide veteriner milletvekili olmaması ayıbını paylaşıyoruz ve partimiz adına da bu noktada özeleştirimizi yapıyoruz.
Yaptığımız ilk parti meclisinde Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nin Genel Başkanı'nı, Sayın Murat Arslan'ı parti meclisimize, politika kurullarımıza kattık.
Onların şahsında Türkiye'deki sayıları 50 bini bulan veterinerleri, veteriner fakültesi öğrencilerini, hepsinin ailelerini saygıyla selamlıyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunda ve iktidarımızda hem bu mecliste hem Bakanlar Kurulu'nda hem kritik her yerde çok sayıda veterinerin görevlendirileceğinin de şimdiden sözünü veriyoruz.TÜRK MEDENİ KANUNU'NUN KABULÜNÜN 100.
YIL DÖNÜMÜ: "İSTANBUL SÖZLEŞMESİ" VURGUSUBugün Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün 100. yıl dönümü.
Bu kapsamda Cumhuriyetin eşitlik mücadelesini büyüten 81 ilden kadın kolları il başkanlarımız, belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, siyasetteki çok değerli yol arkadaşlarımız bizlerle birlikte.
Türkiye'de kadın erkek eşitliğinin temeli 100 yıl önce kararlılıkla atıldı.
Mirasta, boşanmada, velayette, çalışma yaşamında kadın erkek eşitliği güvence altına alındı.
Ama maalesef bugün Türkiye'de kadınlar kendilerini halen güvende hissetmiyorlar.
Eşitsizlik, adaletsizlik, kadına karşı şiddet, cins kırımı devam ediyor.
Ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı pek çok alanda olduğu gibi burada da artık ülkeye ve ülkenin kadınlarına bir felaketi yaşatıyor.
Kadın cinayetlerinin önü alınamıyor, kadına karşı şiddetin önü alınamıyor.
Ve öyle ki övünerek desteklediğimiz, yürekten desteklediğimiz, övünerek oy verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi'nin kabul edildiği yıl yaşanan hızlı düşüş, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu konuda gevşemesiyle sonra meclisin kabul ettiği bir uluslararası sözleşmeydi ki İstanbul'da yapılmıştı, o sözleşmeden Sayın Erdoğan'ın kendi başına tek imzasıyla, tek başına çıkmasıyla adeta devleti kadının arkasından çekti.
Ve o günden bugüne de istatistikler, rakamlar çok daha kötüye gidiyor.
Buradan daha önce de söylediğim bir şeyi söyleyeyim. 47 yıl sonra partimiz birinci parti oldu.
Son girdiğimiz seçimden beş ay önceki kurultayda şu sözü vermiştim.
Nasıl rahmetli Bülent Ecevit ve onun değişim kadrosu 70'lerde ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de birinci parti çıktıysa partimizi birinci parti çıkaracağız yoksa bu işi bırakacağız demiştim.
Bu sözden beş ay sonra Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti oldu.
Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden beri ilk kez yenildi ve büyük bir zafer kazandık.
Bugün halkın oyunda da tüm yapılan anketlerde takip ediyorsunuz desteğini daha da arttıran Türkiye'nin birinci partisinin genel başkanı olarak buradayım.
Ve buradan söz olsun, tarihe geçsin ki bir kez daha ifade edeyim: 17 Şubat 2026 günü bir kez daha sözümüzü yeniliyoruz.
Bu kürsülere, o zaman salon başka olacak, bu kürsülere Türkiye Cumhuriyeti'nin iktidar partisinin genel başkanı olarak yine çıkacağım ve o gün göreceksiniz ki bu meclise sevk ettiğimiz ilk anlaşma İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönülme anlaşması olacak.
Söz veriyoruz Türkiye'deki tüm kadınlara!
Bu sözleri söylerken ne söylüyoruz?
Kimin sözünü tutuyoruz?
Bakın ne diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?" İşte biz, Cumhuriyeti kadınların ellerinde göklere yükseltmeye kararlıyız.
