Haber Detayı
CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel'den Akın Gürlek'e "Mal Varlığını Açıkla" Çağrısı: "Hodri Meydan, Süreniz...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanlığı'na atanan Akın Gürlek'e mal varlığını basının karşısında açıklama çağrısında bulunarak, "Açıklamazsa ben hem onları açıklayacağım hem RTÜK’teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları hem Ankara’da, Çayyolu’ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını, oradaki avukatların taşınmazlarını açıklayacağım. Türkiye siyaset tarihinin en izaha muhtaç konusunu, adaletin emanet edildiği Adalet Bakanı’ndan ve onu atayan Erdoğan’dan soruyorum. Hodri meydan, süreniz bir haftadır" ifadesini kullandı.
(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanlığı'na atanan Akın Gürlek'e mal varlığını basının karşısında açıklama çağrısında bulunarak, "Açıklamazsa ben hem onları açıklayacağım hem RTÜK'teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları hem Ankara'da, Çayyolu'ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını, oradaki avukatların taşınmazlarını açıklayacağım.
Türkiye siyaset tarihinin en izaha muhtaç konusunu, adaletin emanet edildiği Adalet Bakanı'ndan ve onu atayan Erdoğan'dan soruyorum.
Hodri meydan, süreniz bir haftadır" ifadesini kullandı.CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:"Ramazan geliyor, davulcular sokağa inecek.
Davulcular mani söyler.
Vallahi şunu söyleseler çok hayra girerler.
Bütün davulculara sesleniyorum.
Vursunlar davula ve desinler ki 'Ey ahali duyduk duymadık demeyin, bu iktidar altın yumurtlayan tavuğu satıyor.
Bu iktidar boğaz köprülerini, otoyolları satıyor.
Bu konuda Avrupa'daki bütün dergiler, ekonomi kanalları yazıyor.
İngiliz'in, Kanadalı'nın ağzı sulanıyor.
Bizimkiler susuyor.
Bu suskunluğa karşı İstanbul İl Başkanlığımız bugün Arnavutköy, Ortaköy arasında yürüyüş yapacak.
Köprünün satılmasını protesto edecek.
İstanbul Valiliği izin vermiyor.
Allah İstanbul Valisinden razı olsun.
İzin verse 100 kişi, bin kişi, 10 bin kişi duyardı.
Allah'ın izniyle bu akşam 10 milyonlar duyacak.
Saat 17.00'de iki köprü arasından yürüyeceğiz. 17.00'de iki boğaz köprüsü ve yedi otoyolun 3 buçuk milyar dolara satılacağını anlatacağız.
Bunların yıllık getirisi 600 milyon dolar.""Tayyip Bey bizim adımız Tatar Ramazan, biz bu oyunu bozarız"Köprüleri 3 buçuk milyara satıyorlar.
Bu parayı hemen alacaklar. 25 yıllık gelirini yabancı şirkete verecekler. 25 yıllık geleceğimizi satıyorlar.
Gideceğini anladı, para lazım seçim için.
Parayı öne çekmek için, bir de para kalmasın geleceğin iktidarına, o parayla verdiğimiz sözleri tutmayalım, tutamayalım diye memlekete yaptığı kötülüğe bak.
Vallahi Ramazan'ın ruhuna yönelik olarak söyleyeyim, Kadir İnanır'dan söyleyeyim: Tayyip Bey bizim adımız Tatar Ramazan, biz bu oyunu bozarız."Üniversiteyi boşaltıp taşıma kadroyla alkış yaptırıyorsun.
Allah hiçbir siyasetçiyi senin durumuna düşürmesin"Bir başka rezalet geçen hafta Boğaziçi'nde yaşandı.
Boğaziçi Üniversitesi'ne 2020'de kayyum atadılar Melih Bulu'yu.
Daha sonra yerine Naci İnci atandı.
Bin 259 gündür akademisyenler Boğaziçi'nde eylem yapıyorlar.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencisiyle, öğretim görevlisiyle, mezunuyla ve milletin onlara verdiği destekle dimdik ayakta duruyor.
Rektörlüğe 'kayyumluk' diyorlar ve sırtlarını dönüyorlar.
Kız ve erkek öğrenci yurtları var, açılışı yapılacak.
Ülkenin Cumhurbaşkanı, ülkenin en iyi üniversitesine gidecek.
Bunlar gelmeden önce çok ileri sıralardaydı, çok kötü yerlere geriledi.
Boğaziçi Üniversitesi'ni akademik sırada yüzlerce sıra geriye düşürenler oraya gidecekler.
Git, yap açılışı.
Bir gece önceden bütün kampüsü boşalttılar.
Sabahın altısında yurtları boşalttılar.
Öğrenciye açılış yapacak, öğrenciyi boşaltıyor.
Boğaziçi'nin bütün öğrencilerini, bütün öğretim görevlilerini, bütün çalışanlarını, üniversiteye, bırakın üniversitenin yüzlerce metre yakınına sokmadılar.
Karşıdaki dükkanları kapattılar.
Kapıları açtılar.
İstanbul AK Parti ilçe teşkilatlarından doldurdukları kendi üyelerini Boğaziçi Üniversitesi'ne getirdiler, doldurdular.
Onlara konuşarak açılış yaptılar.
Sayın Erdoğan, zaten 2020'den beri Boğaziçi Üniversitesi işgal altındadır.
Fiilen işgal altındadır, fikren işgal altındadır, akademik olarak işgal altındadır.
Şimdi devletin polisini kullanarak AK Parti Kadın Kollarıyla, Gençlik Kollarıyla utanmadan, sıkılmadan üniversiteyi boşaltıp oraya taşıma kadro götürüp alkış yaptırıyorsun.
Allah hiçbir siyasetçiyi senin durumuna düşürmesin."Erdoğan Gazze'ye otel, tatilköyü, kumarhane yapılacak işgal planında yer almayı kabul etti"Filistin'de 71 bin kişi katledildi.
Çoğu çocuk ve kadın.
Katilleri Netanyahu.
Netanyahu için Erdoğan, 'Gazze kasabı.
Terör devletinin başı.
Günümüzün Hitler'i.
O katille aynı binada olmam, el sıkışmam' diyor.
Trump, Netanyahu'ya 'Savaş kahramanı.
Sıkı adamım' diyor.
Bir eliyle Netanyahu'nun sırtını sıvazlıyor, bir eliyle Erdoğan'ın.
İki cümle Netanyahu'yu övüyor, iki cümle Erdoğan'ı övüyor.
Bu Trump tuttu, Gazze Barış Planı diye bir plan ortaya attı. 'Gazze Barış Gücü' dedi.
Çağrı yaptı 62 ülkeye.
Bu 62 ülkenin 41'i daveti kabul etmedi, 21'i daveti kabul etti.
Duydum, inanamadım.
Erdoğan kendisi de otel, tatil köyü, kumarhane yapılacak olan bu işgal planında yer almayı kabul ettiğini bildirdi.
Hakan Fidan'ı alt komisyonlara yazdırdı.
Sayın Bahçeli dedi ki 'Gazze için bir yer kurulacaksa kurulsun.
Başında Erdoğan olsun.' Başında Erdoğan olsa, Müslüman ülkelerden kurulsa, Filistin için çalışsa kimse bir şey demez.' Ama Trump başkanlığında, aklı başında hiçbir ülkenin katılmadığı ama Trump'a boyun eğenlerin dizildiği yere bizimki de dizildi. 11 Şubat günü Rubio ile Netanyahu anlaşma imzaladılar. ve o kurulun içine Erdoğan'ın yan koltuğuna Netanyahu da oturdu."Yeni Adalet Bakanı Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarıyordu.
Söyle Hakan Fidan yakalasın, getirsin"Başında Trump'ın olduğu masaya oturduğu yere Netanyahu da oturdu.
Erdoğan diyordu ki 'Gazze kasabı.' Bak Erdoğan, burada o kasap dükkan açıyor.
Sen de oradan alışveriş yaparsın.
Diyordun ki 'Terör devletinin başı.' Baş başa, kol kola yürürsünüz burada.
Erdoğan diyordun ki 'Günümüzün Hitler'i.' Nasıl olacak şimdi?
Orada Filistinlileri katleden Hitler'i birlikte mi alkışlayacaksınız?