Göklere yükseltmeye!"ÖL Kİ ÖLEM"Maalesef ekonomik kriz tüm yakıcılığıyla devam ediyor.
Ocak ayı enflasyonu yüzde 4.8 açıklandı.
Biliyorsunuz aralık enflasyonu yüzde 0.89'du.
Yani devlet eliyle emeklisine, çalışanına, devletin memurlarına çok büyük bir kazık atıldı.
Enflasyonu aralıkta düşük gösterdiler; yüzde 4 cebinize girecek maaşlardan çaldılar.
Sonra o enflasyonu ocak ayında 4.8 olarak gösterdiler.
Diğer kuruluşlar 6.5-7 buluyor.
Maalesef öyle bir noktadayız ki, enflasyonda Avrupa birincisiyiz.
Ama bu hesaplanan enflasyonlar hep ortalama enflasyon, manşet enflasyon.
Ama gerçek enflasyon dediğiniz, örneğin gıda enflasyonunda; dünyada gıda enflasyonu yüksekliğinde dünya dördüncüsüyüz.
Gıda enflasyonu yüksekliğinde üzerimizde üç ülke var: İran, Arjantin, Güney Sudan.
Bunun dışında dünyada adını bildiğin bilmediğin ülkelerde gıda enflasyonu bizden düşük.
Mesela adını bilirsin Angola bizden düşük.
Burundi; bizden düşük.
Malavi...
Malavi gıda enflasyonu bizden düşük.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir aylık enflasyonu, dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan yüksek.
Hani diyorlar ya "Enflasyon bütün dünyanın derdi", doğru.
Almanlar 2.1 olan enflasyon yüzde 4 oldu mu deli çıkarlar, hemen tedbir alırlar.
Tek rakamlı değil, yüzde 4'ün 3'ün altındaki enflasyon makbul enflasyon.
Avrupa'da yüzde 2.4.
Burada bu enflasyonlar bu noktada ve kimin sorumluluğunda?
Diyor ya "Her şeyin sorumlusu benim ben.
Ben ekonomistim" diyor.
Bakın tutanak altında, canlı yayında...
Erdoğan, Aralık 2020; "2021'de enflasyonu tek haneye indireceğiz" demiş. 2021 enflasyonu yüzde 36 çıkmış.
Kasım 2021; "Faiz sebeptir, enflasyon neticedir, 2022'de bu çarkı bozacağız" demiş.
Enflasyon yüzde 64'e çıkmış.
Aralık 2022; "Herkes 2023 hesabını yüzde 20'ler seviyesinde bir enflasyona göre yapsın" demiş.
Enflasyon yüzde 65 çıkmış. 2023'te; "Enflasyon tek haneye inecek" demiş 2023'ün sonunda. 2024 enflasyonu yüzde 44 olmuş.
Bu sene yüzde 13-19 diye hesaplıyorlardı, daha senenin ilk ayında yüzde 21'e revize ettiler.
Ama işi bilen bütün uzmanlar yüzde 28-30'un altında enflasyon beklemiyor.
Türkiye maalesef kötüye gidiyor, gitmeye devam edecek.
AK Parti Türkiye'ye hiçbir konuda iyi gelmedi, gelmemeye devam edecek.
Ekonomi iyi olacak yalanı yılın ilk ayında çökmüştür.
Yılın ilk ayında bütçe 214,5 milyar lira açık verdi.
Ve ocak ayında faiz ödemeleri bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 180 arttı.
Geçen sene ocakta 163 milyar faiz ödemişiz, bu sene 456 milyar.
Faiz ödemeleri yüzde 180 artmış ama yatırıma giden bütçe yüzde 37 azalmış.
Bakın, yüzde 37 artmış olsa bir umut olur seneye.
Yüzde 37 azalmış.
Düşünün ki bir şirket sahibisiniz, genel müdür burada.
Soruyorsun; "Evladım nasıl girdik Ocak ayına?" "Vallahi efendim faiz ödemeleri yüzde 180 arttı." "E o zaman para alıyorsun faiz ödüyorsun, üretim ne kadar arttı?" "Üretim yüzde 38 düştü." Öl ki ölem, öl ki ölem!"BU KRİZİ BİTİRMEK SANDIKTAKİ BİRİNCİ VAZİFEDİR"O genel müdürü, o finans müdürünü anında sepetlemezsen gelecek sene iflas edeceğin bellidir.
Türkiye Cumhuriyeti seçmenlerinin sırtından bu keneleri atmak ve bu krizi bitirmek sandıktaki birinci vazifedir.
Sandıktaki birinci vazife.
Ocak ayında toplanan her 100 liralık verginin...
Sizden topluyorlar ya, 100 lira vergi; bunun 11 lirasını zenginler veriyor, 89 lirasını orta direk ve yoksullar. 11 lira kurumlar vergisi, 23 lira gelir vergisi; maaşı bankamatikten çekmeden devletin aldığı kısım. 64 lira da, 64-65 lira da dolaylı vergi.
Yani ekmek alırken, et alırken, süt alırken, elektrik öderken, doğalgaz parası öderken faturanın içinde ödediğin dolaylı vergi.
Zengin fakir ayırmayan, dünyanın en vicdansız vergisi.
Fabrikatörden de aynı alıyor, fabrikatörün kapısındaki bekçiden de.
Multimilyarderden de aynı veriyor, asgari ücretli de.
Dünyanın en adaletsiz vergisi.
Bu 100 lira toplandı ya, 89’unu siz verdiniz; bunun 39 lirasını faize ödediler bu sene. 39 lirası Ocak ayında faize gitti.
Ve eğri oturup doğru konuşalım.
Cumhuriyet Halk Partisi bazı şeyleri söylediğinde 'Kaynak var mı, kaynak var mı?'...
Örneğin, en düşük emekli maaşı için gereken 69,5 milyar var ya... 69,5 milyar. 'Para yok, kaynak yok, olsa vermez miyiz?' Tam 6,5 katını bir ayda faize ödediler.
Bakın bütün emeklilere lazım bir yıllık paranın 6,5 katını bir ayda faize ödedi bunlar.
Yoksullukla mücadelede bütçeye para konuyor.
Yani nedir?
Yoksullara yapılan bütün yardımlar.
Bir yıl boyunca yoksullukla mücadeleye devletin aradığı, ayırdığı paranın -ki 28 milyar o para- 16 katını Ocak ayında faize ödedik.
Bir yılda bütün yoksullara verilenin 16 katı, Ocak’ta faize ödenmiş.
İşte böyle olunca; bu ülkede yoksulluk niye var, emekliler neden bu halde?
Hepsinin sebebi o 'çok bilirim', 'ben bilirim', 'o sebeptir bu sonuçtur'...
Almanya yüzde 2’lik enflasyon arkadaşlar, iki. 4-4,5-5 oldu, faizleri 6’ya çıkardı, enflasyonu oradan aşağı çevirdi.
Niye?
Enflasyon artarken cebimdeki para eriyecek diye millet o parayla bir şey almaya kalkıyor, enflasyon bu.
Faizi onun üstüne koyuyor ki, parayı bankaya çekiyor, enflasyonu durduruyor.
Bu kadar basit.
Çocuğun anlayacağı basit bir şeyi Erdoğan’a yıllarca anlatamadılar.
Anlamadan geldi, bilmezden geldi."EMEKLİMİZ, ASGARİ ÜCRETLİMİZ VE ÇİFTÇİMİZ AÇ"'Efendim faiz sebep değil, sonuç değil, sebeptir' dedi.
Faizleri tuttu, enflasyonu %80 yaptı, daha indiremiyor.
Ama o sırada yoksulun cebindeki bütün parayı zenginlere aktardı.
Aslında bilinçli bir tercih yaptı ve yanlışı yaptıra yaptıra yoksulu daha yoksul, eskinin orta direğini fakir, fakirini sürünen bir noktaya getirdi.
İşte bunun sonucu...