Yazıklar olsun size.
Utanma, sıkılma kalmamış.
Bahçeli diyor ki 'Şunu kınıyorum, bunu kınıyorum.' Bunu kınamayan bana hiç konuşmasın. 'Orada Filistinli'ye yer yok, onları süpüreceğim, oraya bunu yapacağım' diyor.
Buranın yönetimine Erdoğan, Netanyahu ile birlikte giriyor.
Bu Filistin işgal idaresi.
Anadolu işgal edildiğinde işgal idaresi vardı.
Yüksek Komiserler Kurulu vardı.
İçinde işgalcilerin birer temsilcisi; Fransızı, İtalyanı, Yunanı...
Buna karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Heyet-i Temsiliye'yi kurdu.
Şimdi bu işgal planına karşı Heyet-i Temsiliye'yi kurmak yerine, Yüksek Komiserler Kurulunun arasına katılan Erdoğan'a yazıklar olsun.
Bunun yeni Adalet Bakanı, Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarıyordu.
Şimdi aynı masada oturacaklar.
Söyle Hakan Fidan yakalasın, getirsin.
Söyle, Netanyahu'yu Erdoğan yakalasın, getirsin.
Birlikte Gazze'yi işgal planına imza atanlar, bir de tutmuşlar İsrail Parlamentosu Batı Şeria'daki toprakları, İsrail devlet mülkü kabul eden tasarıyı bir kez daha kabul etmiş, dönüp dolaşıp yapar bunlar.
Bunlar da kınıyor.
Ne kınıyorsun?
Filistin dediğin iki parçadan oluşuyor.
Bir parçasını Trump ile Netanyahu'ya peşkeş çekiyorsun, öbür tarafta Netanyahu böyle demiş, 'Biz bunları kınıyoruz.' Filistin'deki 71 bin kişinin kanı Netanyahu'nun elindedir.
Onun elini sıkan o katliamının ortağıdır."Erdoğan'a teşekkür ediyorum bu atama için"19 Mart darbesinin üzerinden 335 gün geçti.
Buradan Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyorum Adalet Bakanı ataması için.
Çünkü bir kişi önce en tartışmalı davaların hakimi...
Örneğin Sırrı Süreyya Önder, hani vefatında Sayın Bahçeli'nin resmini sevdiği, AK Partililerin güzel şeyler söylediği, hepimizin katıldığı, uğurladığımız, bu Meclis'in en esprili, en insancıl insanı.
Allah rahmet eylesin.
Sırrı Süreyya Önder geçen sefer Nevruz'da bir tane mektup okumuş.
Mektubu MİT getirmiş, bunlara vermiş, sahnede okutmuş.
Sırrı Süreyya Önder'in bu mektup okumasına, 'terör örgütü propagandası' dediler, Sırrı Süreyya'yı içeri atmaya çalıştılar.
Sırrı Süreyya kendi bana anlattı rahmetli ama herkese de anlatmış. 'Gittim kürsüye.
Kürsüde Akın Gürlek var.
Yanaştım kürsüye, dedim ki 'Bana iki katı ceza ver, bu maddeden verme.' 'Niye' demiş. 'Bunu yaparsan bir daha Nevruz'da bu devlet mektup okutacak bir barış elçisi bulamaz.' Bana böyle baktı, gözünü kaçırdı.
O maddeden cezayı yapıştırdı' diyor.
O ceza, Anayasa Mahkemesi'ne gitti.
Hepsi AK Parti döneminde atanmış AYM yargıçlarının, hakimlerinin 15'inin oyuyla hak ihlali kararı verildi.
Yani dendi ki 'Akın Gürlek hak yemiştir, haksızlık etmiştir.' Bunun gibi dünya kadar hak ihlali maddesi bunun döneminde oldu.
Birinci sınıf hakimliğe ayrılmakta baş şart, hak ihlali yaptığın AYM'ce tespit edilmeyecek, ülke AİHM'den ceza almayacak.
Yani verdiğin karar bozulmayacak.
Bunu önce bakan yardımcısı, sonra gitti İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı.
Orada başta Ekrem Başkanımıza, bütün arkadaşlarımıza dünya kadar iftiralar.