Bakın hep konuşuyoruz; en düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı 23 bin lira.
Asgari ücret 28 bin lira.
Asgari ücret alanların oranı %55.
Eskiden asgari ücret örneğin Almanya’da yüzde 9’dur, diğer Avrupa ülkelerinde %4-5’tir.
Asgari ücret ilk yıl alınan, kıdemle birlikte bir yıl sonra hızla uzaklaşılan düşük bir ücrettir.
Bizde ortalama ücret olmuş.
Çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira Türkiye’de.
Yani emeklimiz, asgari ücretlimiz ve çiftçimiz aç.
Peki eskiden özenilen 'Ah bir memur olsa', 'Ah bir öğretmen olsa', 'Ah bir subay olsa' onlarda ne?
Memur maaşı, zamlanmış hali 61 bin lira.
Yeni öğretmen 71 bin lira.
Polis 80 bin lira.
Yüzbaşı 95 bin lira.
Teğmen 90 bin lira.
Astsubay 77 bin lira.
Öğretim görevlisi 93 bin lira.
Hemşire 75 bin lira.
Mühendis, mühendis...
Ne mühendisler istedi vermedik; vereydin, 84 bin lira alıyor kocası. 102 bin lira yoksulluk sınırı.
Bir memleket düşünün, bir memleket...
İnfaz koruma memuru 62 bin lira.
Bir memleket düşünün; infaz koruma memurundan hemşiresine, öğretmeninden teğmenine, yüzbaşısına, astsubayından mühendisine hepsi yoksul.
Hepsi yoksulluk sınırının altında.
Ne halde aldılar memleketi, ne hale getirdiler.
O yüzden yatırımların azaldığı, faiz ödemelerinin arttığı, zenginin daha zengin olduğu, yoksulun süründüğü, eskinin orta direğinin, özenileninin; karı koca memursa 5 yılda ev araba alanların bugün Milli Piyango ya da miras yoksa ne ev ne araba hayali kuramadığı bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir.
Bu düzeni değiştireceğiz.
AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız arkadaşlar."MİLLETİN SIKINTISI RAMAZANDA DA SÜRECEK"Yarın ilk teravih.
Ramazan ayı başlıyor.
Perşembe günü oruçlar tutulacak, iftar yapılacak.
Tüm ülkemizin, İslam aleminin mübarek ramazan ayını tebrik ediyorum.
Ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Ancak yoksul milletin sıkıntısı ramazanda da sürecek. 2018 yılı...
Hatırlayın aslında bu hikaye 2015'te başladı.
Cumhuriyet Halk Partisi dedi ki 2015, 7 Haziran kampanyasında: 'Her emekliye dini bayramlarda birer maaş ikramiye.' Bunu Milliyetçi Hareket Partisi de sahiplendi, bir başka şekilde ifade etti.
O dönem DEM, bugünkü DEM'in o dönemki partisi, onlar da söyledi.
AK Parti ise hiçbir şey söylemedi. 'Veremezler, veremezler' dedi, 'Kaynak yok' dedi falan. 7 Haziran seçimlerini kaybetti.
Aslında demokrasinin güzelliği de burada.
Yani AK Parti'ye oy veren seçmen 2015'i hatırlasın. 7 Haziran'da emekliye birer maaş ikramiye diyen partiler çoğunluğu sağladı, AK Parti çoğunluğu sağlayamadı, hükümeti kuramadı ve yeniden seçime gidildi.
O seçime giderken 1 Kasım'da -tabii çok kötü şeyler de oldu, patlamalar, terör olayları, onlar ayrı konuşulur- ama AK Parti, CHP'nin 'Yapacağım' dediği, taşerona kadroyu mesela 'Biz de vereceğiz' dedi.
Başka vaatlerini de söylerken dedi ki 'Biz de emekli ikramiyesi vereceğiz.' Söz verdik Tayyip Erdoğan... 2015 1 Kasım'a giderken. 15'te vermedi; nasılsa seçim yok. 16'da vermedi; nasılsa seçim yok. 2017 vermedi; nasılsa seçim yok. 2018'de verdiler.
Neden?
Seçim var.
Şimdi özellikle bu günlerde sürünen emeklilerin, aç bırakılan asgari ücretlilerin, perişan edilen herkesin Tayyip Erdoğan'ın seçim senesinde bir şey yapıp sonra nasıl yüzüstü bıraktığını da aklının bir kenarına herkes koysun.
O sene biz itiraz ettik, 'Yetmez' dedik.
Bin lira vermişti, bin lira.
Hatırlıyor musunuz?
Biz 'Bir maaş-' dedik, o bin lira verdi.
O bin lira, 24 kilo kuşbaşı alıyor.
Kavurmalık kuşbaşı, 24 kilo.
O günün parasıyla.
O gün kuşbaşı 24 kilo alıyor. 2025 yılı, geçen sene 4 bin liraydı. 6 kilo kuşbaşına düşmüş.
Bakın bana diyor ya; 'Ey Özgür, o hesap defterini bırak, hesap makinesini.
Altın hesabını bırak, filancanın hesabına bak.' Bak senin hesap...
Senin verdiğin, ilk verdiğin emekli ikramiyesi 24 kilo dana kuşbaşı alıyor.
Son verdiğin emekli ikramiyesi 4 bin lira, 6 kilo alıyor.
Şimdi hazırlık yapıyorlarmış Plan Bütçe Komisyonu'nda. 4 bini 5 bin yapacak. 5 bin lira bu sene 4 kilo kuşbaşı alıyor arkadaşlar. 24 kilo kuşbaşı alan emekli ikramiyesinden, 4 kilo kuşbaşı alan emekli ikramiyesine...
Peki emekliler, hatırlayın Cumhuriyet Halk Partisi ne diyor? 'Emekli ikramiyesi, emeklilerin bayram ikramiyesi bir asgari ücret olmalıdır' diyor değil mi?
Bir asgari ücret olmalıdır.
Bir asgari ücret ne kadar? 28 bin 800 lira.
Kaç kilo dana kuşbaşı alıyor? 24 kilo.
Bizim hesap ortada.
Yani AK Parti'nin kara düzeni emekliye 6 yıl içinde 24 kilodan 4 kiloya geriletirken, 7 yıl içinde 24 kilodan 4 kiloya geriletirken; Cumhuriyet Halk Partisi'nin hesabı, yani asgari ücret önerisi, o gün aldığı 24 kilo kıymayı bugün de alacak tutardır.
Tutarlı hesap, doğru hesap, vicdana uygun hesap, keseye uygun hesap, emekliye uyacak hesap buradadır!
Emekliye uyacak iktidar Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıdır!"GELİN RAMAZANIN İLK AKŞAMI, YARIN AKŞAM ÇIKALIM TRT STÜDYOLARINA"Allah var, Tayyip Bey de böyle geleceğe konuşmayı seven adam.
Gelecekli geçmişli.
Geçen hafta göstermiştim ne demişti: "Üç yıl öncekinden az ekmek alıyorsanız bana beddua edin." Tövbe, biz beddua etmeyiz, ettirmeyiz.
Ama üç yıl öncekinden az ekmek alan bana beddua etsin demiş.
Geçen hafta ekmeği gösterdim.
Şimdi ramazan geliyor.
Aynı ramazan kolisi, aynı.
Geçen seneki koli.
İçinde yine ayçiçek yağı var, çay var, bulgur var, makarna, nohut, un, pirinç...
Aynı ramazan kolisi.
İnanmayan gitsin markete, bakkala baksın.
Geçen sene 1.610 lira, yüzde 50 artışla 2.415.
Yani iftarın enflasyonu, ramazanın enflasyonu yüzde 50.
İstedikleri kadar düşük göstersinler, düşük hesaplasınlar.
Ramazan kolisinin enflasyonu yüzde 50.
İftar enflasyonu yüzde 50.
Bakalım emekliye; 2023’te aldığı emekli maaşıyla, sadece üç yıl...