İddianame bir çıktı, altında kaldılar.
İddianamenin arkasında duramıyorlar. 'Canlı yayın olsun' diyenler canlı yayından vazcaydılar."Akın Gürlek hiçbir zaman başsavcı olmadı, hepsi siyasiydi, bugün de siyasidir"Ben diyordum ki 'Bu tarafsız değildir.' Onlar diyordu ki 'Tarafsızdır.' Ben diyordum ki 'Bu kararlar siyasidir.' Onlar diyordu, 'Hukukidir.' 23.59 İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, altında Erdoğan'ın imzası, 00.00'da AK Parti'nin Adalet Bakanı.
Ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında, 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğiz.
Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyorum…' Ben çok söyledim, çok anlattım, toplumun yüzde 60'ını ikna edebildim.
Kalan yüzde 40'ı sana inandı diye mahcup ettin.
Bunu imzanla tescil ettin.
Akın Gürlek hiçbir zaman başsavcı olmadı, hepsi siyasiydi, bugün de siyasidir. "Akın Gürlek'i 12 taşınmazını nasıl aldığını açıklamaya davet ediyorum" Böyle görev değişiklikleri olduğunda hepimizin tabi olduğu bir görev var, mal varlığı bildirilecek.
Akın Bey'in mal varlığını bildirmesini bekliyorum.
Bende var. 16 taşınmazdan telaşla 12'ye düştüler.
Teker teker burada.
Akın Bey'i basının karşısında mal varlığını açıklamaya davet ediyorum.
Eğer açıklamazsa ben ada ada, pafta pafta, site site, daire daire… Akın Bey'in taşınmaz 12 mal varlığını açıklamasını, hangi maaşıyla, eşinin hangi maaşıyla o taşınmazları, eşinin taşınmazlarını açıklamasını bekliyorum.
Akın Bey bunları açıklarsa ve tane tane, 'Ben şurada 118 milyona İstanbul'da satılan evi aldım ve şu maaşlarımı biriktirerek aldım' diye izah edecek.
Hakim Bey onları açıklamazsa ben hem onları açıklayacağım hem RTÜK'teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları hem Ankara'da, Çayyolu'ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını, oradaki avukatların taşınmazlarını açıklayacağım.
Türkiye siyaset tarihinin en izaha muhtaç konusunu, adaletin emanet edildiği Adalet Bakanı'ndan ve onu atayan Erdoğan'dan soruyorum.
Hodri meydan, süreniz bir haftadır."Kendinizi benim yerime koyun Bahçeli"Sayın Bahçeli şu hususu sormuş bana.
Benim şahsıma söylese susacağım da içerideki arkadaşlarımız hakkında öyle şeyler yazmış, diyor ki 'CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?
Özellikle yeni atanan Adalet Bakanı ile ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım' deyip İstanbul'daki arkadaşlarımıza bir sürü Akın Gürlek iftirasının başuçlarını yazmış.
Sayın Bahçeli, Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığın kaynağını şöyle izah edeyim: Birkaç yıl ileri gidelim.
Allah nasip etti, hepimize sağlık verdi seçimlere kavuştuk ve CHP iktidarını kurduk.
İstanbul'a bir cumhuriyet başsavcısı atanacak.
Diyorsunuz ya 'Rahatsızlığınızın kaynağı nedir?' Bir an için düşünün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na Ali Mahir Başarır'ı atıyoruz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı anlı şanlı, adı sanı bilinen, Türkiye'de CHP denince grup başkanvekili olarak bilinen CHP'nin bir evladını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atadım.
Göreve gitti.
Gittiği gün o kadar televizyon dururken gitti, Halk TV'yi ziyaret etti, Sözcü TV'yi ziyaret etti, başka hiçbir televizyona, gazeteye gitmedi.
Oturdu, göreve başladı.
Göreve başladıktan sonra sabahın erken saatinde, Silivri Belediye Başkanı'nı 06.00'da aldı, götürdü.
İki kolunda, iki jandarma, ona 'Terörist' dedi.
Ondan sonra Ülkü Ocaklarına geldi, seçimini iptal etti. 5 bin polisle birlikte Ülkü Ocakları'na girdi, dağıttı.
İstanbul İl Başkanlığınızı işgal etti.
Sonra Ali Mahir Başarır İstanbul'da görevli olduğu halde Aliağa Belediye Başkanınızı evinden aldırdı, İstanbul'a getirdi.
Tokat Belediyenize operasyon çekti.
Döndü, bir önceki dönem Kütahya Belediye Başkanınızı getirdi.
Osmaniye'de belediye başkanınızı aldı ayrıca Adana'daki üç dönem önceki belediye başkanınızı da kendinden öncekinin yaptığı işlerden aldı.
Her gün partinizin bir evladını jandarma iki eline girmiş şekilde, sıraya dizerek ve kameralardan çekerek televizyonlardan alaycı yayınlar yaptırılıyor.
Öyle şeyler söylüyorlar ki 'Devlet Bey kongreyi kazanamayacaktı, MHP'nin delegeleri iradelerini tek tek sattı.
Hepsinin kaydı var.
Bin 200 tane cep telefonunu Devlet Bey'e rakip çıkmasın diye gençlik kolları dağıttı.
Devlet Bey'in veya en sevdiklerinin evlerinin kasasından paralar fışkırdı, görüntüsü var.' Dünya kadar iftira, hakaret.
Dönüyorlar, partinizin siyasetçilerinin aile düzenini bozmak için çocuğuna saldırdı, çoluğuna saldırdı.
Ali Mahir Başarır vurdukça vuruyor.
Sonra da bu yaptıklarını ispatlayacak diye beklerken sen, bir iddianame çıkarıyor.
Ne cep telefonu var ne para var ne kayıt var.
Yalancı şahit var.
Ülkü Ocakları'ndan korkutarak 'Bunu söylemezsen çocuğunu 30 yıl göremezsin' deyince imza atan, ama kanıt koyamayan, bir tek kanıtla desteklenmeyen iftiralar var.
O Ali Mahir Başarır orada çırpıyor, yapıyor, ediyor.
Sonra da biz onu alıp Adalet Bakanı diye getiriyoruz.
Sayın Bahçeli o sırada siz kalkıp Ali Mahir Başarır yemin ederken ya da yeminden sonra gidip 'Beyefendi hayırlı uğurlu olsun.
Çok kutsal bir göreve geldiniz, çok önemli işler yaptınız' mı diyeceksin?
Diyorsun ya 'Sizin tepkinizin sebebi nedir?' Bir benim yerime koyun bakalım kendinizi Sayın Bahçeli.
MHP'nin değerli seçmenleri, AK Partililer; andolsun ki iktidar olacağız ama aşk olsun ki Ali Mahir'e asla ne Adalet Bakanlığında ne de İstanbul Başsavcılığında zulmetsin diye görev vermeyeceğiz."Millet sizi gönderiyor, bu gidişi hızlandıracağız.
Ama sen bu gelişi durduramayacaksın Erdoğan"Bizim adalet anlayışımız o gözleri kapalı, elinde terazi, hak yemek yerine kör olmayı tercih edecek bir anlayıştır.
Buradan bütün AK Partililere söylüyorum: Elinizi vicdanınıza koyun.
Bütün MHP'lilere söylüyorum.
Hep AK Partili olmuş bir bakan yardımcısını, İstanbul'a yollayıp bu kadar zulmü yapıp geri getirip bakan yapacaksınız, bu arada adam Türkiye'nin en büyük servetini yapacak.
Kayıtlısının izahı yok, kayıtsızının ucu sınırı yok.
Hepsini biliyoruz, çıkaracağız.
Buradan söylüyorum Sayın Erdoğan: Diyorsun ya 'Bu gidişi durduramayacaksın Özgür.' Vallahi sizin gidişinizi ne durdurabilirim ne durdururum.
Millet sizi gönderiyor, bu gidişi sürdüreceğiz ve hızlandıracağız.
Ama buradan Sayın Erdoğan'a sesleniyorum: Bu gelişi durduramayacaksın Erdoğan.
Halkın partisi gelecek, milletin yüzü gülecek.
Bu ahlaksızlar da bunların hesabını verecek." (SON)