Diyor ya, "Üç yıl öncekinden az ekmek alan bana beddua etsin." Geçen hafta 400 az ekmek alındığını gösterdim.
Tık yok. 2023, 15 koli ramazan kolisi alırken geçen sene 9’a düşmüştü, bu sene 8’e düşmüş.
Asgari ücretli; 3 yıl önce 17 koli alıyordu, geçen sene 14 koli aldı, bu sene 11 koliye düşüyor.
Asgari ücretli her sene 3 koli düşüyor. 17, 14, 11.
Allah muhafaza, 3 sene daha imkanı olsa 2 koliye kadar düşürecek asgari ücretliyi.
Şimdi buradan şunu ifade etmek isteriz ki; söylediğimiz hiçbir sözün karşısına çıkıp bir tane AK Partili dönüp de bütçe görüşmesinde, plan bütçede arkadaşlarımızın karşısında, meclis kürsüsünde, televizyonda...
Buradan açıkça söylüyorum Sayın Erdoğan’a.
Bakın, Türkiye’de siyasetin dili sert.
Gerginlik var, kötü söz duyuyoruz, hak etmediğimizi duyuyoruz.
Hak ettiğinizi söylüyoruz.
Gelin, ramazan geliyor.
Gelin bu milletin sesini duyalım.
Siyasette sesleri biraz kısalım, birazcık alt perdeden konuşalım ama bu milletin sesini duyalım.
Mesela diyelim ki biz emekli için, asgari ücretli için, çiftçiler için hayatı kolaylaştıracak bir ramazan paketini, bir koliyi de biz yapalım.
Bu ülkede bunun için gereken her şey var.
Bir tek şey eksik: Siyasi irade eksik.
Yoksa her şeye para bulan; faize para bulan, köprüye para bulan, ona para buna para bulan, yandaşa para bulan ama bize geldiğinde, yoksullara geldiğinde bulamayan...
Aa yalan mı söylüyoruz?
Gelin ramazanın ilk akşamı, yarın akşam çıkalım TRT stüdyolarına.
Ben bu hesapları getireceğim, sen de gel karşıma de ki "Bunlar yanlış".
Bu ülkede oyu alırken yoksuldan alan, emekliden emekçiden alan, orta direkten alan; sonra da bütün hizmeti zenginler, varsıllar için yapan, yoksula sırtını dönen Erdoğan’a söylüyorum.
Bu vakitten sonra "Bütün partiler birlikte bir şey yapalım" derseniz; gazi için buradayız, şehit için buradayız, emekli, emekçi için buradayız.
Ha yapmazsan senden bir şey isteyen ne olsun!
Tek bir şey istiyoruz: Getir sandığı, ben çözeceğim bütün sorunları!
Ramazan geliyor, davulcular sokağa inecek.
Davulcular mani söyler.
Vallahi şunu söyleseler çok hayra girerler.
Bütün davulculara sesleniyorum; böyle vursunlar davula ve desinler ki: "Ey ahali, duyduk duymadık demeyin!
Bu iktidar altın yumurtlayan tavuğu satıyor!
Bu iktidar Boğaz köprülerini, otoyolları satıyor!" Bu konuda Avrupa’daki bütün dergiler yazıyor, ekonomi kanalları yazıyor.
İngiliz’in, Kanadalının ağzı sulanıyor; bizimkiler susuyor.
Bu suskunluğa karşı İstanbul İl Başkanlığımız bugün Arnavutköy-Ortaköy arasında yürüyüş yapacak.
Neyi protesto edecek?
Köprünün satılmasını.
İstanbul Valiliği izin vermiyor, Allah ondan razı olsun.
Allah İstanbul Valisi'nden razı olsun.
İzin verse 100 kişi, bin kişi, 10 bin kişi duyardı; Allah’ın izniyle bu akşam 10 milyonlar duyacak. 17'de iki köprü arasından yürüyeceğiz. 17'de iki Boğaz köprüsü ve yedi otoyolun 3,5 milyar dolara satılacağını anlatacağız.
Bunların yıllık getirisi 600 milyon dolar."25 YILLIK GELECEĞİMİZİ SATIYORLAR"Bakın çok basit anlatıyorum, lütfen anladığınızı anlatın.
Şöyle yapıyorlar: Köprüleri 3,5 milyona satıyorlar, bu parayı hemen alacaklar, 25 yıllık gelirini yabancı şirkete verecekler.
Ne olacak biliyor musunuz? 5 yıl süre var ya 5 yıl, 600 milyon kazandığı için 5 yılda bu para zaten gelecek.
Bunun ilk 2 yılı kendi iktidarı, zaten bu sene ve seneyi alacaksın.
CHP'nin iktidarının ilk 3 yılında alacağı para karşılığında 25 yıllık geleceğimizi satıyorlar. 25 yıl! 25 yıl boyunca...
Gideceğini anladı, para lazım seçim için.
Parayı öne çekmek için, bir de para kalmasın geleceğin iktidarına, o parayla verdiğimiz sözleri tutmayalım tutamasınlar diye memlekete yaptığı kötülüğe bak. 5 liranın 2'si kendi iktidarında geliyor zaten.
Bu 3'ünü de ver 25 lirası senin olsun diye teklifte bulunuyor yabancı şirketlere.
Vallahi ramazanın ruhuna yönelik olarak söyleyeyim, Kadir İnanır'dan söyleyeyim: Tayyip Bey, bizim adımız Tatar Ramazan.
Biz bu oyunu bozarız!"ALLAH HİÇBİR SİYASETÇİYİ SENİN DURUMUNA DÜŞÜRMESİN"Bir başka rezalet geçen hafta Boğaziçi'nde yaşandı.
Biliyorsunuz Boğaziçi Üniversitesi'ne 2020'de kayyum atadılar, Melih Bulu'yu.
Daha sonra da yerine Naci İnci atandı. 1259 gündür akademisyenler Boğaziçi'nde eylem yapıyorlar.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiyle, öğretim görevlisiyle, mezunuyla ve milletin onlara verdiği destekle dimdik ayakta duruyor.
Rektörlüğe kayyumluk diyorlar, sırtlarını dönüyorlar.
Ve orada kız ve erkek öğrenci yurtları var.
Açılışı yapılacak.
Ülkenin Cumhurbaşkanı ülkenin en iyi üniversitesine gidecek.
Bunlar gelmeden önce çok ileri sıralardaydı, çok kötü yerlere geriledi.
Böyle bir rektörün varlığında ne olacak?
Ve Boğaziçi Üniversitesi'ni akademik sırada yüzlerce sıra geriye düşürenler oraya gidecekler.
E git, yap açılışı.
Bir gece önceden bütün kampüsü boşalttılar.
Sabahın 6'sında yurtları boşalttılar.
Öğrenciye açılış yapacak, öğrenciyi boşaltıyor.
Boğaziçi'nin bütün öğrencilerini, bütün öğretim görevlilerini, bütün çalışanlarını üniversiteye, bırakın üniversitenin yüzlerce metre yakınına sokmadılar.
Karşıdaki dükkanları kapattılar.
Kapıları açtılar.
İstanbul AK Parti ilçe teşkilatlarından doldurdukları kendi üyelerini İstanbul Üniversitesi'ne getirdiler, doldurdular, onlara konuşarak açılış yaptılar.
Sayın Erdoğan, zaten 2020'den beri İstanbul Boğaziçi Üniversitesi işgal altındadır.
Fiilen işgal altındadır, fikren işgal altındadır, akademik olarak işgal altındadır.
Şimdi devletin polisini kullanarak, AK Parti kadın kollarıyla gençlik kollarıyla; utanmadan, sıkılmadan fakülteyi üniversiteyi boşaltıp oraya taşıma kadro götürüp alkış yaptırıyorsun.
Allah hiçbir siyasetçiyi senin durumuna düşürmesin.
Allah hiçbir siyasetçiyi senin durumuna düşürmesin!Detaylar geliyor...